İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/496 E. 2024/1330 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/496
- Karar No
- 2024/1330
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/496 Esas KARAR NO : 2024/1330 DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 14/06/2021 KARAR TARİHİ : 26/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2025 Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Mart ve Nisan ayında davalı tarafla maske alımı konusunda karşılıklı olarak anlaştıklarını, müvekkilinin davalı yanla maske yapım makinesi alım satımı konusunda telefonla belirli aralıklarla yaptıkları görüşmeler neticesinde karşılıklı güvene dayalı olarak anlaşma sağladıklarını, taraflar işbu makine alım satımına ilişkin yazılı bir sözleşme akdetmediklerini, taraflar makinenin özellikleri teslim+ kurulum ve bedelin ödenmesi tarihi gibi belli başlı konularda anlaşma sağladıklarını, bu hususlara ilişkin mail yazışmaları ve .... görüşmelerinin mevcut olduğunu, davalı yanın müvekkile satışa konu makinenin özellikleri konusunda tahhhütte bulunurken müvekkile günlük 180.000,00 adet maske üretim kapasitesine sahip olduğunu .... üzerinden 6 Nisan 2020 tarihinde yazılı olarak taahhütte bulunduğunu, makine bedelinin ise 130.000,00 $ olarak belirlendiğini, belirlenen makine taksitlerinin makine tesliminden önce ödendiğini, makinenin 1 Mayıs 2020 tarihinde teslim edilmesi gerekirken davalı yanın kendisinden kaynaklanan sebeplerle teslimatı 29/05/2020 tarihinde gecikmeli ve eksik olarak makine kurulumunu yaptığını, makinede arızalar ortaya çıktığını, bu durumun davalıya ihbar edildiğini, davalının kendisine yapılan ihbar üzerine teknik servis ekiplerini gönderdiğini, makinenin kurulduğu günden bu yana asla tam olarak çalışmadığını, müvekkilinin 11 Haziran 2020 tarihinde davalı şirket yetkilisine makineyi iade etmeyi karşılığında ödemiş olduğu makine bedelinin iadesini talep ettiğini, ancak davalının onarım yaparak ayıbın giderileceğini taahhüt ettiğini, tam olarak kurulumu yapılamayan makinenin ilk günden itibaren müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkilinin ve çalışanlarının makinenin ayıplarını her defasında gerek yazılı gerekse sözlü olarak ihbar ettiklerini, davalı tarafın onarımları zamanında yapmayarak bir takım bahanelerle onarım işini sürüncemede bıraktığını, bu gecikmelerden kaynaklı müvekkilinin ticari zararı mevcut olduğunu belirterek davalıya ait mal varlığı(taşınır/taşınmaz/banka hesapları/şirket sermayesi) üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını, 1.070.000,00 TL (130.000,00 $) bedelli gizli ayıplı maske makinesi satımına ilişkin 09/04/2020 tarihli sözleşmenin iptalini, sözleşme konusu ayıplı makinenin iadesine ve bedeline ödeme tarihinden itirabaren işletilecek ticari avans faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, makine bedelinin ödendiği tarihten itibaren 12/02/2021 temerrüt tarihine kadar ve temerrüt tarihinden fiili ödeme tarihine kadar makine bedeline uygulanacak ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, müvekkilin makinenin teslim edildiği 29/05/2020 tarihinden itibaren sözleşmenin feshedildiği 12/02/2021 tarihine kadar mahrum kaldığı ticari zararını belirsiz olması sebebiyle HMK 107. maddesi gereğince fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL olmak üzere zararın doğduğu tarihten ve temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine, müvekkilin müşterisi ... firması ile yapmış olduğu maske üretimine dair 1+1 yılık sözleşmesinin iptal edilmesiyle birlikte mahrum kaldığı ticari kazancın belirsiz olması sebebiyle HMK 107. maddesi gereğince fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL belirsiz alacağımızın müvekkilin müşterisinin sözleşmeyi feshettiği tarihten itibaren ticari avans faiziyle birlikte müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı taraf üzerine tekamül ettirilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; HMK 115. maddesi uyarınca ilk itirazlardan; yetki, derdestlik, husumet, görev, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, makine kurulumunun eksik yapıldığı ve taahhüt edilen kapasiteye ulaşamadığı iddiasının doğru olmadığını, dava konusu üretim hattında herhangi bir ayıp mevcut olmayıp davacı taraf cihazın kullanımı hususunda yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmadığını, davacı tarafın teknik servis talebinin her zaman karşılandığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 24/06/2022 tarihinde sunulan raporda özetle: Dava dosyasına sözleşme tutanağı sunulmadığından makinanın gerek teknik özellikleri ve üretim kapasitesinin ne olduğu belli olmadığı, bu nedenle makinenin durumunun sözleşme edimleri ile karşılaştırılamadığı, makinenin çalışması ve üretim kapsitesi tespiti için keşif günü makinanın mevcut haliyle ayarları bozuk olduğundan ve bunun düzeltilmesi için detaylı bir bakıma ihtiyaç duyulduğundan, sağlıklı testlerin yapılamadığı, keşif günü makinanın daha sonra davalı tarfından bakımlarının yapılarak testlere hazır hale getirilmesi hususu konuşulduysa da daha sonra bu durum taraflar arasında mümkün olmadığı, Bu nedenle dava dosyasından elde edilen bilgi ve belgelerle ve ayrıca keşif incelemesi ile makine üzerinde yapılan tespitlerle değerlendirmelerin yapıldığı Davacının üretim kayıtlarından, 29.11.2020 ile 19.02.2021 tarihleri arasında yani 82 gün süresince toplam 3.536.000 adet maske üretiminin gerçekleştiği tespitinden hareketle, makinanın üretim yeteneğine sahip olduğu, makinada ortaya çıkan arızaların birçoğunun makine ayarları ve 4 adet makine parçasının değişimi olduğu ve bunların davalı tarafından giderilmiş olması ve bundan sonra seri olarak yaklaşık günlük 40 bin adet maske üretimi yaptığından makinanın ayıplı olmadığının değerlendirildiği, . Bununla birlikte maske makinasının hiçbir zaman günlük 180 bin adet maske üretimi yapmadığı, bunun testlerle ispata muhtaç olduğu, makinenin mevcut haliyle bu testleri yapabilecek teknik durumda olmadığı, makinenin detaylı bir bakım/onarım görmesi gerektiği, diğer taraftan bu bakım esnasında makinanın ilk satıldığı haldeki durumununj/şartlarının tekrar sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle bu testlerin yapılmasının anlamlı olmadığı, Makinenin teslimin, davacın beyanları esas alındığında ( sözleşme dosyada yok) belirtilen tarihten 7 gün sonra gerçekleştiği, sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 14/03/2023 tarihinde sunulan raporda özetle: 19 pandemisi nedeniyle makinenin ithal edildiği Çin'de 5 gün zorunlu resmi tatil olduğundan davacının ithalatının mücbir sebep kapsamına zorunlu olarak 5 gün aksadığı, davalının makinenin ithalatındaki 5 günlük aksamayı davacıya teslimatta 2 gün gecikme olarak yansıttığı, davalının elinde olmayan, pandemi nedeniyle oluşan mücbir sebep sonucu sadece 2 gün gecikmesinin pandemi şartlarına göre değerlendirilebileceği, 2. Dava konusu maske makinesinin davalının taahhüt etmiş olduğu günlük 180.000 adet kapasiteyi veremeyeceği, dava konusu maske makinesinin satıcı davalının taahhüt ettiği kapasiteyi yakalayamadığından ayıplı olduğu, taahhüt edilen kapasiteyi yakalayamama ayıbının makine çalıştırıldığı ilk 3 iş günü içerisinde anlaşılabilecek açık ayıp olduğu, 3. Makinenin kurulumundan sonraki ilk aylarda arıza bildirimlerinin fazla olduğu, ilerleyen aylarda arıza bildirimlerinin düştüğü, İlk aylardaki arıza bildirimlerinin işletmeye alma esnasında ayar arızaları olduğu, 4. Dava konusu maske makinesinin ayarlama yapıldığında üretim yapabildiği, sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 20/03/2024 tarihli ek raporda : "Satıcının, ayıptan sorumlu tutulabilmesi için “(a) taşınırın teslim edilmiş olması”, “(b) Taşınır malın ayıplı olması,” “(c) Ayıptan sorumluluğu kaldıran sorumsuzluk anlaşmasının yapılmamış olması,” “(d) Ayıbın, hasarın alıcıya geçmesinden önce mevcut olması,” “(e) Gözden geçirme ve ihbar külfetinin yerine getirilmesi” gerektiği, bu kapsamda a. Somut olayda ise satışa konu üretim hattının 22.05.2020 tarihinde davacıya teslim edildiği ve 29.05.2020 tarihinde kurulumunun yapıldığı hususunda taraflar arasında ihtilafın bulunmadığı, b. Dosyaya sunulan servis formlarının 5 aylık dilimi incelendiğinde maske hattının arıza nedeni ile çalışmadığı sürecin yaklaşık 30-40 saat cıvarında olduğunun anlaşıldığı, dosya içeriğine sunulan servis formlarının içeriği tablo şeklinde yukarıda sunulmuş ve belirtilen arızalar ile yapılan işlemler karşılaştırıldığında özellikle gövde ve lastik yapıştırma ünitesi sık arıza yaptığının belirlendiği, keşif esnasında yapılan kısa süre çalışma, davacı ve davalı teknik elemanların maske imal hattının devreye alma esnasında yaptıkları çalışmalar, dosya içeriğine sunulan servis formları, dava konusu maske makinasının seri üretim yapması için sipariş verildiği, buna göre de tasarlandığı düşüncesi ile ve tespit edilip kayda alınan arızaların ağırlıklı olarak gövde ile lastik yapıştırma ünitesinde olduğu, bu tip özel imalata mahsus makinaların devreye alınmasının da süreç gerektirmesine rağmen üretimin de beyan edilen rakkamlara ulaşması mümkün olmadığı da dikkate alındığında gizli ayıplı olarak değerlendirilebileceği kanısının hasıl olduğu, ik. İli. c. Dosya münderecatından taraflarca bu yönde yapılmış bir sorumsuzluk anlaşmasının bulunmadığının tespit edildiği, bu itibarla bahse konu şartın, somut ihtilaf açısından değerlendirilmesine gerek olmadığı, d. Tespit edilip kayda alınan arızaların ağırlıklı olarak gövde ile lastik yapıştırma ünitesinde olduğu, bu tip özel imalata mahsus makinaların devreye alınmasının da süreç gerektirmesine ragmen üretimin de beyan edilen rakkamlara ulaşması mümkün olmadığı da dikkate alındığında ayıbın hasarın alıcıya geçmeden önce mevcut olduğu, e. Davaya konu maske üretim hattının gizli ayıp niteliğinde olduğu nazara alındığında TTK'nın TBK m. 223/f.2 hükmüne atfı uyarınca gizli ayıplar dava zamanaşımı süresi olan iki yıllık süre içerisinde incelenmek durumunda olduğundan ve gizli ayıp ortaya çıkar çıkmaz hemen satıcıya bildirilmesi gerektiğinden dosyaya mübrez mesaj kayıtları ve mail incelemelerden davacının bildirimi öngörülen süre içerisinde ileri sürdüğünün düşünüldüğü; buna karşın Muhterem Mahkemece aksi kanaatte olunması veya ayıbın in açık ayıp olduğu kanaatinde olunması durumunda ise TTK'da öngörülen iki günlük süre içerisinde bildirimin yapılmamış olması sebebiyle ayıp hükümleri gereğince davalının sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığının ifade edilebileceği, Dava dilekçesinde davacının “sözleşmeden dönerek olumsuz zararın tazmini talep in” anlaşıldığı, dolayısıyla Muhterem Mahkemece davacının, ayıp hükümlerine başvurabileceği kanaatinde olunması durumunda davacının “malı geri vererek bedelin iadesi ile sözleşmeden dönmesi sebebiyle oluşan menfi zararlarının tazminini” talep edebileceğinin ifade edilebileceği, Davacının, “Makine bedelinin ödendiği tarihten itibaren 12/02/2021 temerrüt tarihine kadar ve temerrüt tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ise ticari avans faiziyle birlikte ödenmesi” talebi yönünden davacının bu noktada ne tür zarara uğradığı, bu zararının neye ilişkin ve hangi miktarda olduğuna ilişkin somut bir evraka rastlanılamadığı, bu yönü ile takdiri Muhterem Mahkemeye ait olmak üzere heyetimizce davacının anılan zarar talebi yönünden bir hesaplamanın yapılamadığı, Davacının, üretim hattının ayıplı olması nedeniyle başka bir sözleşmenin yerine getirilmemesi dolayısıyla uğranılan zarar talebi yönünden, dosyaya sunulan bilgi, belge ve ticari defterler üzerinde yapılan incelemede zarara ilişkin somut bir veriye ulaşılamadığı, bu nedenle hesaplama yapılamadığı," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize 09/10/2024 sunulan ek raporda: "Raporun Illa bölümünde yer verilen değerlendirme ve tespitlere uygun olarak Davacı tarafından dosyaya bilgi ve belge sunulması halinde Davacı taraf itirazının değerlendirilebileceği, iş bu hesaplamaya ilişkin yapılan talebimizin sadece Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında yapıldığı ve hukuki yönden bir zarar oluştuğu anlamına gelmediği, il. Raporun İll.b bölümünde yer verilen değerlendirme ve tespitler kapsamında Davacının kumaş satışından katlandığı zararın 57.989,61 TL olabileceği, iş bu tespitin sadece Sayın Mahkemenin görevlendirmesi kapsamında yapıldığı ve hukuki yönden bir zarar oluştuğu anlamına gelmediği," sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava, ayıplı mal sebebiyle bedelin iadesi ve zararın tahsili istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; taraflar arasındaki satış sözleşmesi kapsamında davaya konu makinenin ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıpsız benzeri ile değiştirilmesinin mümkün olup olmadığı, sözleşmeden dönme ve ödenen bedelin iadesi koşullarının oluşup olmadığı, yapılan masraf iade talebi ve menfi zararlardan davalının sorumlu olup olmadığı, davalının husumet itirazının yerinde olup olmadığı hususlarından kaynaklandığı mahkememizce tespit edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde: Davacı ve davalının iddiaları arasındaki temel uyuşmazlık makinenin ayıplı olup olmadığı, bu ayıbın niteliği (açık mı gizli mi olduğu) ve ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı noktalarında yoğunlaşmaktadır. Davacı (New Trend): Davacı, satın aldığı maske üretim makinesinin istikrarlı çalışmadığını, sürekli arızalandığını ve teknik servis müdahalesi gerektirdiğini, bu nedenle makinenin gizli ayıplı olduğunu iddia etmektedir. Ayrıca, makinenin yeterli üretim sayılarına ulaşamadığını ve bu durumun satış anında açıklanmadığını belirtmektedir. Davacının talebi, makinenin iadesi ve bedelinin geri ödenmesi ve avacı, makinenin ayıplı olması nedeniyle müşterisi ... firması ile yaptığı fason maske üretim anlaşmasının iptal edildiğini ve bu nedenle ticari zarar uğradığına dair alacak talepleridir. Davalı (Efatech): Davalı ise üretim hattında herhangi bir ayıp bulunmadığını, mevcut arızaların kullanıcı hatasından kaynaklandığını savunmaktadır. Ayrıca, davacının ayıp bildirimini süresi içinde yapmadığını iddia ederek davanın reddini talep etmektedir. Davalı, ilk arızaların işletmeye alma esnasında ayar arızaları olduğunu ve esaslı bir arıza olmadığını savunmuştur. Davacı: Davacı, makinedeki ayıpların gizli ayıp olduğunu ve bu nedenle yasal süre içinde ihbarda bulunduğunu iddia etmiştir. Davalı: Davalı, makinenin üretim kapasitesini yakalayamamasının açık bir ayıp olduğunu ve bu durumun 3 iş günü içinde anlaşılabileceğini, bu sebeple 8 günlük yasal sürede ihbarda bulunulmadığını öne sürmüştür. Ayıp İhbarının Süresi bakımından Davacı: Davacı, makinedeki arızaların sürekli tekrar etmesi ve giderilememesi nedeniyle gizli ayıp olduğunu ve 11/06/2020 tarihinde makineyi iade etmek istediğine ilişkin talebini sunarak ayıp ihbarını süresinde yaptığını belirtmiştir. Davalı: Davalı, davacının makineyi 29.05.2020 tarihinde teslim aldığını, 9 ay üretim yaptıktan sonra 12.02.2021 tarihinde ayıp ihbarında bulunduğunu, bu nedenle 8 günlük yasal sürenin aşıldığını savunmuştur Davacı: Davacı, makinenin günlük 180.000 adet üretim kapasitesine sahip olduğu taahhüdüyle satın alındığını ve bu kapasiteye ulaşmadığını belirtmiştir. Davalı: Davalı, makinenin günlük 180.000 adet üretim yapmadığını kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu durumun tespitinin 3-8 gün içinde mümkün olduğunu, dolayısıyla ayıp ihbarının süresinde olmadığını savunmuştur. Satıcının ayıptan sorumluluğunu düzenleyen hükümler yedek hukuk kuralı niteliğinde olduğundan taraflar satıcının ayıba karşı tekeffülden doğan sorumluluğunu sözleşme ile kaldırabilmekte veya sınırlandırabilmektedir. Diğer bir ifadeyle TBK m. 219/1'deki satıcının ayıba karşı tekeffülünü düzenleyen hüküm emredici nitelikte olmadığı için satıcının ağır kusurlu olduğu haller saklı olmak kaydıyla taraflar sorumsuzluk anlaşması yaparak satıcının sorumluluğunu sınırlandırabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. Ancak TBK m. 221'e göre “Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.” taraflarca bu yönde yapılmış bir sorumsuzluk anlaşmasının bulunmadığı tespit edilmiştir. Sözleşme konusu malda meydana gelen hasarın alıcıya geçmeden önce veya en geç hasarın geçtiği anda mevcut olması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle satış sözleşmesinde ayıplı maldan satıcının sorumlu olabilmesi için genel hükümlere göre ayıbın en geç hasarın geçtiği anda var olması gerekir. Bu itibarla hasarın geçtiği andan itibaren ortaya çıkan bozulma veya yok olma ayıp olarak kabul edilmemekle ve bu durumdan satıcının sorumluluğu da bulunmamaktadır. Hasar ve yararın geçiş anı taşınır ve taşınmazlar açısından farklılık teşkil etmektedir. TBK m. 208/1'e göre “Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.” Bu sebeple kural olarak hasarın, taşınmaz satışlarında tescille taşınır satışlarında ise zilyetliğin devriyle alıcıya geçtiği kabul edilmekte ve huzurdaki ihtilaf açısından hasarın teslim anında mevcut olup olmadığını araştırmak gerekmektedir. Bilirkişi heyeti tarafından dosya münderecatında yapılan incelemeler neticesinde dosyaya mübrez belgelerden tespit edilip kayda alınan arızaların ağırlıklı olarak gövde ile lastik yapıştırma ünitesinde olduğu, bu tip özel imalata mahsus makinaların devreye alınmasının da süreç gerektirmesine ragmen üretimin de beyan edilen rakkamlara ulaşması mümkün olmadığı da dikkate alındığında ayıbın hasarın alıcıya geçmeden önce mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Dosyaya sunulan servis formlarının 5 aylık dilimi incelendiğinde maske hattının arıza nedeni ile çalışmadığı sürecin yaklaşık 30-40 saat cıvarında olduğunun anlaşılmıştır, belirtilen arızalar ile yapılan işlemler karşılaştırıldığında özellikle gövde ve lastik yapıştırma ünitesi sık arıza yaptığının belirlendiği, keşif esnasında yapılan kısa süre çalışma, davacı ve davalı teknik elemanların maske imal hattının devreye alma esnasında yaptıkları çalışmalar, dosya içeriğine sunulan servis formları, dava konusu maske makinasının seri üretim yapması için sipariş verildiği, buna göre de tasarlandığı düşüncesi ile ve tespit edilip kayda alınan arızaların ağırlıklı olarak gövde ile lastik yapıştırma ünitesinde olduğu, bu tip özel imalata mahsus makinaların devreye alınmasının da süreç gerektirmesine rağmen üretimin de beyan edilen rakkamlara ulaşması mümkün olmadığı da dikkate alındığında sizli ayıplı olarak değerlendirilmesi yerinde görülmüştür. Yapılan değerlendirme ve tespitler kapsamında : Bilirkişi heyeti, dosyaya sunulan servis formları, keşif sırasındaki gözlemler ve teknik incelemeler sonucunda, maske üretim hattının gizli ayıplı olabileceği kanısına varmıştır. Bu sonuca varırken, makinenin seri üretim yapması için sipariş edildiği ve buna göre tasarlandığı, ancak tespit edilen arızaların çoğunlukla gövde ve lastik yapıştırma ünitesinde olduğu, ayrıca bu tür özel imalat makinelerinin devreye alınmasının süreç gerektirmesine rağmen üretimin beyan edilen rakamlara ulaşmasının mümkün olmadığı davacının makinenin istikrarlı çalışmaması, sürekli aynı parçalarının veya farklı kısımlarının bozulması ve sürekli olarak kısa vadelerde teknik servis müdahalesi gerektirmesi şeklindeki iddiaları dikkate alınmıştır. Özellikle gövde ve lastik yapıştırma ünitelerinde sık sık arızalar meydana geldiği belirtilmiştir. Servis Formlarındaki Arızalar: Bilirkişi heyeti, servis formlarını inceleyerek 2020 yılı Ağustos ayından Aralık ayına kadar 13 adet arıza kaydı tespit etmiştir. Bu arızaların 5 tanesinin gövde ile ilgili, 7 tanesinin ise lastik yapıştırma ünitesi ile ilgili olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, makinenin arızalar nedeniyle çalışmadığı sürecin yaklaşık 30-40 saat civarında olduğu tespit edilmiştir Üretim Kapasitesi: Bilirkişi heyeti, makinenin seri üretim için sipariş edildiğini ve tasarlandığını dikkate alarak, üretimde beyan edilen rakamlara ulaşılmasının mümkün olmadığı sonucuna varmıştır. Sonuç olarak, bilirkişi heyeti makinede tespit edilen arızaların niteliği, sıklığı, tekrar etmesi ve makinenin seri üretim kapasitesine ulaşamaması nedenleriyle makinenin gizli ayıplı olduğu anlaşılmış ve Alıcının Seçimlik Hakları (TBK m. 227): Ayıplı mal durumunda alıcının sahip olduğu seçimlik haklar şunlardır: Malı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. Malı alıkoyarak ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme. Masrafları satıcıya ait olmak üzere malın ücretsiz onarılmasını isteme İmkan varsa, malın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakları söz konusu olup Davacı, sözleşmeden dönerek makinenin iadesini ve bedelinin geri ödenmesini talep etmiş olup Davacı, ilk dava dilekçesinde makine bedelini parantez içinde USD ancak TL olarak talep etmiştir. Bilirkişi raporunda, davacının "makine bedelinin ödendiği tarihten itibaren 12/02/2021 temerrüt tarihine kadar ve temerrüt tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar ise ticari avans faiziyle birlikte ödenmesine" ilişkin bir talebi olduğu ilk olarak TL üzerinden yapılmış olduğu analşılmıştır.. Ancak dava dilekçesinde bedel TL olarak avans faiziyle istenmiş USD bedelin dava tarihindeki TL karşılığı istenmiş olup seçimlik hakkını başlangıçta TL olarak istediği ıslahla bu seçimlik haktan dönülemeyeceğinden makinanın TL olarak karşılığına hükmedilmesi gerekmiştir. Davacının diğer zarar kalemleri bakımından ise Davacı, ... firması ile yapılan fason maske üretim sözleşmesinin feshedilmesi nedeniyle elinde kalan maske kumaşlarını zararına sattığını iddia etmiştir. Bu bağlamda, satılan kumaşlara ilişkin alış faturalarını dosyaya sunmuştur. Bilirkişi İncelemesi ve Tespiti: Bilirkişi heyeti, davacının sunduğu satış ve alış faturalarını inceleyerek bir değerlendirme yapmıştır. Satış Faturası: Davacının ... Ltd. Şti.'ne 5229 kg "Dokusuz ... Kumaş" sattığı, bu satışta birim fiyatın 22,20 TL olduğu tespit edilmiştir. Alış Faturaları: Davacı tarafından sunulan alış faturalarındaki kumaşların ortalama birim maliyetinin ise 33,29 TL olduğu hesaplanmıştır. Zarar Tespiti: Bu veriler ışığında, davacının kumaşları kilogram başına maliyet bedelinin 11,09 TL altında sattığı görülmüştür. Bu nedenle, davacının muhtemel zararının (5229 kg * 11,09 TL) 57.989,61 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Bu hesaplama sunuşlan deliller ve dosya kapsamın uygun bulunmuş olup bu talep yerinde görülerek davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiştir. Davacı, dava dilekçesinde talep ettiği menfi zararla ilgili ispata yarar del,il olmadığı gibi zararın ispat edemediği dikkate alınarak fazlaya ilişkin alacak talebinin reddi le neticeden yukarıda anılan gerekçelerle davacının davasının kısmen kabulü ile kısmen reddine, dava konusu .... marka, FFM-180 Tipi tam otomatik maske üretim makinesinin masrafları davalıya ait olmak üzere davacı tarafından davalıya iadesine, satış bedeli olan 1.070.000,00-TL'nin makinenin davalıya tesliminden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer alacak kalemleri taleplerinin reddi ile 57.989,61-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile KISMEN REDDİNE, 1-Dava konusu ... marka, FFM-180 Tipi tam otomatik maske üretim makinesinin masrafları davalıya ait olmak üzere davacı tarafından davalıya İADESİNE, 2-Satış bedeli olan 1.070.000,00-TL'nin makinenin davalıya tesliminden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Davacının diğer alacak kalemleri taleplerinin reddi ile 57.989,61-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin ve sair talebin REDDİNE, 4-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 73.091,70-TL harcın, peşin alınan 18.290,01-TL harç ve 996,86-TL ıslah harcından mahsubu ile noksan kalan 53.804,83-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 18.290,01-TL peşin harç, 53,90-TL başvurma harcı ve 996,86-TL ıslah harcı olmak üzere olmak üzere toplam 19.340,77-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranı dikkate alındığında 1.318,76-TL'sinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, bakiye 1,24-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davacı tarafça yapılan 18.950,4-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 18.932,70-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafça yapılan 4.707,8-TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 4,39-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmının kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 161.800,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 11-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 12-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ila 360'ncı madde hükümleri uyarınca, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/12/2024 Başkan ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Üye ... ¸e-imza Katip ... ¸e-imza