İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/270 E. 2024/945 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/270
- Karar No
- 2024/945
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/270 Esas KARAR NO : 2024/945 DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/03/2023 KARAR TARİHİ : 08/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... Teknoloji Mühendislik San. Tic. A.Ş., teknoloji ve mühendislik konularında ARGE faaliyetlerinde bulunmak, yeni ürünler geliştirmek, prototipler yapmak, teknik danışmanlık yapmak, yazılım geliştirmek için 05.04.2021 tarih, 10302 sayılı TTSG'nin 1001 vd. sayfalarında ilan edildiği üzere ... Motor ve Traktör Sanayi A.Ş.'den ("... Motor") bölünme suretiyle kurulmuş olup şirket hisselerin tamamı ... Motor ve Traktör Sanayi A.Ş.'ye aittir. Davalı ile .... Motor arasında davaya dayanak iş sözleşmesi ve ilgili ekleri imzalanmış olup, işyeri devri suretiyle iş akdi aynen davacı müvekkil şirkete geçmiş bulun duğunu, müvekkili ile davalı arasında 12.08.2020 tarihli belirsiz iş sözleşmesi imzalandığını, davacı müvekkili şirket uhdesinde faaliyet gösteren Elektrik Elektronik Sistemler Müdürlüğünde Kontrol Sistemleri Mühendisi olarak görev aldığını, ancak davalının, istifa dilekçesi ile istifa ettiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan 12.08.2020 tarihli iş sözleşmesinin Rekabet Yasağı ve Haksız Rekabet başlıklı 12. Maddesi ise " İşçi işten kendi isteği ile ayrıldığı veya 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. Maddesinde belirtilen ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzeri hallerdeki tavırları ile sözleşmenin feshine sebebiyet verilmesi halinde iş kanununun önemi, işverenin üretimi ve iş ilişkileri açısından gizli bilgilerini ve sırlarını öğrenmesi ve bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğraması ihtimalinin varlığından ötürü, 2 yıl süre ile, Marmara Bölgesi ve Ankara , İzmir ,Sakarya ve Adana illerinde ;iş tanımına uyan işlerde ve Motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir şirket yahut şahıs işletmesinde faaliyet gösteremez , çalışamaz , danışmanlık vb. çalışmalar yapamaz ve bu şirketlere ortak olamaz , işverenin rekabet ilişkisi içerisinde olduğu şirketler ile menfaat ilişkisine giremez . İşbu hususları bildiğini ve rekabet yasağı sözleşmesini kabul ettiğini beyan ve taahhüt eder. Aksi halde işverenin doğan tüm zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu, bu maddeye aykırı davranması halinde işçi son brüt maaşının 12 aylık tutarı kadar tazminat ödemeyi taahhüt eder" hükmünü düzenlediğini, ayrıca taraflar arasında, 12.08.2020 tarihli Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi'nin 2. Maddesi de aynı şekilde işçinin kendi isteği ile ayrılması halinde, 2 yıl süre ile, Marmara Bölgesinde şiş tanımına uyan işlerde ve Motor geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir şirket yahut şahıs işletmesinde faaliyet gösteremez , çalışamayacağını aksi takdirde son brüt maaşının 12 aylık tutarı kadar tazminat ödemeyi kabul etmiş olduğunu açıkça düzenlendiğini, davalı müvekkili şirket uhdesinde Elektrik Elektronik Sistemleri Müdürlüğünde görev aldığını ve görev tanımı ve kapsamı arasında Kontrol Sistemleri Mühendisi alanlarında sorumluluğu ve görevleri bulunduğunu, davalı görevi ve pozisyonu itibariyle şirket uhdesinde önemli bir konumda bulunmakta ve şirketin önemli bilgilerine erişimi kolayca sağlayabilmekle, ancak davalı işten kendi isteği ile ayrılmış ve ardından, müvekkil ile benzer nitelikte işler yapan merkezi Sancaktepe İstanbul'da olan ... and .... isimli firmada çalışmaya başladığını, davalının müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra menfaat ilişkisine aykırı olarak anılan firmada işe başlaması sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinden davalının işbu sözleşme hükümlerine aykırı davranışı sebebiyle son brüt maaşının 12 aylık tutarı kadar tazminat tutarını müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, davalı en son brüt 14.535,48TL ücret ile müvekkili şirkette çalıştığını, ayrıca taraflar arasında akdedilen Rekabet Yasağı Sır Saklama sözleşmesinin 2.2. Maddesi, davalı işçinin rekabet yasağı hükümlerinin ihlali halinde işverenin doğan tüm zararını tazmin etmekle yükümlü olduğunu hüküm altına almış ve taraflarca kabul edildiğini, ilgili hüküm gereğince müvekkilin uğradığı zarar tazminini ve davalı taraflar arasındaki iş sözleşmesini ve rekabet yasağı hükümlerini ihlal ettiğini, müvekkilinin uğramış olduğu zararın tespiti ile tahsilini, sözleşmeye aykırı davranışı sebebiyle sözleşmeye konu son brüt maaşının 12 aylık tutarı cezai şart bedelinin ödenmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili 12/08/2020 tarihinde .... Motor Ve Traktör Sanayi A.Ş şirketinde çalışmaya başladığını, müvekkili Elektronik sistemler müdürlüğü biriminin altında kontrol sistemleri mühendisi olarak çalıştığını, yazılım yazmak ve bunun yanında geliştirilen kontrol algoritmalarının saha üzerinde test edilmesini sağladığını, davacı şirket bölünme olduğu gerekçesiyle 04.04.2021 tarihinde müvekkil dâhil bir kısım kişiyi yeni kurulan ... Mühendislik Sanayi Tic. A.Ş şirketinde çalışmaya başlatıldığını, bölünme sonrası yeni kurulan bu şirkette çalışmaya başlatılan müvekkilin rızası alınmamış veya yeniden bir rekabet sözleşmesi imzalanmadığını, davacı şirket tarafından sunulan rekabet sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere sözleşmenin tarafı; ... Motor ve Traktör Sanayi AŞ olduğunu, dolayısıyla davalı şirketle imzalanmış geçerli bir rekabet sözleşmesinin varlığı söz konusu olmadığını, öncelikle davanın bu yönden reddi gerektiği, müvekkili, davacı şirketten kendi isteği ile ayrılmadığını, davacı şirket, "iş akdinin müvekkilin istifası sonucu sonlandığını" ve buna ilişkin müvekkili tarafından imzalanmış istifa dilekçesini dosya kapsamında sunduğunu, oysaki iş yerinde ki mobbing, eleman yetersizliği, müvekkille yüklenilen fazlaca iş yükü vb. sebeplerden istifa etmeye zorlandığını, müvekkilin çalıştığı pozisyonda, beraber çalıştığı 5 (beş) mühendis daha bulunduğunu, bu çalışanların ardı ardına işi bırakması, ayrılan mühendislerin yerine başkaca mühendislerin de işe alınmaması sonucunda müvekkilin iş yükü fazlaca artmış ve işi bırakmaya zorlandığını, söz konusu geçerli bir rekabet sözleşmesinin varlığını kabul etmemekle birlikte; müvekkil söz konusu iş yerinden kendi isteğine göre ayrılmamış olup işbu davanın reddine karar verilmesini, davacı şirketteki çalışma koşullarının çalışanlar için zor ve sürdürülebilir olmaması birçok çalışanın işi bırakmasına sebebiyet verdiğini, davacı şirket huzurda ki davanın benzeri birçok şirket çalışanına karşı açmış olup hali hazırda devam etmediğini, davacı şirketin işten ayrılmaların önüne geçmek adına, eski çalışanlarına karşı huzurdaki davanın benzerini kötü niyetli olarak ikame ettiğini, haksız ve mesnetsiz olarak açılan işbu davanın reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, rekabet yasağına aykırılık nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Dava ile ilgili uyuşmazlık davalı ile .... MOTOR VE TRAKTÖR SANAYİ A.Ş. arasında 12.08.2020 tarihlerinde imzalanmış olan tarihli İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde yer alan “rekabet yasağına ilişkin hükümlerin ihlal edildiği iddiasından kaynaklanmaktadır. Davacı, davalının sözleşmelerde düzenlenen rekabet yasağına aykırılık teşkil eden eylemlerde bulunduğunu iddia etmektedir. Bu nedenle öncelikle davalının eylemlerinin İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde yer alan rekabet yasağına aykırılık teşkil edip etmediği hususu değerlendirilmelidir. Davalı vekili cevap dilekçesinde sözleşmelerin dava dışı ... MOTOR VE ... SANAYİ A.Ş. firması ile imzalandığını davacı ile bir sözleşme imzalanmadığı için rekabet yasağının somut olayda uygulanamayacağını iddia etmiştir. Davacı ve ... MOTOR VE TRAKTÖR SANAYİ A.Ş. firmalarının sicil kayıtları incelendiğinde ortaklarının aynı olduğu görülmüştür, davalı ... MOTOR VE TRAKTÖR SANAYİ A.Ş. firmasında sigortalı iken iş akdini sonlandırmadan ertesi gün davacı adına sigortalı olarak var olan işinde çalışmaya devam etmiştir. Bu nedenlerle; davacı tarafın İş Sözleşmesinden kaynaklı hakları ileri sürebileceği düşünülmektedir. Hizmetin tek bir iş akdinden ve iş ilişkisinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 1. Davalının Eylemlerinin Sözleşmelerde Yer Alan Rekabet Yasağına Aykırılık Teşkil Edip Etmediğine İlişkin Değerlendirme: Her iki sözleşmede yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümler; Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği Türk Hukukunda şekil şartına tabidir. TBK. M. 444/1 uyarınca,” Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir” Bu kapsamda rekabet yasağı sözleşmesinin öncelikle yazılı olması gerekmektedir. Somut olayımızda iş sözleşmeleri yazılı geçerlilik şartına sahiptir. Yine maddede açıkça ifade edildiği üzere rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliğinin öncelikli koşulu işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin olmasıdır. İşverenin korunmaya değer haklı menfaati, işçinin üretim sırları veya müşteri çevresi hakkında sır niteliğinde bilgiye sahip olması halinde söz konusu olmaktadır. İş sırrının işçi tarafından fiilen öğrenilmiş olması şart değildir. Objektif olarak öğrenebilecek konumda olması yeterlidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işverenin haklı menfaatlerini korumak açısından önemli olmakla birlikte, rekabet yasağı Anayasa’nın 48. maddesinde güvence altına alınan, çalışma ve sözleşme özgürlüğüne doğrudan müdahale edebilecek nitelikte bir durumdur. Bu kapsamda işverenin korunması gereken haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğü arasında dengeyi kurabilmek ve özellikle işçiyi korumak adına rekabet yasağı sözleşmesinin geçerliliği kanunda sınırlayıcı hükümlere tabi kılınmıştır. Bu kapsamda TBK.m.445’de rekabet yasağı sözleşmesi ile getirilen yasakların yer, zaman ve konu bakımından uygun olmayan sınırlamalar içermemesi gerekliliği bir zorunluluk olarak düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşmelerde düzenlenen rekabet yasağı hükmünün geçerliliği; rekabet yasağının konusu, şekli ve maddi şartları taşıyıp taşımadığı açısından inceleme yapılması gerekmektedir. a. “İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde” Düzenlenen Rekabet Yasağının Konusunun İncelenmesi Rekabet yasağı sözleşmesinin konusu, genel olarak, işçinin işverenle rekabet etmekten kaçınmasıdır. İş ilişkisi sona eren işveren aleyhine rekabet oluşturabilecek ve rekabet yasağı sözleşmesine konu olabilecek faaliyetler, TBK’nın 444. maddesinde örnekseyici sayım ile belirtilmiştir. İlgili hüküm uyarınca; “Fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir.” Somut uyuşmazlıkta “İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde” düzenlenen rekabet yasağının konusunun somutlaştırılmadığı sadece “iş tanımına uyan işlerde ve Motor Geliştirme alanlarındaki tüm işlerde hiçbir şirket yahut şahıs işletmesinde faaliyet gösteremez, çalışamaz, danışmanlık vb. çalışmalar yapamaz bu şirketlere ortak olamaz, işverenin rekabet ilişkisi içerisinde olduğu şirketler ile menfaat ilişkisine giremez” şeklinde bir hüküm getirildiği görülmektedir. b. “İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde” Düzenlenen Rekabet Yasağının Şekli Açısından Geçerliliğinin İncelenmesi TBK’nın 444/1. maddesine göre; rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için adi yazılı şekilde yapılması gerekir. TBK m. 14 uyarınca; sözleşmenin sadece işçiye borç yüklediği hâllerde işçinin imzası gerekli ve yeterli iken, işverenin rekabet yasağına karşılık olarak bir borç yüklenmesi hâlinde sözleşmede işverenin imzası da bulunmalıdır (Başkan, Ş. Esra, “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Hükümleri Çerçevesinde Rekabet Yasağı Sözleşmesi”, Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 2, Yıl: 2012, s. 116-125, s. 118). Bu kapsamda “İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde” davalı işçinin imzasının bulunduğu ve rekabet yasağının şekil açısından da geçerli olduğu kanaatine ulaşılmıştır. c. “İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde” yer alan Rekabet Yasağının Kanunun Aradığı Maddi Şartları Taşıyıp Taşımadığı Açısından İncelenmesi - İşverenin Korunmaya Değer Haklı Bir Menfaatinin Varlığı İşçinin işyeri organizasyonuna dahil olduktan sonra iş sırrı niteliği taşıyan veya taşımayan birçok bilgiye vakıf olması mümkündür. Ancak her türlü bilginin rekabet amacıyla kullanılması söz konusu olamayacağı için kanunda bilginin niteliğine ilişkin olarak sınırlama getirilmiştir. TBK’nın 444/2. maddesine göre; rekabet yasağına ilişkin sözleşmenin kurulmasında işverenin korunmaya değer haklı bir menfaatinin söz konusu olabilmesi için, işçinin işverenin üretim sırları, yaptığı işler ve müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması ve bunun sonucunda işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin olması gerekir. Bu bağlamda müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında edinilen bilgiler rekabete elverişli bilgiler olarak kabul edilmiştir. Bunun için de öncelikli olarak iş ilişkisi, işçinin, işverenin ticari ve teknik iş sırları ile ticari ilişkiler içerisinde bulunduğu müşteri çevresine hakim olabilmesine imkan tanıyan bir niteliğe sahip olmalıdır. ... Motor firması ile davalı arasında imzalanan hizmet sözleşmesinde iş tanımı yapılmış, “Kontrol Sistemleri Mühendisliği” olarak belirtilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, davalının yaptığı iş kapsamında; müşteri bilgilerine ve ticari sırlar kapsamında bilgiye sahip olduğunu ve bunu rekabete aykırı olarak kullandığını iddia etmektedir. Davalının, davacı şirketlerde çalışırken yaptığı iş genel olarak “Kontrol Sistemleri Mühendisliği” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla davalının çalıştıkları iş kapsamında; davacının müşteri çevresine erişme ihtimalinin düşük olduğu düşünülmektedir. Aksi durumda müşteri çevresi hakkında bilgi edinme olanağının bulunması işvereni önemli bir zarara uğratma ihtimalinin varlığının kabulü için tek başına yeterli değildir. Sicil kayıtları incelendiğinde davacının Mimarlık ve Mühendislik meslek grubunda, 71.12.08 Sanayi ve İmalat projelerine yönelik mühendislik ve danışmanlık faaliyetleri (haddehaneler, farineler, ulaşım araçları, sanayi makineleri vb.) olduğu görülmüştür. Dava dışı ... Araştırma isimli firmanın ... Meslek Grubunda, nace kodu 62.01.01 Bilgisayar programlama faaliyetleri (sistem, ..., veri tabanı, web sayfası vb. yazılımlar ile müşterilere özel yazılımların kodlanması alanında faaliyet gösterdiği tespit edilmiştir. Sicil kayıtları incelendiğinde davacı firma ile dava dışı firmanın farklı alanlarda çalıştığı görülmektedir. İş ilişkisinin işçiye işverenin iş sırları veya müşteri çevresi hakkında bilgi sahibi olmasına imkân verebilecek olması rekabet yasağı öngörülebilmesi için gerekli olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Nitekim rekabet yasağının geçerliliği için işçi tarafından hâkim olunan bu bilgilerin, iş sözleşmesi sona erdikten sonra işçi tarafından kullanılmasının işverene önemli ölçüde zarar verebilecek nitelikte olması gerekir. TBK’nın 444/2. maddesinde, müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında edinilen bilgilerin kullanılmasının, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikte olması durumunda rekabet yasağı kaydının geçerli olacağı öngörülmüştür. Önemli zarar, işverenin ekonomik veya rekabet koşullarındaki kötüleşme olabilir. Ancak her türlü kötüleşme değil, kanunda ifade edildiği üzere önemli ölçüdeki bir kötüleşme “önemli bir zarar” olarak değerlendirilebilir. Buna göre işyerinin kazancında veya siparişlerinde ciddi düşüşler doğuran, işverenin iş yapma olanaklarını önemli ölçüde sınırlandıran, ilgili piyasada rekabet gücünde geriye gidiş yaratan, zararın kolayca telafi edilemeyeceği sonucunu doğuran hallerde önemli bir zararın varlığından bahsedilebilir (SÜZEK, Sarper, “Yeni Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde İşçinin Rekabet Etmeme Borcu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, Cilt:72, Sayı:2, 2014, s. 457-468, s.460). Ancak sözleşme sonrası rekabet yasağının geçerliliği için önemli olan somut bir zarar değil, önemli bir zarar olasılığıdır. “(…)BK'nın 444/2. maddesi “Rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir.” hükmü haiz olup, anılan madde hükmü uyarınca rekabet yasağının işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması halinde geçerli olacaktır.” (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E. 2018/4038 K. 2019/5529 T. 18.9.2019 ) Tüm dosya kapsamı, mahkememizce alınan bilirkişi raporu, dinlenen tanık beyanları, sicil kaydı ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelere göre; Tümosan Motor ile davalı arasında imzalanan “İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde” yer alan Rekabet Yasağının; davacının korunmaya değer haklı menfaati olduğu olgusunun ortaya koyamamış olması, rekabet yasağı konusunun geniş olarak tespit edilmiş olması, .... 'daki görevlerde kullanılan teknik bilgilerin, ....'deki sistem mühendisliği kapsamındaki görevlerde doğrudan kullanılmadığı; davalının ... 'da edindiği bilgilerin sistem yazılımlarının geliştirilmesi ve test edilmesiyle sınırlı olduğu ve bu bilgilerin dava dışı ... firmasındaki görevlerde kullanılmamış olması, sebebiyle rekabet yasağı maddesinin geçersiz olduğu, davalı tarafın eylemlerinin “davacı şirket açısından önemli ölçüde zarar verme ihtimali”ne yol açacağı konusunda yeterli bir kanaate ulaşılamadığı, İş Sözleşmesi ve Rekabet Yasağı ve Sır Saklama Yükümü Sözleşmesi’nde yer alan cezai şartın uygulanması için gerekli şartların oluşmadığı kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2024 Katip .... ¸e-imzalıdır Hakim .... ¸e-imzalıdır