İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/258 E. 2023/1067 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/258
- Karar No
- 2023/1067
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/258 Esas KARAR NO : 2023/1067 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/01/2020 KARAR TARİHİ : 05/12/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 18/12/2023 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ...'nın müvekkil firma ile iş akdini feshettikten sonra aynı sektörde çalışma yapan rakip firma ... Kimya San ve Tic A.Ş'de çalıştığı müvekkil firma tarafından tespit edildiğini,müvekkil firma tarafından ihtarnamelere rağmen davalının, sözleşme maddesine ve kanuna aykırı şekilde rakip firma ile çalışmasını sürdürdüğünü tespit ettiğini, diğer davalı ... Kimya Sanayi ve Tic A.Ş'nin söz konusu zararlardan davalı ... ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, davalıların haksız rekabet ettiğinin tespitine, davalıların haksız rekabet teşkil edenlerin fiillerinin önlenmesine karar verilmesine, davanın kabulü ile müvekkil firmanın uğradığı şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 10.000,00 TL manevi tazminatın faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkile verilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yana tahmiline karar verilmesini arz ettiğini beyan etmiştir Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalılardan ...'nın davacı şirkette 27.08.2018 - 11.09.2019 tarihleri arasında kimya mühendisi olarak çalıştığı, evlilik nedeni ile iş akdini fesih ettiği, Sonrasında ise davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet göstermekte olan ... Kimya San. Ve Tic. A.Ş.'de çalışmaya başladığı, Davalı ...'nın imzalamış olduğu iş sözleşmesi ile davacı şirketten ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile İstanbul ili sınırları dahilinde işveren ile rekabet etmemeyi, aynı sektörde olan firmalarda ortak, yönetici sıfatı ile çalışmamayı taahhüt ettiği, Davalı ...'nın kendisine gönderilen ihtarnamelere rağmen rakip firmada çalışmaya devam ettiği, Müvekkilimiz şirketin meydana gelen zarardan diğer davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, Davalıların işbirliği içerisinde hareket ederek davacıya zarar vermeye çalıştığı, Davalı ...'nın davacı şirketin sır niteliğindeki özel bilgilere sahip olduğunu, Davalı ...'nın davacı şirketin ticari ve teknik tüm bilgilerine sahip olduğu, Davacının zarara uğramasına yol açan eylemin işçinin yanında çalıştığı yeni işverence yapılmış bir haksız rekabet oluşturması halinde meydan gelen zarardan yeni işverenin de sorumlu olacağı hususları diler getirilerek haksız rekabetin tespiti ve men'i ile maddi ve manevi zararların tazmini talep edilmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Dava ile ilgili uyuşmazlık davalı ile davacı arasında imzalanmış olan 27.08.2018 tarihli Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümler ihtiva eden sözleşmeden kaynaklanmaktadır. Huzurdaki davada davacı, davalının “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi” kapsamında rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunduğunu iddia etmektedir. Bu nedenle öncelikle davalının eylemlerinin “Belirsiz Süreli Hizmet Sözleşmesinde” yer alan rekabet yasağına aykırılık teşkil edip etmediği incelenmelidir. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi: 27.08.20218 tarihli olup iş sözleşmesinde yapılacak iş belirtilmemiştir. İşe başlama tarihi 27.08.2018 dir. Sözleşmede davalının özlük bilgileri dışındaki kalan hükümler matbu olarak düzenlenmiştir. Belirsiz Süreli İş Sözleşmesi’nin “Rekabet Yasağı” başlıklı 10. maddesine göre; “Çalışan, iş sözleşmesinin devamı boyunca ve iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle feshi halinde fesih tarihinden itibaren 2 yıl süre ile İstanbul ili sınırları içerisinde İşveren ile rekabet etmemeyi, işveren ile aynı sektörde olan firmalarda ortak, yönetici sıfatıyla çalışmamayı kabul ve taahhüt eder”. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği Türk Hukukunda şekil şartına tabidir. TBK. m. 444/1 uyarınca,” Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” Bu kapsamda rekabet yasağı sözleşmesinin öncelikle yazılı olması gerekmektedir. Somut olayımızda iş sözleşmesi yazılı geçerlilik şartına sahiptir. Yine maddede açıkça ifade edildiği üzere rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin öncelikli koşulu işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasıdır. İşverenin korunmaya değer haklı menfaati, işçinin üretim sırları veya müşteri çevresi hakkında sır niteliğinde bilgiye sahip olması halinde söz konusu olmaktadır. İş sırrının işçi tarafından fiilen öğrenilmiş olması şart değildir. Objektif olarak öğrenebilecek konumda olması yeterlidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işverenin haklı menfaatlerini korumak açısından önemli olmakla birlikte, rekabet yasağı Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan, çalışma ve sözleşme özgürlüğüne doğrudan müdahale edebilecek nitelikte bir durumdur. Bu kapsamda işverenin korunması gereken haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğü arasında dengeyi kurabilmek ve özellikle işçiyi korumak adına rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği kanunda sınırlayıcı hükümlere tabi kılınmıştır. Bu kapsamda TBK.m.445’de rekabet yasağı sözleşmesi ile getirilen yasakların yer, zaman ve konu bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermemesi gerekliliği bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Rekabet yasağı sözleşmesinin konusu, genel olarak, işçinin işverenle rekabet etmekten kaçınmasıdır. İş ilişkisi sona eren işveren aleyhine rekabet oluşturabilecek ve rekabet yasağı sözleşmesine konu olabilecek faaliyetler, TBK’nın 444. maddesinde örnekseyici sayım ile belirtilmiştir. İlgili hüküm uyarınca; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.” Somut uyuşmazlıkta “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinin” 10. maddesinde düzenlenen rekabet yasağının konusunun belirli olmadığı sadece “2 yıl süre ile İstanbul ili sınırları içerisinde İşveren ile rekabet etmemeyi, işveren ile aynı sektörde olan firmalarda ortak, yönetici sıfatıyla çalışmamayı kabul ve taahhüt eder”.” şeklinde bir hüküm getirildiği görülmektedir. Sözleşmede davalının yapacağı iş tanımlanmamıştır. Dosyada yer alan SGK kayıtlarından davalının 24.09.2019 tarihinden bu yana diğer davalı ... Kimya San. Ve Tic. A.Ş. firmasında “ARGE ELEMANI” olarak çalışmakta olduğu anlaşılmaktadır. Davacı ... Kozmetik ile davalı ... Kimya’nın İTO (İstanbul Ticaret Odası)’daki firma detayları ve sicil bilgileri incelenmiştir. Davalı ... Kimya firmasının “kağıt kırtasiye ve ambalaj” meslek gurubunda faaliyet gösterdiği, kullanıma hazır tuvalet kağıdı, kapıt mendil, temizlik veya yüz temizleme için kağıt mendil ve havlular ile masa örtüsü ve peçetelerin imalatı alanında faaliyet gösterdiği; davacı .... Kozmetik firmasının “Kozmetik” meslek grubunda faaliyet gösterdiği, her türlü güzellik ve kozmetik ürünlerinin yanı sıra başta ıslak mendil olmak üzere kozmetik ve hijyenik ürünler imalatı ve alım satımı ile iştgal ettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda her iki firmanın faaliyet alanları benzer olsa da birebir aynı olmadığı tespit edilmiştir. TBK’nın 444/1. maddesine göre; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için adi yazılı şekilde yapılması gerekir. TBK m. 14 uyarınca; sözleşmenin sadece işçiye borç yüklediği hâllerde işçinin imzası gerekli ve yeterli iken, işverenin rekabet yasağına karşılık olarak bir borç yüklenmesi hâlinde sözleşmede işverenin imzası da bulunmalıdır (Başkan, Ş. Esra, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 2, Yıl: 2012, s. 116-125, s. 118). Bu kapsamda “Belirsiz Süreli İş Sözleşmesinde” davalı işçinin son sayfada imzasının bulunduğu ve rekabet yasağının şekil açısından da geçerli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. İşçinin işyeri organizasyonuna dahil olduktan sonra iş sırrı niteliği taşıyan veya taşımayan birçok bilgiye vakıf olması mümkündür. Ancak her türlü bilginin rekabet amacıyla kullanılması söz konusu olamayacağı için kanunda bilginin niteliğine ilişkin olarak sınırlama getirilmiştir. TBK’nın 444/2. maddesine göre; rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Bu bağlamda müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında edinilen bilgiler rekabete elverişli bilgiler olarak kabul edilmiştir. Bunun için de öncelikli olarak iş ilişkisi, işçinin, işverenin ticari ve teknik iş sırları ile ticari ilişkiler içerisinde bulunduğu müşteri çevresine hakim olabilmesine imkan tanıyan bir niteliğe sahip olmalıdır. Davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde iş tanımı yapılmamıştır, davacı davalının Kimya Mühendisi olarak çalıştığını beyan etmiş, davalı da cevap dilekçesinde bu hususu teyit etmiştir. Davacı dava dilekçesinde, davalının yaptığı iş kapsamında; müşteri bilgilerine ve ticari sırlar kapsamında bilgiye sahip olduğunu ve bunu rekabete aykırı olarak kullandığını iddia etmektedir. Davalının, davacı şirkette çalışırken yaptığı iş kimya mühendisi olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla davalının çalıştıkları iş kapsamında; davacının müşteri çevresine erişme ihtimali oldukça düşüktür. İş ilişkisinin işçiye işverenin iş sırları veya müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olmasına imkan verebilecek olması rekabet yasağı öngörülebilmesi için gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Nitekim rekabet yasağının geçerliliği için işçi tarafından hakim olunan bu bilgilerin, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçi tarafından kullanılmasının işverene önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte olması gerekir. TBK’nın 444/2. maddesinde, müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında edinilen bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması durumunda rekabet yasağı kaydının geçerli olacağı öngörülmüştür. Önemli zarar, işverenin ekonomik veya rekabet koşullarındaki kötüleşme olabilir. Ancak her türlü kötüleşme değil, kanunda ifade edildiği üzere önemli ölçüdeki bir kötüleşme “önemli bir zarar” olarak değerlendirilebilir. Buna göre işyerinin kazancında veya siparişlerinde ciddi düşüşler doğuran, işverenin iş yapma olanaklarını önemli ölçüde sınırlandıran, ilgili piyasada rekabet gücünde geriye gidiş yaratan, zararın kolayca telafi edilemeyeceği sonucunu doğuran hallerde önemli bir zararın varlığından bahsedilebilir (SÜZEK, Sarper, “Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İşçinin Rekabet Etmeme Borcu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt:72, Sayı:2, 2014, s. 457-468, s.460). Ancak sözleşme sonrası rekabet yasağının geçerliliği için önemli olan somut bir zarar değil, önemli bir zarar olasılığıdır. Yargıtay kararında da belirtildiği gibi “(…)BK'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/4038 K. 2019/5529 T. 18.9.2019 ) Somut olayda davacı taraf zarar görme ihtimalini ortaya koymak amacıyla hiçbir evrak sunmamıştır. Davalının davacı şirkette Kimya Mühendisi olarak çalışırken, davalı ... Kimya’da Arge Elemanı olarak çalışmaya başladığı anlaşılmaktadır. Tanık beyanlarından davalının ticari sırlara erişebilecek bir iş tanımının olmadığı, davacı şirkette kozmetik ürünlerin formülasyonların geliştirilmesinde çalıştığı yasal doküman hazırladığı anlaşılmaktadır. Her iki şirketin faaliyet alanlarından davalının yeni işyerinde çalışma şekli ile davacı şirketi önemli ölçüde zarar verme ihtimali olabileceği kanaatine ulaşılamamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacının korunmaya değer haklı menfaati olup olmadığı olgusunun ortaya konamadığı, bu nedenle davalı tarafın eylemlerinin “davacı şirket açısından önemli ölçüde zarar verme ihtimali”ne yol açmayacağı kanaatine varılmıştır. TBK’nın 445/1. maddesi uyarınca, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için yasağın konu bakımından sınırlandırılmış olması gerekir. Bu kapsamda işçinin icra edemeyeceği iş türü sözleşmede açıkça gösterilmelidir. Rekabet yasağı, işverenin tüm faaliyet alanı ile değil, işçinin işletmede yapmakta olduğu işle doğrudan ilgili, somut göreviyle sınırlı kalmalıdır. Davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde iş tanımı yapılmamıştır. Rekabet yasağı maddesinde “herhangi bir sıfatla çalışmayacağı” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Somut uyuşmazlık açısından, konu yönünden rekabet yasağı dar tutulup somutlaştırılmamıştır. Bu durumda rekabet yasağı konusunun geniş belirlenmiş olması sebebiyle Rekabet Yasağı maddesinin konu bakımından geçersiz olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Davacı taraf ne kadar dava dilekçesinde TBK’na atıf yaparak davalı tarafından rekabet etmeme yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunduğunu belirtmiş olsa da eylemlerinin aynı zaman da TTK anlamında haksız rekabet teşkil ettiğini de iddia etmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Haksız Rekabete ilişkin 54. maddesi uyarınca Haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır. Haksız rekabet hukukunun konusu dürüstlük ilkesine aykırı yöntem ve uygulamalara karşı emek ilkesi uyarınca emeğin korunmasıdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2002/4-350 E., 2002/354 K. sayılı 01.05.2002 tarihli kararı). Doktrinde tanımlandığı üzere haksız rekabet; rakipleri ezmek ve onları iktisadi faaliyet alanından uzaklaştırmak amacıyla ve hüsnüniyet kurallarına aykırı suretlerle başvurulan, kanuna, nizama, adaba ve teamüle göre teviz edilemeyecek hareketlerin kaffesidir (ÖRS, Halil Fahri: Türk Hususi Hukukunda Haksız Rekabet, Hukuki Mahiyeti ve Rekabet Hakkının Himayesi, Ankara 1958, s.13).Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi haksız rekabete ilişkin genel ilkeyi ortaya koymaktadır. Kanun gerekçesine göre ilkenin temel unsuru dürüst davranış kuralıdır. Dürüstlük kuralına aykırılık ya davranışlarla ya da ticari uygulamalarla olur. Davranışlar ve ticari uygulamalar iş etiğine, doğruluğa, dürüstlüğe ters, aldatıcı, yanıltıcı, kandırıcı olabilir. Türk Ticaret Kanunu’nun 54 üncü maddesi uyarınca; “(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır. (2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır”. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 55 inci maddesinin 1 inci fıkrasında haksız rekabet halleri sayılmıştır. Şöyle ki; a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlar ve özellikle; 1. Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek, 2. Kendisi, ticari işletmesi, işletme işaretleri, malları, iş ürünleri, faaliyetleri, fiyatları, stokları, satış kampanyalarının biçimi ve iş ilişkileri hakkında gerçek dışı veya yanıltıcı açıklamalarda bulunmak veya aynı yollarla üçüncü kişiyi rekabette öne geçirmek, 3. Paye, diploma veya ödül almadığı hâlde bunlara sahipmişçesine hareket ederek müstesna yeteneğe malik bulunduğu zannını uyandırmaya çalışmak veya buna elverişli doğru olmayan meslek adları ve sembolleri kullanmak, 4. Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak, 5. Kendisini, mallarını, iş ürünlerini, faaliyetlerini, fiyatlarını, gerçeğe aykırı, yanıltıcı, rakibini gereksiz yere kötüleyici veya gereksiz yere onun tanınmışlığından yararlanacak şekilde; başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştırmak ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçirmek, 6. Seçilmiş bazı malları, iş ürünlerini veya faaliyetleri birden çok kere tedarik fiyatının altında satışa sunmak, bu sunumları reklamlarında özellikle vurgulamak ve bu şekilde müşterilerini, kendisinin veya rakiplerinin yeteneği hakkında yanıltmak; şu kadar ki, satış fiyatının, aynı çeşit malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerinin benzer hacimde alımında uygulanan tedarik fiyatının altında olması hâlinde yanıltmanın varlığı karine olarak kabul olunur; davalı, gerçek tedarik fiyatını ispatladığı takdirde bu fiyat değerlendirmeye esas olur, 7. Müşteriyi ek edimlerle sunumun gerçek değeri hakkında yanıltmak, 8. Müşterinin karar verme özgürlüğünü özellikle saldırgan satış yöntemleri ile sınırlamak, 9. Malların, iş ürünlerinin veya faaliyetlerin özelliklerini, miktarını, kullanım amaçlarını, yararlarını veya tehlikelerini gizlemek ve bu şekilde müşteriyi yanıltmak, 10. Taksitle satım sözleşmelerine veya buna benzer hukuki işlemlere ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek, peşin veya toplam satış fiyatını veya taksitle satımdan kaynaklanan ek maliyeti Türk Lirası ve yıllık oranlar üzerinden belirtmemek, 11. Tüketici kredilerine ilişkin kamuya yapılan ilanlarda unvanını açıkça belirtmemek veya kredilerin net tutarlarına, toplam giderlerine, efektif yıllık faizlerine ilişkin açık beyanlarda bulunmamak, 12. İşletmesine ilişkin faaliyetleri çerçevesinde, taksitle satım veya tüketici kredisi sözleşmeleri sunan veya akdeden ve bu bağlamda sözleşmenin konusu, fiyatı, ödeme şartları, sözleşme süresi, müşterinin cayma veya fesih hakkına veya kalan borcu vadeden önce ödeme hakkına ilişkin eksik veya yanlış bilgiler içeren sözleşme formülleri kullanmak. b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle; 1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 2. Üçüncü kişilerin işçilerine, vekillerine ve diğer yardımcı kişilerine, haketmedikleri ve onları işlerinin ifasında yükümlülüklerine aykırı davranmaya yöneltebilecek yararlar sağlayarak veya önererek, kendisine veya başkalarına çıkar sağlamaya çalışmak, 3. İşçileri, vekilleri veya diğer yardımcı kişileri, işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmek, 4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek. c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanma; özellikle; 1. Kendisine emanet edilmiş teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden yetkisiz yararlanmak, 2. Üçüncü kişilere ait teklif, hesap veya plan gibi bir iş ürününden, bunların kendisine yetkisiz olarak tevdi edilmiş veya sağlanmış olduğunun bilinmesi gerektiği hâlde, yararlanmak, 3. Kendisinin uygun bir katkısı olmaksızın başkasına ait pazarlanmaya hazır çalışma ürünlerini teknik çoğaltma yöntemleriyle devralıp onlardan yararlanmak. d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek; özellikle, gizlice ve izinsiz olarak ele geçirdiği veya başkaca hukuka aykırı bir şekilde öğrendiği bilgileri ve üretenin iş sırlarını değerlendiren veya başkalarına bildiren dürüstlüğe aykırı davranmış olur. e) İş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak. Özellikle yanıltıcı bir şekilde diğer taraf aleyhine; 1. Doğrudan veya yorum yoluyla uygulanacak kanuni düzenlemeden önemli ölçüde ayrılan, veya 2. Sözleşmenin niteliğine önemli ölçüde aykırı haklar ve borçlar dağılımını öngören, önceden yazılmış genel işlem şartlarını kullananlar dürüstlüğe aykırı davranmış olur. Somut olayda dava dosyasında yer alan tüm belgeler ve evraklar dikkate alındığında davacı taraf davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin neler olduğu, hangi haksız rekabet halinin ihlal edilmiş olduğunu ortaya koymamış ve her hangi bir haksız rekabet halini ortaya koyan bilgi ve belgeye rastlanmadığından haksız rekabet oluşmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle; imzalanan belirsiz süreli iş sözleşmesi’nin 10. maddesinde yer alan rekabet yasağının; davacının korunmaya değer haklı menfaati olduğu olgusunu ortaya koyamamış olması, rekabet yasağı konusunun çok geniş olarak tespit edilmiş olması, sebebiyle rekabet yasağı maddesinin geçersiz olduğu, her iki şirketin faaliyet alanlarının incelenmesi neticesinde davalının yeni işyerinde çalışma şekli ile davacı şirketi önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin oluşabileceği kanaatine ulaşılamadığı, somut olay açısından haksız rekabet teşkil eden eylem ve davranışlara rastlanmadığı, haksız rekabet nedeniyle uğranılan bir zararın bulunması halinde bunun davalılardan kaynaklı olduğunun belirlenemediği, Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunun bu dosyaya atfedilemeyeceği, manevi zararın da tespit edilemediği, mahkememizce yapılan değerlendirme sonucunda da alınan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olduğu, rekabet yasağında haklı menfaat olgusunun gerçekleşmediği, rekabeti etkileyen bir durumun söz konusu olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 269,85TL ilam harcından peşin alınan 187,86TL harcın harçtan mahsubu ile bakiye 81,99TL'nin harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.320,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 100,00TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 11.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 05/12/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır