İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/307 E. 2025/332 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/307
Karar No
2025/332
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/307 Esas KARAR NO : 2025/332 Karar DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 17/09/2024 KARAR TARİHİ : 16/04/2025 G. K. YAZILDIĞI TARİH : 24.04.2025 Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirketin ... Mah. .... Cad. No:130 Serdivan/SAKARYA adresinde iş makineleri ve yedek parça tedarik hizmeti üzerine faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yıllardır süre gelen ticari bir ilişkileri olduğunu, ticari ilişki süreci boyunca müvekkili şirket tarafından davalı şirkete iş makinesi ve yedek parça tedarik hizmeti sağlandığını, bu süreçte müvekkili şirket tarafından verilmiş olan hizmete ilişkin ticari faturalar kesildiğini, davalı şirkete gönderildiğini ve davalı şirketçe onaylandığını, ardındaki süreçte ise bu ticari faturaların ödemesi ile ilgili davalı şirket tarafından mutabakat metinleri düzenlendiğini, müvekkili şirkete gönderildiğini ve müvekkili şirketçe bu mutabakat metni imzalanarak davalı şirkete geri gönderildiğini, ilerleyen süreçlerde ise müvekkili şirkete, davalı şirketçe ticari fatura ödemeleri yapıldığını, ancak müvekkili şirket tarafından düzenlendiğini ve davalı şirket tarafından herhangi bir itirazda bulunulmayan, 10/10/2023 tarih ... fatura numaralı, 10/10/2023 tarih ... fatura numaralı, 28/11/2023 tarih ... fatura numaralı, 28/11/2023 tarih ... fatura numaralı, 28/11/2023 tarih ... fatura numaralı, 18/12/2023 tarih ... fatura numaralı, 21/12/2023 tarih .... fatura numaralı, 26/12/2023 tarih ... fatura numaralı, 08/01/2024 tarih .... fatura numaralı, 08/01/2024 tarih .... fatura numaralı, 18/01/2024 tarih ... fatura numaralı, 01/02/2024 tarih ... fatura numaralı, 13/02/2024 tarih ... fatura numaralı, 28/03/2024 tarih ... fatura numaralı, 30/03/2024 tarih ... fatura numaralı, 29/05/2024 tarih ... fatura numaralı ve 31/05/2024 tarih .... fatura numaralı olmak üzere toplam 17 adet ticari faturanın ödemesi davalı şirket tarafından gerçekleştirilmediğini, iki şirket arasındaki ticari teamülden kaynaklanan 31.12.2023 tarihli mutabakat metni mail yolu ile imzalanmak üzere davalı şirketçe, müvekkili şirkete gönderildiğini ve müvekkili şirketçe işbu mutabakat metninin doğruluğu kabul edilerek, imzalanıp davalı şirkete tekrardan gönderildiğini, 2024 yılı itibari ile her ne kadar davalı şirketçe ödemeler yapılmasa dahi müvekkili şirket tarafından iki şirket arasındaki ticari ilişkinin bozulmaması amacıyla ve halihazırda önceki dönemde onaya gönderilen faturaların ödemelerininde gecikmiş bile olsa yapıldığı bilinmesi sebebiyle hizmet vermeye devam ettiğini, taraflarınca düzenlenen ticari faturaların kanunda düzenlendiği gibi 8 gün içerisinde davalı şirketin itiraz hakkı mevcutken 17 adet ticari faturanın hiçbirine itiraz edilmemesi açık ve net şekilde borçlu olduklarını ve müvekkili şirketin alacaklı olduğunu ispatlar nitelikte olduğunu, davalı şirketin defalarca müvekkilini oyaladığını ve fatura borcunu kabul etmesine karşın müvekkiline herhangi bir ödeme gerçekleştirmediğini, davalının bu hareketleri müvekkilinin alacağını karşılıksız bırakmak amacıyla mal kaçırdığını veya mal kaçırma hazırlığı içerisinde bulunduğunu gösterdiğini, borçlunun mal kaçırma ihtimaline karşın, alacaklarının sürüncemede kalmaması ve yaptığımız icra takibinin sonuçsuz kalmaması açısından borçlunun menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacakları üzerine İİK’da ihtiyati haciz için aranan koşullar bulunduğundan ihtiyati haciz kararı verilmesini, neticede fazlaya ilişkin talep ve dava hakkımız saklı kalmak kaydıyla; Küçükçekmece İcra Dairesi İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyasına borçlu tarafından yapılan itirazın iptaline; takibin 1.947.547,39 TL Asıl alacak (Temerrüt tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek Reeskont Avans Faiz ile, icra giderleri, avukatlık ücreti hariçtir) üzerinden devamına; asıl alacak üzerinden davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının taşınır, taşınmaz mallarına ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarından müvekkiline olan borcunu karşılayacak kadarı hakkında dava sonuna kadar devam etmek üzere teminatsız; mümkün olmadığı takdirde sayın mahkemenizce hükmedilecek teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafın, müvekkili firma aleyhine Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile başlatmış olduğu icra takibine taraflarınca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu, davacı tarafın dava dilekçesinin incelenmesinde harca esas değerinin belirtilmediğini, müvekkillerinin dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve miktarda borçlarının bulunmadığını, taraflarınca işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulduğunu, davacı tarafın talep ettiği faizin fahiş olduğunu, faiz başlangıç tarihinin neye göre saptandığı, hangi tarihler arası faiz işletildiğinin açıklanmadığını, bu itibarla, hangi dönemi kapsadığı belli olmayan işlemiş ve işleyecek faize itiraz edildiğini, davacı tarafın iddiasının aksine alacağın %20’ si oranında icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, takip dayanağı faturalardan ve cari hesaptan vs. dolayı alacaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, öte yandan müvekkili şirketin ve diğer müvekkillerinin takibe konu edilen alacağa ilişkin cari ilişkiden, vs. dolayı herhangi bir borcunun da mevcut olmadığını, davacı tarafın, faturalar sebebiyle müvekkili şirketten alacağı olduğunu iddia etmesine karşın fatura, alacağın varlığını ispat etmek için tek başına delil niteliğini taşımadığını, ayrıca cari hesaba ilişkin alacağın olduğu iddia edilmesine karşın taraflar arasında kurulmuş Cari Hesap Sözleşmesinin bulunduğunu, TTK. md. 89/2'ye göre cari hesap sözleşmesinin şekil olarak yazılı şekle tâbi olduğunu, davacı tarafça bu hususa ilişkin bir delil sunulamadığını, davacı tarafça dosyaya sunulan mutabakat metninin, borcun varlığını ispat eder nitelikte bir delil olduğunun iddia edildiğini, ancak, söz konusu mutabakat metninin incelenmesinden de açıkça anlaşılacağı üzere, müvekkili firmanın yetkilisine ait herhangi bir imza bu belgede yer almadığını, alacaklı firma tarafından imzalanmış olan işbu mutabakat metninin, sadece tek taraflı bir beyan niteliği taşıdığını, müvekkili firma tarafından borcun kabul edildiğine ilişkin herhangi bir delil teşkil etmediğini, davacı tarafın iddiasının aksine, bu belgenin müvekkilinin borçlu olduğunu ispatlar nitelikte bir kanıt oluşturmadığını, nitekim, imzasız bir belgeyle borç kabulünün isnadının mümkün olmadığını, bu nedenle, işbu mutabakat metninin müvekkili aleyhine delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine, davacı şirket aleyhine % 20' den az olmamak kaydı ile, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; Davalının söz konusu itirazında haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiler çerçevesinde müvekkili tarafından tutulan ticari defter ve kayıtların alacaklarının haklılığını ortaya koyduğunu, yıllardır müvekkili şirket ve davalı şirket arasında süregelen bir ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı şirketin işbu davaya konu faturaların öncesinde, yıllardır müvekkili şirket ile ticari iş ilişkisinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş olan ticari e-faturaların ödemelerini gerçekleştirdiğini, ancak 10/10/2023 tarihinden itibaren davalı şirket tarafından ödemelerin gerçekleştirilmediğini, işbu faturalara da itiraz gelmediğini, yıllardır aralarındaki ticaret ve müvekkili şirketin sağlamış olduğu hizmetten kaynaklı olarak davalı şirket hizmet bedellerini öderken belirtmiş oldukları tarihten itibaren ödeme gerçekleştirmemiş olması, açıkça müvekkili şirket tarafından hizmet sağlandığını ancak bu hizmete dair davalı şirketin ödemesini gerçekleştirmediğini gösterdiğini, söz konusu faturalara itiraz edilmediğinden TTK madde 21’e göre kabul edildiğinin açık olduğunu, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe itiraz etmesi davalının haksız ve kötü niyetli olduğuna delalet olduğunu, e – fatura yeni bir belge türü olmayıp, kağıt fatura ile aynı hukuki niteliğe sahip bulunduğunu, davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibine itiraz ettiğinden %20 den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, taraflarınca açıkça harca esas değer miktarının belirtidiğini, ilgili icra dosyası da delil olarak sunulduğunu, bu sebeple davalının iddialarının herhangi bir hukuki dayanağının olmadığını, davalının açıkça borcunun bulunduğunu, ticari e-faturalarda bu hususu desteklediğini, ayrıca faiz hususunun ise müvekkili şirket tarafından düzenlenmiş olan her ticari e-fatura tarihinden itibaren taraflarınca başlatılan icra takibine kadar ki geçen süreçte ticari işlerden kaynaklanan temerrüt faiz oranına göre işletildiğini ve buna göre hesap yapıldığını, davalı tarafın 31.12.2023 tarihinde müvekkili şirkete mutabakat formu gönderdiğini, o döneme kadarki cari borcunu kabul ettiğini, mutabakat metni ile ilgili olarak, davalı tarafça 13.02.2024 tarihinde; ''Sayın Yetkili, Ekte bulunan 31.12.2023 tarihli mutabakat formunu kaşe imza yapıp tarafımıza göndermenizi rica ederiz. '' mail gönderildiğini, davalı tarafın açıkça borçlu olduğunu kabul ettiğini, iki şirket arasındaki ticari teamülden kaynaklanan usulun bu şekilde olduğunu, daha önceki ödemelerde de borçlu-davalı şirket aynı şekilde durumu yürüttüğünü, bu sebeple davalı şirketin açıkça borçlu olduğunun görüldüğünü, bir an olsun davalı şirketin borçlu olmadığı veya müvekkili şirketle herhangi bir ticari bağının olmadığı düşünüldüğünde, bu minvalde bir mail gönderilmesi hayatın olağan akışına aykırı olmakla birlikte basiretli bir tacirin yapacağı eylemlerden biri olmadığını, maile karşın müvekkili şirketin işbu mutabakat metnini imzaladığını ve talep doğrultusunda davalı-borçlu şirkete mail üzerinden gönderimini sağladığını, mutabakat formu akabinde yine davalı şirket müvekkili şirketten hizmet almaya devam ettiğini, ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, aynı şekilde dava açıldıktan sonra 26/09/2024 tarihinde bağımsız denetçiler aracılığıyla davalı şirket mutabakat metni gönderdiğini ve toplam borç miktarı için talepte bulunulduğunu, hal böyleyken davalı şirketin borçlu olduğunun açık ve net şekilde gözüktüğünü, uyuşmazlık para alacağına ilişkin olduğundan ve ayrıca borçlunun mal kaçırma ve adres değiştirme ihtimali bulunduğundan mahkemede uygun görülecek teminat karşılığı, borçlunu borca yeter miktarda menkul, gayrimenkulleri ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için İİK m.257 çerçevesinde ihtiyati haciz taleplerinin bulunduğunu, neticede davalı-borçlunun Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamına, takip tarihinden itibaren TTK m.1530/7 uyarınca ticari temerrüt faizinin davalıdan tahsiline, davalı-borçlunun, başlatılan icra takibine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmesi, borcun ödenmesine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunmaması nedeniyle %20'den az olmamak kaydı ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça dava dilekçesinin usulüne uygun olduğunun savunulduğunu, ancak cevap dilekçelerinde detaylı şekilde açıklandığı üzere HMK'ya aykırı hususlar bulunduğunu, davacının iddialarını dayandırdığı vakıaları ve delilleri açıkça belirtmesinin zorunlu olduğunu, ayrıca, HMK’nın 190. maddesi uyarınca, ispat yükü iddiada bulunan tarafa ait olduğunu, delillerin somut olarak hangi vakıayı ispat edeceğinin belirtilmesinin gerektiğini, davacı tarafça sunulan takibe konu faturalar içeriğinden/dayanağından dolayı müvekkillerinin takip talebinde alacaklı olarak gözüken davacı tarafa hiçbir borcunun mevcut olmadığını, takip dayanağının tarafların cari kayıtlarına ve ticari defterlerine işlenip işlenmediği belirlenmeksizin karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, gerek icra dosyasına gerekse huzurdaki davaya davacının alacağını kanıtlar ve ispatlar nitelikte sunulan herhangi bir delil ve belgenin bulunmadığını, faturanın, alacağın varlığını ispat etmek için tek başına delil niteliğini taşımadığını, taraflar arasında kurulmuş Cari Hesap Sözleşmesinin bulunmadığını, TTK. md. 89/2'ye göre cari hesap sözleşmesinin şekil olarak yazılı şekle tâbi olduğunu, fakat davacı tarafça bu hususa ilişkin bir delil sunulamadığını, taraflarınca işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunulduğunu, davacı tarafça hem dava dilekçesinde hem cevaba cevap dilekçesinde dosyaya sunulan mutabakat metninin, borcun varlığını ispat eder nitelikte bir delil olduğu iddia edilmiş ancak imza içermeyen evrakın nasıl düzenlendiği dahi açıklanamadığını, imzasız bir belgeyle borç kabulünün isnadının mümkün olmadığını, bu nedenle, işbu mutabakat metninin müvekkili aleyhine delil olarak değerlendirilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin iradesini yansıtan herhangi bir ibare bulunmadığını, bu nedenle öncelikle usulüne aykırı olarak açılan davanın usulden reddine, mahkeme aksi takdirde ise müvekkili firmanın davacı tarafa herhangi bir borcu olmaması sebebiyle davanın esastan reddine karar verilmesini, davacı şirket aleyhine % 20' den az olmamak kaydı ile, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mali Müşavir Bilirkişi .... tarafından düzenlenen 24/01/2025 tarihli raporda; "Genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri çerçevesinde yapılan inceleme ve tespitler neticesinde; Davacının 2023, 2024 Yılı Ticari defterlerin H.M.K. 222. maddesinde belirtilen ticari defterlerinin ibrazı ve delil olma şartlarını taşıdığı, Davalı taraf 8 gün içerisinde e-Faturayı iptal etme hakkına sahip olduğu halde, davacı tarafın kesmiş olduğu Ticari e-Faturaların iptal etmediği, fatura geçerliliğini kuruduğu, davalı tarafın Ticari e- faturalarını iptal edilmesi için KEP sistemi üzerinden faturayı gönderen tarafa fatura iptal talebini içeren bir yazı gönderip ve bu yazı gönderildikten sonra, alıcı ve gönderici taraf anlaşıp ticari e-Faturaların iptal edilebilme imkanı varken herhangi bir Ticari e- Fatura iptaline dair dosyada belge ve bulguya rastlanılamadığı, Davacı .... İnşaat Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin davalı .... Anonim Şirketine kesmiş olduğu 31 adet 1.995, 699,46TL faturaların 2023-2024 yılları ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, Davacı .... Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2023 yılı ticari cari hesabından davalı ... anonim Şirketinden 24.000,00+ 337.259,00 Toplamda 361.259,00TL çek ile tahsilat yapmış olduğu, Davacı ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin davalı tarafa kesmiş olduğu 1.995.699,46 TL tutarındaki faturaya karşılık 361.259,00TL Çek almış olduğu kalan alacak bakiyesinin 1.634.440.46 TL olduğu, Davacı .... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin 17.09.2024 dava tarihi itibariyle davalı .... anonim Şirketinden 1.754.440, 34-TL alacaklı olduğu dava tarihinden sonra 28.10.2024 Tarihinde 3 adet (15.000,00 + 70.000,00 + 35.000,00 =120.000,00 TL) Alınan çek kaydı yapmış olduğu 28.10.2024 tarihi itibariyle ticari defter kayıtlarında davalıdan 1.634.440,34TL alacaklı olduğu, Davacının ticari defterlerinin incelenmesi neticesinde Davacı .... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nin davalı .... Anonim Şirketinden davacının alacaklı olduğu" sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, cevaba cevap dilekçesi, ikinci cevap dilekçesi, taraf beyanları, icra dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir. Dava konusu, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacı tarafça alacak iddiasına dayalı olarak faturalara dayalı başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür. Dava konusu Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 1.624.652,47‬-TL asıl alacak ve 322.894,92-TL diğer faiz olmak üzere toplam 1.947.547,39‬-TL alacağın yıllık % 48 ticari temerrüt faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekili borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 1.947.547,39‬-TL'dir. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini dosya içerisine sunmamıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin varlığı fatura, mail yazışmaları, ödeme kayıtları ve ticari defter ve ticari kayıtlar içeriğinden anlaşılmaktadır. Taraflar arasında, davacı tarafından davalıya yönelik iş makinesi ve yedek parça tedarik hizmeti verildiğine ilişkin yazılı olmayan bir sözleşmenin olduğu anlaşılmıştır. * Öncelikle bilirkişi tarafından, icra takibindeki faturalar ile sınırlı bir inceleme yapılmadığı; tüm açık hesap ilişkisinin inceleme konusu yapıldığı görülmüş olup, mahkememizce sadece takibe konu faturalarla sınırlı olarak inceleme yapılarak, bilirkişi raporu bu sınırlama ile hükme esas alınmıştır. Tarafların ticari defterler ve kayıtları ile bilirkişi ...' nın hazırlamış olduğu rapor içeriğinin incelenmesinde; - Davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği tüm faturaların, 24.02.2023 ile 31.05.2024 tarihleri arasına ait 31 adet KDV dahil 1.995.699,46‬-TL tutarlı olduğu, - Takibe konu olmayan faturaların, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 24.02.2023 ile 02.10.2023 tarihleri arasına ait 14 adet KDV dahil 371.046,99-TL tutarlı olduğu, - Takibe konu faturaların, davacı tarafın davalı tarafa düzenlediği 10.10.2023 ile 31.05.2024 tarihleri arasına ait 17 adet KDV dahil 1.624.652,47‬-TL tutarlı olduğu, - Davalı tarafından, dava tarihi itibariyle davacıya yapılan tüm ödemeler toplamının 361.259,00 TL olduğu; bu ödemelerin somutlaştırılmış şekilde belirli bir faturaya yönelik yapılmadığı; bu sebeple yapılan ödemelerin mahsubunun ilk faturadan itibaren yapılması gerektiği; buna göre takibe konu yapılmayan 24.02.2023 ile 02.10.2023 tarihleri arasına ait 14 adet faturaya ilişkin ödemeler olduğunun mahkememizce kabul edildiği, bu haliyle takibe konu yapılmayan faturalar yönünden KDV dahil 9.787,99 TL bakiye borcun olduğu (dava tarihinden sonra yapılan ödemeler hariç), - Yine, yukarıdaki aynı gerekçe ile takibe konu yapılan KDV dahil 1.624.652,47 TL yönünden de herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Buna göre, davacının davalıdan takip ve dava tarihi itibariyle takibe konu 17 adet fatura yönünden KDV dahil 1.624.652,47 TL alacaklı olduğu (dava tarihinden sonra yapılan ödemeler hariç) anlaşılmıştır. Davalı tarafın, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde dosya kapsamına sunulan mutabakat metnine itirazı mevcut ise de; bu mutabakat metnine ilişkin mailin davalı tarafça, davacıya gönderildiği ve içerisinde 31.12.2023 tarihi itibariyle davalının davacıya 1.015.771,28 TL borçlu olunduğunun belirtildiği, bu boş mutabakat metninin davacı tarafça imzalanıp ve kaşelenip gönderilmesinin talep edildiği, davacı tarafça 13.02.2024 tarihinde imzalanıp ve kaşelenip davalıya cevaben mail olarak gönderildiği anlaşılmıştır. Bu haliyle bu mutabakat metninin ve içeriğinin davalıdan sadır yazılı delil olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Kural olarak, faturaların tebliğ edildiğinin ve hizmetin görüldüğünün ispat yükü davacı üzerindedir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Davacı tarafın kestiği faturaların açıklama kısmına malzeme ve hizmet bilgilerinin yazıldığı, miktar ve birim fiyatlarının belirtildiği, faturaların e-fatura olduğu, iş bu faturaların davacı tarafın yasal defterlerine usulüne uygun olarak işlendiği, davalı tarafın yasal defterlerine işlenip işlenmediğinin tespit edilemediği görülmüştür. Toplam 31 adet faturanın e-fatura olduğu, davalıya sistem üzerinden tebliğ edildiği ancak davalı tarafça süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığı ve bu itirazı tesvik edecek belge sunulmadığı; yine davalının herhangi bir ayıp iddiasının olmadığı, hizmetin görülmediği iddiasının olmadığı; davalının itirazının sadece borcu olmadığına ilişkin olduğu görülmüştür. " Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir." (Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin 09.04.2018 Tarih ve 2017/1445 Esas - 2018/1438 Karar sayılı ilamı ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 07.03.2024 Tarih ve 2020/2292 E. - 2024/307 K. sayılı ilamı. ) Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirilmeden önceki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. " şeklindedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesinin 22/07/2020 tarih ve 7251 sayılı yasa ile değiştirildikten sonraki hali " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." şeklindedir. 7251 sayılı yasanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu' nun 222/3. maddesindeki değişikliği düzenleyen 23. maddesine ait Türkiye Büyük Millet Meclisi gerekçesi " Maddeyle, Kanunun ticari defterlerin ibrazı ve delil olmasına ilişkin 222 nci maddesinde değişiklik yapılmaktadır. Mevcut metne göre diğer tarafın defter kayıtlarında ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması halinde, ibraz eden tarafın ticari defterindeki kayıtlar, sahibi lehine delil olarak kabul edilebilmektedir. Ticari defteri ibraz edenin tek taraflı işlemiyle oluşturduğu kayıtların, bu kayıtlardan hiçbir şekilde haberi olmayan karşı taraf aleyhine delil teşkil ediyor olması hakkaniyete aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi hukuk güvenliği ilkesine de aykırılık teşkil edebilmektedir. Bu sebeple maddede yapılan değişiklikle, ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için öngörülen unsurlardan biri olan, diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtların “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” hali, madde metninden çıkarılmaktadır. Kural tersine çevrilmekte ve karşı tarafın maddede belirtilen usule uygun olarak tuttuğu ticari defterini ibraz ettiği halde ileri sürülen hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı açıkça hükme bağlanmaktadır. Madde metni dışına çıkarılan “ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi” durumunun yerine, “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” durumu maddeye ilave edilmektedir. Buna göre ticari defterde yer alan herhangi bir kaydın, sahibi lehine delil teşkil edebilmesi için diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi gerekecektir. Bu düzenlemenin hakkaniyete ve hukuk güvenliği ilkesine uygun olduğu düşünülmektedir. Zira ticari defteri ibraz edenin defterinde yer alan ve diğer tarafı muhatap alan kayıt, diğer tarafa sunulmakta ve diğer tarafın kendi defterindeki kayıtlara dayanarak karşı delilini ileri sürmesi beklenmektedir. Diğer tarafın ticari defterini ibraz etmemesi hali, ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığı anlamına gelecektir. Belirtilmelidir ki defter ibraz etmeyen tarafın, diğer tarafın ticari defterindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle ispatlama hakkı saklıdır." şeklindedir. Kanun değişikliği sonrasında madde gerekçesi içeriğinden anlaşıldığı üzere, davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nın 222/3. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 2. maddesi ile 6100 sayılı HMK' nın 29. maddesi kapsamında dürüstlük-hakkaniyet ilkesine aykırı bir şekilde engel olduğundan, sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının, davacı tarafça ileri sürülen delili hükümden düşürecek başka herhangi bir kayda sahip olmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter kayıtları ile alacağın varlığının ispatlandığı, davacı tarafça bu aşamada fatura tebliğ ve hizmet görme olgusunu ispat ettiği, bu haliyle davalının ticari defter ve kayıtları sunmayarak ispat yükünü kendi üzerine aldığı kabul edilmiş ve yine davalının aksini gösterir başka yazılı kesin kayıtta sunmadığı da görülerek, davalının davacıya 1.624.652,47 TL borçlu olduğu kabul edilmiş ve açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin, icra dosyası içerisinde infaz aşamasında değerlendirilmesine karar verilmiştir. Takip tarihinden önce davalı temerrüte düşürülmediğinden ve yine taraflar arasında tedarik sözleşmesi de bulunmadığından, takip öncesi faiz talebinin reddine karar verilmiştir. İcra takibinin kötüniyetli başlatıldığına dair dosya kapsamında herhangi bir delil bulunmadığından ve davanın kısmen de kabulüne karar verildiğinden, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın ticari defterlerde belli olduğu, yani likit olduğu anlaşıldığından, davalının ayrıca icra inkar tazminatına da mahkum edilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE KISMEN REDDİNE, -Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 1.624.652,47-TL asıl alacak üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA, -Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, -Alacağın % 20'si olan 324.930,49-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere ve davacının talebini aşmamak kaydıyla 3095 Sayılı Kanunun 2/2 Md. uyarınca değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA, -Davalının yasal şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı taleplerinin REDDİNE, 2-Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin, icra dosyası içerisinde İNFAZ AŞAMASINDA DEĞERLENDİRİLMESİNE, 3-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 110.980,01-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 23.521,51-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 87.458,5‬0-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında % 83,42'si olan 3.003,12‬-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, bakiye 596,88‬-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 24.070,71‬-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan (Bilirkişi ücreti ve posta masrafları) olmak üzere toplam 5.777‬,00-TL'nin kısmen kabul - red oranları ve takdiren % 83,42'si olan 4.819,17-TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Bakiye masrafların davacı üzerinde BIRAKILMASINA, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde davacı tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına) 5-Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE, 6-Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 238.711,77-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davanın red miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 51.663,19-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/04/2025 Başkan ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Üye ... ¸e-imzalı Katip ... ¸e-imzalı

Atıf: Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/307, K. 2025/332, T. 16.04.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-8-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-307-e-2025-332-k-9e1b833d1a95