İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/459 E. 2025/900 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/459
- Karar No
- 2025/900
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/459 Esas KARAR NO : 2025/900 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 20/05/2025 KARAR TARİHİ : 20/10/2025 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/11/2025 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 16/11/... tarih ve ... sayılı Ticaret Sicil Gazetesi’nde ... ticaret sicil numarasıyla tescil edilerek kurulduğunu, müvekkili şirketin önceki yönetim döneminde görev yapan şahıslar tarafından şirket varlıklarının kötüye kullanılması zimmete geçirilmesi ev şirket kaynakları üzerinden şahsi menfaat temin edilmesi gibi haksız ve hukuka aykırı eylemler neticesinde finansal zararlara uğratıldığını, müvekkili şirketin SEDDK'nın 27/11/2023 tarihli ve 510 sayılı kararı ile; “Mevzuata aykırı olarak görev yapan eski yönetim kurulu üyelerinin tamamının görevden alınmasına, şirket yönetim kurulu üyeliklerine Kurum temsilcilerinin atanmasına, şirketin sigorta portföyünün idaresinin Güvence Hesabına bırakılmasına, şirketin tüm branşlarda yeni sigorta sözleşmesi akdetme ve temdit yetkisinin kaldırılmasına, şirketin bloke konulabilecek tüm varlıklarına Kurum lehine bloke konulmasına, şirket genel kurul toplantısının süresiz ertelenmesine” karar verildiğini, SEDDK'nın suç duyurusunda bulunmasıyla (İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosya, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosya, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosya, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosya, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosya.), SEDDK tarafından düzenlenen 10.06.2024 tarihli Teknik ve Finansal Analiz ile Mevzuata Aykırılık Denetim Raporu ve detaylı araştırmalar sonucunda şirket organizasyon şemasında yer almamasına ve herhangi bir faal işi olmamasına rağmen, davalı borçluya 2021 yılında 54.015,00- TL, 2022 yılında 341.825,56-TL ve 2023 yılında 705.683,00- TL ödeme yapıldığı tespit edildiğini, davalı borçlunun 28/02/2021 tarih ve 2021/02 sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile şirketteki payını ....'a devrettiğini, davalı borçlunun Çalışan Kurumsal Satış Koordinatörlüğü bölümünde Temsilci olarak çalışmak üzere istihdam edildiğini ve kurumsal satış koordinatörü olarak görev yapacak şekilde 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzaladığının tespit edildiğini fakat söz konusu sözleşmenin tarihi 28/12/2022 olsa da davalı borçlunun 2021 yılında da maaş aldığının banka hesap hareketlerinden anlaşıldığını, her ne kadar davalı borçlunun "temsilci" olarak görev yapacağına dair 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzalanmış olsa da, banka hesap hareketleri incelendiğinde davalının 2021 yılından itibaren maaş aldığının görüldüğünü, SEDDK tarafından yapılan incelemeler neticesinde davalı borçlunun şirket bünyesinde herhangi bir somut iş yapmadığının faal bir görevinin bulunmadığının kesin olarak tespit edildiğini, davalıya yapıldığı iddia edilen bu ödemeler Borçlar Kanunu anlamında geçerli bir hukuki nedene dayanmadığından, müvekkili şirket tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasından borçlu davalıya karşı icra takibi başlatıldığını, ancak itiraz üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk sürecinin anlaşmama olarak sonuçlandığını beyan ederek; davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; görevli mahkemenin Bakırköy İş Mahkemeleri olduğu beyanıyla mahkememize karşı görev itirazında bulunmuştur. Davalının İstanbulda yaşamakta ve uzaktan telefon üzerinden çalışmakta olduğunu, şirket tarafından tutulmayan evraklardan sorumlu olmadığını, davacının işe girişinin Ekim 2020 yılı olup davacı ile davalı arasında olmayan yazılı sözleşmenin davalının eşinin şirketteki payını devretmesi akabinde şirketin kara geçmesi halinde kardan %7 pay almak ve artık şirkette olmadığından davalının iş güvencesini sağlamak için yapıldığını, davalının davacı iş yerinde eylemli olarak çalışmış olup davanın reddinin gerektiğini beyan ederek; sair yasal haklarını saklı tutmakla davanın reddine, icra takibinin %20'sinden az olmamak kaydı ile davacının kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ...Soruşturma numaralı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyası, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Soruşturma numaralı dosyası, SEDDK kayıtları, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dava, Küçükçekmece İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerinin subut ve miktarına ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 5/1-a maddesine göre 5953 sayılı Kanuna tabi gazeteciler, 854 sayılı Kanun'a tabi gemiadamları, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa veya 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) ikinci kısmının altıncı bölümünde düzenlenen hizmet sözleşmelerine tabi işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşme veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlıklarına İş Mahkemelerinde bakılacağı hüküm altına alınmıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, 4. maddedeki istisnalar dışında kalan bütün işyerlerine, işverenler ile işveren vekillerine ve işçilerine, çalışma konularına bakılmaksızın bu kanunun uygulanacağı belirtilmiştir. Kanunun 2. maddesinde, bir iş sözleşmesine bağlı olarak çalışan gerçek kişi işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişi ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar işveren olarak tanımlanmıştır. İşçi ve işveren sıfatları aynı kişide birleşemez. Kanunun 8. maddesinin birinci fıkrasına göre iş sözleşmesi, bir tarafın (işçi) bağımlı olarak iş görmeyi, diğer tarafın (işveren) da ücret ödemeyi üstlenmesinden oluşan bir sözleşmedir. Ücret, iş görme ve bağımlılık iş sözleşmesinin belirleyici öğeleridir. Yine 6098 sayılı TBK'nın 393. maddesinde "Hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli veya belirli olmayan süreyle işgörmeyi ve işverenin de ona zamana veya yapılan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. İşçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak düzenli biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir. Genel hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, kıyas yoluyla çıraklık sözleşmesine de uygulanır; özel kanun hükümleri saklıdır." hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda; davacı şirket tarafından sunulan dava dilekçesinde ''(...) Davalı borçlu 28/02/2021 tarih ve 2021/02 Sayılı Yönetim Kurulu Kararı ile Şirketteki payını ....’a devretmiştir. Davalı borçlunun, Çalışan Kurumsal Satış Koordinatörlüğü bölümünde Temsilci olarak çalışmak üzere istihdam edilmiş ve kurumsal satış koordinatörü olarak görev yapacak şekilde 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzaladığı tespit edilmiş fakat söz konusu sözleşmenin tarihi 28/12/2022 olsa da davalı borçlunun 2021 yılında da maaş aldığı banka hesap hareketlerinden anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı borçlunun "temsilci" olarak görev yapacağına dair 28/12/2022 tarihinde iş sözleşmesi imzalanmış olsa da, banka hesap hareketleri incelendiğinde davalının 2021 yılından itibaren maaş aldığı görülmektedir.'' ibarelerine yer verildiği görülmektedir. Eldeki davanın; Taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine ve dosya kapsamına göre 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunun 2 Kısım 6. Bölümünde yer alan hizmet sözleşmesi niteliğinde bulunduğundan ve uyuşmazlığın çözümünde 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5/1-a maddesi gereğince mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin Bakırköy İş Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/10/2025 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır