İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1133 E. 2024/1172 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/1133
Karar No
2024/1172
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/1133 Esas KARAR NO : 2024/1172 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/11/2023 KARAR TARİHİ : 26/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle, ...... bank A.Ş. ...... Şubesi'ne ait Keşidecisi ...... Kozmetik Limited Şirketi olan ve ...... seri numaralı 10 Mart 2023 Basım Tarihli ve 05.10.2023 Keşide Tarihli, Keşide Yeri Diyarbakır ve 520.000,00-TL bedelli çekte, müvekkil şirketin temsil ve ilzam yetkilisi olan kişinin imzası yerine sahte bir imza eklenerek ve müvekkilim şirketin kaşesinin bir kopyası yapılarak müvekkilim şirket adına sahte olacak şekilde ciro basıldığını, ..... bank A.Ş. ...... Şubesi'ne ait olan Keşidecisi..... Kimya Kozmetik Limited Şirketi olan ve ...... seri numaralı çek, davalılardan ...... A.Ş.'ye faktoring işlemi amacıyla teslim edildiğinin öğrenildiğini, müvekkil şirketin işbu çek sebebiyle davalı şirketlere hiçbir borcu veya yükümlülüğü bulunmadığını belirterek, davanın kabulü ile ...... bank A.Ş. ...... Şubesi'ne ait Keşidecisi ..... Kimya Kozmetik Limited Şirketi olan ve ..... seri numaralı 10 Mart 2023 Basım Tarihli ve 05.10.2023 Keşide Tarihli, Keşide Yeri Diyarbakır ve 520.000,00-TL bedelli çek sebebiyle davacının borçlu olmadığının tespitini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...... vekilinin cevap dilekçesinde özetle, davada yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davalı şirketin dava konusu çek hakkında faktoring işlemini yaparken sadece alacağın faturaya dayalı olup olmadığını devir ve temlik aldığı çekin ciro silsilesinin muntazam olarak birbirini takip edip etmediğini incelemekle yükümlü olduğunu ve bu yükümlülüğü titizlikle yerine getirdiğini, davaya konu çeki Faktoring müşterisi ..... Ev Aletleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi ile 26/02/2021 tarihinde imzaladığı Faktoring özleşmesi 14/07/2023 tarihli Alacak Bildirim Formu Ödeme Araçları Tevdi Bordrosu ve 14/07/2023 tarih ve ...... numaralı faturaya dayanılarak davalı şirket tarafından devir ve temlik aldığını, davalı şirketin dava konusu çeki 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2 maddesiyle 04/02/2015 tarih 29257 sayılı Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 5/1 maddesine uygun olarak devir ve temlik aldığını ve çekin meşru hamili olduğunu, davalının çeki temlik alırken alacağı teşvik eden fatura suretlerini temin etmiş ve alacağın gerçek bir alacağa dayanıp dayanmadığını çeklerin faturalarla uyumlu olup olmadığını ve çek bedellerine fatura tutarını aşıp aşmadığı kontrol ettiğini, aynı zamanda çekin kişi dizisi olan davacı şirketten de teyit aldığını belirterek, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring Ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/2 maddesine uygun şekilde hareket eden davalının dava konusu çeke sahip olması ve çiçeklerin yetkili hamili olması sebebiyle davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ..... Oto ve davalı ...... vekilinin cevap dilekçeleri sunmadıkları görüldü. DELİLLER : Bismil Cumhuriyet Başsavcılığı yazı cevabı, ..... bankası yazı cevabı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yazı cevabı, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, Davacı şirketin ...... bank A.Ş. ....... Şubesi'ne 05/10/2023 keşide tarihli, ..... numaralı, 520.000,00-TL bedelli sahte çek sebebiyle davalılara karşı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 02/07/2024 tarihli Grafolog bilirkişi tarafından yapılan inceleme sonucu mahkememize ibraz edilen bilirkişi raporunda, İnceleme konusu olan çek aslı arka yüzde bulunan birinci ciranta imzası ile davacı şirket yetkilisi ...... 'ya ait medarı tatbik örnek imzaların göstermiş oldukları işleklik dereceleri, alışkanlıkları, tersim, istif, meyil, seyir, sürat, istikamet ve tazyik gibi grafoloji ve grafik metrik özellikleri bakımından dosyadaki mevcut mukayese imzalara kıyasen refleks yapılanmaları ve karakteristik özellikleri yönünden farklı yapı ve görünümde imzalar oldukları bir başka ifade ile çek arka yüzünde bulunan birinci ciranta imzasının davacı şirket yetkilisi ...... tarafından atılmadığı imzalanmadığı sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233). Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845) Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m.6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.370 ilâ 372). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Yazı veya imza inkârı” başlıklı 208. maddesi; “(1) Taraflardan biri, kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isterse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge, aleyhine delil olarak kullanılır. (2) Bir belgenin sahteliği iddia edildiğinde, belgenin mahkemeye verildiği tarih yazılıp mühürlenerek, saklanması için mahkemece gerekli tedbirler alınır. (3) Bir belgenin sahteliğini iddia eden kimse, bunu aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürebileceği gibi, bu konuda ayrı bir dava da açabilir. (4) Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir. Asıl davaya bakan hâkim, gerekirse bu konuda imza veya yazıyı inkâr eden tarafa, dava açması için iki haftalık kesin bir süre verir” Aynı Kanun’un “Yazı veya imza inkârının sonucu” başlıklı 209. maddesi; “(1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. (3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir” HMK’nın “Sahtelik incelemesi” başlıklı 211. maddesi ise; “ (1) Bir belgenin sahteliğinin iddia edilmesi durumunda, bu hususta karşı tarafın açıklamaları da dikkate alınarak, aşağıdaki sıra ile inceleme yapılarak öncelikle karar verilir: a) Hâkim, yazı veya imzayı inkâr eden tarafı isticvap ettikten sonra bir kanaat edinememişse, huzurda bu kişiye yazı yazdırıp imza attırmak suretiyle elde ettiği belge ve diğer delilleri değerlendirir. Hâkim, sahtelik konusunda başka bir incelemeye gerek duymadan karar verebilecek durumda ise gerekçesini açıkça belirtmek suretiyle, senedin sahteliği hakkında bir karar verir. İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir. b) (a) bendi hükmüne göre yaptığı incelemeye rağmen, hâkimde sahtelik konusunda kesin bir kanaat oluşmamışsa, bilirkişi incelemesine karar verir. Bilirkişi incelemesinden önce, mevcutsa, o tarafa ait olan karşılaştırma yapmaya elverişli yazı ve imzalar, ilgili yerlerden getirtilir. Bilirkişi, bu yazı ve imzalarla, o mahkemede elde edilen yazı ve imzaları esas alarak inceleme yapar. Bilirkişi, inceleme için gerekli görürse, kendi huzurunda tarafın yeniden yazı yazması veya imza atmasını mahkemeden talep edebilir”. şeklinde düzenlemeler içermektedir. Gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekârlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”,“senedin zamanaşımına uğramış bulunması” gibi def'iler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde sahtekârlık (tahrifat) iddiası mutlak def'idir ve mahkemece bu iddia incelenmelidir. Somut olay yönünden yapılan incelemede davacı davaya konu, ...... Bank A.Ş. ...... Şubesi' ne ait Keşidecisi ..... Kimya Kozmetil Limited Şirketi, Keşide yeri Diyarbakır olan ...... seri numaralı 05/10/2023 keşide tarihli 520.000,00 TL bedelli çekten dolayı davalı tarafa borçlu olmadığının tespiti talebiyle eldeki davayı açmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere imzanın sahte olduğuna yönelik defi iyiniyetli olsa dahi her hamile karşı ileri sürülebilen mutlak defi olup bu yönde inceleme yapılması gerekmekte olduğundan mahkememizce alanında uzman bilirkişi tarafından rapor hazırlanması istenilmiş olup, yapılan bilirkişi incelemesi denetime elverişli ve uyuşmazlığı çözümünde hükme esas alınabilir nitelikte olduğu kanaati ile yeniden rapor alınmasına gerek görülmeyerek, dava konusu edilen çekin davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığından bahisle davanın davaya konu çekten dolayı davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine dair davanın kabulüne karar vermek gerekmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ İLE; A) ...... Bank A.Ş. ...... Şubesi' ne ait Keşidecisi ..... Kimya Kozmetil Limited Şirketi, Keşide yeri Diyarbakır olan ..... seri numaralı 05/10/2023 keşide tarihli 520.000,00 TL bedelli çek sebebiyle davacının davalılara borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Alınması gerekli 35.521,2‬0-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 8.880,30-TL harcın mahsubuyla bakiye 26.640,9‬0-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 269,85-TL başvurma harcı, 8.880,30-TL peşin harç olmak üzere toplam 9.070,15‬-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça 1.337,75-TL posta/tebligat gideri ve 4.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere 5.337,75-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-AAÜT gereğince hesap edilen 82.000,00 -TL ücreti vekaletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk ücreti olan 3.200,00-TL'nin davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 26/11/2024 Katip ...... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/1133, K. 2024/1172, T. 26.11.2024, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-1133-e-2024-1172-k-b549fe11ebbf