İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/346 E. 2025/243 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/346
Karar No
2025/243
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/346 Esas KARAR NO : 2025/243

DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 02/11/2023 KARAR TARİHİ : 08/05/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili ... ... Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle: ... İcra Dairesi Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyası ile davalı aleyhine başlatılan icra takibinde davalı ...'a ... tarihinde ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı tarafından ... tarihinde ödeme emrine itiraz edilmiş ve itiraz üzerine icra takibinin durmuş olduğunu, takibin iptali ile devamını sağlamak adına mahkemeye müracaat zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkilinin ... ili ... ilçesinde ikamet etmekte olup komisyonculara ve ihracatçılara mal tedariki yaptığını, bu hususta mal tedariki amacıyla davalıdan mal tedarik edip edemeyeceğini sorduğunu, davalı da kendisine ... USD doları karşılığında mal temin edebileceğini söylemiş ve müvekkili ile bu şekilde anlaşma sağlamış olduğunu, aralarındaki ilişkiye dayalı olarak da ispatı açısından müvekkili ile davalı arasında dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları belgeden de görüleceği üzere ... tarihinde domates kaporası olarak davacı müvekkili tarafından, davalıya ... USD Doları teslim edildiğine dair belge düzenlenmiş ve müvekkili ile davalı tarafından imzalandığını, ancak davalı tarafından para teslim alındıktan sonra üzerine düşen edim yerine getirilmediğini, yani parayı teslim aldıktan sonra müvekkiline mal teslim edilmediği gibi herhangi bir surette para iadesi de yapılmadığını, taraflarınca müvekkilinin mağdur edilmesinden dolayı ... İcra Müdürlüğünün .../... E. Sayılı dosyasıyla davalı aleyhine icra takibi yapılmış ise de davalı tarafından takibe haksız ve kötüniyetli olarak kendisinin herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle itiraz edildiğini, dolayısıyla davalının ekte sunulan belgeden de görüleceği üzere parayı teslim almış olmasına rağmen, borcunun bulunmadığından bahisle itiraz etmesi kötü niyetli olduğu ortada olduğunu, bu sebeplerle müvekkilinin alacağını tahsil edebilmesi adına davanın kabulü ile asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi adına mahkemeye müracaat zorunluluğu doğduğunu, dava konusu alacağa ilişkin olarak davalının mallarını kaçırma ihtimali bulunduğunu, bu nedenle icra takibinin sonuçsuz kalmaması için teminatsız, mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde borçlunun borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyat-i haciz kararı verilmesi talep ettiklerini, kısaca arz ve izah edilen nedenlerle; öncelikle davalının mallarını kaçırması ihtimali bulunduğundan icra takibinin sonuçsuz kalmaması için teminatsız, mahkemeniz aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat mukabilinde borçlunun borca yeter miktarda menkul, gayrimenkul ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının haczi, menkullerin muhafazası için ihtiyat-i haciz kararı verilmesini, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir. ... Asliye Hukuk Mahkemesince davalı tarafa dava dilekçesi usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş ve davalı tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır. İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; Dava, "İtirazın iptali " davasıdır. ... Kaymakamlığı Mal Müdürlüğü'nün ... tarihli cevabı ile davacının potonsiyel mükellef olduğu ve ticari bir kaydının olmadığının belirtildiği, davalının tek başına tacir olmasının davayı nisbi ticari dava yapamayacağı, taraflar arasında davanın mutlak ticari davalardan olmadığı anlaşılmıştır. Bir davanın ticari dava olup olmadığı TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmektedir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1-a bendi uyarınca; tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın TTK'da düzenlenen hususlardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. maddesi uyarınca nisbi ticari dava olması için, her iki tarafın tacir olması ve davanın ticari işletmelerinden doğması gerekir. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Ticari işletme, TTK'nın 11/1.maddesindeki tanıma göre; esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Esnaf işletmesi ile ticari işletme arasındaki sınırın ise Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak kararname ile belirleneceği hükme bağlanmıştır.Kanunda ticari işletme için herhangi bir miktarda gelir değil, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşar düzeyde gelir sağlama amacı aranmıştır. Türk Ticaret Kanunu'nun 3.maddesinde; "ticari iş" kavramı açıklanmış ve "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." denilmiştir. Ticaret hayatının temel öznesi olan "tacir" de yine işletme kavramı bağlamında tanımlanmış ve "bir ticari işletmeyi kısmen de olsa kendi adına işleten kişi"ye tacir deneceği TTK'nın 12/1.maddesinde belirtilmiştir. Türk Ticaret Kanunu tacir kavramını gerçek kişiler ve tüzel kişilerde ayrı ayrı ele almış, gerçek kişilerde tacir sıfatının kazanılması bir ticari işletmenin mevcut olması, bir ticari işletmenin işletilmesi ve ticari işletmenin kısmen de olsa o kişi adına işletilmesi unsurlarına bağlanmıştır. Tüzel kişi tacir kavramının kapsamı ise TTK'nın 16/1. maddesinde düzenlenmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. HD DOSYA NO: 2022/2780 KARAR NO: 2023/1088 sayılı ilamında "....yapılan araştırmaya göre davacının dava tarihinde tacir olmadığı, bu nedenle davanın nispi ticari dava niteliğinde bulunmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın, Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." şeklinde karar verildiği görülmüştür. Yukarıda açıklanan kanun maddeleri ve tanımlar doğrultusunda; Dava tarihi itibariyle davalının mal müdürlüğünün cevabı uyarınca tacir olmadığı, eldeki dava konusunun mutlak ticari davalardan olmadığı, dolayısıyla davanın da hukuki niteliği itibariyle ticari dava olmadığı, bu nedenle uyuşmazlığın mahkememiz görev alanına girmediği anlaşılmıştır. Görev, 6100 Sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda, davanın Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı HMK 114/1-c ve 115/2 maddelerine göre dava şartı yokluğu nedeniyle mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden REDDİNE, mahkememizin KARŞI GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Yetkili ve görevli mahkemenin ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3-HMK'nin 331/2 madde ve fıkrası uyarınca harç ve yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece takdirine, 4-Kararın kesinleşmesinden sonra ... Asliye Hukuk Mahkemesi ile çıkan uyuşmazlığın çözümü amacıyla, dosyanın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili dairesine resen gönderilmesine, 5-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair verilen tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık sürede Antalya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/05/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/346, K. 2025/243, T. 08.05.2025, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-346-e-2025-243-k-9c9bc48f8765