İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/887 E. 2024/1224 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/887
- Karar No
- 2024/1224
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/887 Esas KARAR NO : 2024/1224 DAVA : Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/10/2020 KARAR TARİHİ : 11/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kuracağı ve ortak olacağı şirketin ticari faaliyetlerinde kullanılmak üzere 10.11.2017 tarihinde davalı şirketten 41.000,00 Euro karşılığında .... epilasyon cihazı ile 3 adet cihaza ait epilasyon başlığı ve setlerini satın aldığını, müvekkilinin satın aldığı mallara karşılık 41.000,00 Euro bedel ödediğini, söz konusu makinelerin gecikmeli olarak müvekkiline teslim edildiğini, ancak teslim edilen ürünlerin sürekli arıza yaptığını ve düşük performanslı olarak çalıştığını, bu süreçte satıcının süresi içerisinde gerekli ve yeterli hizmet vermemesi sebebiyle müvekkilinin gelir kaybına uğradığını, daha sonrasında üretici firmayla iletişime geçildiğini ve ürünlerin iade alınması sağlanarak cihaz ve başlıkların yenisiyle değiştirileceğine ilişkin bildirim alındığını, 22.02.2020 tarihinde yeni olduğu iddia edilen cihazların müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu ürünlerin satıcı ile birlikte incelendiğinde Epilasyon cihazının kasasının görüntü olarak yeni durduğu fakat fonksiyon kontrolü için bir süre çalışması gerektiği, cihazın ayrılmaz parçası olan başlıklardan birisi olan .... başlığının yenisinin gelmediği, hatta tamir için alınan orijinal başlıkların da olmadığı, cihazın muhafaza kutusunun sprey boya ile boyanmak suretiyle yeni başlık görünümü verildiği, kullanılmış eski bir başlık olduğu, cihazın ayrılmaz parçası olan başlıklardan ... başlığının yenisinin gelmediği, hatta tamir için alınan orijinal başlıkların da olmadığı, cihazın muhafaza kutusunun sprey boya ile boyanmak suretiyle yeni başlık görünümü verildiği, kullanılmış eski bir başlık olduğu, cihazın ayrılmaz parçası olan başlıklardan ... başlığın Satıcı tarafından getirilmemiş olduğu, açıklama olarak da ... başlığı cihaza takılmadığında çalışmadığı bilgisi hususlarının tespit edildiğini ve tutanak ile kayıt altına alındığını, tespit edilen ayıplar nedeniyle Satıcının Üretici firmayla iletişime geçtiğini, 15.03.2020 tarihinde cihazların yenileriyle değiştirileceğini bildirilmişse de, müvekkiline hiçbir şekilde mal teslimi yapılmamdığını, bu nedenle müvekkilinin 27.03.2020 tarihinde hem satıcıya hem de üretici firmaya, sözleşmeden döndüğünü, malları teslim etmeye hazır olduğunu, ödediği bedelin iadesini ve uğradığı zararın giderilmesi gerektiğini ihtiva eden bir ihtarname gönderdiğini ancak müvekkiline hiçbir cevap da verilmediğini, davalı tarafından satılan ürünlerin ayıplı olduğunu ve bu hususun defalarca davalılara bildirildiğini, buna rağmen hiçbir çözüm sağlanamadığını, bu nedenle davacı ile davalılar arasında imzalanan 01.03.2018 tarihli protokol hükümleri uyarınca cezai şart tutarının muaccel olduğunu, 23.07.2020 tarihinde davalılarla anlaşma sağlamak amacıyla, Bakırköy Arabuluculuk Bürosu'na .... Büro Dosya, .... Arabuluculuk numarasıyla başvuru yapıldığını Arabuluculuk görüşmelerinin anlaşmama ile sonlandığını iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulüne, sözleşmeden dönme suretiyle TBK 227. Maddesinin 1. Fıkrası uyarınca müvekkili tarafından ödenen bedelin şimdilik 10,00 Eurosu'nun ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davacı müvekkiline iadesine, sözleşme nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu zararın şimdilik 10,00 Eurosu'nun ayıp ihbarı tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, 01.03.2018 tarihli protokol uyarınca doğmuş cezai şartın şimdilik 10,00 Eurosu'nun ayıp ihbarı tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline, İhtiyati haciz taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Cihazların davacının talebi nedeniyle geç teslim edildiğini, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin 10.11.2017 tarihinde imzalanmış olup sözleşmenin eki niteliğindeki 10.11.2017 tarihli protokol ile .... epilasyon cihazı ve 3 adet cihaza ait epilasyon başlığı ve diğer setlerinin teslim tarihinin 24.05.2018 tarihi olarak revize edildiğini, teslim tarihindeki bu değişikliğin nedeninin davacının işletmesini Haziran 2018 tarihi itibari ile faaliyete geçirmesinden kaynaklı olduğunu, bu nedenle davacının işletmesinin açılmasından evvel yani 24.05.2018 tarihli teslimatın geç tarihli olmasının gerekçesi ile işbu huzurdaki davayı açmasının açıkça kötüniyet göstergesi olup davanın reddi gerektiğini, ürünlerdeki arızanın garanti süresinin bitiminden sonra ve kullanıcı hatası nedeni ile oluştuğunu, müvekkili şirket ile yapılan sözleşmenin 10.11.2017 tarihli olduğunu ve .... epilasyon cihazının 09.01.2018 tarihinde davacıya teslim edildiğini, garanti süresinin teslimattan itibaren başlaması sebebi ile 09.01.2020 tarihi ile garanti süresinin sona erdiğini, ürünlerin arızasının darbe kaynaklı olduğunun 03.09.2019 tarihli servis formu ile sabit hale geldiğini, buna rağmen davacının cihazdan kaynaklı sorunlarının iyiniyetle giderildiğini ve her seferinde yenileri ile değiştirilerek teslim edildiğini, davacının 22.02.2020 tarihindeki cihaz ile ilgili şikayetlerinin ise cihazın garanti süresinin dolması sebebi ile yerine getirilmediğini, davacının garanti süresinin dolduğunu bilmsine rağmen müvekkili şirketten talepte bulunmasının kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu, davacıdan kalan bakiye ile cezai şart istemi taleplerini saklı tuttuklarını, müvekkili şirket ile sözleşmeye ek olarak yapılan protokolün hukuka aykırı olarak düzenlendiğini, esas sözleşme ile çelişki olmadığı ölçüde muteber olduğunu, bu bağlamda esas sözleşme ile çelişkili olan kısımlarını kabul etmediklerini, ayrıca davacının müvekkili şirket ile imzalanan 10.11.2017 tarihli satış sözleşmesinin 11.madde “Müşteri herhangi bir şekilde (müşteri memnuniyet garanti süresi hariç) sözleşmeyi feshettiği takdirde firmanın sipariş ettiği malzemelerin %30 bedelini cezai şart olarak firmaya karşılamak zorundadır.” hükmü gereğince cezai şartı ödememek için haklı nedenle fesih yaratmaya çalışmasının hukukla ve maddi gerçekle bağdaşmadığını, bu nedenle müvekkili firmanın sipariş ettiği malzemelerin %30 bedelini cezai şart olarak müvekkili firmaya ödemesi gerektiğini, satış sözleşmesinde cihazlar karşılığında müvekkili şirkete 41.000 € ödemenin taahhüt edilmiş olup ödenmeyen 2314 € bakiye tutarın müvekkiline ödenmesinin gerekli olup konuya ilişkin talep haklarını saklı tuttuklarını, taraflar arasında sorumsuzluk sözleşmesi bulunduğunu, müvekkili şirketin cihaz satımında ve kurulumunda kasten veyahut kusurlu sayılabilecek bir davranışta bulunmadığını, müvekkili şirketin herhangi bir kastı ya da ihmali bulunmadığı gibi ağır kusuru da bulunmadığını, cihaz tesliminden önce alıcı tarafından gerekli kontrollerin yapılarak cihazların davacıya teslim edildiğini, işbu nedenle taraflar arasındaki sorumsuzluk sözleşmesinin geçerli olup davacı tarafın davasının haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğu gibi sorumsuzluk sözleşmesinin de ihlali niteliğinde olduğunu, satılan malda gizli ayıp bulunmadığını, satılan cihazın gövdesinde herhangi bir problem olmadığı gibi başlıklardaki arızanın da kullanıcı hatası olup olmadığı hususu belirsiz olmakla birlikte cihazın başlıklarında çıkan problemlerin servise gönderilerek halledildiğini ve her defasında davacı tarafa teslim edildiğini, kaldı ki bu süreçte davacının her talebinde müvekkili şirket tarafından gerek demo cihaz bırakılması gerek cihazların tamirinin yapılarak davacı yana teslim edilmesi suretiyle davacı yanın bu süreçte mağduriyete uğratılmadığını, davacının cihazı kullanması ve bundan fayda elde etmesi nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, bu hususta davacı defter ve mali kayıtları ile cihaz üzerinde cihazın ne kadar atış yaptığı, ne kadarlık kullanıldığı hususunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmasının yerinde olacağını savunarak; Yerel Mahkemenin önceki kararında direnmesini ve İstinaf Mahkemesi kararına uyulmamasını talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, sözleşmenin feshinden kaynaklı ödenen bedelin iadesi, cezai şart ve menfi zararın tazmini istemine ilişkindir. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas 19/10/2020 tarih ve ... Sayılı kararı ile; "...Davacı ödediği 41.000,00 euro ile sözleşmenin feshi, şimdilik 100 eurosunu, yaptığı sözleşme kapsamında kazanç kaybının şimdilik 10,00 eurosunu ve 6600 euro cezai şartın şimdilik 10,00- eurosunu talep etmiş ise de davacının delilleri incelendiğinde tamamının davaya dayanak faturalara dayandığı faturadaki miktarların net ve belirli olduğu anlaşılmaktadır. Tazminat davalarında ispat yüküne ilişkin genel hukuk kurallarının geçerli olduğunu, herkesin iddiasını ispatlamakla yükümlü olduğunu, huzurdaki davada davacı tarafından zararının ispat edilmesi gerekmekte olup davacının alacak kalemleri faturalara dayalıdır. Belirsiz alacak davasının, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını ya da değerini, tüm ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği, yada imkansız olduğu hallerde açılabileceği, aksi halde belirsiz alacak davası açılamayacağı, yani talep konusunun miktar olarak taraflar arasında açık ve belirli olması halinde belirsiz alacak davası açılamayacağı, belirsiz alacak davası açılmasında bu gibi hallerde hukuki yarar bulunmadığı ve hukuki yararın HMK 114 maddesinde dava şartı olarak düzenlendiği dava şartı noksanlığının giderilebilir bir noksanlık olmadığı düzenlenmiştir. Yukarıda ayrıntılı izah edildiği üzere ve dosyamızda bir örneği de bulunan Yargıtay .. Hukuk Dairesinin ... E. - ... K. sayılı ilamında belirtildiği gibi, davacının alacağını küçük parçalara bölerek her bir parça için ayrı kismi dava açmasında korunmaya değer hukuki yarar olmadığı gibi , böyle bir davranış hakkın kötüye kullanılması olarak nitelendirileceğinden , davanın esasa girilmeden mesmu olmadığı için reddi gerekmektedir.Öte yandan alacağın miktarı açıkça belli olup, bu hususta sunulan fatura içeriklerine göre, bunun belirlenebildiği ve davacı yanca belirlenir hale getirildiği açık olmakla, artık yukarıda emsal verilen Yargıtay .... HD nin kararına göre hukuki yarar dava açıldığı anda var olmadığından , sonradan harcın tamamlatılması ile giderilemeyeceği ve bu sebeple hukuki yarar dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği anlaşılmıştır .Tüm bu incelemeler ve dosya kapsamı uyarınca belirsiz alacak davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı" gerekçesiyle davanın HMK 114/h 115/2 maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas .... Karar sayılı dosyasından verilen 19/10/2020 tarihli kararı, davacı vekili tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .. Hukuk Dairesi'nin ... Esas 30/09/2021 tarih ve .... Sayılı ilamı ile: "...Davanın, HMK'nın 107. Maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açılmadığı, HMK. 109 Maddesinde düzenlenen kısmi dava olarak açıldığı tesbit edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu'nun 17.06.2015 gün ve E:2015/22-1052, K:2015/1612 sayılı kararında vurgulandığı üzere kısmi dava, alacağın yalnızca bir bölümü için açılan dava olarak tanımlanmaktadır. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya ''kısmi dava'' denir. Kısmi dava 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 109. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan maddenin birinci fıkrasında talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmının da dava yoluyla ileri sürülebileceği; ikinci fıkrasında ise talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bununla birlikte ikinci fıkra 01.04.2015 tarih ve 6644 sayılı Kanunun 4.maddesi ile yürürlükten kaldırılarak kısmi dava açılması olanağı sağlanmıştır. (Yargıtay HGK'nın 2016/22-1550 E., 2020/42 K; 2016/(7)22-1107 E., 2020/16 K.; 2018/22-1122 E., 2019/1413 K. Sayılı ve daha pek çok kararları bu yöndedir.) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir durumda olduğundan davacı, talep konusunun sadece bir kısmı hakkında hüküm elde etmek üzere bir dava açabilir (HMK m. 109). Böyle bir durumda, mahkeme, davacının hakkının aslında daha fazla olduğunu tespit etse bile, taleple bağlılık kuralı gereği davada talep sonucu olarak gösterilen miktarı aşacak şekilde karar veremez (Karaslan Varol , Medeni Usul Hukukunda Hakimin Davayı Aydınlatma Ödevi, Ankara 2013, s. 90).Buna göre, davacı para alacağını talep ettiğinden ve para alacakları nitelikleri itibarıyla bölünebilir olduğundan davacının alacağının bir kısmını dava yoluyla talep etmesi mümkündür. Mahkemece kısmi davanın (HMK 109/2 ) un AYM tarafından iptal edildiği gerekçesi ile kısmi dava açılamayacağı belirtilerek davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur." gerekçesiyle Mahkememiz kararının 6100 sayılı HMK'nin 353/1-a/4 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraflara usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. Uyuşmazlığın, taraflar arasında satıma konu malın ayıplı olup olmadığı, ayıbın tespiti halinde kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, gizli ayıp olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkının doğup doğmadığı, davacının sözleşme nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, bedel iadesi, zarar tazmini ve cezai şart taleplerinin kabul edilip edilemeyeceği hususlarından kaynaklandığı tespit edilmiştir. İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü ile Bakırköy ve Halkalı Vergi Dairesi Müdürlüklerine müzekkere yazılarak; davacının gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır. İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğünden; davalı şirketin sicil kayıtları celp edilerek dosya kapsamına kazandırılmıştır. Taraf vekillerince bildirilen tanıklar gerek mahkememizce ve gerekse talimat yolu ile olmak üzere dinlenilmişlerdir. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı .... beyanında, "Ben, davacı ...'in işlettiği ... Merkezinde estetisyen olarak 2019 ve 2020 yılları arasında çalıştım. Davaya konu lazer cihazı ben çalışmaya başladığımda güzellik merkezindeydi ancak, bozuktu. Lazer epilasyonda sürekli arıza yapıyordu. ... Lazer başlığı ve .... Başlığı devamlı arızalanıyordu ve bana kullanıcısı olduğum için sıkıntı yaratıyordu. Cihaz kendi kendini kilitleyerek çalışmıyordu. Kendi kendine duruyordu. Isıyı düşük vermemize rağmen yüksek ısıda atış yapıyordu. Hatta bu yüzden bir müşterimizin yüzünde yanık oluştu. Bu şekilde cihaz sürekli arıza verince patronumuz garanti kapsamında biz bunu gönderip yenisini alalım diye söyledi ve cihazın yenisi talep edildi. Eski cihazı alıp götürdüler, garanti kapsamında olduğu için yenisini getireceğiz dediler. Bu şekilde bizi 4-5 ay kadar oyaladılar. Müşterilere mahçup olduk aynı zaman da mağdur da olduk. Paketlerini iptal eden birçok müşteri oldu. Firmayı aradığımızda telefonlarımıza cevap vermediler. Hatta ben, cihazın çalışmadığını videoya çekerek de tespit etmiştim. Ben, oradan ayrılmadan firma bize bir cihaz getirdi. Sıfır bir cihaz olması gerekirken kullanılmış bir cihazdı. Hatta cihaz kırık ve üzeri boya ile kapanmıştı. Biz buna ilişkin geldiği gün bu yüzden tutanak tuttuk. Benim de o tutanakta imzam vardır. Bizden değiştirmek için aldıkları cihaz 3 başlıklı idi. Ancak yerine getirdikleri cihazda iki başlıklıydı ve .. Lazer başlığı yoktu. Cihaz geldikten 2 ay kadar ben çalıştım. Ben orada olduğum sürece getirdikleri cihazda bozuk olduğu için çalışmamıştı. O dönem çalıştığım firmanın müşterilere karşı itibarı kaybolmuştu, firmayı maddi manevi zarara uğrattı, Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bu kadardır." demiştir. Mahkememizce dinlenen davacı tanığı ... beyanında, "Davacı ... eşimdir. .... Merkezini eşim işletmektedir. Ben de orada müdürlük yapıyorum. Davaya konu lazer epilasyon cihazını ....'ın yönlendirmesi ile davalılardan satın aldık. 2017 yılı Kasım ayında görüşmelerimiz başladı. Normalde Aralık ayında bize teslim edeceklerdi ancak, cihazın bize teslimi Ocak ayı gibi oldu. Cihaz bize teslim edildikten kısa bir süre sonra davalılar bizimle iletişime geçtiler. Bir fuar olacağını, cihazı fuarda kullanmak istediklerini bize de yeni bir cihaz vereceklerini söylediler. Biz daha cihazı kutusundan çıkarmamıştık. Tekliflerini kabul ettik ve bunu protokole bağladık. Bize yeni cihazı vermek için yeni bir tarih söylediler. Protokolde cihazın teslim edileceği bir tarihi belirttik ve teslim edilmediği her gün için cezai şart koyduk. Davalı taraf, bize cihazı 66 günlük bir gecikme ile teslim etti. Ayrıca cezai şarta ilişkin ödemeyi de bize yapmadılar. Cihazı kullanmaya başladıktan kısa bir süre sonra cihazda arızalar olmaya başladı. Cihaz duruyordu, atış yapmıyordu. Davalı firmaya söylediğimizde önce gelip tamir ettiler. Tamirden sonra cihazın durumu daha da kötü oldu ve biz müşteriler ile sorun yaşamaya başladık. Bizden ödediği bedeli geri isteyen müşterilerimiz oldu. İsmimiz ve itibarımız sarsıldı. Maddi, manevi zarara uğradık ve bu süreçte davalı firma telefonlarımıza çıkmamaya başladı. Garanti süresini geçirmeye çalıştılar. Hatta biz İtalya'daki üretici firmaya mail attık ve onlardan da bir dönüş alamadık. Garanti kapsamında cihazı götürdüler. Bir süre sonra yeni olduğunu söyledikleri bir cihazı getirdiler. Ancak cihazda başlıklar yoktu. Sonra biz tekrar kendilerini arayınca başlıkları da getirdiler. Ancak, getirdikleri başlıklar kırıktı ve sonradan boyandığı belliydi. Çünkü başlıkları tuttuğumuzda boyalar elimize geçti. Biz cihazı tam anlamı ile çalıştıramadık. Arıza vermeye devam etti. Hatta onun yerine yeni bir cihaz alıp kullandık. o cihaz öylece duruyor. Benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bu kadardır." demiştir. Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı İbrahim Soysal beyanında, "Ben davalı ... medikalde teknik servis olarak çalışıyordum, davacı ...'i ... medikalde ürün alması nedeniyle tanırım, ... beye lazer cihazı sattık, .... bey ürünün teslim edilip kurulacağı adresi hazır etmediğinden ve kendi ricası üzerine bir yıl boyunca ürünü şirkette beklettik, bir yıl sonra cihazı teslim ettik, kullanmaya başladı, ürünü biz teslim edip servis olarak gidip kurulumunu yapıyoruz, çalışır vaziyette müşteriye teslim ediyoruz, davacıya satılan ürünü de bu şekilde teslim ettik, kurulumu yaptık, kurulumunu şirketin eski ortağı .... ile beraber yaptık, cihazı çalıştırdık, kendileri de kullandı, cihazda bir arıza yoktu, cihazın garanti süresi bittikten sonra kendisi cihazda arıza olduğunu telefonla bize söyledi, bizde kontrol için İstanbula gittik, yaptığımız incelemede .... başlığının birinin ön lensinin kırık olduğunu tespit ettik, davacı cihazın değişimini istedi, çalıştığım ... firması da cihazın ithal edildiği İtalya firması ile görüşerek cihazın değişimini sağladı, cihazdaki arızayı tespit ettikten yaklaşık bir ay sonra yeni cihaz geldi, yeni cihazın kurulumunu yine ben yaptım, cihazdaki kırık ve arıza kullanım hatasından kaynaklanmıştır, bu cihazlar hassastır, lensin önüne karbon yapıştığı zaman silinmesi gerekir, bu silim işlemi yapılmadığından kullanıcı hatasından dolayı cihazın arızalandığını değerlendiriyorum, belirttiğim silme işleminin her kullanımından sonra yapılması gerekir, bu konuda müşteriyi sözlü olarak bilgilendiriyoruz, ayırca kullanma kılavuzunda bu hususu mevcuttur, dedi. Olay hakkında bilgim ve görgüm bundan ibarettir. " demiştir. Mahkememizce talimat yoluyla dinlenen davalı tanığı ... beyanında, " Benim eşimin güzellik salonu vardır, malzeme tedariki ve teknik servis hizmeti için ... şirketi ile irtibatlıyız, ben emekli askerim, İstanbula ve Bursaya özel atış eğitimi vermek üzere sık sık seyahat ederim, ... şirketinin İstanbula bir ürün teslim edeceğini duyunca beni de bırakmalarını istedim, önce davacı ... isimli şahsın güzellik salonuna cihazı götürdük, şirket çalışanları cihazı kurdu, bende oradaydım, davacı ....le muhabbet sırasında onunda Çorumlu olduğunu hemşerim olduğunu öğrendim, davacı ... bu sırada benden garanti süresi biten cihazın garanti kapsamında değişimi için ricacı olmamı istedi, bende şirket çalışanlarından rica ettim, cihazı onarıp ücret almadan teslim etmişler, o sırada davacı ... cihazı montaj için gelen .... isimli çalışanı bir evrak imzalatmaya ikna etmeye çalışıyordu, evrağın içeriğini görmedim, ancak imzalaması için çabaladığını gördüm ve "evrağı imzalamazsanız sizi şirketinizi sosyal medyada rezil ederim" şeklinde İbrahime sözler söylediğini duydum, olay hakkında bilgim ve görgüm bundan ibarettir. " demiştir. Mahkememiz dosyası, davacının iddiası, davalı taraf savunması, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, HMK'nun 273. Maddesi gereğince davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulup tutulmadığının, açılış ve kapanış tasdiklerinin olup olmadığı, lehe veya aleyhe delil olma durumunun olup olmadığı, davacının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi hangi hesaplarla izlediği, davacının dava konusu cihaz nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, zararın ticari defterler ile kayıt altına alınıp alınmadığı hususları ile taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının yüklendiği edimi tam ve anlaşma şartlarına uygun olarak süresinde yerine getirip getirmediği, satıma konu malın ayıplı olup olmadığı, ayıbın tespiti halinde kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, gizli ayıp olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkının doğup doğmadığı, davacının sözleşme nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı, bedel iadesi, zarar tazmini ve cezai şart taleplerinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespiti için davacının işyerinde Ticari Defter ve belgeleri ile dava konusu .... epilasyon cihazı ve 3 adet başlık ve setleri üzerinde bilirkişi incelemesi ve KEŞİF yapılmak ve hükme ve denetime elverişli gerekçeli rapor düzenlenmek üzere Mahkememizce re'sen seçilen makine mühendisi bilirkişi Prof. Dr. ..., Elektrik-elektronik konusunda uzman ..., sözleşmeler konusunda uzman Prof. Dr.... ve SMMM bilirkişi ...'dan oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 10/05/2023 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 10/05/2023 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Arızanın cihaz henüz garanti koruması kapsamında iken ortaya çıkmasına ve bu durumun gizli ayıplı olduğuna delalet etmesine rağmen hasarın cihazın hangi taraftayken oluştuğu hususunun yargılama ile ortaya çıkacak nitelikte olması nedeni ile Sayın Mahkemenin uhdesinde bulunduğu, Cihaz üzerindeki hasarın ithalatçı firma kaynaklı olduğu veya ilk teslimatta mevcut bulunduğu kanaat getirilmesi durumunda: ilk teslimatta kusurlu olmaları halinde hasarlı elemanlarda gizli ayıp bulunduğu, onarım sonrası mevcut hale geldiği ortaya çıkması durumunda ise hizmet kusuru olduğu, hasarın satın alan tarafta oluşması halinde ise davalı tarafa kusur izafe edilemeyeceği, genel değerlendirme sonucunda; davacının ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. Mahkememiz dosyası, 21/06/2023 tarihli celse ara kararı ile davacının iddiası, davalı taraf savunması, sunulan ve toplanan deliller, tanık beyanları, 10/11/2017 tarihli satış sözleşmesi, 22/02/2020 tarihli tutanak ile tüm dosya kapsamına göre, dosya içinde mevcut bilirkişi heyeti raporu ve taraf vekillerinin bu rapora beyan ve itirazları da dikkate alınmak suretiyle taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalının yüklendiği edimi tam ve anlaşma şartlarına uygun olarak süresinde yerine getirip getirmediği, satıma konu malın ayıplı olup olmadığı, ayıbın tespiti halinde kullanıcı hatasından, hizmet kusurundan veya üretim hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, gizli ayıp olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacının ayıp nedeniyle sözleşmeden dönme hakkının doğup doğmadığı, davacının sözleşme nedeniyle zarara uğrayıp uğramadığı, uğramış ise miktarı, davalının zarardan sorumlu olup olmadığı hususlarında hükme ve denetime elverişli gerekçeli rapor düzenlenmek üzere Mahkememizce re'sen seçilen Elektrik-Elektronik Mühendisi ... ile Biyomedikal Mühendisi ...'nden oluşacak bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından 11/06/2024 tarihli rapor tanzim edilerek mahkememiz dosyasına ibraz edilmiş; 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... 22.02.2020 tarihli tutanağa göre yapılan değerlendirmede cihazın tesliminden sonra 20.12.2019 tarihinden tamir için alındığı ve daha sonra sözleşmeye uygun bir şekilde tüm aksesuarları ile birlikte sağlam ve çalışır bir şekilde teslim edilmediğinin görüldüğü, davacının ürünü kullanamadığı sürenin garanti süresine eklenmesi gerektiği, davalının sözleşmeye göre yüklendiği edimi tam ve anlaşma şartlarına uygun olarak süresinde yerine getirmediği, hizmet kusurundan veya üretim hatasından kaynaklandığı, gizli ayıp olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, arızalar garanti süresinde meydana geldiği için davacının sözleşmeden dönme hakkı olduğu, davacı cihazı kullanamadığı için zarara uğradığı ve sözleşme miktarı olan 41.000 Euro zararı olduğu, davalının sözleşme konusu cihazı sağlam ve çalışır bir vaziyette tutmadığı için zarardan sorumlu olduğu" değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraf vekillerine tebliğ edilmiş, taraf vekilleri tarafından bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarını içerir dilekçeler sunulmuştur. Davacı vekili UYAP sistemi üzerinden gönderdiği 25/10/2024 havale tarihli dilekçesi ile ıslah talebinde bulunarak dava değerini arttırmış ve ıslah harcını yatırmış; ıslah dilekçesi davalı vekiline tebliğ edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi gereğince; malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içerisinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda 6098 sayılı TBK'nın 223/2. maddesi uygulanır. TBK’nın 223. maddesine göre; alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir, bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. TBK'nın 227. maddesinde satılanın ayıplı olması halinde alıcının seçimlik hakları; "satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme" olarak belirlenmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas 30/09/2021 tarih ve .... Sayılı ilamı, tanık beyanları, 10/05/2023 ve 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporları ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler kapsamında; tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; Davanın, ticari satım sözleşmesi kapsamında satın alınmış olan .... Epilasyon Cihazı ve 3 adet Başlık Ve Setlerinin ayıplı olduğundan bahisle satış bedelinin iadesi, ayıplı makine satışı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini ile cezai şart istemlerine ilişkin olduğu, taraflar arasında 41.000,00 Euro bedelle .... Epilasyon Cihazı ve 3 adet Başlık Ve Setlerinin satışına ilişkin 10/11/2017 tarihli satış sözleşmesinin akdedildiği, tanık beyanları ile dosyaya sunulan belgelerden garanti süresi içerisinde satıma ve davaya konu cihazda çeşitli arızaların meydana geldiği ve bu arızaların giderilmesi için ürünlerin davalıya teslim edildiği, bu kapsamda taraflar arasında 01/03/2018 tarihli protokol ve 22/02/2020 tarihli tutanak düzenlendiği, davalı tarafça da kabul edildiği üzere davalı tarafından servis onarım hizmeti verildiğinin anlaşıldığı, ancak daha sonra davalı tarafça cihazın sözleşmeye uygun bir şekilde tüm aksesuarları ile birlikte sağlam ve çalışır bir şekilde teslim edilmediğinin görüldüğü, davalının ayıp ihbarının süresinde olmadığı hususunda bir itiraz ileri sürmeden ve garanti süresi içinde verdiği servis onarım hizmetinden sonra arızaların ve eksiklerin devam ettiği, cihazın arızası sonrasında davacının, servis için davalıya başvurması ayıp ihbarı niteliğinde olup, ayıbın süresinde ihbar edildiğinin kabulü gerektiği, yargılama aşamasında alınmış iki farklı bilirkişi heyeti raporunda da cihazın eksiklikler nedeniyle devreye alınmasının mümkün olmadığı, sağlık ekipmanları açısından tıbbi cihaz niteliğine haiz bir makine için uygun durumda bulunmadığı tespitlerinin yapıldığı anlaşılmakla; 11/06/2024 tarihli bilirkişi raporu hükme ve denetime elverişli bulunarak ve yapılan tespitlere Mahkememizce de itibar edilerek davacının ürünü kullanamadığı sürenin garanti süresine eklenmesi gerektiği, davalının sözleşmeye göre yüklendiği edimi tam ve anlaşma şartlarına uygun olarak süresinde yerine getirmediği, ayıbın hizmet kusurundan veya üretim hatasından kaynaklandığı, gizli ayıp olduğu, ayıp ihbarının süresinde yapıldığı, arızalar garanti süresinde meydana geldiği için davacının sözleşmeden dönme hakkı olduğu ve sözleşme miktarı olan 41.000 Euro zararı olduğu, davacıya satışı yapılan cihazın ayıplı olduğu, davalının ayıba karşı tekeffül borcunun bulunduğu, ayıbın davalıya süresinde ihbar edildiği, dolayısıyla davalının sözleşmeden dönerek satış bedelinin iadesini isteyebileceği sonuç ve vicdani kanaatine varılarak; ayıplı ifa halinde dönme hakkını kullanan alıcı, ancak malı satıcıya teslim ettiği tarihten itibaren faiz talep edebileceğinden malı elinde bulundurduğu dönem için faiz talep edemeyeceği, bu nedenle, davacıya iadesine karar verilen tutara sözleşme konusu cihazın davalıya teslim edildiği tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmiş, davacının ispatlanamayan diğer taleplerinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 1-10/11/2017 tarihli satış sözleşmesine konu ve sözleşme eki listede detayları belirtilen "... Epilasyon Cihazı ve 3 adet Başlık Ve Setleri"nin davalıya iadesine, 41.000,00-EURO satış bedelinin fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı üzerinden iade tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a. Maddesi gereğince Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 2-Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 103.947,85 TL harçtan peşin alınan 26.054,40 TL harcın mahsubu ile noksan kalan 77.893,45 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yatırılan 26.054,40 TL peşin ve ıslah harcı, 54,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 26.108,80 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Arabuluculuk aşamasında devlet hazinesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın red ve kabul oranına göre hesaplanan 1.319,75 TL'sinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, bakiye kısmın (0,25 TL) davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat, talimat ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 15.964,30 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 15.961,36 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 225.039,08 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 186,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra davacı tarafa İADESİNE, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin huzurda davalı vekilinin e duruşma sistemi ile yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/12/2024 Katip ... ¸ Hakim ... ¸