İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/377 E. 2024/198 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/377
- Karar No
- 2024/198
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/377 Esas KARAR NO : 2024/198 Karar DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 20/09/2024 KARAR TARİHİ : 06/11/2024 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 22/11/2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Şirketinin .... Sicil Numarası ile İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı göründüğünü, şirketin şu anda ... ve ... Mirasçıları olarak her biri % 50 hisseye sahip iki ortağının bulunduğunu, şirket ortaklarının imzalarının taklit edilerek ve yeni karar defteri oluştuurlarak, şirkete münferiden tanımadıkları ve bir dolandırıcılık şebekesinin elemanı olduğu sabit olan ... isimli kişinin Müdür olarak atamasının yapıldığını, İTSM'ye yaptıkları itirazla Beyoğlu .... Noterliğinin 09/09/2024 tarih .... sayı ile tasdikli 09/09/2024 tarihli genel kurul kararının sahte imzalarla sahte olarak oluşturulmuş belge olduğunu, bu sahte belgeye dayalı olarak yapılan tescilin yolsuz olduğunu belirterek, yolsuz tescilin iptalini talep ettitlerini, taleplerinin red edilmesi sonucunda İTSM'ye karşı İstanbul .... ATM'nin ... Esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, dolandırıcılık şebekesinin şirketin gayrimenkullerini satmaya çalıştıklarını öğrendiklerini, konuyla ilgili Bakırköy CBS'nin ... sayılı soruşturma dosyası ile işlem başlattıklarını, ... isimli kişinin münferiden müdür atandığı, sahte belge ve sahte imzalarla oluşturulan Beyoğlu .... Noterliğinin 09/09/2024 tarih .... sayı ile tasdik ettirilen ve ticaret sicile dayanak yapılan 09/09/2024 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitini ve iptalini talep ettiklerini, şirket mallarının satışının 3. Kişilere satılmasını önlemek için genel kurul kararının icrasının tedbir olarak durdurulmasını talep ettiklerini, kararın yok hükmünde olduğunun tespiti, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket kayyımı cevap dilekçesinde; Davacı ..., her ne kadar ...ve ... şeklinde şirketin eşit ortakları olunduğu ileri sürülmüş ise de; ....'ın hissedarlık sıfatının bulunmadığı, ...hisselerinin dava dışı ... adına 16.12.2022 tarihi itibarı ile intikalden tescilli olduğu Ticaret Sicil kayıtlarından tespit edildiğini, vefat sebebi ile ortaklık değişikliği olduğunun TTSG kayıtlarından anlaşıldığını, yine davacı ... her iki ortağın mirastan intikal yolu ile ortak olduğunu ileri sürmüşse de, ticaret sicil kayıtlarında 26.03.2003 kuruluştan itibaren ortak olduğu, 26.03.2023 tarihine kadar da şirketin münferiden yetkili müdürü olduğunun anlaşıldığını, ancak müdürlük sıfatının da sona erdiğini, buna karşın diğer ortak ...'ın ortaklığı intikale dayandığının gözlendiğini, dava dışı ...'nın, şirket müdürlüğünü kabul etmediğini, bu durumda, 09.09.2024 tarihli genel kurul kararı ile müdür seçimi geçerli bir müdür seçimi olmadığını, dışarıdan müdür atamalarında “müdürlük kabul beyanı” olması gerekirken, ...'nın böyle bir müdürlük seçimi ve müdürlük görevini kabul etmediğine göre, alınan kararın geçersiz kabul edilmesi gerektiğini, ....'den habersiz seçim yapılması ve onun bunu kabul etmeme hakkı karşısında, zora ki müdür atanmasından da söz edilemeyeceğini, kaldı ki, ortaklardan biri müdür atanmaksızın, bir kişi olarak sadece dışardan müdür ataması yoluyla da şirketin yönetim ve temsili yürütülemeyeceğini, şirketin 26.03.2023 itibarı ile yönetim ve temsil organından yoksun, şirketin organsız olduğunu, Şüpheli sıfatı ile soruşturmada ifade veren ...'nın müdür olarak seçimi ve bu yönde genel kurul kararının ... tarafından müdürlük sıfatı kabul edilmediği, şirketi de yönetim ve temsil bakımından ortaklar arasından müdür seçimi yapılmadığından yok hükmünde ve/veya hükümsüz olduğunu, şirketin bir an önce ... ve ...'dan oluşan ortaklarınca genel kurul yapılarak ORGANSIZ durumdan çıkarılmasının gerektiğini, aksi takdirde çıkma, çıkarılma, fesih ve tasfiye, şirketin yönetim ve temsilinin kayyım eliyle icrası gibi ihtimallerin ortaklar tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, neticede davanın kabulü ile şirketin ortaklarından birinin müdür olarak atanmadığı sürece, genel kurulda şirket dışından atama yönünde genel kurul kararının yok hükmünde ve/veya hükümsüz olduğu değerlendirmesi ile verilecek kararın Ticaret Şicilinde tescil ve ilanına karar verilmesini davalı şirketi temsilen kayyım sıfatı talep etmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, davalı şirketin 09/09/2024 tarihli 2024/1 sayılı genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK' nın 137. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: Davalı şirketin 09/09/2024 tarihli 2024/1 sayılı genel kurulunda alınan kararların yok hükmü olup olmadığı, yok hükmünde olduğu iddia edilen genel kurul kararlarının sahte üretilip üretilmediği, davacının davasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür. Hali hazırda davalı şirket yetkilisinin yetkili kılındığı genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması sebebiyle menfaat çatışması olmaması için davalı şirkete bu dosyayla sınırlı olmak üzere temsil kayyımı atanmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabı incelendiğinde; davalı ... sicil numarasında kayıtlı bulunan davalı ...'nin adresinin, ... Mah. ... Cad. .... Merkezi Blok No:10/1 İç kapı no : 315 Bakırköy/İSTANBUL olduğu görülmüştür. Davalı şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre HMK'nun 14/2 maddesi gereğince işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK'nun 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır. Davacı, ticaret sicil kayıtlarından anlaşıldığı üzere şirketin % 50 paylı ortağıdır. Diğer ortak, % 50 paylı dava dışı ...' dır. Davalı şirketin 09/09/2024 tarihli 2024/1 sayılı genel kurulunda; dava dışı ...' nın 1 yıl süre ile şirket müdürlüğüne münferiden atanmasına her iki ortağın oy birliği ile karar verildiği görülmüştür. Bu atamaya yönelik kararın sahte üretildiği ve yok hükmünde olduğu dava edilmektedir. Bilindiği üzere, genel kurul kararlarının hukuken varlık ve geçerlilik kazanabilmesi için gerekli şartlar kanunda çeşitli hükümlerde düzenlenmiş olup; bir genel kurul kararı ilgili hükümlere ve bu hükümler çerçevesinde düzenlenmiş ana sözleşme hükümlerine veya iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığı takdirde hukuken sakatlanır. Yokluk, butlan, askıda hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik şeklinde geçersizlik halleri ortaya çıkabilir. Somut olaya geçmeden önce, söz konusu geçersizlik hallerini ve hangi hallerde uygulanacağını kısaca değerlendirmek faydalı olacaktır. a) Anılan yaptırımlardan en ağırı olan yokluk bakımından, bir hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin kurucu unsurlarında eksikliğe yol açmakta ise işlemi yokluk ile sakatlayacaktır. Yok sayılan bir hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluğun tespiti her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir ve yokluk kararı yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Bu çerçevede, bir genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için iki unsur gerekir. Bunlardan ilki toplantı yapılması ve ikincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunlardan birisindeki eksiklik halinde hukuki işlem yani genel kurul kararı hiç doğmamış sayılır (Ayrıntılı bilgi için bkz. Erdoğan MOROGLU, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 25 vd.) Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örnekler şöyledir; genel kurula davet, yetkili kişi veya organlarca yapılmamış veya TTK’daki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılmış ve karar alınmışsa ya da oylama yapılmaksızın karar alınmışsa, genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmışsa yokluk yaptırımı uygulanır. Hükümet komiserinin bulunmadığı bir toplantıda alınan kararlar, komiserce imzalanmamış bir tutanakta yer alan karar yine yoklukla maluldür. Nisap bakımından aykırılıklar da genel kabule göre yokluğa sebebiyet vermektedir. Mevcut olmayan pay adedince mevcut oy nisap bakımından alınan kararların geçerliliğine etki ediyor ise, diğer bir ifade ile söz konusu oylar mevcut olmadan yeter sayı sağlanamıyorsa bu hâlde kanunda öngörülen yeter sayıda irade beyanı bulunmadığı için işlem yoklukla malul olacaktır. b) Butlan yaptırımı bakımından, ETK’da butlan düzenlenmemiş iken TTK’da butlana ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre; pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olacağı açıkça düzenlenmiştir (TTK.m. 447). Bunun dışında daha önce olduğu gibi genel hükümlere dayanılarak da butlana hükmedilebileceği düşünülmektedir. İşlem emredici hükümlere (geçerlilik şartlarına) aykırı ise batıl olacaktır. Burada kanuna aykırılık hususu TTK. 445’te bir genel kurul kararının iptal sebepleri arasında da sayılmış olduğundan, (emredici) kanun hükümlerine aykırılık halinde hangi yaptırımın uygulanacağı hususu tartışma konusu olmuştur. Bu hususta bilimsel öğretide ARSLANLI, MOROĞLU ve DOMANİÇ birbirine yakın görüş ve haklı gerekçeler ortaya koyarak, emredici hükümler arasında ikili bir ayrım yapmakta; üçüncü kişileri ve ortaklık alacaklılarını korumaya yönelik (mutlak) emredici hükümlere aykırılığın yokluk veya butlana (EBK. 19-20), bunlar dışında kalan ve ortakları korumaya yönelik (nisbi) emredici hükümlere aykırılığın iptal davasına tabi olduğunu savunmaktaydılar. Bu görüş uyarınca, hangi hükümlerin nisbi emredici nitelikte olduğu hükmün sözünden anlaşılamadığı takdirde, hakim tarafından yorum yoluyla saptanacaktır. Bu açıdan özellikle, kararın oluşmasına dair kurucu/şekli (mutlak emredici) hükümler dışında kalan ve kararın oluşmasıyla ilgili olan tüm hükümler nisbi emredicidir (bkz. O. İMREGÜN, Anonim Ortaklıklar, İstanbul, 1989, s. 158-159, MOROĞLU, s. 196-198; H. ARSLANLI, Anonim Şirketler, II-III, İstanbul 1960, s. 68; H. DOMANİÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, TTK. Şerhi II, İstanbul 1988, s. 881-882). Yeni Kanuna uyarlayarak örnekler vermek gerekirse, halka kapalı ortaklıkta, o yılın kârının tamamının sermaye artırımında kullanılmasına dair karar iptal edilebilir. TTK. 437'de öngörülen ve bazı belgelerin genel kurulun olağan toplantısından önce incelemeye açık tutulmasına dair hükme uyulmadan alman fınansal tablolar ve kâr dağıtımı ile ilgili karar iptal edilebilir. Davetin toplantıdan en az iki hafta önce yapılmasına dair TTK. 414/1 nisbi emredici olup, toplantıdan on gün önceki davetle toplantı yapılmış ise alman karar iptal edilebilir. Gündemin açıklanmasına ilişkin m. 413, 414'e uyulmaksızın alınan karar iptal edilebilir. TTK. 436 uyarınca oydan yoksun kişilerin de katılımı ile alınan karar iptal edilebilir. Her payın kural olarak en az bir oy hakkı sağlayacağını öngören m. 434’e aykırı olarak bir ortağın oy kullanması engellenir veya asgari oy hakkı çiğnenirse, yine alınan karar iptal edilebilir niteliktedir. Görüldüğü üzere, örnek verilen hallerde kanuna aykırılık bulunmakla birlikte, iptali istenen kararla ilgili ve o kararla sınırlı bir ihlâl söz konusudur. Buna karşılık, mutlak veya nisbi emredici hükümleri ilerisi için kaldıran veya değiştiren kararlar ise, m. 437/6 örneğinde görüldüğü gibi batıldır. (MOROĞLU, s. 57, 196 vd; M. BAHTİYAR, Ortaklıklar Hukuku, s. 201-202). Yargıtay uygulaması da benzer şekildedir: Bir genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder. Bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedilmektedir. Örneğin bir genel kurul kararının alınabilmesi için mutlaka usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılması şarttır. Toplantı yapılmadan “elden dolaştırma usulü” veya “mektup” ile GK kararı alınmışsa, bu GK kararı kurucu ve şeklî noksanlıklar nedeniyle hukukî anlamda hiç bir etki ve sonuç doğurmaz ve dolayısıyla “yok” sayılır. Aynı şekilde, GK toplantısında Bakanlık temsilcisinin bulunmamış (TTK m. 407/3) veya toplantı tutanaklarını imzalamamış olması halinde (TTK m. 422/1), anonim şirketin TTK m. 379 hükmü uyarınca sahip olduğu kendi paylara bağlı oylarla alınmışsa GK kararı yok hükmündedir. Yine Genel kurulun yasaya veya esas sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından çağrılıp karar alınmasında da, yokluk söz konusu olur. Nihayet yasada öngörülen asgari toplantı ve karar yetersayılarına aykırı olan genel kurul kararları da yoklukla malûldür. Ayrıca, 11. HD. 09.10.2001 tarih ve 5691/7567 sayılı yayınlanmamış bir kararında, “ana sözleşmedeki yeter sayılar oluşmadan toplanan bir genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiğine ve bunun Dairenin yerleşik içtihadı olduğuna karar vermiştir Yokluğun tespiti davası, iptal davası olmayıp, GK kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir “tespit davası” açılır ve bu dava herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re’sen dikkate alınır. Ayrıca AO yönetim kurulu “yok” sayılan GK kararlarını icra edemeyeceği gibi, bunların ticaret siciline tescil ve ilânı da olanaklı değildir. Her nasılsa sicile tescil ve ilân edilse dahi, tescil yok hükmündeki kararı ihya etmez, diğer bir deyişle, tescil yok sayılan GK kararına geçerlik kazandırmaz.(Prof.Dr.Hasan Pulaşlı,Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi,Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y.2013, Sa. 1-2,Erişim Tarihi 08/12/2020) Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re'sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır. (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190 )"(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/11-1048 K. 2014/430 T. 02/04/2014 kararından alıntıdır.) c) İptal yaptırımı açısından, dava açılmasının maddi hukuka ilişkin şartlarından ilki ise ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Ortada şeklen dahi geçerli bir genel kurul kararı yok ise bu halde yokluk yaptırımı ile karşılaşılır. İkinci olarak kararın kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık taşıması iptal için gerekli bir diğer maddi hukuk şartıdır (TTK. m.445). Üçüncü olarak aranacak şart ise karar ile aykırılık arasında illiyet bağı bulunmasıdır. 6762 sayılı ETK. 381 karar ile aykırılık arasında illiyet bağından söz etmemiş, daha doğrusu illiyet bağını varsaymış ise de TK. 446/1’in (b) bendi toplantıya katılmış olsun olmasın her bir pay sahibine iptal davasını çeşitli şartlarla açma hakkı tanımış, ancak hakkın kullanılmasını sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olmasına bağlamıştır. TEKÎNALP söz konusu yeniliği “etki kuralı” olarak nitelendirmekte, etki kelimesinin ifade ettiği anlamı, “ileri sürülen kanuna aykırılık yapılmasa idi iptali istenen Genel Kurul kararı alınamazdı veya Genel Kurul başka şekilde karar verirdi” şeklinde açıklamaktadır. (Ü.TEKİNALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2013, N. 15-06 vd.) Somut olayda; dava konusu ortaklar kurulu toplantılarının çağrısız olarak yapıldığı ihtilafsızdır. Bu durumda somut olay bakımından genel kurul toplantısının Türk Ticaret Kanununun 416. maddesi uyarınca çağrısız toplantı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Bu yasal düzenlemeye göre, çağrısız genel kuruldan söz edilebilmesi için iki unsurun gerçekleşmesi gerekir. Bunlardan bir tanesi bütün pay sahiplerinin veya temsilcilerinin hazır bulunması, diğeri ise pay sahiplerinin toplantıya ve karara itiraz etmemiş bulunmalarıdır. Öğretideki ve uygulamadaki yerleşik içtihat uyarınca, çağrısız genel kurul unsurlarının bulunmaması halinde, alınan kararlar yok hükmünde olup hukuk hayatına hiç doğmamış, geçersiz işlemlerdir. Somut olaydaki durumun bu hukuki tespit ışığında değerlendirilmesi gerekir. Davacı, anılan genel kurul kararındaki imzanın kendisine ve diğer ortağa ait olmadığını, böyle bir genel kurul yapılmadığını ve imzalar taklit edilerek sahte bir karar alındığını iddia etmiş ancak imza incelemesine esas ilgili genel kurul kararının aslına ulaşılamamıştır. Ancak, 09/09/2024 tarihli genel kurul kararının onayının yapıldığı noterlik olarak gözüken Beyoğlu .... Noterliği' nin 09/09/2024 tarih ve .... yevmiye numaralı onayın kendilerince yapılmadığının ve onayın da sahte olduğuna dair yazı içeriği ile müdür olarak atanan ...'nın savcılık ifadesindeki genel kurul kararına yönelik düzenlenen belgelerin sahte olduğu ve kendisinin kimlik bilgilerinin kullanıldığına yönelik beyanı dikkate alınarak, söz konusu genel kurul kararı altındaki imzanın davacıya ve yetkili olarak atanan ...' ya ait olmadığı mahkememiz tarafından kabul edilmiştir. Davaya konu edilen 09/09/2024 tarihli genel kurulda alınan kararlar altında davacıya atfen atılı imzanın vekaleten atıldığına dair davalı tarafından herhangi bir belge ibraz edilmemesi ve davacıya ait olmadığının mahkememizce de kabul edilmesi durumu karşısında, davacının 09/09/2024 tarihli genel kurul toplantısına katılmadığı sabittir. TTK'nın 416/1. maddesi uyarınca çağrısız genel kurul toplantısı yapılabilmesi için tüm ortakların hazır bulunması gerektiğinden, yasanın bu amir hükmüne aykırılık TTK'nın 447/1. maddesindeki paydaşın genel kurula katılma hakkını ortadan kaldırıcı niteliktedir. Somut olayda toplantı yapılmamış olup ve yeterli irade beyanı ile de karar alınmadığından, yapılan genel kurul toplantısı yok hükmündedir. Bu sebeplerle davanın kabulü ile davalı şirketin 09/09/2024 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Davacının davasının KABULÜ İLE; -Davalı şirkete ait Beyoğlu ... Noterliği'nin 09/09/2024 tarih ve ... sayı ile tasdikli, 09/09/2024 tarihli genel kurul kararının YOK HÜKMÜNDE OLDUĞUNUN TESPİTİNE, - Mahkememizce verilen tedbir kararlarının hüküm kesinleşinceye kadar DEVAMINA, 2- Karar kesinleştiğinde, hükmün İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 427,60-TL harç peşin alındığından bakiye harç tayinine YER OLMADIĞINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 916,00-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından sarf edilen tebligat, posta masrafı ve kayyım ücreti olmak üzere toplam 15.993,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Davalı tarafça yatırılan gider avansından kullanılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın talep halinde İADESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacının yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/11/2024 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı