İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/760 E. 2024/775 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/760
- Karar No
- 2024/775
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/760 Esas KARAR NO : 2024/775 Karar DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/08/2024 KARAR TARİHİ : 05/09/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05.09.2024 Davacı tarafından mahkememizde açılan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.11.20223 tarihinde davalı şirketin .... plakalı aracı, müvekkilinin .... plakalı aracına arkadan çarptığını ve yaralanmalı, maddi hasarlı trafik kazasına sebep olduğunu, kaza sonrası tutulan ölümlü/yaralanmalı trafik kazası tespit tutanağına göre de işbu kazanın oluşumundan .... plaka sayılı araç sürücüsü 2918 KTK'nın sürücü kusurlarından olan 56/1-C (Önlerinde giden araçları yönetmelikte belirtilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlememek) kuralını ihlal ettiğinden %100 kusurlu olduğunu, bu husus ekte paylaşılan trafik kazası tespit tutanağı ile de sabit olduğunu, meydana gelen trafik kazası nedeniyle işleten ... Turizm'in trafik sigortacısı .... Sigorta A.Ş hasar servisi tarafından hasar dosyası açıldığını, araca ilişkin pert-total ve trafikten çekme işlemi yapıldığını, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalacak şekilde, kabul anlamına gelmemek kaydıyla araç rayiç bedeli 500.000,00 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin aracı .... marka 2021 model olup kaza tarihindeki km değeri 204.307KM olduğunu, müvekkiline ait aracın kaza tarihindeki piyasa rayiç bedeli 600.000,00 TL - 750.000,00 TL arasında değiştiğini, dava dışı .... Sigorta A.Ş tarafından aracın rayiç bedeli her ne kadar 500.000,00 TL belirlenmişse de fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulduğunu ve bu bedel kabul edilmediğini, rayiç bedelin düşük belirlenmesi sebebiyle taraflarınca kabulü mümkün olmadığını, rayiç bedelin, bu konuda alanında uzman bilirkişinin tarafından tespit edilmesini mahkemeden talep ettiklerini, somut olayda kaza tespit tutanağı ve diğer kayıtlarda görüldüğü üzere davalı .... Turizm işleteni olduğu araç ile sürücü ....'in trafik kurallarına aykırı davranışı sebebiyle müvekkili maddi zarara uğradığını, KTK madde 3 uyarınca araç sahibi, işleten olarak nitelendirildiğinden davalı .... Turizm’in aracın işletilmesinden KTK madde 85 gereğince sorumluluğu doğduğunu, müvekkili kaza sebebiyle hareket etmesi mümkün olmayan aracını servise çektirmek zorunda kaldığını, gerçekleşen kaza nedeniyle müvekkilinin aracı, çekici yardımı ile İstanbul/Haramidere'de bulunan "....com.tr" servisine çekildiğini, ekte sunulan otopark fişi ve çekici faturasında görüldüğü çekici ücretine 700,00 TL, otopark ücretine 300,00 TL ödeyen müvekkilinin zararının karşılanması gerektiğini, taraflarınca, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, araç çekici ve otopark bedeline ilişkin olarak şimdilik 100,00 TL kısmi alacak davası açıldığını, kısaca arz ve izah olunan nedenlerle, müvekkilinin aracının pert olması nedeniyle eksik ödenen maddi tazminat bedeli (rayiç bedel), araç çekici bedeli, araç mahrumiyet bedelinin taraflarına ödenmesi için dava açma zarureti hasıl olduğunu, arz ve izah olunan nedenler ve mahkemece re'sen dikkate alınacak sair hususlar ışığında haklı davanın kabulü ile müvekkilinin aracının pert olması nedeniyle, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla, kaza tarihinden itibaren ticari avans faizi işletilmek suretiyle, şimdilik, eksik ödenen maddi tazminat bedeli (rayiç bedel) için 100,00 TL, araç çekici ve otopark bedeli için 100,00 TL, araç mahrumiyet bedeli 100,00 TL olmak üzere toplam 300,00 TL olarak davalılardan alınarak taraflarına ödenmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa YÜKLETİLMESİNE, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi davaların ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. Somut olayımızda yapılan araştırmalar neticesinde davacının tacir olmadığı, davanın nitelik olarak mutlak ticari davalardan olmadığı, sigortanın davada taraf olmadığı anlaşılmakla uyuşmazlığın genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemeleri görev alanına girdiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki davacının maliki olduğu aracın ticari taksi olması tek başına davacının tacir olarak kabulü için yeterli değildir. Zira tacir olmanın koşul ve şartları ile gerekli ekonomik kriterler TTK ve TTK'nın 11. Maddesi gereğince çıkartılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belirlenmekte olup, Mahkememizce yapılan araştırmalar neticesinde davacının söz konusu kriterleri taşımadığı tespit edilmiştir. Bu bağlamda davacının yalnızca ticari taksi sahibi olmasının tacir olması sonucuna bağlanamayacağı bu suretle davanın iki tarafın da ticari işletmesininden kaynaklandığından söz edilemeyeceği ve ticari uyuşmazlık olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmıştır. Nitekim İzmir Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına kayıtlı olduğu tespit olunmuşsa da, tacir olup olmadığı konusunda yukarıda belirtildiği gibi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Davalı ....’ün sadece potansiyel vergi mükellefi kaydı bulunduğu, davalı....’in taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyeti ile iştigal ettiği kaydı olmakla birlikte basit usulde vergilendirildiği görülmektedir. Bu halde sadece kazaya karışan araçların taksi olmaları , ticari araç kaydı bulunması nedeniyle araçların ticari araç ve dava konusunun ticari iş olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Dava Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı gibi , niteliği itibarı ile haksız fiilden kaynaklanmış olup mevcut evraklara göre dahi davalıların tacir sıfatının olmadığının anlaşılmasına göre TTK 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili dava kapsamında bulunmayan davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunması nedeniyle uyuşmazlığın çözüm yeri genel hükümler uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğundan işin esasının incelenerek karar verilmesi gerekirken, Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle , davaya bakma görevi Asliye Hukuk Mahkemesinde olduğu halde, “dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine“ karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun bulunmadığından, davacı vekilinin görevsizlik kararına yönelik istinaf isteminin kabulüyle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. Maddesi (a-3) bendi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için kararı veren mahkemeye gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi ise ... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ....'ün sevk ve idaresinde bulunan, kaza tarihinde davalı .... Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına kayıtlı bulunan ... plakalı araç ile müvekkil .... adına kayıtlı bulunan .... plakalı araç arasında 01.06.2022 tarihinde İstanbul İli Esenyurt İlçesinde Maddi hasarlı trafik kazası gerçekleştiğini, kazada ... plakalı araç sürücüsü ...'ün %100 kusuru ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, araçta oluşan hasar tutarı parça, işçilik ve KDV dahil olmak üzere toplamda 11.301,71 TL olarak tespit edildiğini, müvekkilinin ...plakalı aracını, İstanbul sınırları içerisinde ticari-yolcu taşımacılığında kullandığını ve şekilde geçimini sağladığını, müvekkilinin aracını serviste kaldığı süre boyunca araçta yapılan onarım işlemleri sebebi ile kullanamadığını ve maddi yönden zarara uğradığını, müvekkilinin aracından mahrum kaldığı günlere ilişkin tazminat tutarının (ticari kazanç kaybının/gelir kaybının) bilirkişi marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, zararın şu an için tam olarak tespitinin mümkün olmaması sebebi ile davanın HMK'nın 107/1.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek şimdilik 10,00 TL gelir kaybı/ticari kazanç kaybının haksız fiilin gerçekleştiği 01.06.2022 tarihinden itibaren hesaplanacak olan ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacının tacir yada esnaf kaydı olup olmadığının araştırılması ve varsa kayıtların getirtilmesi ayrıca davacının işletmesinin bağlı olduğu Vergi Müdürlüğüne müzekkere yazılarak davacının işletmesi bakımından basit usulde vergilendirilenlerden veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi tutanlardan veya ticari bilanço esasına defter tutanlardan veyahut vergiden muaf kişilerden olup olmadığı sorularak gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olur olmadığı değerlendirilerek eğer davacı tacir ise davalı .... Ürünleri İnş. San. Tic. Ltd. Şti.'de tüzel kişi tacir olması nedeniyle mahkemenin görevli olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/3. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir." İzmir Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dava konusu olay ise haksız eylem iddiasından kaynaklanmakta olup taraflar arasında taşıma ilişkisinden doğan bir uyuşmazlık söz konusu olmadığından mutlak ticari dava niteliğinde değildir. O halde uyuşmazlığın nispi ticari dava niteliği taşıyıp taşımadığının tespiti için davanın taraflarının tacir olup olmadığı belirlenmelidir. Bu açıklamalar ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacının ticari taksi işletmesi bakımından tacir olup olmadığı konusunda yukarıda belirtildiği gibi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan, delilleri toplanmadan, mahkemenin görevli olup olmadığı belirlenmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin bu hususa değinen istinaf başvurusu yerinde bulunmuştur. Davalı ... ise, Belediye tarafından kurulan ticaret şirketi olduğundan TTK 16. maddeye göre tacir olduğundan, davalı .... vekilinin bu hususa değinen istinaf nedeni yerinde değilse de; ancak görev ile ilgili eksik inceleme nedeniyle 6100 Sayılı HMK ur 355 inci maddesi kapsamında istinaf başvurusu sonucu itibariyle yerinde bulunmuştur. Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince, davanın esası ve görev yönünden deliller toplanmadan hukuki dinlenilme hakkının kısıtlanması suretiyle ve davacının tacir olup olmadığı usulünce araştırılmadan HMK.'nun 114/1-c maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olmakla davacı vekilinin ve davalı .... vekilinin sonucu itibariyle istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-3) ve (a-6) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, ilişkin karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda: dosya kapsamına celp edilen müzekkere cevaplarına göre davacının tacir olmadığı, davanın haksız fiilden kaynaklı tazminat davası olduğu ve mutlak ticari davalardan olmadığı, davacının tacir olmaması sebebiyle uyuşmazlığın ticari ilişki kapsamında da olmadığı, salt ticari taksi maliki olmanın tacir olma sonucuna neden olmayacağı bu sebeple davada görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı sebebiyle 6100 sayılı Kanun'un 115/2.maddesi uyarınca usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklana nedenlerle; 1-Davacının açtığı davada, Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı sebebiyle 115/2.maddesi uyarınca dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 05/09/2024 Katip .... ¸e-imza Hakim ... ¸e-imza