İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/2696
Karar No
2018/3431
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/22 Esas KARAR NO : 2023/1247 DAVA : İtirazın İptali (Taşınır Kira Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 08/01/2022 KARAR TARİHİ : 08/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/01/2024 Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 18.09.2020 tarihli vinç kiralama sözleşmesi yapıldığını, sözleşmeye göre davacı şirket davalı şirkete vinçleri kiraladığını ve bunun karşılığında da davalıdan sözleşmede belirtilen bedeli aldığını, davacı şirket üzerine düşen tüm yükümlülüklerini riayet etmesine karşın davalı şirket üzerine düşen yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve sözleşmede belirtilen ücreti davacı şirkete ödemediğini, davalı şirket adına fatura kesildiğini, davalı tarafından bu fatura bedelleri ödenmediğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının kesmiş olduğu faturayı gerekçe göstererek davalıdan alacak talebinde bulunmuş ise de kiralamaya konu vinç makinesinin kullanıldığına ilişkin herhangi bir puantaj cetveli sunmadığını, faturanın tanzim edilmiş olması alacak hakkı doğurmadığı gibi faturaya konu kiralamaya yönelik ifanın ispatı davacıda olduğu dikkate alındığında davalının haklı itirazı edeniyle davanın reddine karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş, taraf tanıkları dinlenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip borçlusu tarafından davalı takip alacaklısı aleyhine 65.015,34-TL asıl alacak, 938,88 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam65.954,22 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "2 adet fatura" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). -Somut olayda tarafların iddia ve savunmaların nazara alındığında çözümlenmesi gereken uyuşmazlığın; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı, davalının savunmasına göre taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davacının talep edebileceği alacağın olup olmadığı ve miktarının belirlenmesi noktasında toplandığı anlaşılmaktadır. -Davalı tarafça yargılama süresince taraflar arasında kira ilişkisi söz konusu olduğundan görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğu iddia edilmiş ise de taraflar arasındaki vinç kiralama sözleşmesinin akdedildiği, davalı tarafça da iş bu ilişkinin inkar edilmediği, davalı tarafından davacı ... yapılan vinç kiralama işinde vinç operatörlerinin de davalı tarafça görevlendirildiği, bu haliyle taraflar arasındaki ilişkinin salt kira sözlemesinden kaynaklanmadığı, hizmet sözleşmesinin karma bir türü niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davalı tarafın bu yöndeki iddiaları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2021/1455 Esas, 2021/5893 Karar 02/06/2021 Tarihli ilamı) -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). -Yine Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/5. Maddesinde;" (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır" düzenlemesine yer verilmiştir. -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 27/02/2022 tarihli raporda özetle; dava konusunun, taraflar arasında akdedilen Vinç Kiralama Sözleşmesi kapsamında davacı ... tarafından davalı adına tanzim edilen 2 adet faturadan kaynaklı 65.015,34 TL cari hesap bakiye alacağının davalı yandan tahsili amacıyla yürüttüğü takibe yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının 2020-2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davacının ticari defterlerine göre; Davacı ... tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu 2 adet faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı ... faturalardan kaynaklı takip tarihi (04.10.2021) itibariyle davalı ... 65.015,34 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu, davalının 2020-2021 yılları ticari defterlerinin lehine delil niteliğinin bulunduğu, davalının ticari defterlerine göre; davacı ... tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu 2 adet faturanın davalı ... ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı ... kendi ticari defterlerinde takip tarihi (04.10.2021) itibariyle davacı ... 33.101,05 TL cari hesap bakiye borçlu olduğu, taraflar arasındaki cari hesap farklılığının davalı ... tarafından davacı adına tanzim edilen 20.09.2021 tarihli ... sayılı “alıştan iade” açıklamalı 31.914,28 TL bedelli iade faturasının davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından kaynaklandığı, taraflar arasında ... tarihinde Vinç Kiralama Sözleşmesi akdedildiği, davacı ... 2021 yılı BS formunda; Davacı ... tarafından davalı ... düzenlenen 13 adet KDV Hariç 294.503,00 TL bedelli ve 2 adet 55.446,00 TL bedelli faturanın davacı tarafından Maliyeye bildirimde bulunulduğu, davalı ... 2021 yılı BA formunda; Davacı ... tarafından davalı ... düzenlenen 13 adet KDV Hariç 294.503,00 TL bedelli ve 1 adet 28.400,00 TL bedelli faturanın davalı tarafından Maliyeye bildirimde bulunulduğu, davacı ... ve Tic. Ltd. Şti. tarafından davalı adına tanzim edilen takibe konu 2 adet faturanın E-fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlediği, takibe konu faturaların davacı ve davalı ... ticari defter ve kayıtlarında mevcut olduğu, faturaların taraflar arasında bulunan ticari ilişki kapsamında vinç kiralama bedeli olarak düzenlendiği, takibe konu faturalardan (tabloda koyu renk işaretli) 02.07.2021 tarihli 33.512,00 TL bedelli faturaya karşın davalı yan tarafından 20.09.2021 tarihli ... sayılı “alıştan iade” açıklamalı 31.914,28 TL bedelli iade fatura düzenlendiği, taraflar arasında sadece 02.07.2021 tarihli 33.512,00 TL bedelli fatura yönünden ihtilafın mevcut olduğu anlaşılmakla davalı ... cevap dilekçesinde davacı adına düzenlediği iade faturasına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, davalı tarafından iade faturasının düzenlenme sebebi tarafımızca tespit edilemediği, söz konusu iade faturasının kabul edilip edilmeyeceği ile son karar nihai takdirin Mahkemeye ait olduğu, davacının takip tarihinden önce davalıya bir ödeme ihtarının bulunmadığı, taraflar arasında akdedilen sözleşmede temerrüde/işlemiş faize ilişkin bir hüküm veya madde bulunmadığı, takip tarihi itibariyle davacının 726,41 TL ve 212,47 TL işlemiş faizuğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Mahkememiz dosyası taraflar arasındaki fatura ve puantajlar incelenerek kiralama sözleşmesi ve tanık beyanları doğrultusunda davacı tarafından düzenlenen fatura bedellerinin sözleşmeye ve puantajlara uygun olup olmadığının belirlenmesinin varsa davacının bu doğrultuda talep edebileceği alacak miktarının hesaplanması amacıyla alanında uzman hesap bilirkişisine tevdii edilerek rapor alınmış, bilirkişi tarafından düzenlenen 08/04/2023 tarihli raporda özetle; Haziran 2021 çalışması 02.07.2021 tarihinde düzenlenmiş ... numaralı 33.276 TL lık fatura bedelinde dosyada ekli olan sözleşme gereği düzenlenmiş fazla mesai puantaj belgeleri ile uyumlu olduğu, Temmuz 2021 çalışması -04.09.2021 tarihinde düzenlenmiş ... numaralı 31.914,28 TL lık fatura bedelinde dosyada ekli olan sözleşme gereği düzenlenmiş fazla mesai puantaj belgeleri ile uyumlu olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporları taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, tarafların bilirkişi raporlarına karşı beyan ve itirazlarını ibraz ettikleri görülmüştür. -Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3-5 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Tarafların iddia ve savunmaları ile alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde; davacı tarafça toplam bedeli 65.015,34 TL olan iki adet faturanın düzenlendiği, iş bu faturaların davalı tarafça ticari defterlere kaydedildiği, akabinde davalı tarafça 20/09/2021 tarihli MTA20210007 sayılı “alıştan iade” açıklamalı 31.914,28 TL bedelli iade faturasının düzenlendiği görülmektedir. -Davacı şirketin incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak yukarıda da belirtildiği üzere davacı tarafından düzenlenen toplam bedeli 65.015,34 TL olan iki adet faturanın davalı tarafça ihtirazi bir kayıt olmadan ticari defterlere işlendiği, ilgili faturaların davalı ... vergi dairesine bildirildiği, yalnızca 31.914,28 TL bedelli bir adet iade faturasının düzenlendiği sabittir. Buna göre davacı tarafın davalı tarafça iade faturası düzenlenmeyen, vergi dairesine bildirimi yapılan ve kendi ticari defter kayıtlarında yer alan 33.101,05 TL borç yönünden davalı ... borçlu olduğu hususlarının tarafların ticari defter kayıtlarıyla davacı tarafça ispatlandığı Mahkememizce kabul edilmiştir. -Davalı tarafın düzenlendiği iade faturası yönünden iddia ve savunmaları nazara alındığında; herhangi bir gerekçe bildirmeden ticari defter ve kayıtlarında yer alan, aynı zamanda vergi dairesine bildirimi yapılan faturalar yönünden 31.914,28 TL iade faturasının düzenlendiği görülmektedir. Davalı tarafın savunmalarında " kiralamaya konu vinç makinesinin kullanıldığına ilişkin herhangi bir puantaj cetveli sunmadığı" hususlarına yer verdiği görülmektedir. -Mahkememizce bu kapsamda alanında uzman hesap bilirkişisine dosya tevdi edilerek tarafların sunmuş olduğu puantaj cetvellerinin incelenmesi istenmiş, yine bilirkişi tarafından sunulan raporda davacı ... düzenlenen puantaj cetvellerinin sözleşme ve yapılan iş ile uyumlu olduğunun bildirildiği görülmüştür. Yine Mahkememizce celp edilen SGK kayıtlarının incelenmesinde, davacı tarafından sunulan puantaj cetvellerinin altında imzaları yer alan kişilerin davalının sigortalı çalışanları olduğu görülmüştür. -Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. -Bu kapsamda her ne kadar davalı taraf yargılama süresince sunmuş oldukları puantaj cetvellerinin dikkate alınmasını, davacı tarafça sunulan puantaj cetvellerinin dava dilekçesi ekinde yer almadığı ve sonradan bildirilen delil kapsamında değerlendirilmesini iddia etmiş ise de davalı tarafça sunulan puantaj cetvellerinde davacı yana ait imza kaydının bulunmadığı görülmektedir. Bu haliyle davalı tarafça sunulan puantaj cetvellerine itibar edilmesi mümkün olmadığı gibi davacı tarafça sunulan ve davalı tarafın çalışanlarının imzalarını taşıyan puantaj cetvellerinin iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145. Maddesi'nde yer aldığı üzere; bir delilin sonradan ileri sürülmesinin yargılamayı geciktirme amacı taşımaması veya süresinde ileri sürülememesinin ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmaması durumunda, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir. -Bu durum hukuki dinlenilme hakkının bir tezahürü olduğu gibi somut olayda davacı tarafın sunmuş olduğu puantaj cetvelleri, davalı tarafın cevap dilekçesinde dayanmış olduğu puantaj cetvellerine ilişkin iddiasının aksini ispat eder nitelikte olup, ilgili evrakların davacı tarafın lehine olduğu nazara alındığında yargılamayı geciktirme amacı taşımadığı da kuşkusuzdur. -Bu kapsamda davacı tarafça davalı adına tanzim edilen faturaların taraflar arasındaki sözleşme ve yapılan işe uygun olduğu, 33.101,05 TL borç yönünden davacı tarafın iddialarını her iki tarafın ticari defter kayıtlarıyla ispat ettiği, davalı tarafından düzenlenen iade 31.914,28 TL bedelli faturasının ise geçerli bir sebebe dayanılarak düzenlendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, davacı tarafça düzenlenen faturaların sözleşmeye ve yapılan işe uygun olduğu kanaatine varıldığından davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir. -Her ne kadar davacı taraf takip talebinde asıl alacakla birlikte işlemiş faiz talebinde bulunmuşsa da davalı borçlunun icra takibinden önce temerrüde düşürülmemiş olduğu anlaşıldığından, takip talebindeki işlemiş faize ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, -Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 65.015,34 TL asıl alacak ve takip tarihinden işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 13.003,06 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.441,20-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 796,57-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.644,63- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 796,57-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 3.750,00 TL bilirkişi ücreti, 336,75-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere 4.167,45-TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%98,57) göre hesap edilen 4.108,12-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yargılama sırasında sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince reddine karar verilen miktar üzerinden hesap edilen 938,88-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun 2021/118612 numaralı arabuluculuk dosyasında suç üstü ödeneğinden karşılanarak ödenen 1.320,00 TL'nin davanın kabul red oranına (%98,57) göre hesap edilen 1.301,21-TL'sinin davalıdan, 18,79-TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/12/2023 Katip ... Hakim ... E-imzalıdır E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/2696, K. 2018/3431, T. 04.09.2021, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-2696-e-2018-3431-k-aab106a37f46