İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/924 E. 2024/1110 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/924
Karar No
2024/1110
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/924 Esas KARAR NO : 2024/1110 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/09/2023 KARAR TARİHİ : 05/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkili aleyhine 250.000-TL bedelli bir kambiyo senedine dayanarak (çek) icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkilinin takip alacaklısı davalı tarafa böyle bir borcu bulunmadığından mütevellit taraflarınca işbu davayı açmadan önce; öncelikli olarak arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkilinin "....... Tekstil" adına bir şahıs şirketi bulunduğunu, müvekkili adına Bakırköy ..... İcra Dairesinin ....... E. sayılı dosyasında icra takibi başlatılmış olup müvekkilinin takibi öğrenmesinin akabinde icra takibine ait takip dayanağı belgeyi incelemiş ve söz konusu belgenin kendi adına yani emre yazılı bir çek olduğunu görmüş olduğunu, lakin müvekkilinin takibe konu olan çek hakkında bu zamana kadar herhangi bir bilgisi olmadığını, söz konusu çekte lehtar olarak gözüken müvekkilinin "sözde" çekin arka kısmını imza ve kaşelemiş akabinde ise diğer borçlu .......'a çeki ciro etmiş olduğunu, .......'ın da aynı şekilde çeki ........'a ciro etmiş, ........'ın çeki bankaya 30.01.2023 tarihinde ibraz etmesiyle 245.400,00-TL'lik kısmının karşılıksız çıktığını öğrenerek müvekkili aleyhinde icra başlatmış olduğunu, takip dayanağı olan çeki müvekkili kaşelememiş yahut imzalamamış olup, söz konusu imzaların müvekkiline ait olmadığını, ayrıca müvekkilinin çekte bulunan şahıslarla da herhangi bir ticari ilişkisi olmadığı gibi, özel de böyle bir para ilişkisi de bulunmadığını, buna ilişkin olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına da resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçundan bahisle şikayet haklarını saklı tutuyor olduklarını, müvekkilinin kaşe ve imzası bulunmayan işbu kambiyo senedinden kaynaklanan borcu kabul etmenin mümkün olmadığını, yapılacak imza incelenmesi ile de gerçek durumun ortaya çıkacak olduğunu beyanla; davalı tarafından alacağı olmadığı halde yaptığı Bakırköy ...... İcra Dairesi ....... E. sayılı dosyasında takibin durdurulması için HMK md. 209 uyarınca teminatsız olarak ihtiyati tedbirine, menfi tespit davasının kabulüne, fazlaya dair talep, dava ve diğer hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin aleyhine açılmış olan Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyasından başlatılan takipte müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve işbu takibin iptaline, haksız ve kötü niyetli davalı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; takip dayanağı çekin incelenmesinde, çek keşidecisi tarafından davacı emrine keşide edilmiş olan çekin, davacı tarafından cirolanarak ihbar olunan .......'a verildiğinin, müvekkiline ise ihbar olunan ....... tarafından cirolanarak teslim edildiğinin, bankaya ibrazında çekin karşılıksız çıktığının, bunun üzerine de müvekkili tarafından başvuru borçlularına karşı icra takibi başlatıldığının anlaşılmakta olduğunu, çek keşidecisine karşı icra takibi başlatılamamasının sebebinin ise keşideci firmanın Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyası kapsamında konkordato başvurusunda bulunması ve hakkında geçici/kesin mühlet verilmes olduğunu, müvekkilinin davacı yanı tanımadığını, dava konusu icra takibine dayanak çekin müvekkiline ihbar olunan ....... tarafından cirolanarak teslim edilmiş olup, çekin karşılıksız çıkması nedeniyle müvekkilinin davacı da dahil olmak üzere çek borçlularına karşı icra takibi açmış olduğunu, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin E. ....., K. ......, T. ..... sayı ve tarihli kararında da belirtildiği üzere dava konusu icra takibi, takip dayanağı çeki ciro ile eline geçiren yetkili ve iyiniyetli hamil olan müvekkili tarafından başlatılmış olup, müvekkilinin çek borçlularına karşı takip yapmakta kötüniyetli veya ağır kusurlu olduğunun kabul edilemez olduğunu, bu nedenlerle, huzurdaki dava kapsamında yapılacak inceleme neticesinde çekte davacı adına yapılan cirodaki imzanın davacı elinden çıkmadığının anlaşılması halinde dahi müvekkilinin kötüniyet tazminatına ve yargılama giderine mahkum edilmesinin hukuken mümkün olmadığını (Bkz. Aynı yöndeki Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E.2006/15870 K.2006/19132, T.12.10.2006 ve E.2005/16968, K.2005/20664, T.24.10.2005 sayı ve tarihli kararları) beyanla; öncelikle davanın ..... Konfeksiyon Ürünleri Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ve .......'a ihbar edilmesine, yargılama neticesinde davanın reddine, aksi taktirde müvekkili dava konusu icra takibini başlatmakta kötüniyetli ve ağır kusurlu olmadığından davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine, huzurdaki davanın açılmasına müvekkili sebebiyet vermediğinden, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin her halükarda davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, çeke dayalı menfi tespit istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ....... E. Sayılı takip dosyasına konu ..... Bankası ..... Şubesi nezdindeki 250.000,00 TL bedelli, 20.01.2023 vadeli ..... seri nolu çekin arka yüzünde yer alan imzanın davacıya ait olup olmadığı, davacının çek nedeni ile borçlu olup olmadığı, icra takibinin davacı yönünden iptali gerekip gerekmediği, davalının savunmasına göre çeki iktisapta iyiniyetli olup olmadığı, davacı ve davalı arasında ihbar olunan ....... adına ciro bulunması hususu dikkate alındığında davalının iyiniyetli hamil olup olmadığı, davacının çek nedeni ile borçlu olup olmadığı hususlarındadır. Bakırköy ..... İcra Dairesinin ....... E. sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davalı ........ tarafından davacı ..... ve ihbar olunan ....... aleyhine 246.400,00 TL asıl alacak, 24.640,00 TL çek tazminatı, 750,00 TL komisyon, 9.200,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 280.990,00 TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı anlaşıldı. Bakırköy ..... İcra Dairesine yazılan müzekkere cevabının incelenmesinde ....... E. sayılı takipte yer alan senet aslının dosya borçlusu .......'a teslim edildiği belirtilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6. maddesi: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür" 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)’nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesi: “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” hükmünü içermektedir. Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşıyacaktır. İspat yükünün belirlenebilmesi için önce ilgili maddi hukuk kuralındaki koşul vakıaların doğru bir şekilde tespit edilmiş olması ve buna uygun somut vakıaların ortaya konulmuş olması gerekir. Her bir vakıa bakımından lehine hak çıkarma çerçevesinde ispat yükü kuralları belirlenir. Ancak kanunda özel olarak ispat yükünün belirlendiği hâllerde, genel kurala göre değil, kanunda belirtilen şekilde ispat yükü belirlenecektir. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Karine belli bir olaydan, belli olmayan diğer bir olay için çıkarılan sonuçtur. Karineler ispat yükünün bir istisnasını oluşturur. Lehine karine olan taraf ispat yükünden kısmen veya tamamen kurtulur. Karine söz konusu olduğunda, karine temeli ile karine sonucunu birbirinden ayırt etmek gerekir. Karineye dayanan taraf, sadece karine sonucunu ispat yükünden kurtulmuş olur, ancak karine temelini ispat etmek yükü altındadır. Bu durumu vurgulamak için, fıkrada açık düzenleme yapılmıştır. Kesin kanuni karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Fıkrada, özellikle aksini ispat kavramına yer verilmiştir. Zira aksini ispat ve karşı ispat farklı kavramlardır. Karine söz konusu olduğunda, karşı ispat faaliyeti yerine karine ile kabul edilen durumun aksinin ispat edilmesi söz konusu olur. Bir senette yer alan yazının veya imzanın inkâr edilmesi durumunda, 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesinin birinci ve üçüncü fıkrası anlamında bir “sahtelik iddiası” söz konusu olur. 6100 sayılı HMK’nın 208. maddesine ilişkin gerekçede bu husus “Maddenin kenar başlığında “Yazı veya imza inkârı” ibaresi birlikte kullanılmıştır. Her iki husus uygulamada sahtelik iddiası olarak adlandırılan durumu ifade etmektedir” şeklinde belirtilmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.: Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 1792). Öte yandan, bir senetteki imzanın inkâr edilmesi hâlinde, mahkemenin imzanın sahte olup olmadığı konusunda kendiliğinden araştırma yapması gerekir. Bu araştırma ve incelemenin sırası ise 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde düzenlenmiştir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1794). Buna göre; bir senedin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak ve aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak karar verilir (m. 211/1).Hâkim ilk önce inkâr edilen imza hakkında tarafları dinler ve tarafların gösterdikleri delillerle bir kanaat edinmeye çalışır. Bu şekilde yeterli kanaat sahibi olması hâlinde senedin kabul veya reddine karar verir. İmzayı inkâr eden taraf duruşmada hazır değilse, hâkim imzayı inkâr eden tarafı isticvap eder. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle senedin sahteliği hakkında bir karar verir (m. 211/a.c.1 ve 2). Yukarıdaki şekilde yapılan incelemeye rağmen sahtecilik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa hâkim bilirkişi incelemesine karar verir (m.211/b.c.1). Bilirkişi incelemesi yapılmadan önce mevcutsa, o tarafa ait karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar ilgili yerlerden getirtilir (m.211/b,c. 2). Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir (m. 211/b), (Kuru B.: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s 350 vd.). 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır. Aynı şekilde inkâr edilen imza ile karşılaştırılan imzanın birbirine benzemediğinin ilk bakışta tespit edilebildiği hâllerde bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yoktur (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T., s. 1795). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 09.05.2019 tarihli ve ..... E., ..... K., sayılı kararında da benimsenmiştir. Bu ilke ve açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, senedi elinde bulundurup icra takibine girişen ve senette yer alan imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmektedir. Bu durumda mahkemece çekte yer alan imzanın inkârı hâlinde az önce yukarıda anılan 6100 sayılı HMK’nın 211. maddesinde belirtilen yöntem izlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK, 2017/19-829 Esas, 2020/471 Karar) Mahkememizce davacıya ait imza örnekleri alınmış, imza incelemesine esas belge asılları celbedilmiş olup davalı tarafa senet asıllarını imza incelemesi için mahkememize ibraz etmek üzere ihtaratlı süre verilmiştir. Davalı vekili mahkememize ibraz ettiği beyan dilekçesinde çekin icra takibi açılırken icra dairesine teslim ediliğinin belirtmiş ve bunun üzerinde icra dairesine yeniden müzekkere yazılmış ve takipte yer alan senet aslının dosya borçlusu .......'a teslim edildiği belirtilmiştir. Bunun üzerinde .......'a ihtaratlı muhtıra tebliğ edilerek çek aslını mahkememize ibraz etmesi için 2 haftalık süre verilmiş olup, verilen sürede beyanda bulunulmaması ve çekin mahkememize ibraz edilmemesi halinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ....... Esas sayılı dosyası kapsamında borçlu olduğunun kabul edileceği hususu ihtar edilmiştir. Muhtıra usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olmasına rağmen senet asılları inceleme için mahkememize ibraz edilmemiştir. Davacının senetler altındaki imzanın eli ürünü olmadığı iddiası ancak senet asılları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecektir. Kambiyo senedindeki imzanın davacı borçluya ait olduğu yönündeki ispat yükü, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden davalı alacaklıya düşmekle senet asılları inceleme için ibraz edilmediğinden davanın kabulüne ve dava konusu senetler nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davacı tarafın Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ....... E. sayılı takip dosyası nedeni ile borçlu olmadığının TESPİTİNE, takibin bu davalı yönünden İPTALİNE, 2-Davacı tarafın davalı hakkında kötüniyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından REDDİNE, 3-Alınması gereken 19.194,43 TL harçtan peşin alınan 4.798,61 TL harcın mahsubu ile bakiye 14.395,82 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 5.068,46 TL ile tebligat ve posta masrafı 517,50 TL olmak üzere toplam 5.585,96 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davalı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 44.958,40 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine İADESİNE, Dair davacı ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, ihbar olunan tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 05/11/2024 Katip ..... Hakim ......

Atıf: Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/924, K. 2024/1110, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-924-e-2024-1110-k-41290d5c5a33