Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2004/7832 E. 2005/4738 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2004/7832
- Karar No
- 2005/4738
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/966 KARAR NO: 2024/1868 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/02/2022 NUMARASI: 2015/299 Esas- 2022/58 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/11/2024 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, alkollü içki üretimi yapan, gerek kendi sektöründe gerekse ülke çapındaki genel işletmeler içinde Türkiye'nin lokomotif şirketlerinden bir firma olduğunu, üretimini yapmakta olduğu ürünlerin hammaddesini oluşturan üzümün üreticiden fabrikaya getirilmesini sağlayan taşıma işlerinin yapılması için davalı şirket ile 01/07/2014 tarihinde bir sözleşme imzaladığını ve söz konusu sözleşme hükümlerince üzümlerin taşıma işlerinin davalı şirkete ait araçlar ile yapılmasının planlandığını, söz konusu taşıma işlemlerine ilişkin ücretler ve hangi lokasyonlar arasında taşıma işlemi yapılacağının taşıma sözleşmesinde lokasyon ve miktar olarak belirlendiğini, söz konusu taşımaların bu fiyatlar dâhilinde davalı yan tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, ayrıca taşıma işlemlerinin hangi tarihler arasında yapılacağının da söz konusu sözleşmede kararlaştırıldığını, davalı firmanın yapmış olduğu taşımaların, müvekkili şirket tarafından incelendiğinde bazı seferlerin yapılmadığını ve yapılmayan işlerin faturalandırılarak müvekkili şirketten tahsil edilmeye çalışıldığının anlaşıldığını ve bunlara ilişkin 04/12/2014 tarihinde tutanak tutularak inceleme başlatıldığını, davalının müvekkili şirketin üzüm alımı yaptığı bölgelerde üreticilere boş kasa dağıtımı yaptığına ilişkin faturalar düzenlediğini, ancak boş kasa alımının üreticilerin kendisi veyahut o bölgede üzüm komisyonculuğu yapan tüccarlar tarafından yapılmakta olduğunu, davalı şirketin görevinin boş kasa dağıtımı yapmak değil, söz konusu bölgede bulunan ürünleri Şarköy fabrikasına ulaştırmak olduğunu, bu konuda sözleşmede herhangi bir hüküm bulunmadığını, davalı firmadan İzmir Bölgesi için sadece Menderes için yükleme (hamaliye) yapması istenilmiş olmasına rağmen, İzmir bölgesinde yer alan üzüm merkezlerinin hepsinden yükleme yapılmış gibi fatura keserek müvekkili şirketten fazla tahsilât yapıldığını, durumun yapılan araştırma sonucunda tespit edilerek tutanak altına alındığını, sözleşmede hangi lokasyonlar arasında taşıma işlemi yapılacağı ve ne kadar ücret ödeneceği hususunda anlaşmaya varılmış olmasına ve bunların dışına çıkıldığını, sözleşmeye göre davalı firmanın geç gelen araçları için 3 saat tolerans payı konularak hesaplama yapıldığını ve tek şoför kullanılması halinde cezai şarta hükmedilmesi hususunda anlaşılmasına rağmen firmanın bunlara uymadığının tespit edildiğini, bu aykırılıklar nedeniyle müvekkili şirket lehine cezai şartın ortaya çıktığını, davalının taşıma işlemini yaptığı sırada müvekkili şirketten 11.015 adet boş kasa aldığını ve bu kasaların üzerine zimmet olarak kaydedildiğini, 01/12/2014 günü 1.360 adet kasanın müvekkili şirkete teslim edilmesine rağmen, 9.655 adet kasadan 6.160 tanesinin ihtarnameden sonra teslim edildiğini, kalan 3.495 kasanın hala müvekkili şirkete teslim edilmediğini, buna istinaden taşıma işini yapan başkaca firmalara kasa başına 10 TL cezai şart uygulandığı düşünüldüğünde, davalının da teslim etmediği boş kasalar için cezai şart ödemesi gerektiğini, müvekkilinin söz konusu aksaklıklardan faturalar teslim edildikten sonra ve sözleşmede kararlaştırlan ödeme tarihinde yaptığı araştırma sonucu haberdar olduğunu, 04/12/2014 tarihinde durumdan haberdar olur olmaz hemen söz konusu durumu tutanak altına aldığını ve Karşıyaka ... Noterliği'nin 09/12/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile durumu davalı yana bildirdiğini, davalının söz konusu ihtarnameye ilişkin herhangi bir cevap vermekten kaçınarak ödenmeyen faturalara istinaden 23/12/2014 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhinde icra takibi başlattığını, bahsedilen hususlara ilişkin bilgi ve belgeleri toplamaya başladığını, yapılan araştırmaların uzun sürmesi ihtimaline binaen ortaya çıkabilecek haciz ve sair işlemleri önlemek amacıyla yasal ödeme süresi içerisinde 02/01/2015 tarihinde icra dosyasına ödeme yaptığını, müvekkili şirketin 04/12/2014 tarihinde tutulan tutanak mucibince yapılan araştırmaları sonucunda davalı yanın kesmiş olduğu faturaların gerçeği yansıtmadığı kanısına vararak iş bu davayı açma zorunluluğunun hâsıl olduğunu, Borçlar Kanunu ve diğer mevzuata göre davalının hakkı olmadığı halde, olmayan sevkiyatların varlığından bahisle farazi faturalar düzenlediğini ve söz konusu faturaları müvekkili şirketten tahsil ettiğini, söz konusu fatura içeriklerinde yazılı olan sevkiyatların farazi ve sözleşme dışı olduklarının fabrika giriş çıkışları ile sözleşme gereğince sabit olduğunu, bu sebeple ortada haksız elde edilen bir kazanç ve müvekkilinden yapılan fazla tahsilâtın oluştuğunu, davalının taşıma işlerini sözleşmede belirtilen esaslara göre yapmadığını, zira yapılan incelemeler neticesinde meydana gelen aksaklıkların gün yüzüne çıkarıldığını ve araçların geç geldiği, iki şoför yerine tek şoför çalıştırılan araçların tespit edildiğini, söz konusu tespitlerin fabrika giriş çıkış çizelgelerinden anlaşılmakta olduğunu, bunlara ilişkin olarak hesaplanan cezai şart tutarının Karşıyaka ... Noterliği'nin 09/12/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi davalı yana bildirildiğini, tek şoför kullanımından kaynaklanan ceza tutarının 37.500,00 TL + KDV olduğunu, söz konusu cezai şart tutarının sözleşmenin “işin genel şartları" başlıklı bölümünün 26. maddesinde belirtilen yükümlülüğe aykırı davranması neticesinde sözleşmenin "cezai şartlar " başlıklı bölümünde yer alanı 1. maddesi hükmüne göre hesaplandığını, davalının taşıması gerek ürünleri de sözleşmede lokasyonlar arasında belirlenen zaman dilimini aşarak geç teslim ettiğinin de tespit edildiğini, söz konusu geç teslimlere ilişkin sözleşmenin "işin özel şartları" başlıklı bölümünün 5. maddesinde kararlaştırılan cezai şart hükümlerine göre hesaplanan miktar olan 5.238,35 TL + KDV tutarındaki bedelin Karşıyaka ... Noterliği'nin 09/12/2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı yana bildirildiğini, davalı tarafından kesilen hatalı ve fazla bedel içeren faturaların da tespit edildiğini, bu faturalara istinaden iade edilmesi gereken toplam 29.700,00 TL + KDV bedelin de Karşıyaka ... Noterliği'nin 09/12/2014 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin 5. bendinde davalı yana bildirildiğini, sözleşmenin imzalanması ile birlikte müvekkili şirketin üzümlerin taşınması için toplam 11.015 adet kasayı davalı yana teslim ettiğini ve taşıma işlemlerinin bu kasalar ile yapıldığını, taşıma işleminin bitmesinin ardından ise söz konusu kasaların tesliminin talep edildiğini ve kasaların 7.466 adedinin teslim edilmesine rağmen 3.549 adedin teslim edilmediğini, kasa bedellerine ilişkin olarak mevcut ve yaygın uygulamanın her kasa başına 10 TL + KDV ceza bedeli uygulanması olduğunu belirterek öncelikle farazi faturalara dayalı olarak fazla tahsil edilen 389.920,00-TL + KDV toplam 480.105,60-TL'nin, sözleşme hükümlerine göre geç gelen araçlar ve işin gereği gibi yapılamamasına ilişkin hesaplanan 42.708,35-TL + KDV toplam 50.385,80-TL cezai şartın, hatalı olarak fazla kesilen faturalara ilişkin olarak iade edilmesi gereken 29.700,00-TL + KDV toplam 35.046,00-TL'nin, ihtar ve şifahi taleplere rağmen teslim edilmeyen 3.549 adet kasa için her bir kasa başına 10,00-TL + KDV olmak üzere, 35.490,00-TL + KDV toplam 41.878,20-TL'nin, genel toplamda 587.425,60-TL'nin tespiti ve davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 01/07/2014 tarihli Yaş Üzüm Nakliye Sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme gereği müvekkili şirketin, davacı şirketin göstereceği fabrika ve bölgelerden yaş üzümün, müvekkili şirkete ait veya kiraladığı araçlarla sözleşme kapsamında davacı yanın göstereceği fabrika veya adreslere teslim işini yüklendiğini, sözleşmenin başlangıç tarihinin 01/07/2014, bitim tarihinin ise 31/12/2014 olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme gereği üzerine almış olduğu işi sözleşme hükümleri çerçevesinde ve davacı şirketin talimatları doğrultusunda eksiksiz olarak yerine getirmiş olmasına rağmen davacı şirketten olan alacağını tüm görüşmelere rağmen tahsil edemediğini, müvekkili şirketin alacağını tahsil amacıyla İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine başladığını, davacı şirketin henüz takip kesinleşmeden, yasal ödeme süresi içerisinde müvekkili şirkete olan borcunu icra dosyasına yapmış olduğu ödeme ile yerine getirdiğini, davacı şirketin kötü niyetli olarak 09/03/2015 tarihinde, icra takibi üzerine müvekkili şirkete yapmış olduğu ödemenin bir kısmının istirdadı için söz konusu davayı açtığını, dava dilekçesindeki hususların tamamıyla gerçek dışı, fiili ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmenin 6.maddesinin İşin Bedeli ve Ödeme Koşulları Başlıklı (a) bendinin son paragrafında “...'in talep etmesi durumunda, göstereceği bağlara kamyondaki boş kasaların indirilmesi (dağıtımı) ve üzüm dolu kasaların kamyonlara yüklenmesi işinin bedeli KDV hariç 500- TL/Kamyondur.” hükmünün yer aldığını, bu hükümden de açıkça anlaşılacağı üzere, taraflar arasında boş kasa dağıtımı hususunda da anlaşmanın sağlandığını ve davacı şirketin talimatları doğrultusunda, göstermiş oldukları bölge ve fabrikalarda müvekkili şirketçe boş kasa dağıtımı işinin de yapıldığını, müvekkili şirketin, davacı şirketin emir ve talimatları doğrultusunda diğer bölgelerde de nakliye ve hamaliye işlerini yerine getirip, davacı şirkete faturalandırdığını, davacı şirketin de bu faturaları ve yapılan işleri kontrol edip müvekkili şirkete ödeme yaptığının sabit olması karşısında, davacı yanın sözleşmeye rağmen kötü niyetli olarak dava açtığını, Şarköy-İzmir arası boş kasa nakliyesi ile ilgili olarak davacı şirketin Şarköy Fabrika yetkilisi olan ...'nın müvekkili şirketin mail adresine 16/08/2014 tarihinde göndermiş olduğu mailde “ Denizli Üzüm alımlarında kullanılmak üzere İzmir'de bulunan deponuza 10.000 adet kasa sevk etmek istiyoruz. Araçlarınızın pazartesi günü Şarköy'de olmasını rica ederiz." şeklinde talebi söz konusu olup, davacı şirketin iddiasının aksine bu bölge ile ilgili de boş kasa nakliyesinin müvekkili şirketçe yapıldığını, yine sözleşmede bu yönde hüküm bulunmadığı yönündeki iddianın gerçeği yansıtmadığını, davacı şirket yetkililerinin göndermiş olduğu maillerle de durumun sabit olduğunu, müvekkili şirketin geç gelen araçları için 3 saat tolerans konularak hesaplama yapıldığını ve tek şoför kullanılması halinde cezai şarta hükmedilmesi hususunda anlaşma bulunduğunu, müvekkili şirketin bu hususa riayet etmediğinin iddia edildiğini, oysaki müvekkili şirketçe gönderilen mailler ile bu hususta gerekli açıklama ve cevabın verildiğini, ayrıca sözleşmede, tek şoför kullanıldığının ve işin tesliminde gecikme olduğunun kabulü anlamına gelmemekle birlikte, işin geç teslimi ya da tek şoför kullanılması halinde cezai şart uygulanacağına dair bir hükmün de bulunmadığını, nitekim sözleşmenin cezai şartlar bölümünün 1. maddesinde ",..işin gereği gibi ve zamanında yapılamaması nedeniyle teslimat yapılamayan veya eksik yapılan teslimatlar için beher gün için 2.500,00-TL gecikme cezasını ...'e ödemeyi kabul eder. Söz konusu tutar FİRMA'nın ... nezdindeki Cari Hesabından kesilir...” hükmünün yer aldığını, söz konusu maddeden de anlaşılacağı üzere cezai şartın uygulanması koşulunun teslimatın yapılamaması veya eksik teslimat yapılması hali olduğunu, kaldı ki, müvekkilinin tüm seferlerinde çift şoför kullandığı gibi sözleşme gereği teslimatı da zamanında yaptığını, davacı şirketin iddia ettiği gibi bir hususun söz konusu olması halinde, davacı şirketin durumu, faturalandırmak suretiyle müvekkilinin cari hesabından söz konusu kesintiyi yapıp, müvekkiline ödemeyi bu şekilde yerine getireceğini, oysaki, ödemelerde böyle bir kesintinin yapılmadığını, bunun da taraflar arasındaki sözleşmenin ifası sırasında davacı yanın iddia ettiği gibi bir durumun söz konusu olmadığını, müvekkili şirketçe taşıma işleminin yapıldığı sırada kendilerinden toplamda 11.015 adet boş kasanın alındığını ve müvekkili şirket üzerine zimmet olarak kaydedildiğini, müvekkili şirket yedinde bulunan kasalardan 1.380 adedinin 01/12/2014 tarihinde, geri kalan 9.655 adet kasadan 6.160 adedinin ihtamameden sonra teslim edildiğini, kalan 3.495 kasanın halen müvekkili şirket yedinde bulunduğunu, buna istinaden taşıma işini yapan başkaca firmalara kasa başına 10,00-TL cezai şart uygulandığını ve müvekkili şirketin de teslim etmediği boş kasalar için adet başı 10,00-TL hesabıyla cezai şart ödemesi gerektiğinin iddia edildiğini, müvekkili şirketçe davacı şirkete teslim edilen toplam kasa miktarına iliskin belgeler ve teslim tutanaklarının dilekçe ekinde sunulduğunu, bu boş kasa teslim tutanaklarına göre müvekkili şirket adına yükleme işi yapan ... tarafından davacı şirketin Ziraat Mühendisi çalışanı olan ...'e 7.300 adet boş kasa tesliminin, 05/12/2014 tarihinde ... Plakalı TIR ile 1.4986 adet boş kasanın ... tarafından, davacı şirketin Ziraat Mühendisi ...'e boş kasa tesliminin, 08/12/2014 tarihinde ... Plakalı tıra 1.628 adet, ... Plakalı tıra 1.632 adet boş kasanın müvekkili şirket çalışanı ... tarafından davacı şirket ziraat mühendisi ...'e boş kasa teslimi yapılmak suretiyle toplamda 12.056 adet boş kasa teslimatının yapıldığını, bu nedenle davacı şirketin hiçbir boş kasa alacağının kalmadığını, boş kasa teslimatlarının bazılarının müvekkili şirket tarafından, bazılarının ise firmanın temin ettiği araçlar vasıtasıyla yapıldığını, bir an için, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili şirketin davacı şirkete teslim etmesi gereken boş kasaların olduğu düşünülse dahi, sözleşmede bu boş kasalar yönünden cezai şart uygulanacağına dair bir hükmün yer almadığını, kaldı ki, davacı yanın diğer sözleşme yaptığı firmalar yönünden kasa başı 10,00-TL cezai şart uyguladığı yönündeki uygulamanın bu sözleşmelerin tarafı olmayan müvekkili şirket yönünden de uygulanmasını düşünmenin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin faturalama esnasında İzmir-Denizli arası yapılan taşımaların bedelini olağanın dışında belirlediği ve bu bedelin kendileri tarafından kabul edilmediğinin iddia edildiğini, 01/07/2014 tarihli sözleşmenin devamı sırasında, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği üzere Denizli-İzmir arası taşıma işi için de mutabakat sağlandığını, bu işin bedeli konusunda taraflar arasında gerek toplantı yapılmak suretiyle ve gerekse mailler göndermek suretiyle görüşmelerin yapıldığını ve işin bedelinin bu şekilde tespit ve tayin edildiğini, işin bu fiyata göre müvekkili şirketçe yapıldığını, işin yapılmasından sonra da bu işle ilgili faturanın tanzim edilerek davacı şirkete gönderildiğini, davacı şirketin de söz konusu faturadaki birim fiyat ve işin bedeli yönünden her hangi bir itirazının olmadığını, ödemelerin de faturalardaki bu miktarlar üzerinden yapıldığının açıkça sabit olduğunu, gerek toplantı yapmak suretiyle ve gerekse mail yazışmaları ile işin bedeli üzerinde mutabakat sağlandıktan sonra ve hatta bu işe ilişkin faturanın şirketçe tanzim edilip davacı şirkete gönderildikten sonra süresi içerisinde bedel yönünden hiçbir itiraza uğramamış ve ödemesi yapılmış olması karşısında bu aşamada bedelin fahiş olduğunu ileri sürmenin, açıkça davacı yanın kötü niyetli olduğunu gösterdiği gibi, basiretli bir tacirden beklenecek bir davranış da olmadığını, kaldı ki, davacı taraf ile yapılan sözleşme çerçevesinde, müvekkilince davacı şirkete gönderilen faturaların hiç birisinin hiçbir itiraza konu edilmediğini, davacı şirkete en son düzenlenen faturanın 30/09/2014 tarihi olduğunu, işin bitiminden çok sonra, 09/12/2014 tarihinde müvekkili şirket aleyhine ihtarname keşide etmek suretiyle, işlerin yapılmadığı ya da eksik yapıldığı yönünde iddiada bulunulması ve sonrasında iş bu davanın açılmasının davacı şirketin kötü niyetli olduğunu açıkça gösterdiğini, diğer taraftan davacı şirketin, her ne kadar sözleşmeye aykırılık sebebiyle müvekkili şirket aleyhine Karşıyaka ...Noterliği'nin 09/12/2014 tarih, ... yevmiye no.lu ihtamamesini keşide ederek bir kısım işlerin yapılmadığını, eksik yapıldığını, eksik yapılan işler yönünden cezai şart uygulamasının yapılması gerektiğini belirterek, müvekkilinin alacağındarı indirilmesi gereken bedelin toplamda 462.328,35-TL olduğunu beyan etmiş ise de, bu ihtamameyi keşide ettikten sonra, müvekkili şirkete 18/01/2015 tarihli hesap mutabakat formunu faks ile gönderdiğini, gönderilen bu hesap mutabakat formunda davacı şirketin kendi kayıtlarında müvekkili şirketin 31/12/2014 tarihi itibariyle alacağının 1.234.845,00-TL olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, ayrıca, iş bu davada, müvekkili şirketin kendileri aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibini başlatması üzerine yasal ödeme süresi içerisinde, takip kesinleşmeden, tüm dosya borcunu, haciz tehdidi altında olmaları ve kendileri aleyhine haciz işlemlerinin uygulanmaması için icra dosyasına ödediğini, iş bu dava ile de icra dosyası üzerinden müvekkili şirkete yapılan ödemelerin bir kısmı yönünden istirdadını talep edildiğinin anlaşıldığını, dolayısı ile davacı yanın açmış olduğu iş bu davanın istirdat davası olduğunu, istirdat davasının açılma koşullarından birinin de icra takibinin kesinleşmesinden sonra ödemenin yapılması olduğunu, nitekim haciz tehdidinin ancak icra takibi kesinleştikten sonra söz konusu olabildiğini, takip kesinleşmeden önce icra takibine itiraz ile takibin durdurulması imkânı mevcut iken, arz edilen sebeple de davacı yanın açmış olduğu istirdat davasının koşulları da oluşmadığından davanın bu yönden de reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki işin ticari iş olup, yapılan sözleşme kapsamında müvekkili şirket tarafından gönderilen faturalara 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz dahi edilmediğini, bu nedenle münderacatı açısından kesinleşmiş iş bu faturalar yönünden aksinin ispatının ancak yazılı delille mümkün olabileceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 03/02/2022 tarih 2015/299 Esas - 2022/58 Karar sayılı kararında; "Dava, taraflar arasındaki "Yaş Üzüm Nakliyesi Sözleşmesi" kapsamında davalının usulsüz işlemler ve faturalarla davacıdan fazla tahsilat yaptığı iddiasına dayalı iade-alacak talebine ilişkin bulunmaktadır. Mahkememizce, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası, taraflar arasında düzenlenen 01/07/2014 tarihli "Yaş Üzüm Nakliyesi Sözleşmesi" ve ekleri, yapılan işlere ilişkin düzenlenen fatura ve irsaliyeler, tutulan tutanaklar, tarafların birbirine gönderdikleri ihtarnameler dosya arasına alınmış, davalı tarafın ticari defterleri üzerinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/84 Tal. Sayılı dosyası kapsamında 22/11/2016 tarihli rapor temin edilmiş, davacıya ait Şarköy'deki fabrikada inceleme yaptırılmak suretiyle Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/67 Tal. Sayılı dosyası kapsamında 20/12/2013 tarihli rapor temin edilmiş, yine dosyamız kapsamında bilirkişi heyetinden 09/09/2019 tarihli rapor, 04/06/2020, 18/03/2021 ve 05/01/2022 tarihli ek raporlar temin edilmiştir. Mahkememizce tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirilmiştir. Buna göre; taraflar arasında düzenlenen 01/07/2014 tarihli "Yaş Üzüm Nakliyesi Sözleşmesi" düzenlendiği, söz konusu sözleşme ile yapılacak nakliye işinin hangi şartlar altında yerine getirileceğinin, tarafların hak ve ödevlerinin belirlendiği, temin edilen tüm raporlar dikkate alındığında davalı şirketin sözleşme gereğince üstlenmiş olduğu nakliye işini sözleşme şartlarına uygun olarak yerine getirdiği, ürünlerin fiili taşımalarında taşıyıcıdan kaynaklı herhangi bir ziya ve hasarın söz konusu olmadığı, taraflar arasında cari hesap bakiyesi ile ilgili bir ihtilafın bulunmadığı, 16/01/2015 tarihli "Hesap Mutabakat Formu Örneği"ne göre taraf şirketlerin 31/12/2014 tarihi itibariyle borç/alacak bakiyesinde mutabık oldukları, davalı yanın davacının Şarköy fabrikasındaki yetkilisi ...'e toplam 12.056 adet boş üzüm kasasını 05/12/2014-08/12/2014 tarihleri arasında teslim ettiği, davalı şirket tarafından İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibi üzerine davacı tarafça tüm dosya borcunun 05/01/2015 tarihi itibariyle ödenmek suretiyle dosyanın kapatıldığı, taşıma sözleşmesi ve taraflar arasındaki ticari ilişki süresinde davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların davacı defterlerine kaydedildiği, söz konusu faturalar incelendiğinde tüm faturaların yapılan işin tam olarak nitelendirilmek suretiyle düzenlendiği, davacı tarafından 6102 Sayılı TTK'nun 21/2. maddesinde belirtilen süre içinde faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 6. maddesinde boş kasalara ilişkin hükümler bulunmakta ise de, boş kasalara ilişkin olarak herhangi bir cezai şart düzenlemesinin bulunmadığı, davacı tarafından puantaj kayıtlarının dosyaya sunulmadığı, davalının hangi işlem ve eylemi nedeniyle hangi miktarda bir zarar veya alacak doğduğuna ilişkin herhangi bir delilin dosyaya sunulmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafça, davalının taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı nitelikte işlem ve eylemleri nedeniyle istirdat ve alacak talebiyle dava açılmışsa da, davacı tarafça, açıkça hangi fatura ve işlemler nedeniyle ne kadar alacağı olduğunun somutlaştırılamadığı, puantaj kayıtlarının dosyaya sunulamadığı, kaldı ki, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi sonunda mutabakat metni düzenlenmiş olduğu, davacının, davalı tarafından gönderilen faturaları herhangi bir ihtirazi kayıt koymadan defterlerine kayıt ederek ödeme yaptığı, TTK 21/2. Maddesinde öngörülen sürelerde herhangi bir itirazda bulunmadığı anlaşılmakla, davacının dosyaya sunduğu deliller kapsamında açmış olduğu davasını ispat edemediği sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. "gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafından açılan davanın REDDİNE,3-Davalı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihi AAÜT gereğince belirlenen 46.421,28-TL vekâlet ücretinin, davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemenin gerekçesine bakılacak olursa hüküm ve gerekçe arasında çelişki mevcut olduğunu, hükme hangi nesnel verilerle ne şekilde varıldığının gerekçeli kararda yer almadığını, mahkeme kararında yalnızca bilirkişi raporuna atıf yapılmakla yetinildiğini, bu suretle müvekkilinin gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini, usulüne uygun bir gerekçeli karardan söz edilebilmesi için her iki tarafın belge ve her türlü delili gerekçeli kararda tartışılmalı ve bir sonuca varılması gerektiğini, huzurdaki davada ise gerekçeli kararda taraflarının delillerinin hiçbir şekilde irdelenmediği gibi kararda herhangi bir gerekçe de sunulmadığını, Müvekkili şirketin; üretimini yapmakta olduğu ürünlerin hammaddesini oluşturan üzümün üreticiden fabrikaya getirilmesini sağlayan taşıma işlerinin yapılması için davalı şirket ile 01.07.2014 tarihinde bir sözleşme imzaladığını ve söz konusu sözleşme hükümlerince üzümlerin taşıma işlerini davalı şirkete ait araçlar ile yapılmasının planlandığını, söz konusu taşıma işlemlerine ilişkin ücretlerin ve hangi lokasyonlar arasında taşıma işlemi yapılacağı dava dilekçesine ek olarak sunmuş oldukları taşıma sözleşmesinde lokasyon ve miktar olarak belirlenmiş söz konusu taşımazların bu fiyatlar dahilinde davalı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, ayrıca taşıma işlemlerinin hangi tarihler arasında yapılacağının da söz konusu sözleşmede kararlaştırıldığını, Müvekkil şirket davalı yanın yaptığı işlere istinaden kesmiş olduğu faturaların 04.12.2016 tarihinde müvekkili şirkette değerlendirme toplantısı yapıldığını ve davalının 2014 yılı için taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılıklar teşkil etmiş olduğu hususları incelenerek tespit edildiğini, müvekkili şirketin dilekçelerinde belirtmiş oldukları uygunsuzlukları söz konusu değerlendirme toplantısında fark ederek harekete geçtiğini, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılığı öğrendiği tarihin 04.12.2016 olduğunu, durumun fark edilmesiyle derhal davalı firmaya ihtarname çekildiğini, sözleşmeye aykırı gerçekleştirilen hususların düzeltilmesi istendiğini, bilirkişi raporuna dayanak olarak her ne kadar davalı tarafın ticari defterleri incelenmişse de müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmesi de gerçeğin açığa çıkarılmasına fayda sağlayacağını, davalı yan tarafından kesilen faturaların içeriklerini müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılıktan bihaber olması neticesinde ticari defterlere aynen yansıdığını, bu nedenle her ne kadar müvekkil şirketin, ticari defterlerine fatura içeriklerini işin yapıldığı gibi işlemiş olsa da dilekçelerinde de belirtmiş oldukları hususlarda işlerin gereği gibi yapılmadığını ve aksaklıkların meydana geldiğini, müvekkili şirket kayıtlarından, mahkemenin işbu dosyasına sunmuş oldukları mail içeriklerinden ve tutulan tutanaklardan anlaşılacağını, Davalı yan tarafından müvekkili şirkete ait taşıma işlerinin sözleşmede belirtilen esaslara göre yapılmadığını, Borçlar Kanunu ve sair kanunlar mucibinde davalı taraf hakkı olmadığı halde, olmayan sevkiyatların varlığından bahisle farazi faturalar düzenlediğini ve söz konusu faturaları müvekkili şirketten tahsil ettiğini, söz konusu fatura içeriklerinde yazılı olan sevkiyatların farazi ve sözleşme dışı oldukları fabrika giriş çıkışları ile sözleşme mucibince sabit olduğunu, bu sebeple ortada haksız elde edilen bir kazanç ve müvekkilden yapılan fazla tahsilat oluştuğunu, Yüksek Mahkeme Yargıtay 11.H.D. 2004/7832 E. Ve 2005/4738 K. Sayılı kararında “Oysa, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar; yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımaz. Uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır.” Şeklinde belirtildiğini, Müvekkil şirketin, davalı şirket ile 01.07.2014 tarihinde imzalanan Yaş Üzüm Nakliyesi sözleşmesine ilişkin olarak müvekkili şirket kayıtlarında 04.12.2014 tarihinde ayrıntılı bir inceleme yapıldığını, yapılan inceleme neticesinde müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılık teşkil eden hususları öğrenir öğrenmez durumdan davalı tarafı haberdar ettiğini, müvekkili şirket hesaplarına göre davalı tarafın 389.920,00 TL tutarında fazladan kesilen faturanın olduğu tespit edildiğini ve bu fatura içeriğine ilişkin olarak derhal Karşıyaka ...Noterliği 09.12.2014 tarih ve ... Yev. No ile davalı yana ihtarname gönderildiğini, Karşıyaka ...Noterliği 09.12.2014 tarih ve ... Yev. No ile gönderilen ihtarnameye ek olarak davalı tarafa, müvekkili şirketin 04.12.2014 tarihinde Şarköy Şarap Fabrikası’nda 2014 yılı ... Tic. Ltd. Şti. ile yapılan Şaraplık Yaş Üzüm Nakliyesi Sözleşmesi ile ilgili tespit edilen uygunsuzluklar ve sözleşmede konu edilen cezai hususlar ile ilgili yapılan tespitler ile ilgili tutanak eklediğini, davalı tarafın bu ihtarnameye cevap vermediğini, yapılan işlerin tek tek tüm faturaların açıklaması olarak değil de toplam olarak hesaplanmış olduğunu, ... Nakliyat Hesabı ve ... hesabı karşılaştırıldığını, ihtarnameye ekli tutanakta belirtildiği gibi söz konusu hesaplama tablosu dava dosyasında mevcut olduğunu, Davalı firmanın Şarköy-İzmir boş kasa nakliye ve Tokat boş kasa adı altında fatura kestiğini, söz konusu işler için sözleşmede herhangi bir fiyat belirtilmediğini ve bu işlerin yapılmadığının müvekkili şirket tarafından tespit edildiğini, müvekkili şirkette bulunan irsaliyeler ve davalı şirket tarafından kesilen faturalar karşılaştırıldığında aradaki farkın ortaya çıkacağını, Şarköy-İzmir adı altında kesilen fatura 30.08.2014 tarih ... sıra nolu fatura içeriğinde olduğunu, tokat boş kasa adı altında kesilen faturanı ise; 01.09.2014 tarih ... sıra nolu fatura içeriğinde olduğunu, bu hususlarda Bilirkişi tarafından dosya içerisindeki maillerin dikkate alınmadığını, müvekkili şirket tarafından bunlara ilişkin olarak ek ücretin ödeneceği hususunda kabulün olmadığının aşikar olmasına rağmen incelenmediğini, gerek sözleşme gerekse araç giriş çıkış kayıtları incelendiğinde bu lokasyonlar arası taşımanın olmadığının görüleceğini, bilirkişinin, raporunda bu incelemeye yer vermediğini, fatura içeriklerine dikkat edildiğinde; yapılan işler neticesinde kesilmesi gereken faturanın 366.340,00 tl olması gerekirken davalı tarafından 756.260,00 tl lik fatura kesildiğini, Gerek sözleşme gerekse araç giriş çıkış kayıtları incelendiğinde bu lokasyonlar arası taşımanın olmadığının görüleceğini, bilirkişinin, raporunda bu incelemeye yer vermediğini, fatura içeriklerine dikkat edildiğinde; yapılan işler neticesinde kesilmesi gereken fatura 366.340,00 tl olması gerekirken davalı tarafından 756.260,00 tl lik fatura kesildiğini, davalı tarafın tek yön hareketlerinin bir kısmını ring sefer yapmış gibi fatura ettiğini, ancak Şarköy Fabrikaya dolu gelip boş çıkan araçlara çıkışta boş oldukları için irsaliye kesilmediğini ve bunların tek yön sefer yaptıkları gerek araç giriş çıkış çizelgelerinden gerekse fabrika kayıtlarından anlaşıldığını, bilirkişi raporlarında bu hususta değerlendirmede bulunulmadığını,Davalı firmanın İzmir Bölgesi için sadece Menderes için yükleme yapılması istendiği halde davalı yan İzmir bölgesinde yer alan üzüm merkezlerinin hepsinden yükleme yapılmış gibi fatura kestiğini, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere; 31.08.2014 tarih ve 18251 sıra numaralı faturada “İzmir-Şarköy-Urla-Halilbeyli-Kamyon-40 ayak” açıklamasının yazılı olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı firmaya bu hususta bir talimat verilmediğini, Bilirkişi raporunda, sözleşmenin 10. Cezai Şartlar başlıklı maddesinde; Tek şoför kullanılması halinde ... A.Ş. lehine cezai şart ortaya çıkacağına ait bir hüküm bulunmadığının tespiti yapıldığını, bu tespitin kabulünün mümkün olmadığını, sözleşmenin işin genel şartları başlıklı bölümünde yer alan 26. Maddesi hükümlerine göre davalı firma taşıma işini yaparken çift şoför çalıştırması gerektiği hüküm altına alındığını, bu sebeple işin gereği gibi yapılması için çift şoför çalıştırma zorunluluğu olduğunu, çift şoför kullanmamaya ilişkin cezai şart tutarı sözleşmenin ‘’İŞİN GENEL ŞARTLARI’’ başlıklı bölümünün 26. Maddesinde belirtilen yükümlülüğe aykırı davranması neticesinde sözleşmenin ‘’CEZİ ŞARTLAR ‘’ başlıklı bölümünde yer alan 1. Maddesinde yer alan ‘’işin gereği gibi yapılmaması’’ hükmüne göre hesaplandığını, söz konusu tespitlerin fabrika giriş çıkış çizelgelerinden anlaşıldığını, Bilirkişi Raporunda cezai şarta ilişkin fatura düzenlenmediği tespiti yapılmışsa da; müvekkili şirket tarafından gönderilen Karşıyaka ... Noterliği’nin 09.12.2014 tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile borçlunun temerrüde düşürüldüğünü, Bilirkişi raporunun aksine, sözleşmeye bağlı olarak ödenen cezaların KDV’ye tabi olup olmaması ödenen bu cezanın bir teslim ve hizmet olarak kabul edilip edilmemesine bağlı olduğunu, bu nedenle ihtarname ile istemiş olduğumuz cezai şartın hizmet ve teslim karşılığı olup olmadığının değerlendirilmediğini, genel olarak cezai şartın hizmet ve teslim karşılığı ortaya çıkmadığının kabul edilmiş olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Davalı yanın 23.12.2014 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçmesi neticesinde, müvekkili şirketin söz konusu tespit tutanağında yer alan tespitlerin henüz inceleme aşamasında olduğundan, açılan icra takibine herhangi bir icrai işleme maruz kalmamak amacıyla ödeme yaptığını, bu durumun bilirkişi raporunda tespit edildiğini, Şarköy Fabrika Kayıtları henüz inceleme aşamasında olduğundan, inceleme sonucunda alınacak raporun değerlendirilmesi gerekliliğinin hasıl olduğunu, bu nedenle bilirkişi raporunda değerlendirmeye tabi tutulmayan hususların söz konusu olduğunu, yeniden bilirkişi raporu alınıp, dosya içerisinde yer alan tüm belgelerin ve kanıt oluşturacak hususların değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, Davalı yanın taşıması gerekli ürünleri de sözleşmede belirlenen lokasyonlar arasında yine sözleşmede belirtilen zaman dilimini aşarak geç teslim ettiğinin de müvekkili şirketçe tespit edildiğini, söz konusu geç teslimlere ilişkin sözleşmenin ‘’İŞİN ÖZEL ŞARTLARI’’ başlıklı bölümünün 5. Maddesinde kararlaştırılan cezai şart talep edildiğini, geç gelen araçlara ilişkin davalı yana iletilen mailler daha önceki dilekçelerinde de mahkemeye sunulmuş olduğunu, araç giriş çıkış kayıtlarına bakıldığında söz konusu durumun anlaşılacağını, araçların geç geldiklerinin davalı firma tarafından da kabul edildiğini, bu durum da taraflar arasında yapılan sözleşmeye istinaden davalı tarafın işi gereği gibi yapmadığı hususunu kanıtlar nitelikte olduğunu, Her ne kadar ek bilirkişi raporu aldırılsa da dosyadaki bilirkişi raporlarının gerekçeden uzak, inceleme yapılmaksızın oluşturulduğunu, Dosyaya esas alınan tüm bilirkişi raporlarında puantaj kaydı olmadığından bahisle inceleme yapılmadığını, itirazlarının hiçbirinin dikkate alınmadığını, Yüksek Mahkemece incelendiğinde görüleceği üzere, dosyaya tüm delillerinin ve eklerin sunulmasına rağmen hiçbirinin incelenmediğini, mahkemeden yeni bir bilirkişi heyetinden ayrıntılı rapor alınması istenilse de dosya ek rapora götürülerek sürüncemeye uğratıldığını, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2019/5678 Esas, 2019/20807 Karar sayılı kararında; Somut uyuşmazlıkta Mahkeme 11.08.2015 havale tarihli bilirkişi raporunda işlemlerin şube vekil müdürün haberi ve talimatı olmaksızın yapılamayacağı ve davalının konu niteliği gereği şube yönetimince verilen talimatı gişe yetkilisine aktarmasına aracılıktan ibaret olan fiilinde, şube müdürünün verdiği talimatla mevzuat dışı işlem yapmak durumunda kalan davalının olayın sorumlusu olmadığı yönünde yapılan değerlendirmeler hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bilirkişi tarafından dava konusu olayın yanlış değerlendirildiğini, yapılan tespitlere dosya kapsamındaki veriler değerlendirilmeden ulaşıldığını rapora itirazların değerlendirilerek yeniden bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında da davacı yeni bir bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Davacının bilirkişi raporuna itirazlarını karşılar mahiyette inceleme yapılmaksızın itiraza uğramış bilirkişi raporuna değer verilerek sonuca gidilmesi isabetli değildir. Bu durumda, dosyada bulunan tüm bilgi ve belgeler ile birlikte davacının rapora karşı yaptığı itirazların da gözetilmesi suretiyle konusunda uzman olan bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." ifadelerine yer verildiğini, Nitekim anılı karar ile itirazların incelenmesi gerektiğini, itirazları karşılar mahiyette inceleme yapılmaması halinde ise itiraza uğramış bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasının bozma sebebi olacağının belirtildiğini, Bilirkişinin, söz konusu kanaate hangi sebeplerle vardığına dair bir gerekçe raporda mevcut olmadığını, raporda gerekçelerin sunulmamış olmasının raporun denetime elverişsiz olması sonucunu doğurduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 279. Maddesi aynen şöyle olduğunu: “Mahkeme, bilirkişinin oy ve görüşünü yazılı veya sözlü olarak bildirmesine karar verdiğini, raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerektiğini, ” Yargıtay, içtihatlarında denetime elverişsiz raporları davaların esası bakımından bozma sebebi kabul etmekte olduğunu, Yüksek Mahkemenin emsal kararlarının şu şekilde olduğunu, Yargıtay 6.Hukuk Dairesi Esas: 2014/764, Karar:2014/11005 Sayılı Kararında: “Bilirkişi, raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HMK'nun 279/2. maddesine göre; bilirkişi raporu tarafların ve Yargıtay'ın denetimine elverişli olmalı, raporda bildirilen görüşün dayanağı olan somut veriler gösterilmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Somut olayda ise hasar kalemlerinin bir kısmı için belirlenen tazminat tutarı hesaplamaya dayalı olmayıp maktuen tayin edilmiştir. Bilirkişi raporu bu yönü ile denetime elverişli olmayıp hükme esas alınamaz.” Bilirkişi kök raporunda, taraflar arasında düzenlenen 01.07.2014 tarihli Sözleşmenin 10. Cezai Şartlar başlıklı maddesinde tek şoför kullanılması halinde ... A.Ş. lehine cezai şart ortaya çıkacağına ait bir hükmün bulunmadığı iddia edildiğini, bu görüşler bilirkişi ek raporda yinelenmişse de; 01.07.2014 tarihli sözleşmenin 10. Cezai şartlar başlıklı maddesinde; “İşbu sözleşmenin sağlıklı şekilde ifası Firmanın yükümlülüğünde olduğunu, bu cümleden olmak üzere işin gereği gibi ve zamanında yapılamaması nedeniyle teslimat yapılmayan veya eksik yapılan teslimatlar için her bir gün için 2.500 TL gecikme cezası ...’e ödemeyi kabul eder.” dendiğini, anılı madde hükmünde açık olduğu üzere iş gereği gibi ve zamanında yapılmadı ise cezai şartın koşulları oluşacağını, 01.07.2014 tarihli sözleşmenin Evsaf ve Kalite başlıklı 5. maddesinde, “Tüm araçlarda iki şoför bulundurulacaktır.” dendiğini, mevcut hükme rağmen davalının sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, iş kapsamının eksik yerine getirildiğini, işbu halin davalı şirket tarafından da ikrar edildiğini, bunlara rağmen bilirkişi kök, ek raporunda sözleşme kapsamında cezai şartı içeren herhangi bir hükme rastlanılmadığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, Bilirkişi kurulu 2.ek raporunda her ne kadar, İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/84 talimat nolu dosya kapsamında temin edilen bilirkişi raporuna karşı itirazların mevcut olduğu belirtilmişse de, talimat dosyasında mevcut kanaatler doğrultusunda hareket edildiğini, bunun yanı sıra itirazlarımız yalnızca talimat dosyasındaki yanlış kanaatlerin kabulü halinden ibaret olmadığını, aşağıda belirtilen itirazlarının bizatihi bilirkişi kurulu tarafından varılan kanaatler olduğunu, Müvekkili şirketin ticari defter, belgeleri incelendiğini, yevmiye ve kebir beratlarının süresinde alındığını, envanter defterinin açılış onayının yasal süresinde yaptırıldığını, defterlerin usulüne uygun tutulduğunu, 6100 sayılı HMK Madde 222 gereğince sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığını, 29.01.2015 tarihi itibariyle davacı bakiyesinin kapatıldığını davada cari hesap bakiyesi ile ilgili bir ihtilaf bulunmadığının belirtildiğini, bu kapsamda, davalı şirketin müvekkili şirketten alacaklı olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, Müvekkili şirket üretimini yaptığı ürünlerin ham maddesi olan üzümün üreticisinden fabrikaya getirilmesini sağlayan taşıma işlerinin yapılması için davalı şirket ile 01.07.2014 tarihinde bir sözleşme imzaladığını, anılı sözleşme hükümlerince üzümlerin taşıma işlerini davalı şirkete ait araçlar ile yapılmasının planlandığını, taşıma işlemlerine ilişkin ücretler ve hangi lokasyonlar arasında taşıma işlemi yapılacağının ek olarak sundukları taşıma sözleşmesinde lokasyon ve miktar olarak belirlendiğini, söz konusu taşımaların bu fiyatlar dahilinde davalı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığını, Müvekkil, davalı yanın yaptığı işlere istinaden kesmiş olduğu faturalar hakkında 04.12.2016 tarihinde değerlendirme toplantısı yapıldığını, davalının 2014 yılı için taraflar arasında imzalanan sözleşmeye aykırılıklar teşkil etmiş olduğu hususları incelenerek tespit edildiğini, müvekkili şirketin dilekçelerinde de belirttikleri uygunsuzlukları değerlendirme toplantısında fark ederek harekete geçtiğini, müvekkil şirketin sözleşmeye aykırılığı öğrendiği tarihin 04.12.2016 olduğunu, durumun fark edilmesiyle derhal davalı firmaya ihtarname çekildiğini ve sözleşmeye aykırı gerçekleştirilen hususların düzeltilmesi istendiğini, davalı tarafça kesilen faturaların içerikleri müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılıktan bihaber olması ile ticari defterlerle aynen yansıdığını, bu nedenlerle her ne kadar müvekkili şirket, ticari defterlerine fatura içeriklerini işin yapıldığı gibi işlemiş olsa dahi, belirtmiş oldukları hususlarda işlerin gereği gibi yapılmadığını ve aksaklıkların meydana geldiğini, müvekkili şirket kayıtlarından, işbu dosyaya sundukları mail içeriklerinden ve tutulan tutanaklardan anlaşılacağını, Bilirkişi kurulu ek raporunda bahsedilenin aksine, talimat raporu ile ticari defter ve belgelerin incelendiği ancak incelemenin huzurda uyuşmazlık konusunu aydınlatır nitelikte olamayacağı itirazlarında sebepleri ile belirtildiğini, bu durumda ticari defter ve belgeler nazara alınarak kanaat bildirilen bilirkişi kurulu raporu ile varılan kanaatin yanıltıcı ve uyuşmazlık konusunun aydınlatır olamayacağının aşikâr olduğunu, Bilirkişi kurulu ek raporunda, rapora itiraz dilekçelerinin 2. numaralı paragrafında talimat dosyasına ilişkin itirazlarda bulunulduğu yinelediklerini, açıkça rapora itirazlarlarının muhteviyatı geçiştirilmeye çalışıldığını, davalı şirket tarafından düzenlenen son fatura tarihinin 30.09.2014 olduğunu, 09.12.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile faturanın içeriğine yapmış oldukları itirazın yasal süresi içerisinde olmadığı iddia edildiğini, Yargıtayın yerleşik kararlarında faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemesi hali ile taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, iş bedelinin istenebilir olduğunu, faturanın verilmesine neden olan işin, hizmetin de yapılmış olduğunun kabul edildiği anlamının çıkarılamayacağını, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun ayrıca kanıtlanması gerektiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2002/1631 E. 2002/3536 K. sayılı kararında; “Bir sözleşmeye dayanmayan faturanın soyut olarak muhatabına gönderilmesi ve muhatabın faturaya itiraz etmemiş olması onun kesinleştiği sonucunu doğurmaz.” Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2007/2029 E. 2008/1483 K. sayılı kararında; “Davaya dayanak alınan faturanın TTK M. 23. gereğince kesinleşmiş ve tarafları bağlayıcı olduğunun kabul edilebilmesi için, fatura konusu işle ilgililer arasında sözleşme yapıldığının yasal delillerle kanıtlanması ve bedeli uyuşmazlık konusu işin de kabul edilebilir yeterlikte iş sahibine teslim edildiğinin yüklenici tarafından kanıtlanmış olması zorunludur. Mahkemenin kabulünde ve somut olayda olduğu gibi, açıklanan koşullar gerçekleşmeden sadece faturanın karşı tarafa tebliğ edilmiş ve itiraz edilmemiş olması yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu, iş bedelinin istenebilir olduğunu kanıtlamaz.” Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2006/7750 E. 2007/882 K. sayılı kararında; “TTK madde 23/2 gereğince; faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde kapsamı hakkında itirazda bulunmaması sonucu fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için faturanın, aradaki yazılı sözleşme şartını değiştirecek içerikli olmaması gerekir.” Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2004/7832 E. 2005/4738 K. sayılı kararında; “Fatura içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar. Bu durumdan, faturanın verilmesine neden olan işin veya hizmetin yapıldığının kabul edildiği anlaşılmaz. Uyuşmazlık halinde de, işin yapıldığının kanıtlanması gerekir. Ayrıca, davalıya tebliğ edilmiş olan fatura içeriğinin kesinleşmesi söz konusu olamaz. Faturanın deftere kaydı taşımanın gerçekleştiğine yalnızca karine teşkil eder. Bu karinenin aksinin ispatı her zaman olanaklıdır.” Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte davalı tarafından sözleşmeye aykırılık yapılması nedeniyle fazlaya ilişkin ödenen bedelin iadesini içerdiğinden Yerel Mahkemenin işbu kararında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi yerine nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olmuş olup bu açıdan dahi kararın kaldırılması gerektiğini, Tüm bu nedenlerle; İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.02.2022 gün ve 2015/299 E., 2022/58 K. sayılı kararının usûle, yasaya, somut dosya durumuna ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle kaldırılarak istinaf nedenlerine uygun itiraz ve savunmaları doğrultusunda yeniden hüküm kurulması ve haklı davalarının kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek: Yukarıda açıklanan ve re’sen nazara alınacak diğer sebepler uyarınca; tehiri icra taleplerinin kabulü ile İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03.02.2022 gün ve 2015/299 E., 2022/58 K. sayılı kararının usûle, yasaya, somut dosya durumuna ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle kaldırılarak istinaf nedenlerine uygun itiraz ve savunmalarımız doğrultusunda yeniden hüküm kurulması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasındaki "Yaş Üzüm Nakliyesi Sözleşmesi" kapsamında davalının usulsüz işlemler ve faturalarla davacıdan fazla tahsilat yaptığı iddiasına dayalı iade-alacak talebine ilişkin bulunmaktadır. Mahkemece, davanın reddine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı taraf, davalı şirketin "Yaş Üzüm Nakliyesi Sözleşmesi" kapsamında belirtilen işleri gereği gibi yapmadığı, farazi faturalar ile fazla tahsilatın yapıldığı, yanlış hesaplamalar ile fazla tahsilatın yapıldığı, sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şart ödenmesi gerektiği ve davalının zimmetinde bulunduğu iddia edilen kasalara ilişkin kasa bedellerinin ödenmesi gerektiği belirtilerek iade-alacak talebinde bulunmuştur.Davacı yan ile davalı şirket arasında 01/07/2014 tarihli Yaş Üzüm Nakliye Sözleşmesi imzalandığı, iş bu sözleşmenin konusunun; ...' in göstereceği fabrika veya bölgelerden yaş üzümü FİRMA tarafından kendisine ait veya kiraladığı araçlarla iş bi sözleşmedeki şartlar ve usuller dahilin de yüklenerek ... tarafından açıkça adresi belirtilen fabrika veya adreslere hasarsız ve kusursuz olarak taşınıp teslim edilmesi işi olduğu,sözleşmenin 4. Maddesinde; '' İş bu sözleşme kapsamında taşınacak yaş üzümlerin miktarları ve güzergahları ... tarafından Madde 6 da bildirildiğini, sözleşme süresi içerisinde ... taşınacak ürün miktarı ve taşıma yerlerini değiştirme hakkına sahip olup, FİRMA yapılacak değişikliklere uymayı aynen kabul ve taahhüt eder, '' hükmünün düzenlendiği, sözleşmenin 5. Maddesinde, tüm araçlarda 2 şöför bulundurulacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin işin bedeli ve ödeme koşulları başlıklı 6. Maddesinde;'' ...' in talep etmesi durumunda; göstereceği bağlara kamyondaki boş kasaların indirilmesi ve üzüm dolu kasaların kamyonlara yükleme işinin fiyatı (KDV hariç) 800 TL. /kamyondur,'' düzenlemesinin yer aldığı, sözleşmenin işin özel şartları başlıklı 9 maddesinin 6 bendinde;'' FİRMA' ya iş emri telefon, faks veya yazılı yapılır. Telefonla yapılan iş emirleri yazılı onay beklenmeksizin uygulanır,'' hükmünün düzenlendiği, sözleşmenin süresi ve feshi başlıklı 12. Maddesinde; '' İlgili Sözleşmenin 01.07.2014 tarihinden itibaren 31.12.2014 tarihine kadar olan süre için imzalandığı, yapılacak sözleşmenin süresi sonunda sözleşmenin tekrar uzatılması tarafların karşılıklı yazılı mutabakatına bağlı olduğu,'' düzenlenmiştir. Davacı tarafından davalı muhatapa Karşıyaka ... Noterliğinden keşide edilen 09/12/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile; Şirket kayıtlarında 04.12.2014 günü ayrıntılı bir inceleme yapıldığını, inceleme neticesinde; muhatap tarafından şirkete, toplam 366.340.-TL. tutarında faturalar kesilmesi gerekirken 756.260.-TL. tutarında fatura düzenlendiği, 389.920.-TL., tutarında fazla kesilen faturaların içeriğine İtiraz ettikleri,ekli tutanak içeriğinde de belirtildiği üzere, araçların geç gelmesi veya tek şoför ile gelmesiyle ilgili olarak, sözleşme gereği uygulanması gereken ceza tutarlara ve eksik yada yanlış kesilmiş veya düzenlenmiş diğer tüm faturalara İlişkin olarak hesaplanan 72.403,35.-TL. Tutarlı alacaklarına Ilişkin haklarını saklı tuttukları, yukarıda belirtilenlere ek olarak işbu ihtarnamenin taraflarına tebiliğ tarihi itibariyle, muhataba ait depoda ve/veya başka yerlerde bulunan şirkete ait kasaların tamamının teslim edilmemesi ve/veya teslimata ilişkin İşlemlerin sonlanmaması halinde, teslim edilmeyen kısım İçin her türlü haklarını saklı tuttukları ihtaren beyan edilmiştir. Mahkemece, tarafların gösterdikleri deliller toplandıktan sonra, davalı tarafın ticari defterleri üzerinde İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/84 Tal. Sayılı dosyası kapsamında 22/11/2016 tarihli rapor temin edilmiş, davacıya ait Şarköy'deki fabrikada inceleme yaptırılmak suretiyle Şarköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/67 Tal. Sayılı dosyası kapsamında 20/12/2013 tarihli rapor temin edilmiş, yine dosya kapsamında bilirkişi heyetinden 09/09/2019 tarihli rapor, 04/06/2020, 18/03/2021 ve 05/01/2022 tarihli ek raporlar alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir. Yanlar arasında bağıtlanan 01/07/2014 tarihli Yaş Üzüm Nakliye Sözleşmesinin 6. Maddesinde açıkca boş kasalara ilişkin hüküm bulunduğu, boş kasaların nakliyesi için birim fiyat belirlendiği, işin geç teslimi ya da tek şoför kullanılması halinde cezai şart uygulanacağına dair bir hükmün de bulunmadığı, nitekim sözleşmenin cezai şartlar bölümünün 1. maddesinde ",..işin gereği gibi ve zamanında yapılamaması nedeniyle teslimat yapılamayan veya eksik yapılan teslimatlar için beher gün için 2.500,00-TL gecikme cezasını ...'e ödemeyi kabul eder. Söz konusu tutar FİRMA'nın ... nezdindeki Cari Hesabından kesilir...” hükmünün yer aldığını, söz konusu maddeden de anlaşılacağı üzere cezai şartın uygulanması koşulunun teslimatın yapılamaması veya eksik teslimat yapılması hali olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde ibraz ettiği teslim belgelerine göre davalı yanın davacının Şarköy fabrikasındaki yetkilisi ...'e toplam 12.056 adet boş üzüm kasasını 05/12/2014-08/12/2014 tarihleri arasında teslim ettiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin işin özel şartları başlıklı 9 maddesinin 6 bendinde;'' FİRMA' ya iş emri telefon, faks veya yazılı yapılır. Telefonla yapılan iş emirleri yazılı onay beklenmeksizin uygulanır,'' hükmünün düzenlendiği, bu düzenleme uyarınca davalı şirketin, davacı şirketin emir ve talimatları doğrultusunda diğer bölgelerde de nakliye ve hamaliye işlerini yerine getirip, davacı şirkete faturalandırdığı, davacı şirketin de bu faturaları ve yapılan işleri kontrol edip ticari defterlerine kayıt edildikten sonra davalı şirkete ödeme yaptığının sabit olması karşısında davacı tarafın, davalı firmanın İzmir Bölgesi için sadece Menderes için yükleme yapılması istendiği halde davalı yan İzmir bölgesinde yer alan üzüm merkezlerinin hepsinden yükleme yapılmış gibi fatura kestiğine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı şirketin, sözleşmeye aykırılık sebebiyle davalı şirket aleyhine Karşıyaka ...Noterliği'nin 09/12/2014 tarih, ... yevmiye no.lu ihtamamesini keşide ettikten sonra davacı tarafından davalı tarafa 18/01/2015 tarihli hesap mutabakat formununun faks ile gönderildiği, gönderilen bu hesap mutabakat formunda davacı şirketin kendi kayıtlarında davalı şirketin 31/12/2014 tarihi itibariyle alacağının 1.234.845,00-TL olduğunu kabul, beyan ve taahhüt ettiği, ayrıca, davalı şirketin davacı aleyhinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibini başlatması üzerine yasal ödeme süresi içerisinde, tüm dosya borcunu ödemek suretiyle dosyanın kapatıldığı, taşıma sözleşmesi ve taraflar arasındaki ticari ilişki süresince davalı tarafından düzenlenen tüm faturaların davacı defterlerine kaydedildiği, söz konusu faturalara davacı tarafından 6102 Sayılı TTK'nun 21/2. maddesinde belirtilen süre içinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bedelini ödediği anlaşılmıştır.Davacının hangi faturadaki edimin verilmediği yahut kendisinden fazla tahsilat yapıldığı yönündeki iddiasını ispat yönünden somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, buna yönelik bir delil de bulunmadığı anlaşılmaktadır. HMK'nın 146. maddesine göre hakim delillerden davanın yeterince aydınlandığı kanaatine varırsa tahkikatı bitirebilir. Bu hükümle birlikte bilirkişi heyetinden alınan kök ve ek rapordaki tesbitler ve ilk derece mahkemesince gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulduğu da gözetildiğinde; mahkemenin kabul ve gerekçesine göre davacı vekilinin yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verildiğine yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. HMK'nın 282. maddesinde "Hakim bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir." yasal düzenlemesi yer almaktadır. Davacı vekili tarafından ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan itiraz ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda ve mahkemece verilen hüküm gerekçesinde bu iddialar ve itirazlar değerlendirilmiştir.İlk derece mahkemesine sunulan deliller, hükme esas alınan bilirkişi rapor içeriğindeki tespitler ışığında, mahkemece davanın reddine yönelik verilen hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, mahkemenin kabul ve gerekçesine yönelik davacı vekilinin aksi yöndeki davanın esasına yönelik ve vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 11 HD. nin 2019/5128 Esas - 2020/3707 Karar sayılı kararı benzer mahiyettedir. )Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 10.032,00 TL. harçdan mahsubu ile bakiye 9.604,4 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 28/11/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.