Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2001/1 E. 2003/1 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2001/1
Karar No
2003/1
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2021/438 KARAR NO : 2024/1516 KARAR TARİHİ : 12/09/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 26/11/2020 NUMARASI : 2019/415 Esas 2020/725 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 12/09/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/09/2024 Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde cari hesap ekstresine göre davalının müvekkiline takip tarihi itibari ile 40.311,97 TL asıl alacağının bulunduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeni ile alacağın tahsili için İzmir 6.İcra Müd.nün 2018/10415 Esas sayılı takip dosyası ile takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına ve %20 den aşağı olamamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş olmakla yapılan açık yargılama sonunda; CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıdan yüksek miktarda toptan alım yapıldığını, fiyatların asgari miktardan kararlaştırıldığını, ancak davacının yüksek miktardan faturalandırma yaptığını bu nedenle oluşan fiyat farkı nedeni ile iade faturaları düzenlendiğini, davacının düzenlediği faturaların gerek ödeme yapılarak gerekse iade faturası düzenlenerek yerine getirildiğini, davacıya bir borçlarının bulunmadığını davanın reddine ve alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre; gerek davalının kendi beyanı ve gerekse ticari defter incelemesine göre, takip ve dava konusu yapılan 8 adet toplam 75.137,87 TL tutarındaki faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturalara karşılık davalının 34.825,90 TL ödeme yaptığı, geriye kalan fatura bedeli için fiyat farkından kaynaklanan iade faturası düzenlediği, bunun üzerine davacının da iade faturası düzenlediği, tekrar davalı tarafça iade faturası düzenlendiği ve cari hesabın sıfırlandığı, davalı defterlerine göre davacıya bir borcunun bulunmadığı, davacının alacağını ispatla mükellef olduğu, hangi fiyattan faturalandırdığına dair davacının bir yazılı delil ibraz etmediği, davacının bu nedenle defterlerinin incelenmesinin de dosyaya katkı sağlamayacağından davacıya yemin delili hatırlatılmış, davacının hatırlatılan yemin deliline de başvurmadığı anlaşılmakla davacının davasını ispatlayamadığından davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılmıştır," gerekçesi ile, "Davacının davasını ispatlayamadığından REDDİNE, Dava yeterli delil olmadığından ve ispatlanamadığından ret olunduğundan davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,"şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı taraf arasındaki ticari ilişki sebebiyle müvekkilinin satışını yapmış olduğu malların davalı tarafından herhangi bir ihtirazı kayıt olmadan teslim alındığını ve kabul edildiğini, dosya kapsamında müvekkilinin alacağı fatura miktarlarından da görüldüğü ve bilirkişi raporunun tespit ve değerlendirme başlıklı bölümün ilk paragrafında da belirtildiği üzere 40.311,97-TL olduğunu, davalı şirketin herhangi haklı ve hukuki bir dayanağı olmadan müvekkili adına fiyat farkı faturası düzenlediğini ve bu kapsamda müvekkilinin alacağını fiyat farkı faturası ile engellediğini ve söz konusu icra takibine de itiraz ettiğini, davalı şirketin fiyat farkı faturası düzenlemesindeki sebebini Bursa Hal kayıtlarına dayandırmış ise de söz konusu dayanağın hukuka ve ticari teamüllere aykırı olduğunu, müvekkilinin Kadıköy Sebze ve Meyve Halinde faaliyet gösteren bir şirket olup Bursa Halindeki güncel bedeller ile bağlılığı veya sorumluluğunun söz konusu olmadığını, bu kapsamda satıcı konumundaki müvekkilinin İstanbul'da olması sebebiyle Kadıköy Sebze ve Meyve halinin güncel bedelleri üzerinden sorumluluğunun söz konusu olup, fatura tarihlerindeki Kadıköy Sebze ve Meyve halinin güncel bedelleri üzerinden fatura kestiğini, basiretli bir tacir olan davalı şirketin İstanbul haline kayıtlı bir firmadan mal alımının İstanbul halinin fiyat listesinin geçerli olacağını bilmesinin gerektiğini, davalı tarafından düzenlenen fiyat farkı faturalarının müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olmadığını, davalı yanca tek taraflı olarak kesilen ve müvekkili defterlerinde kayıtlı olmayan fiyat farkı faturasına dayanılarak herhangi bir borcunun olmadığının tespitinin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin, söz konusu fiyat farkı faturalarının davacı müvekkiline ait ticari defter kayıtlarında olup olmadığını sorgulamadan, müvekkili defterlerini incelemeden, bu kapsamda bilirkişi raporu aldırmadan karar vermiş olup söz konusu kararın eksik inceleme neticesinde hukuka aykırı olarak verildiğini, taraflar arasında yazılı herhangi bir sözleşmenin olmadığını, İstanbul Kadıköy Hal Kayıtlarının dosyaya getirtilmesi talep edildiğini ancak taleplerinin mahkemece reddedildiğini, ayrıca malın teslimi esnasında ve tesliminden sonra ücretlendirmeye ilişkin fiyat farkı faturası imzalandığına dair bir anlaşmanın da söz konusu olmadığını belirterek usul ve kanuna aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılarak, itirazın iptali ve takibin devamına, davalının alacağının yüzde 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturadan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir. 28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”. "..YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 23. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. TTK'nın 23. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belge fatura değildir. Bu belge, belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 23/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkanı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanununda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan yasanın 23. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın münderecatından söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK m.230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı taktirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir. (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.) TTK'nın 23/2. maddesi uyarınca tebliğe rağmen faturayı süresinde itiraz ve iade etmeyerek, ticari defterlerine borç kaydeden tacir, fatura münderecatını aynen kabul etmiş ve faturayı gönderen taraf, faturaya dayalı bu alacağının varlığını TTK'nın 84. ve 85. madde hükümleri (HMK 222) uyarınca ispatlamış olur." (Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/10398 esas 2015/140 karar sayılı emsal ilamı) İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Hâkimin kendisine ispat yükü düştüğünü bildirdiği taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Davacı taraf, davalı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde cari hesap ekstresine göre davalının takip tarihi itibari ile 40.311,97 TL asıl alacağının bulunduğunu, davalının borcunu ödememesi nedeni ile alacağın tahsili için İzmir 6.İcra Müdürlüğünün 2018/10415 Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan takibe itiraz ettiğini beyanla dava açmış, davalı, davacının düzenlendiği faturalar nedeniyle ödeme yapıldığı veya iade faturası düzenlendiğini, borcun bulunmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Malların teslim edildiği konusunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık malın fiyatından kaynaklanmaktadır. Bu durumda; Davacı kayıtları da incelenerek davalının iade faturalarının kayıtlı olup olmadığının tespiti, sonrasında gerekmesi halinde süresinde iade edilen faturalarda yazılı olan ve davalı tarafa teslim edildiği kabul edilen malların TBK'nın 233. maddesi uyarınca ortalama piyasa fiyatının belirlenmesi yönünde ürünlerin raiç bedeli konusunda ehil bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda yapılan açıklamalara göre, delillerin toplanarak sonuca varılması için yargılamaya devam edilmesi gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf taleplerinin kabulüne, HMK' nın 355 ve 353/1-a-6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 26/11/2020 tarih, 2019/415 Esas ve 2020/725 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 59,30 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE, 6-İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 7-İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 12/09/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2001/1, K. 2003/1, T. 28.09.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2001-1-e-2003-1-k-83c6c909347a