İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/257 E. 2024/1179 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/257
- Karar No
- 2024/1179
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/257 Esas KARAR NO : 2024/1179 DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/06/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacılar vekilinin dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin www......com isimli internet sitesinin 13/06/2023 tarihli sayfasında "....." isimli yazarın köşesinde yayınlanan "...... 'teki Vurgunun Peşini Bırakmıyor! Cüzdan mı? Habercilik Mi?" başlıklı yazının veriliş biçimi yönünden haber maksadı ve kastını aşan ölçüsüz, mesnetsiz, somut durumun çarpıtıldığı, tamamen gerkeçk dışı , ağır hakaretler içeren, iftira ve tehditvari nitelik taşıyan yazı sebebiyle müvekkillerimizin kişilik hakları ağır bir surette ihlal edildiğini, bu nedenlerle internet üzerinden yayınlanan haberler yoluyla müvekkillerimizin kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle haklı davamızın kabulüne, her bir müvekkilimiz adına ayrı ayrı 0,03 kuruş tutarında manevi tazminatın haksız fiilin ilk başladığı tarih olan 13/06/2023 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı yandan tahsili ile tarafımıza ödenmesine, https://www.......com/..... URL adresinde yayınlanan yazının yayınlanmasının durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana yükletilmesine kararverilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle, Davalı şirketin basın ile ilgili haber ve bilgileri sektöre özel duyumları ve perde arkası bilgileri yayınlayan bir haber sitesi olduğunu, dava konusu haberde hiçbir ifade hiçbir eylem hukuka aykırı olmadığı gibi eleştiri sınırları dışına da çıkarılmadığını, haberin toplum üzerinde yaratacağı etki ve okunurluğunun sağlanması hem başlığını hem de içeriğinin veriliş şekli ile yakından ilgili olup bu nedenle yayının ilgi çekici bir şekilde yapılması hukuka uygun görüldüğünü, davacı yanan iddia ettiği gibi kişilik hakkı ihlaline sebebiyet veren bir haber olmadığını, yayıncı kuruluşun gerçekliğe uygun haberleri yayıncılık ilkeleri anayasa ve basın kanunu çerçevesinde yayın politikasına uygun olarak yayınladığını belirterek davanın reddini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ettiği görülmüştür. DELİLLER : Tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, davacıların kişilik haklarına saldırı yapıldığı iddiası ile her bir davacı adına ayrı ayrı 0,03 kuruş tutarında manevi tazminatın istemine ilişkindir. Dosyanın Bakırköy ...... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ..... esas ..... karar sayılı ilamı ile görevsizlik kararı üzerine mahkememizin ..... esasına kaydının yapıldığı, mahkememizin 20/09/2023 tarih, ...... esas, ..... karar sayılı kararı ile karşı görevsizlik kararı verildiği, görev uyuşmazlığının tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesine gönderildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ...... Hukuk Dairesinin 19/02/2024 tarih, ..... esas, ..... karar sayılı ilamı ile mahkememizin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilerek, dosyanın yukarıdaki esasa kaydının yapıldığı anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 24. Maddesine göre "Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır." Türk Borçlar Kanunu 58. Maddesine göre "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hakim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasna hükmedebilir." hükmüne amirdir. İfade özgürlüğü demokratik bir toplumun en önemli temellerinden birisi olup, toplumsal ilerlemenin ve her kişinin gelişiminin başlıca koşullarından birini teşkil etmektedir. AİHS'nin 10. maddesinin ikinci fıkrası saklı kalmak koşuluyla, ifade özgürlüğü yalnızca iyi karşılanan ya da zararsız veya önemsiz olduğu düşünülen değil, aynı zamanda kırıcı, hoş karşılanmayan ya da kaygı uyandıran “bilgiler” ya da “düşünceler” için de geçerlidir, çoğulculuk, hoşgörü ve açık düşünce bunu gerektirir ve bunlar olmaksızın “demokratik bir toplum” olamaz. 10. maddede benimsenen ifade özgürlüğü bu şekilde olmakla birlikte, yine de bu dar bir yorum gerektiren istisnalar içermektedir ve bu hakkı kısıtlama ihtiyacının ikna edici bir biçimde ortaya konması gerekmektedir (Pakdemirli v. Türkiye kararı, başvuru no: 35839/97, 22 Şubat 2005). İfade özgürlüğü geniş bir şekilde yorumlanmakta ise de, sınırsız olmadığı da Sözleşme’nin 10. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilmiştir. Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında bu hürriyetlerin kullanılması, sınırlandırılması düzenlenmiş; millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabileceği ifade edilmiştir. Düşünce ve kanaat özgürlüğü sınırının aşılması ve kişilik hakkına saldırı seviyesine ulaşması hâlinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddeleri gereğince manevi tazminat istenebilecektir. (YHGK 2017/4-1415, 2018/211). 5187 sayılı Kanunun 3. maddesinde; “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.” hükmü yer almaktadır. İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmalarına göre; davacı şirketin tüzel kişiliğine haiz olduğu, davalının davalının da tüzel kişiliğe haiz olarak aynı sektörde faaliyet gösterdiği, uyuşmazlığa konu haber içeriklerinde kamu yararının bulunduğu, öz ile biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, haberlerin güncel ve görünür gerçeğe uygun olduğu, olayların gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte aktarıldığı, dava konusu yazının basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve sorumlu olduğu, güncel olan konulara ilişkin haberlerin gazetecilik tekniği gereği okuyucunun ilgisini çekmesi için çarpıcı başlıklara yer verilerek iddia kapsamında ve eleştiri sınırları içerisinde aktarıldığı, bu itibarla yayının basın özgürlüğü kapsamını aşmadığı ve davacı ...... bakımından doğrudan kişilik haklarına ve diğer davalı ..... Tv. Radyo A.Ş. bakımından ticari itibarına saldırı mahiyetinde bulunmadığı, dava konusu haber içerikleri ve ifadelerin tehdit ve hakaret içeriğinde bulunmadığı, bu iddialar kapsamında bir cezai soruşturmanın da bulunmadığı ve yine iddiaların ispatına yarar başkaca delil ibraz edilmediği, anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 427,60-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 179,90-TL harcın mahsubuyla bakiye 247,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça harcanan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 0,03 kuruş, ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ...... ¸e-imzalıdır