İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/942 E. 2025/520 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/942
Karar No
2025/520
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/942 Esas KARAR NO : 2025/520 Karar DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 11/11/2024 KARAR TARİHİ : 19/06/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı taraf sunduğu dava dilekçesinde özetle; Davalı .... Bakırköy İcra Dairesinin .... Esas numaralı dosyası ile 20/02/2021 tediye tarihli, 900.000,00-TL tutarlı bonodan kaynaklı olarak müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü icra yolu ile takip başlattığını, karşı .... başlatmış olduğu icra takibinin haksız yersiz ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davalı ... 900.000,00-TL tutarlı senetten kaynaklı ya da başkaca bir borcunun bulunmadığını, müvekkilinin 02/03/2009 tarihinde davalı ... ile yapmış olduğu satış sözleşmesi uyarınca davalının 30.000,00-TL peşin 30.000,00-TL taksitli ödenmesi koşulu ile mart 2010 teslim tarihli daire teslimini konu eden bir sözleşme imzaladığını, müvekkilinin işlerinin kötüleşmesi nedeniyle mart 2010 tarihinde sözleşmesi konusu daireyi teslim edemediğini, davalının müvekkiline daire teslim borcuna karşılık olarak açık senet imzalattığını, müvekkilinin iş bu açık senedi daire teslimine konu olan borcuna karşılık olarak verdiğini ancak davalı ... daire teslimine konu senedi anlaşmaya aykırı olarak 900.000,00-TL olarak düzenlediğini, karşı ... müvekkiline açık olarak imzalattığı bononun üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçtikten sonra davalı ... kambiyo senedini icraya koyduğunu, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, mahkeme aksi kanaatte ise dava konusu bono hakkında bedelsizlik iddialarının bulunduğunu, davalı ... bonodan kaynaklı sebepsiz zenginleşeceğini, davalının müvekkilini tehdit ettiğinden bahisle ceza aldığını, soruşturma dosyasının mevcut olduğunu, ayrıca ortaklığın giderilmesi davası açıldığını bildirerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla Bakırköy İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası ile 20/02/2021 tediye tarihli 900.000,00-TL tutarlı bonodan kaynaklı olarak açılan takibin zaman aşımı nedeniyle iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise müvekkilinin davalıya 20/02/2021 tediye tarihli 900.000,00-TL tutarlı bonoya karşılık borcu bulunmadığından menfi tespit davalarının kabulüne, dava konusu senedin iptaline, davalının dava konusu bono ile haksız, yersiz ve kötü niyetli icra takibi başlattığından bahisle %20 den düşük olmama koşulu ile kötü niyet tazminatına hükmedilerek davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı taraf sunduğu dava cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve tensip tutanağının müvekkiline usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, huzurdaki davanın kıymetli evrakın icraya konulduğu tarihten itibaren üzerinden yıllar geçtikten sonra ikame edildiğini, hali ile kıymetle evraka karşı öne sürülen menfi tespit iddiası zaman aşımı ve hak düşürücü süreler geçirildikten sonra açıldığı için usulden reddinin gerektiğini, senedin usulsüzlüğüne ilişkin bir davada davacı tarafın bu iddiasını icra takibine ilişkin tebligatın tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde ve her türlü ihtimalde 1 yıl içerisinde kıymetli evrakın iptaline ilişkin icra hukuk mahkemesine başvurması gerekirken, aradan yıllar geçtikten sonra menfi tespit iddiası ile huzurdaki davayı ikame etmiş olmasının açık şekilde hukuka aykırı olduğunu, davanın reddinin gerektiğini, dava konusu bono icra konulduktan sonraki 3 yıllık süreçte borçlu ... tarafından hiçbir zaman senedin bedelsizliği yönünden bir iddia öne sürülmediğini, ne zaman ki mirasçısı olduğu taşınmazların satış sürecine geçilmiş, işte o zaman müvekkilinin alacağına ulaşmasına engel olmak maksadı ile kötü niyetli olarak bu davayı ikame ettiğini, davacı tarafın ispat kuralını yerine niteliğe sahip hiçbir delilinin bulunmadığını, iddiaların tamamının somut delillerden yoksun soyut, ispata muhtaç vakıalar olduğunu, davacı tarafın müvekkilinin icra takibi sürecinde yıllarca hiçbir şekilde iddialarını dile getirmediğini, davanın esas amacının menfi tespit değil, müvekkilinin alacağına ulaşmasını yavaşlatmak ve süreci uzatmak olduğunu beyan ederek, öncelikle usulüne uygun bir tebligatın yapılmamış olması nedeni ile dava dilekçesi ve tensip zaptının tebliğ tarihinin müvekkilinin davayı öğrenme tarihi olan 04/01/2025 tarihi olarak karar verilmesine, davanın gerek zaman aşımı gereksi de hak düşürücü süreler içerisinde açılmamış olması sebebi ile HMK uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, iş bu talepleri uygun görülmezse ekte sundukları deliller ve ispat vasıtaları neticesinde esasa girilerek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın reddine, davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olan davacının İ.İ.K.md 72/4 uyarınca alacağın %20sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinden bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. Dava, İİK m. 72 uyarınca açılan menfi tespit davasıdır. Bakırköy Arabuluculuk Dairesinin .... Numaralı dosyasında; 23/10/2024 tarihinde 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 17, m. 18/A ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği anlaşıldı.Dosya kapsamında bulunan Dosya kapsamında bulunan Bakırköy ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusu aleyhine 900.000,00- TL asıl alacak, (İstenen: Yıllık Reeskont Avans) 130.099,32-TL (20/02/2021-01/01/2022 arası 315 gün %16,75) işlemiş faiz, 9.708,90-TL (01/01/2022-26/01/2022 arası 25 gün %15,75), 2.700,00-TL komisyon, 186,00-TL masraf, 1.042.694,22-TL toplam alacak bakımından 27/01/2022 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak 900.000,00-TL Miktarlı 20/01/2021 Tanzim Tarihli, 20/02/2021 Tediyye Tarihli Bono olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık, Davacının takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu 900.000,00-TL lik senet nedeniyle davalıya borçlu olup olmadığı, senedin zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, davacının iddia ettiği gibi senedin bedelsiz olup olmadığı noktalarındadır. Takibe ve davaya konu senet incelenmekle; keşidecisinin ... olduğu, lehtarın ... olduğu, 20/02/2021 tediye tarihli, 900.000,00-TL tutarlı, nakten kaydı içerdiği anlaşılmaktadır. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıya düşer. Örneğin; alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). "...Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bağımsız borç ikrarını içerir. Bonoda şekil şartları TTK'nın 688.maddesinde sayılmış olup, burada sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında bazı seçimlik şartlar da söz konusudur. Bonoya isteğe bağlı olarak, faiz, bedelin nakden yada malen alındığı veya yetkili mahkeme kayıtları da konabilir. Bono, bağımsız borç ikrarını içeren bir senet olduğundan herhangi bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “malen” ya da “nakden” olarak belirtilmişse, alacaklının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır ( HMK m. 191/1, 4721 sayılı TMK m. 6). Eğer yanlardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır. Bu bilgilere göre somut olayda davacılar ''nakden'' kaydı bulunan bononun 23.03.2016 tarihli hisse devrine ilişkin protokol sebebiyle verildiğini ileri sürerek bedelsiz kaldığının iddia etmektedirler. Bu sebeple ispat yükü davacılar üzerinde olup, eldeki dava konusu senetlerin 23.03.2016 tarihli protokolde yazılı senetler olmadığı, bu protokol için verildiğine dair herhangi bir yazılı delil sunamadıkları nazara alındığında mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır..." T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi, 26.12.2024 Tarih, ...Esas, .... Karar. Dosya tüm deliller ile birlikte somut olay bakımından değerlendirildiğinde; davaya konu keşidecisinin ... olduğu, lehtarın ... olduğu, 20/02/2021 tediye tarihli, 900.000,00-TL tutarlı, nakten kaydı içerdiği iş bu bono bakımından davacı borçlu olmadığının tespitini istemektedir. Nakden kaydı içeren bono da kural olarak ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı/borçlu, emre yazılı her bonoda yer alan imzasını inkâr etmiş değildir. Senet sebepten mücerret olmakla, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir. Davalı asil tarafından davacı aleyhine bonoya dayanılarak Bakırköy .... İcra Dairesinin .... Esas sayılı icra takibi başlatmış olup takip kesinleşmiştir. Davacı bononun veriliş nedeninin daire satım sözleşmesinden kaynaklı olduğunu, öncelikle verilme tarihinden itibaren 10 yıl geçmiş olduğundan zamanaşımı nedeni ile iptali gerektiğini aksi durumda ise satım sözleşmesine konu dairesinin teslim edilmemesi ile senedin bedelsiz kalmış olması nedeni ile iş bu davayı açmış olup davalı taraf ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur. Davacının senedin zamanaşımına uğradığı iddiası bakımından; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 749/1. maddesi gereğince keşideciye karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresi vadeden itibaren (3) yıldır. Takibe konu bono incelendiğinde takibe dayanak bononun vade tarihinin 20.02.2021 tarihi olduğu , zamanaşımı süresinin 20.02.2024 tarihinde dolduğu takip tarihinin ise 26.01.2022 tarihli olduğu anlaşılmakla zamanaşımına uğramadığı göütülmüştür. Davacının bedelsizlik iddiası bakımından; 6100 sayılı HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerekmektedir. Somut olayda da davacı, dava konusu nakden düzenlenen bononun bedelsiz olduğunu, davalı ise nakden düzenlendiğini savunması gözetilerek davacının talili nedeniyle artık senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiğine göre ispat külfeti davacı da olup bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Gölköy Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosya içerisindeki " 2009 yılında 60.000,00 TL karşılığında bana bir daire sattı. Aramızda bir satış sözleşmesi yaptık ve daire teslimatına kadar 1.000.000,00 TL'lik senet imzaladık. Daire teslimatında senedi kendisine teslim edip dairenin tapusunu alacaktım demiştir." şeklindeki beyanına da dayanılmış olup bu dosya içerisinde yer alan beyanlar incelendiğinde de takibe ve davaya konu bononun bu sözleşmeden kaynaklı verildiğine dair sözleşmede bir hüküm olmadığı gibi ceza dosyası içerisinde buna ilişkin açık beyan bulunmamaktadır. Neticeten; davacı tarafından imzalanan bononun daire satım sözleşmesi için imzalandığını ve bedelsiz kaldığı iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olup, gerektiği gibi dava konusu senet üzerinde nakden kaydının davacı yanca talil edildiği, nakden kaydına göre de davacının senetlerin ödendiğine ya da bedelsiz kaldığına dair yazılı delil sunmadığı, dava dilekçesin de yemin deliline de dayanması nedeni ile yemin hakkı hatırlatılmış ise de yemin deliline başvurmadığı anlaşılmakla takibe davaya konu bonodan dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığından açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere; ISPATLANAMAYAN DAVANIN REDDİNE, 1-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL peşin harcın davacı tarafından yatırılan 15.369,25-TL'den mahsubu ile hazineye irat kaydına, bakiye 14.753,85-TL harcın karar kesinliştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran davacı tarafa iadesine, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Bakırköy Arabuluculuk bürosunun arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3600 TL arabuluculuk ücretinin verilen kararın niteliği nazara alınarak davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 138.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine, 6-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince tarafların talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/06/2025 Katip ... ¸e-imzalı Hakim ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/942, K. 2025/520, T. 19.06.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-942-e-2025-520-k-e6845b04f18e