İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/686 E. 2025/871 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/686
Karar No
2025/871
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/686 KARAR NO : 2025/871 DAVA : Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) DAVA TARİHİ : 23/07/2025 KARAR TARİHİ : 25/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/07/2025 Mahkememizde görülmekte olan Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin , davalı ... ile birlikte .... ORGANİZASYON TİC. LTD. ŞTİ. isimli firmada hissedar olduklarını, Davalı ortaklığın kurulduğu günden beri iş yerine gelmemekte olduğunu iş yeri giderleriyle ilgili en ufak katkıda dahi bulunmadığını, müvekkili şirketin diğer kurucu ortağı olan ... tek başına tüm işleri üstlenmiş ve giderlerine tek başına katlanmak zorunda kaldığını, şirketin kuruluşundan önce ortak .... tarafından düz arazi olan yer kiralanmış ve ekte sunulu 11/01/2023 tarihli tarafı ... SAN. TİC.LTD.ŞTİ olan sözleşme incelendiğinde tam teşekküllü bir at çiftliğine dönüştürdüğünü ve karşılığında şahsına ait 2 adet dükkan ve nakit 1.700.000,00 TL ödediğini. Müvekkili şirket kurucu Ortağı ...'nın haksız yere herhangi bir dayanağı olmayan kötüniyetli borçlandırma ve yıldırma politikasıyla başlatılan icra takipleri sebebiyle nakit parasına konulan bloke sebebiyle kullanamıyor oluşu üzerine kayıtlı malvarlığı üzerinde satış yapamıyor oluşu sebebiyle; sponsor bulamadığı takdirde çiftliğe yapmış olduğu yatırımları Davalı Ortak ...'ın akrabasına bu haliyle bırakmak zorunda kalacak ve önüne geçilemeyecek zararlara sebebiyet verecektir. Davalının şimdiye kadar gerek şirkete gerekse diğer kurucu ortak ...'ya karşı verdiği zararlar ve devamında şirketi borç altına sokacağı da çok açıktır. Bu sebeple İVEDİLİKLE DAVALI ORTAK HAKKINDA ŞİRKET ÜZERİNDEKİ TÜM YETKİLERİNİN KISITLANDIRILARAK TEDBİR ALINMASINI TTK md 543 ve md 161’e göre limited şirketlerde ‘’yetkili ortağın vazifenin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya idarede iktidarsızlık gibi hallerinde ortaklardan birinin talebi üzerine mahkeme kararı ile idare hak ve vazifesi nez olunabilir’’ Bu sebeple davalı tarafın daha fazla şirketin nam ve hesabına işlemler yapmasını engelleyerek, şirketin nam ve hesabına hukuki mesnetten yoksun ve müvekkilimden habersiz işlemler yapmasını durdurmak ve şirketin maddi anlamda zarar etmesini engellemek için öncelikle tedbiren davalı tarafın şirketi idare ve temsile yetkisini fiilen kullanmaya yarayan imza yetkisinin durdurulmasını talep ettiklerini, açıklanan nedenlerle; Dava sonunda tespit edilecek gerekçeler doğrultusunda haksız eylemleri nedeniyle TTK md 161 çerçevesinde, davalı tarafın şirketi temsil ve idare yetkisinin tamamen kaldırılması ve bu yetkilerin taraflarına verilmesine karar verilmesi, ya da şirketi idare ve temsil edecek tarafsız bir kayyımın atanmasına karar verilmesine, mahkemece ...'ın şirket ortaklığından çıkarılması ve payının şirkete karşılıksız bir şekilde devredilmesini ve akabinde şirketin tasfiyesini sağlamak üzere genel kurulun toplanması için çağrı yapılmasına karar verilmesini, Yapılacak yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava ; davalının idari hak ve vazifesinin kaldırılmasına ve davacı tarafa verilmesine ya da kayyım atanmasına ayrıca genel kurulun toplanması için çağrı yapılmasına karar verilmesi talebinden ilişkindir. Davacı taraf dava dilekçesinde TTK'nun 161. Maddesi gereğince idari hak ve vazifesinin kaldırılmasını talep etmiş ise de, TTK'nun 161.maddesinin "Şirket Paylarının ve Haklarının Korunması" başlığını taşımakta olup, dava konusu taleple ilgisi bulunmamaktadır. Yine dava dilekçesinde TTK'nun 543.maddesine dayanılmış ise de, TTK'nun 543.maddesi "Tasfiye sonucu Dağılma" başlığını taşımakta olup dava konusu taleple ilgisi bulunmamaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 630/2. Maddesinde, her ortağın haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Ancak anılan maddede bu halde alınacak önlemlere ilişkin bir düzenleme yapılmamıştır. Bu nedenle, kayyım talebi hakkında genel hükümlerin uygulanması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir. Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez. Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir. Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) Bu hususlardan birinin bulunduğuna ilişkin dosyada yaklaşık ispat bulunmadığından dava dışı şirkete yönetim kayyımı atanmasının şartları bulunmamaktadır. Tüzel kişilerde asıl olan, tüzel kişiliğin seçilmiş yöneticileri tarafından yönetilmesidir. Herhangi bir organ boşluğu bulunmadığı gibi, davacı iddialarının bu aşamada ispatlandığı hususu sabit değildir. Bu sebeplerle bu aşamada kayyım atanması şartları oluşmadığından talebin reddine karar verilmiştir. Dava dilekçesinde genel kurulun toplantıya çağrılmasına karar verilmesi de talep edilmiş olup, öncelikle genel kurulun toplantıya çağrılması davasında husumetin toplantıya çağrılması talep edilen şirkete yöneltilerek açılması gerekmekte iken davacı taraf husumeti şirket müdürüne yöneltmiştir. Limited şirketlerde genel kurulun toplanması ve çağrıya ilişkin usul 6102 sayılı TTK m. 617'de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Kanunda yapılan düzenlemeye göre; Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. Genel kurul, toplantı gününden en az 15 gün önce toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya 10 güne kadar kısaltabilir. Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler uygulanır. Anonim şirket genel kurulunun toplantıya çağrılmasına ilişkin usul ve esaslar 6102 sayılı TTK 410 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunda yapılan düzenlemeye göre; Genel kurul, süresi dolmuş olsa bile, yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılabilir. Yönetim kurulunun, devamlı olarak toplanamaması, toplantı nisabının oluşmasına imkân bulunmaması veya mevcut olmaması durumlarında, mahkemenin izniyle, tek bir pay sahibi genel kurulu toplantıya çağırabilir. Sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde yirmide birini oluşturan pay sahipleri, yönetim kurulundan, yazılı olarak gerektirici sebepleri ve gündemi belirterek, genel kurulu toplantıya çağırmasını veya genel kurul zaten toplanacak ise, karara bağlanmasını istedikleri konuları gündeme koymasını isteyebilirler. Esas sözleşmeyle, çağrı hakkı daha az sayıda paya sahip pay sahiplerine tanınabilir. İlgililerin yaptığı çağrıya, yönetim kurulunun veya limited şirketlerde sorumlu müdürün olumsuz cevap vermesi veya yapılan çağrıya kayıtsız kalması durumunda, toplantının yapılması için mahkemeden izin talep edilebilir. TTK m. 412 hükmünde yapılan düzenleme uyarınca; pay sahiplerinin çağrı veya gündeme madde konulmasına ilişkin istemleri yönetim kurulu tarafından reddedildiği veya isteme yedi iş günü içinde olumlu cevap verilmediği takdirde, aynı pay sahiplerinin başvurusu üzerine, genel kurulun toplantıya çağrılmasına şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi karar verebilir. Mahkeme toplantıya gerek görürse, gündemi düzenlemek ve Kanun hükümleri uyarınca çağrıyı yapmak üzere bir kayyım atar. Kararında, kayyımın, görevlerini ve toplantı için gerekli belgeleri hazırlamaya ilişkin yetkilerini gösterir. Dava dilekçesindeki genel kurulun toplantıya çağrılmasına ilişkin talep incelendiğinde öncelikle husumetin şirkete yöneltilmesi gerekirken şirket müdürüne gönderildiği, genel kurulun yukarıda belirtilen toplantıya çağırma koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla bu talep yönünden de davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Yeterince harç alındığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda HÜKÜM KURULMASINA YER OLMADIĞINA, 5-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 6-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/07/2025 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza

Atıf: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/686, K. 2025/871, T. 25.07.2025, www.arakarar.com/karar/bakirkoy-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-686-e-2025-871-k-168539a4196b