Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5573 E. 2024/8907 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5573
- Karar No
- 2024/8907
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/295 Esas, 2023/965 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/468 E., 2019/795 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.12.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Hürşit Ziya Köse vekili Avukat Cem Erol dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ... tarafından müvekkillerinin murisi olan ... tarafından tanzim edildiği iddia edilen 15.08.2012 tanzim tarihli ve 15.04.2013 vade tarihli 3.000.000,00 TL bedelli senedin tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, icra takibine konu edilen senedin 3.000.000,00 TL bedelli olarak düzenlenip davacıların murisi ... tarafından keşide tarihi ve ödeme tarihi boş bir şekilde ... Gıda Şti'ye verildiğini, senedin vadesi ve keşide tarihinin sonradan başka kişiler tarafından doldurularak senet metninin tamamlandığını, senet metninde ... Çay San. A.Ş. yazdığını, böylece teminat senedi ilişkisinin açıklanmak istenildiğini, borç doğurucu bir amaca yönelik olarak verilmeyen eksik düzenlenmiş bir senet yaprağının davalı ... Şirketi tarafından ciro edilerek birlikte hareket ettiği ... tarafından icraya sunulduğunu, kambiyo takibi yapılmasının usul ve yasaya aykırı, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu ve kötü niyetli ciro edilerek takip yapıldığını, .....Şti ile ...'nin yönetim kurulu başkanı olduğu ... A.Ş. arasında 20 yılı aşkın süredir ticari ilişki olduğunu, ... A.Ş.'nin ürettiği kuru çayın ... Şirketi tarafından pazarlandığını, ticari ilişkinin teminatı karşılığı verildiği düşünülen bu senedin icraya konulduğunu, senet metninden 3.000.000,00 TL bedelli "malen ahzolunduğunun" belirtildiğini ... ile ... Şirketi arasında böyle bir mal ve hizmet alımına ilişkin ticari işlemin yapılmadığını, senet alacaklısı olan ...'ın ..... Şti ile hukuki ve fiili bağlantısı olan kişi olduğunu, ilgili senedin kötü niyetli olarak ...'a ciro edildiğini, dava dışı ...'nin .....Şti'ye 3.000.000,00 TL bedelli herhangi bir borcunun olmadığını ileri sürerek müvekkilleri ... murislerinin davalı ... Şirketi ve diğer davalı ...'a borçlu olmadıklarının tespitine, bu nedenle icra takibi ve ödeme emrinin iptaline, davalıların anlaşarak müvekkillerini kötü niyetli olarak ve zarara uğratmak kastı ile icra takibine uğramalarına neden olduklarından %20'den aşağı olmamak koşulu ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalılardan ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde; senedin hukuka aykırı ele geçirildiğinin yazılarının sonra doldurulduğunun ve amacına aykırı doldurulduğunun yazılı delillerle kanıtlanması ve senede bağlanmış alacağa karşılık iddialarının senetle ispatının gerektiğini, senedin boş verilmediğini, kambiyo senedi niteliğinde olduğunu, kötü niyetle senedin ciro edildiği iddiasının yerinde olmadığını, senedi keşide eden müteveffa borçlunun .....A.Ş. yönetim kurulu başkanı olduğunu, senetteki borç miktarı ve imzanın borçlu tarafından kabul edilerek yazıldığını ve ......A.Ş. ile ... Şirketi arasında kuru çay hususunda ticari ilişki bulunduğunu, .....Şti'nin çek senet verdiğini ve ödemelerde bulunduğunu, ancak son dönemlerde kuru çay gönderilmediğini, anlaşmaya uygun işlem yapılmadığını ve çek ve senetlerin iade edilmediğini, 3.000.000,00 TL'yi aşan miktarda çek ve senet aracılığıyla fazla ödemenin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin senedi iyiniyetle ciro yoluyla devraldığını, davacıların senedin "kambiyo senedi olmadığına" yönelik itiraz ve defilerinin yersiz olduğunu, senedin tüm unsurları ile tam ve noksansız olarak verildiğini, senedin teminat senedi olduğuna dair herhangi bir şerhin bulunmadığını, müvekkili ile diğer davalı ... Şirketi arasında 20 yıldan fazla süredir iş ilişkisi olduğunu, sürekli paraya ihtiyaç duyan şirketin müvekkilinden borç para aldığını, keşide edilen pek çok çeki banka veya elden ödeme yapmak suretiyle ... tarafından ödendiğini, pek çok defa değişik bankalardan kredi çekilerek şirkete elden verildiğini, müvekkilinin şirketten 3.000.000,00 TL'den fazla alacaklarının bulunduğunu, bu alacağına karşılık kendisine ciro edilen dava konusu senedi iyi niyetle iktisap ettiklerini ve icra takibine konu ettiklerini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacıların murisinin yönetim kurulu başkanı olduğu ......A.Ş. ile davalı ... Gıda Ltd. Şti arasında kuru çay alım satım ilişkisi olduğu, davalı şirketin bu şirketten alacağı çaylara karşılık avans mahiyetinde çeklerle ödemeler yaptığı, dava dışı bu şirketin de avans çeklerine karşılık davalı şirkete peyderpey çay satıp teslim ettiği, bu ilişki kapsamında davalı şirket defterlerinde de belirlendiği üzere davaya konu senedin teminat senedi olarak davacılar murisi ve ... A.Ş. tarafından keşide edilip davalı şirkete verildiği, söz konusu senet üzerinde çift imza bulunması sebebiyle davacılar murisinin sorumluluğunun bulunduğu, dava dışı şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki gereğince dava dışı ...... A.Ş.'nin davalı şirkete 1.811.858,89 TL borçlu olduğu, bu borçluluk miktarı gözetilip takipte talep edilen miktardan mahsup edildiğinde davacıların davalı şirkete 1.498.173,11 TL borçsuzluğunun söz konusu olduğu, bu miktar yönünden davalı şirket açısından davanın kısmen kabulünün gerektiği, diğer davalı gerçek kişi yönünden yapılan değerlendirmede ise, davalı gerçek kişinin senedi ciro yoluyla elde edip takibe konu ettiği, keşideci ile lehtar arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerin kötü niyet kanıtlanmadığı sürece iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği, poliçe iktisap edenin bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlanması gerektiği, davalı gerçek kişinin kötü niyetli olduğuna ilişkin somut ve tam bir delilin bulunmadığı gerekçesiyle davanın davalı şirket yönünden kısmen kabulü ile Eskişehir 2. İcra dairesinin 2013/10947 E. sayılı dosyasında takibe konu edilen bonodan dolayı davacının davalı ... Şirketine 1.498.173,11 TL borçlu olmadığının tespitine, davanın davalı gerçek kişi yönünden ise reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu senedin davalı şirket defterinde avans olarak kayıtlı bulunmasına ve taraf defterlerinin incelenmesinde davacının bakiye borcu belirlenerek senetten sorumluluğun belirlenmesine ve diğer davalı yönünden de 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 687 nci maddesi gereğince keşideci ile lehtar arasındaki akdi ilişkiden kaynaklanan şahsi defilerin kötü niyet kanıtlanmadığı sürece iyi niyetli hamile karşı ileri sürülemeyeceği, senedi iktisap edenin bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin de kanıtlanamadığı, mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, uyuşmazlık, davaya konu senetten dolayı davacının sorumluluğu noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 687 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.