İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/437 E. 2024/705 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/437
Karar No
2024/705
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/437 Esas KARAR NO : 2024/705 DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) DAVA TARİHİ : 20/05/2024 KARAR TARİHİ : 07/11/2024 Mahkememizde görülmekte bulunan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında kambiyo senedine mahsus haciz yoluyla müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak takibin dayanağı olan ... na ait ... keşide tarihli ...-TL bedelli çekin ciro silsilesinde müvekkilin kaşesi ve imzaya yetkili olan kişinin imzası taklit edilerek müvekkil aleyhine sahte borç yaratıldığını, müvekkil şirketin takibin dayanağı çekten kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, işbu davamıza konu çekte müvekkil adına kullanılan kaşede '...' yazısı büyük harflerle yazılı ve ... renkli olduğunu, oysa ki müvekkil şirketin gerçek kaşesinde '...' yazısı küçük harflerle yazılı ve ... renkli olduğunu, bununla birlikte çekteki müvekkili borç altına sokan imza da müvekkil şirket yetkililerine ait olmadığını, buna ilişkin imza sirküleri sunulduğunu, gerekli görüldüğü takdirde çekteki imzanın müvekkil şirket yetkililerine ait olup olmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması talebimiz olduğunu, müvekkil şirket aleyhine takibin dayanağı çekte yapılan sahtecilik nedeniyle Antalya ve ... Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulduğunu ve ceza soruşturması başlatıldığını, Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Sahtecilik ve Dolandırıcılık Suçları Araştırma Bürosu'nun ... Esas sayılı dosyasıyla soruşturma devam ettiğini, takipten sonra yapılan araştırmalar neticesinde çekteki cironun imzalanmadan önceki fotoğrafına da müvekkilin ulaştığını, bununla birlikte müvekkil şirketin yetkililerinin imzası ve müvekkilin sahte kaşesi taklit edilerek imzalanan ve piyasaya çıkarılan bir başka çek de İzmir ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, İzmir ...İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla imzaya itirazı görüldüğünü, Müvekkil şirketin sahte kaşesi ve yetkililerinin imzaları taklit edilerek müvekkil adına sahte borç yaratılan senetlerde ciro silsilesinde müvekkil şirketin ardından ...-... yer aldığını, bu durum müvekkil şirket tarafından söz konusu şirkete senedin ciro edildiğini gösterdiğini, Müvekkil şirket ve ...-... arasında sahte bir borç-alacak ilişkisi yaratıldığını, Oysa ki ...-... Denizli ...Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla konkordato geçici mühleti içerisinde bulunduğunu, tensip zaptı dilekçe ekinde sunulduğunu, tüm bu durumlar birlikte düşünüldüğünde müvekkil şirketin kaşesi ve yetkililerinin imzası kullanılarak konkordato mühleti içerisinde bulunan ...-... lehine taraflar arasında herhangi borç-alacak ilişkisi bulunmamasına rağmen alacak yaratılmış olduğunu, söz konusu şirket konkordato geçici mühlet içerisinde bulunduğu için kendisine karşı icra takibi başlatılamamakta müvekkil şirket aralarında herhangi ticari ilişki olmamasına rağmen takibin dayanağı senetten sorumlu olduğunu, tüm bu açıklananlarla birlikte müvekkil şirket yetkililerinin imzası ve kaşesi taklit edilerek cirolanan çek Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasıyla başlanan takibin dayanağı olmakla birlikte müvekkil şirketin ... hesabına yapılan tebligatın müvekkil şirket yetkililerince görülmemesi üzerine imzaya itiraz süresi geçmiş bulunduğunu, bu nedenle söz konusu icra takibi devam etmekte ve müvekkil şirket borçlu konumunda yer almakta müvekkil şirketin araçlarına haciz konulup kıymet takdiri yapıldığını, banka hesaplarına da bloke konulduğunu, Müvekkil şirket yönünden, ticari hayatının sekteye uğramaması ve hatta sonlanmaması için telafisi güç veya imkansız zararların doğmasının ve mağduriyetinin artmasının önlenmesi adına icra takibinin teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararıyla durdurulmasını talep ettiğini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesi ... E. Sayılı dosya ile "imzaya itiraz" davası açılmış ve süresinde açılmamış olması sebebiyle usulden reddine karar verildiğini, icra takibine konu edilen ve kambiyo senedi vasfı taşıyan çek; tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere, müvekkil bankaya ciro yolu ile teslim edildiğini, müvekkil Bankaya ciro yolu ile teslim edilen çek ... - ... tarafından cirolanarak bankamıza borçtan mahsup edilmek üzere teslim edildiğini, müvekkil Banka ... - ... aleyhine haklarımızı saklı tutarak Antalya Banka Alacakları İcra Dairesi’nin ... E. sayılı dosyası ile davacı ve diğer borçlular aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibine geçtiğini, müvekkil Banka dava konusu çeki davacı şirketten direk teslim almadığını, davacı yanca cirolayarak ciro yolu ile tarafımıza teslim eden firma ... olduğunu, müvekkil bankaya cirolayarak teslim eden ... - ... konkordato aşamasında olması sebebiyle husumeti sadece tarafımıza yönelttiğini, davacı yan ... firmasına başvurabilecekken firmanın konkordato sürecinde bulunması ve davacı aleyhine bir işlem gerçekleştiremeyeceği aşikar olup, husumeti sadece kurumsal ve güvenilir olan Bankaya karşı bu davayı açmış olması tamamen Bankamızın alacağını geciktirme ve sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığının göstergesi olduğunu, keşideci ve lehtarın düzenlediği senedin ciro edilerek müvekkil bankaya teslim edildiğini, sonuçta tahsil edildiğinde borçtan mahsup edilmek üzere ciro yolu ile teslim edilen bir çek mevcut olduğunu, çekin teslim edilmesi ile bankamız çeki teslim aldığını, takibe konu çek, 6102 Sayılı Kanunun 780. Maddesinde sayılan tüm unsurları içerdiğini, Sayın Mahkemenize her ne kadar açıklamada bulunuyor isek de davacının imzaya karşı itirazlarını kabul etmediklerini, kaldı ki imzaya ilişkin itirazlarına karşı açılan dava reddedildiğini ve bu konu hakkında verilen kesin karar olması sebebiyle işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkil banka alacağını tahsil etmeyi gözetir ve teslim edilen çeki takibe koymak dışında bir işlem yapmadığını, müvekkil banka somut olayımızda ciro sebebiyle keşideci ve lehtar arasındaki ticari ilişkiyi tespit etmesi imkansız olması ve iyi niyetli üçüncü kişi olması sebebiyle işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddine ve tedbir taleplerinin reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir (6102 TTK' nın 778, eTTK. 690, 730). 6102 sayılı TTK'nın 818. maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. maddesi uyarınca ''bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez'' İmzaların bağımsızlığı (...) şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (keşidecinin, cirantanın, avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların ... (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hali, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK'nun 677. maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir. (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp; Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen / Mehmet Helvacı / Abuzer Kendigelen/ Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 vd; Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd- s.286; Yargıtay 11.HD.3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II , 3. Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd.). 6102 sayılı TTK’nın 686/1.maddesi; “Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır” hükmünü içermektedir. Sahte imza bir başkasının imzasının taklit edilmesi hali olup, takip tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı yasanın TTK'nın 677. maddesi hükmü gereğince; Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticari Senetlerin iptali Davaları ve Ticari Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s.295; Doğanay s.1646-1647; Murat Alışkan; Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998, s. 255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamalı Türk Ticaret Kanunu, 1.cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticari Senetler: Ankara 1998, s. 363). Yine 6102 sayılı TTK’nın 710/3. Maddesine göre; “Hile veya ağır kusuru bulunmadıkça poliçeyi vadesinde ödeyen kişi borcundan kurtulur. Ödeyen kişi, cirolar arasında düzenli bir teselsülün bulunup bulunmadığını incelemekle yükümlü ise de, cirantaların imzalarının geçerliliğini araştırmak zorunda değildir”. Anayasa'nın "Kanuni hakim güvencesi" başlıklı 37'nci maddesinde "Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." denilerek görev ve kesin yetki kurallarının gücü, tabii hakim ilkesi olarak ifade edilen evrensel bir ilkenin anayasa hükmü haline getirilmesi suretiyle ortaya konmuştur. Bu bağlamda belirtilmelidir ki, yargılanacak olan uyuşmazlığın gerçekleşmesinden önce, yürürlükte bulunan yasalar aracılığıyla görevi, yetkisi ve işleyişi (yani izleyeceği yargılama usulü) belirlenmiş olan mahkemenin hâkimine tabii hakim, bunu öngören ilkeye de tabii hakim ilkesi denir… Bu açıklamalar karşısında somut olayın değerlendirilmesine gelince; davacı taraf eldeki davada salt kambiyo senetlerinde imzaların birbirinden bağımsızlığı ilkesi gereğince çek arkasındaki ciro silsilesi içinde yer alan imzanın ve kaşenin davacı şirkete ait olmadığını iddia etmektedir. Ciro silsilesi incelendiğinde davalı bankanın, ciro silsilesi son hamili olarak çekte hak sahibi olduğu, davacı ile davalı arasında dava dışı ciranta şirketin bulunduğu, davacı ile davalı arasında Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan ve ihtisas mahkemesi niteliği ile Mahkememizce incelenecek herhangi bir hukuki işlemin bulunmadığı, davalı ile dava dışı şirket arasındaki hukuki ilişkinin eldeki davayı etkileyen ve incelenmesi gereken bir husus olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın salt kambiyo senetlerinde sahte imza iddiası ve imzaların birbirinden bağımsızlığı ilkesinden kaynaklandığı anlaşılarak dosyanın geri gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin iş bölümü yönünden görevsiz olduğunun tespiti ile dosyanın Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-Mahkememiz esasının bu şekilde KAPATILMASINA, 3-Harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE, 4-Gönderme işleminin yapılması için re'sen Hukuk Mahkemeleri Tevzi Bürosuna müzekkere yazılmasına, 5-İmza incelemesine esas olmak üzere Mahkememizce toplanan evrak asıllarının Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesine teslimine, Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren KESİN olmak üzere karar verildi.07/11/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/437, K. 2024/705, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-437-e-2024-705-k-db1e0fd14249