İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/349 E. 2023/587 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/349
- Karar No
- 2023/587
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/349 KARAR NO : 2023/587 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 12/04/2023 KARAR TARİHİ : 14/06/2023 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkilinin davalı kurum ile yaptığı abonelik sözleşmesi neticesi adına kayıtlı olan .... Hizmet no’lu tesisatla uzun süredir enerji kullandığını, müvekkilinin bu güne kadar faturalarını düzenli olarak ödediğini ve davalı kurum ile her hangi bir sorun yaşamadığını, müvekkili şirkete gelen davalı kurum çalışanlarının müvekkilinin tesisatında kaçak kullanım olduğu gerekçesiyle müvekkiline 11.440,20-TL ve 77.457,44 TL'lik Kaçak elektrik faturaları yazıldığını, ve hiçbir fatura da tebliğ edilmeden müvekkilinin enerjisini kestiklerini, şirketin çalışamaz durumda olduğunu, resmi şekilde yönetmeliğe uygun bir kesme olmadığı halde sistemde kesme yapmış gibi gösterip bu dönemdeki kullanımı usulsüz ve kaçak gösterdiğini, günlük sekiz saat çalışan iş yerini yönetmelik dışına çıkarak 21 saat çalışıyor gibi hesaplama yaptığını, davanın kabulü ile 30.03.2023 son ödeme tarihli 11.440,20-TL ve 77.457,44 TL'lik faturalar nedeniyle şimdilik 10.000.00-TL borçlu olmadığının tespitine, dava konusu alacağa dayalı olarak yapılacak elektrik kesme işleminin HMK 389.maddede yer alan şartların bulunması nedeniyle dava sonuçlanıncaya kadar durdurulmasını talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile 17/03/2023 tarihinde davacıya ait mahalde müvekkili kurum kaçak ekipleri tarafından yapılan kontrollerde sayaç ölçü devresine müdahale edilerek tüketim hiç ölçülmeden mevzuata aykırı bir şekilde elektrik enerjisi tüketmek yoluyla kaçak elektrik kullanıldığı tespit edilen borçlu adına .... seri nolu kaçak elektrik tutanağı tanzim edildiğini, ilgili kaçak elektrik tutanağı resmi belge hükmünde olup kesin delil teşkil ettiğini, akabinde de ekte sunulan kaçak elektrik zaptı ve faturada yer alan alacağa istinaden borçlu aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Davacı/borçlu resmi şekilde bir kesme işlemi olmadığı halde müvekkili kurumun kesme yapmış gibi gösterdiğini, bu dönemdeki kullanımı kaçak olarak gösterdiğini ve buna istinaden Mart 2023 dönemine ait iki ayrı fatura tahakkuk edildiğini ileri sürmüşse de bu iddiaları kabul edilebilir olmadığını, zira sunulan kaçak elektrik zaptı incelendiğinde davacı yan ile müvekkili kurum arasında abonelik sözleşmesi bulunduğunun görüldüğünü, borçlu adına 17.03.2022-21.02.2023 ve 21.02.2023-17.03.2023 arası olmak üzere iki ayrı dönem için kaçak hesabı yapıldığı ve buna istinaden iki fatura tanzim edildiği görüldüğünü, yine bu hesap bülteninde görüldüğü gibi kaçak kullanım miktarının günlük 8 saat üzerinden ve 0,6 kullanım çarpanı kullanılarak hesaplandığını, dava dilekçesinde iddia olunanın aksine yapılan tüm hesaplama mevzuata uygun olduğunu, Davacı yan hakkında kurulan ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına, Haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, ..... A.Ş. Müzekkere cevapları dosyamız arasına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. HMK'nın 2. maddesine göre; "(1) Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. (2) Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; huzurda görülen davanın mutlak ticari davalardan değildir. Gelen yazı cevaplarından da anlaşıldığı gibi davacı tacir olmadığı, dava konusu yerin kaçak tespit tutanağında ticarethane diye kayıtlı olduğuı anlaşılmakla nispi ticari dava niteliğinde de değildir. Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmesi, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerekmesi ve dava konusu yerin iş yeri olması nedenleri ile HMK'nın 2. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Asliye Hukuk Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 14/06/2023 Katip ... ¸ Hakim ... ¸ "iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."