İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/489 E. 2024/1176 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/489
- Karar No
- 2024/1176
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/489 Esas KARAR NO : 2024/1176 DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2024 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, davacılardan ....... ’nın ...... Prefabrik İnşaat Yapı Elemanları Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile 11/04/2022 tarihinde imzalamış olduğu prekast cephe bağlantı elemanları satış sözleşmesi neticesinde bir işi üstlendiğini, sözleşme gereği ödemenin hangi koşulu bu şekilde olacağının kararlaştırıldığını, davacı müvekkil şirketlerin kardeş niteliğinde olduğunu müvekkil şirketlerden ...... Mühendisliğin sözleşmenin karşı tarafı ...... Prefabrik’ten alacağın ilişkin vadeli çeklere karşılık teminat çekip sunacağına ilişkin bir taahhüt bulunduğunu, işbu taahhüt gereği ..... Prefabrik şirketine imzasız ve cirosu şeklinde teminat şeklinin teslim edildiğini, ...... Prefabrik kötü niyetli davranıp şirket yetkililerinden ....... adına işlem yaparak çeki doldurduğunu ve imzaladığını, davacı şirketin 26/08/2022 tarihinde ticaret içerisinde yaşadığı mali sıkıntılar sebebiyle Kocaeli ..... Aslite Ticaret Mahkemesinin ...... esas sayılı dosyası ile konkordato başvurusunda bulunduğunu, mahkemenin 30/08/2022 tarihli ara kararıyla müvekkil şirket hakkında 3 ay geçici mühlet sürecinin başlatıldığını, yine aynı sayılı dosyada mahkeme tarafından tesis edilen ara kararları ile müvekkil şirketi halen konkordato süreci içerisinde bulunduğunu, finansal işlemlerinin kongrede da komiserleri tarafından denetlendiğini ve komiser tavsiyeleriyle şirketin ticari hayatına devam ettiğini, müvekkil şirket tarafından çalıştığı bankalara yapılan işlem ve hesap dökümleri incelemesi sonrası müvekkil şirketin sorumluluğunda olduğu iddia edilen ..... Banka ..... Çarşı şubesine ait 180.000 TL değerinde ....... seri numaralı çekim varlığından haberdar olunduğunu iş bu çekin müvekkil şirket tarafından yazılmadığını ve bu şekilde bulunan imzanın da müvekkil şirketin herhangi bir yetkilisine ait olmadığını belirterek müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğu borcu bulunmadığının tespitiyle davanın kabulüne yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafa usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER : ..... banka yazı cevabı, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Dava, davalı taraf zilyetliğinde mevcut olduğu iddia edilen ..... banka ..... Şubesi A Seri 31 sıra numaralı ...... numaralı 180.000,00-TL bedelli çekte davacı müvekkilin imzası bulunmadığından çek dolayısıyla davacı şirketin herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti isteminden ibarettir. Hem 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı Kanun) hem de 6102 sayılı Kanun'da kambiyo senetlerine ilişkin hükümler poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun koyucu, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise, ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 sayılı Kanun md. 778, 818, 6762 sayılı Kanun md. 690, 730). Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için” veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür (Öztan, s. 376). Bir “teminat bonosu”ndan söz edilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin (cezai şart öngörülen durumlar dışında) doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması yani paradan başka bir edim olması, ya da alacaklının uğrayacağı muhtemel zararları güvenceye bağlamak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Öğretide verilen örneklerde, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi, satın alınıp, bedeli ödenmekle birlikte tapuda henüz devri yapılmadığı için satın alan kişinin adına tescil edilemeyen bir taşınmazın bedeline ilişkin olarak düzenlenip alıcıya verilen ve devir gerçekleştikten sonra karşılıksız kalacağı öngörülen bir bono da bu niteliktedir. Aynı şekilde, kiracının, kiralanana vereceği muhtemel zararların teminatı olarak kiralayana verdiği bono da bu anlamda bir teminat bonosudur (Ahmet Türk, Kambiyo Senedi Borçlusu Tarafından Açılan Bedelsizliğe ve Hükümsüzlüğe Dayalı Menfi Tespit Davalarının Gösterdiği Özellikler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 2005, Cilt 7, s. 329, 330). Bir borç ilişkisi gereği taraflardan biri lehine bir para alacağı doğacağı kesin ise ve bu sözleşmede doğacak alacakların tahsili için bir kambiyo senedi verileceği öngörülmüş ise bu kambiyo senedinin teknik anlamda teminat gayesiyle değil, ifa uğruna (ifa amacıyla) verildiğinin kabulü gerekir. Çoğu hâlde, alacaklı, temel ilişkiden doğan alacağının ifası uğruna, kambiyo senedine dayalı alacağın takibi daha kolay olduğu için (2004 sayılı Kanun md. 167 vd.) ya da senedi iskonto ettirerek vadeden önce alacağına kavuşmak olanağını elde etmek için borçludan bir kambiyo senedi vermesini ister. Bu senet ifa uğruna, temel borcun ifasını teminen düzenlenmiş olduğundan, alacaklı öncelikle bu senede dayanarak icra takibi yapmak isteyecektir. Teminat senedi verilmesi durumunda ise, ya temel ilişkide bir alacağın doğup doğmadığı kesin değildir, ya da senedi düzenleyen kişinin borcu, paradan başka bir edimdir (Türk, s. 328-329). Kambiyo senedinin, teminat senedi olduğunun senet metninden anlaşılamadığı hâllerde borçlu bu iddiasını 2004 sayılı Kanun'un 168/5 ve 169/a maddeleri kapsamında borca itiraz olarak ileri sürebilir. Kambiyo senedinin sözleşmenin teminatı olarak verildiği iddiası kişisel def'i olup, 6102 sayılı Kanun'un 778/a bendinin göndermesi ile uygulanması gereken aynı Kanun'un 687 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kişisel def'iler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir. Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu def'inin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda dava konusu somut olayda, davacılardan ......’nın, dava dışı ..... Prefabrik İnşaat Yapı Elemanları Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi ile 11/04/2022 tarihinde imzalamış olduğu prekast cephe bağlantı elemanları satış sözleşmesi neticesinde işi üstlendiğini, davacı müvekkil şirketlerin kardeş niteliğinde olduğunu müvekkil şirketlerden ..... Mühendisliğin sözleşmenin karşı tarafı ..... Prefabrik’ten alacağın ilişkin vadeli çeklere karşılık teminat çekip sunacağına ilişkin bir taahhüt bulunduğunu, işbu taahhüt gereği ..... Prefabrik şirketine imzasız ve cirosuz şeklinde teminat şeklinin teslim edildiğini, ..... Prefabrik kötü niyetli davranıp şirket yetkililerinden ........ adına işlem yaparak çeki doldurduğunu ve imzaladığını ve davacının sorumluluğunda olduğu iddia edilen ..... Banka ...... şubesine ait 180.000 TL değerinde ...... seri numaralı çek sebebiyle borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiş ise de, davanın menfi tespit davası olup kambiyo senedine dayandığı görülmekle, ispat yükünün davacılar üzerinde olduğu, dava konusu çekte bulunan ciro ve keşideci imzalarının davacılara ait olmadığı, yine çekin boş olarak davalıya verildiği iddiaları ile işbu çekten dolayı davalıya borçlu olunmadığı iddia edilmiş ve ancak davacıların bu iddialarını davalı cirantaya karşı ileri sürdüğü, yukarıda yapılan açıklamalardan da görüleceği şekilde bu iddiaların iyi niyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceği sonuç ve kanaati ile davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 3.073,95-TL harcın mahsubuyla fazlaca yatırılan 2.646,35-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Arabuluculuk ücreti olan 3.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır