İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/856 E. 2024/1232 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/856
- Karar No
- 2024/1232
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/856 Esas KARAR NO : 2024/1232 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2024 KARAR TARİHİ : 28/11/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 17/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Dava konusu icra takibine dayanak teşkil eden alacakların kaynağının müvekkilinin babası muris ... (.... Ticaret) ile davalı arasında imzalanan 01/04/2013 tarihli Servis ve Montaj Sözleşmesi ve Nederman Makine ile ... arasında akdedilen yetkili satıcılık sözleşmelerine dayanarak müvekkilinin yaptığı işlerin bakiye alacağı olduğunu, müvekkili tarafından işbu sözleşmeler dahilinde kendisine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, ancak davalı tarafından kendisine düşen sorumlulukların yerine getirilmediğini, müvekkiline yapılması gereken ödemelerin yapılmadığını, müvekkilinin kesmesi gereken faturaların kestirilmediğini, çeşitli bahanelerle müvekkilinin oyalanarak alacağının tahsilinin engellendiğini, müvekkilinin davalı hakkında davaya konu alacaklarından başkaca alacaklarının tahsili içinde muhtelif icra takipleri başlatıldığını, söz konusu takiplere davalı tarafından yine haksız ve hukuka aykırı şekilde itiraz edildiğini, söz konusu davaların birleştirilmesine karar verildiğini, takip dosyalarına dayanak olarak sunulan belgelerden davalının müvekkili şirkete borçlu olduğu ve ikame edilen takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğinin açıkça anlaşıldığını, davalı tarafından icra müdürlüğüne haksız ve kötü niyetli olarak itiraz dilekçesi sunulduğu, bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, davalı şirketin haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu edilen icra takiplerindeki kök alacağa ilişkin işlemlerin üzerinden 10 yılı aşkın süre geçmesi sebebi ile davacı tarafın talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, işbu nedenle öncelikle huzurdaki davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davaya konu icra takip dosyalarının öncelikle İstanbul Adliyesinde ikame edildiğini, ibraz edilen yetki itirazı sebebi ile Bakırköy Adliyesinde açılarak bir kez daha taraflarına ödeme emri gönderildiğini, bu gönderilen ödeme emirlerine de itiraz ettiklerini, davacı tarafla müvekkili şirket arasında cari hesap ilişkisi mevcut olmasına rağmen davacı tarafın bu kere de 17.06.2016 tarihli bir mutabakattan bahsederek alacak kalemleri oluşturmaya çalıştığını, talep ettikleri alacaklarının hiçbirisinin faturasının mevcut olmadığını, davacı tarafın iddia ettiği gibi bir mutabakat var ise faturayı neden kesmediklerinin izahı da dava dilekçesinde mevcut olmadığını, davacı tarafın mutabakatın olduğunu iddia ettiği tarihin 17.06.2016 tarihi olduğunu, 30.12.2016 tarihli borçlu hesabında davacı tarafın 265.253,78-TL borçlu olup 09.01.2017 tarihinde 265.253,54-TL bedelli .... numaralı faturayı tanzim ederek borcunu kapatmak amaçlı fatura gönderdiğini, görüleceği üzere 17.06.2016 tarihinde alacaklı olduğunu iddia eden davacı tarafın alacaklarına ilişkin fatura düzenlemediği gibi borcuna ilişkin 09.01.2017 tarihinde fatura gönderdiğini, alacaklı olan bir tacirin alacağına ilişkin fatura düzenlememesi ve üzerine borcunu kapatmak için fatura göndermesinin hayatın olağan akışına uymadığı gibi basiretli bir tacirin yapacağı işlemlerden olmadığını, işbu durum dahi davacı tarafın herhangi bir alacağı mevcut olmadığını gösterdiğini, bu nedenlerle davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine, aksi halde davanın dava şartı yokluğundan reddine, mahkemenin bu hususta da aksi kanaatte olması halinde işbu haksız davanın esastan reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Türk Ticaret Kanununun 4. Maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. Maddesinin ikinci fıkrasında , bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. Maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir. Türk Ticaret Kanununun 3. Maddesinde , "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir. TTK'nın 14. Maddesine göre " bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir." Aynı Kanunun 17. Maddesi hükmünce de ; iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir." düzenlemesi yer almaktadır. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3'üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkar, ister gezici ister sabit bir mekanda bulunsun, Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkar meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK'nın 1463. Maddesinde de önce 17. Maddeye gönderme yapılarak , Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardar aşağıya gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. Maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar. İkinci sınıf tacirler esnaf olarak kabul edilecektir. Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Tarafların tacir kaydına esas olmak üzere bağlı oldukları vergi dairesine ve ticaret sicil müdürlüğüne müzekkereler yazılmıştır. İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü yazı cevabının incelenmesinde davacının adına gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı görülmüştür. Küçükçekmece Vergi Dairesi yazı cevabının incelenmesinde davacının 2022 yılı döneminde VUK 178 maddesi gereğince 2. Sınıf işletme hesabı özeti esasına göre defter tutan mükellef olduğu belirtildiği görülmüştür. Dava, Servis ve Montaj Sözleşmesi ,yetkili satıcılık sözleşmelerinden kaynaklı alacak talebine ilişkindir. Davacı tarafın gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı , davacının 2022 yılı döneminde VUK 178 maddesi 2. Sınıf işletme hesabı özeti esasına göre defter tutan mükellef olduğu taraflar arasındaki uyuşmazlığın TTK m.4/1'de belirtilen mutfak ticari dava niteliğinde olmadığı ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 28/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır