İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/242 E. 2020/306 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/242
Karar No
2020/306
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2020/242 Esas KARAR NO : 2020/306

DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 08/08/2019 KARAR TARİHİ : 02/07/2020

Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... ve ... hakkında ... tarihinde Antalya ... Asliye Ticaret Mahkemesinin .../... D.İş ve .../... Karar sayılı dosyasında ihtiyati haciz kararı alındığını ve Antalya ... İcra Müdürlüğünün .../... Esas numarasıyla takibe geçildiğini, ...'ün ... isimli şirkette 1340 pay karşılığı ortağı olduğunu, müvekkilinin ise başta yapılacak projelere ortak olarak girdiğini ve anlaşamayınca yatırdığı ... TL için iki daire, geriye kalan ... TL için ise 5 adet çek aldığını, müvekkilinin geçmişe dayanan dostlukları, davalının ve diğer dosya borçlusu şirketin devam eden projeler olduğunu, çeklerin yazılması halinde bankalardan kredi çekemeyceklerini ve mevcut çekmiş oldukları kredileri ödemeyeceklerini, bankalar nezdinde itibarlarını zedeleneceğini ve işlerinin duracağını belirtmeleri sebebiyle çekleri yazdıramadıklarını, diğer çeklere ilişkin bir takım ödemeler yapılsa da inşaat sektörünün kötüye gitmesi nedeniyle ödeme yapmadıklarını, keşideci firma ile ortak olmalarından dolayı ...'ün kefil olarak şahsi imzasını sattığını ve çeki cirolayıp müvekkiline verdiğini, ... vade tarihli ... seri nolu ... çek bedelinin müvekkilinin 6 ay boyunca aramalarına ve karşı tarafın ödeyeceklerini belirtmesine rağmen ödemediklerini, davalının haksız ve kötüniyetli olarak takibe itiraz ettiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla borçlunun ... TL tutarındaki alacağına ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve tiriazın haksız olması sebebiyle %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptali davasının icra takibindeki borç sebebi ile sıkı sıkıya bağlı bir dava olduğunu ve davacının icra takibinde ileri sürmediği borç sebebini itirazın iptali davasında ileri süremeyeceğini, davacının icra takibindeki borç sebebinin işbu davada genişletmesine muvafakatleri olmadığını, icra takibinde ileri sürülmeyen bir iddianın itirazın iptali davasına konu yapılamayacağını, itirazın iptali davasında alacağın sebebinin değiştiremeyeceğini, davacının davaya konu icra takibinde dayanmadığı borç sebebinin veya belgeyi itirazın iptali davasında ileri süremeyeceğini, davaya konu icra takibinde borcun sebebinin ... tarihli ... vade tarihli ... TL'lik ödenmeyen çek bedelinin ... TL olarak gösterildiğini, kanuni ibraz süresi olan 10 gün içinde muhatap bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, yargıtay içtihatları uyarınca kambiyo senedi vasfını yitiren çekin adi senede dahi dönüşmeyeceğini ancak yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olduğunu, ... vade tarihli çekin davacı ... tarafından kanuni ibraz süresi olan 10 gün içinde muhatap bankaya ibraz edilmediğini ve kambiyo senedi vasfını yitirdiğini, davacı ... tarafından kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip değil, genel haciz yoluyla takip başlatılabildiğini, müvekkili ile alacaklı olduğu iddiasındaki davacı arasında hiçbir ticari ilişki olmadığını, müvekkilinin davacıya borcu olmadığını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu olmadığından işletilen ve işletilmesi talep edilen faize de itiraz ettiklerini, müvekkilinin takibe itirazının haklı olduğunu ve itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davacının haksız davasının reddini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DAVA : Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 67. maddesine dayanan itirazın iptali istemli davadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ: Dava, ... tarihinde Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, anılan mahkemenin ... tarih .../... E. .../... K. sayılı kararı ile görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize tevzi olunmuştur. Antalya ... İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklının davacı, borçluların ... Ve ... olduğu, ... TL, ... TL işlemiş faiz olmak üzere ... TL için ilamsız takiplere mahsus takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür. Asliye Ticaret Mahkemesi; dava konusunun değerine veya miktarına bakılmaksızın ticari davalara ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli özel bir mahkemedir. Asliye Ticaret Mahkemesinin görevine giren işlerin genel çerçevesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde düzenlenmiştir. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yeterli görülmüştür (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16/04/2019 tarih 2017/17-1097E. 2019/458K. sayılı kararı). Çek, kambiyo vasfını kaybettiğinden kambiyo hukukundan kaynaklanmış haklar yitirilmiş olduğundan, arada temel ilişki bulunması halinde bu belgeye yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacak her türlü delille kanıtlanabilir. Bu nedenle kambiyo senedi niteliği taşımayan çekten kaynaklanmakta olan uyuşmazlığın, TTK'nın 4/1-a ve 5/1 maddeleri gereğince, mutlak ticari dava niteliğinde olmayan uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesi tarafından çözümlenmesi gerekir (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 04/05/2018 tarih 2018/475E. 2018/512K. sayılı kararı). Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2017 tarih 2016/20175E. 2017/3617K. sayılı kararı; "... Mahkemece, icra takibinin çeke dayalı olduğu, çeke ilişkin düzenlemelerin Ticaret Kanununda yer aldığı ve bu nedenle ticari dava niteliğinde olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dosyanın incelenmesinde; davacının süresinde ibraz edilmediği için kambiyo vasfı taşımayan çeke dayalı olarak davalı hakkında ilamsız icra takibi yaptığı, alacağın ticari yada tarafların tacir olduğuna ilişkin dosyada iddia ve delil bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davada görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir..." denilmiştir. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 02/07/2019 tarih 2019/565E. 2019/4744K. sayılı kararında; "... vekalet ücreti, görevli mahkemece yapılan yargılama sonunda oluşacak sonuca göre hükmedilecek vekalet ücretidir. Görevsizlik kararı için ayrı, yapılan yargılama sonucu ayrı vekalet ücreti verilmesi kanuna aykırıdır. Birleştirilen davanın görevsiz mahkemede açılması üzerine verilen görevsizlik kararı yönünden mahkemece ayrıca vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin düşünülmemesi..." denilmiştir. Davamıza gelince; davacı hamili, davalının cirantası olduğu süresinde bankaya ibraz edilmemiş çek nedeni ile ilamsız takiplere mahsus icra takibi yapmış, itiraz üzerine itirazın iptali istemi ile dava açmıştır. Süresinde bankaya ibraz edilmeyen çek, kambiyo vasfını kaybettiğinden kambiyo hukukundan kaynaklanmış haklar yitirilmiş olduğundan, arada temel ilişki bulunması halinde bu belgeye yazılı delil başlangıcı olarak dayanılabilir ve alacak her türlü delille kanıtlanabilir. Bu nedenle kambiyo senedi niteliği taşımayan çekten kaynaklanmakta olan uyuşmazlığın, alacağın ticari yada davalının tacir olmadığı (limited şirket ortağın başlı başına tacir sıfatını kazandırmaması, davalının vergi mükellefi ve tacir olmaması), 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda yer alan mutlak ve nispi ticari davalardan ayrıca özel kanunlarda düzenlenen ticari davalardan olmaması karşısında mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderine o mahkemece bakılacağından, bu konuda karar vermek görevli mahkemeye bırakılmıştır. Görevsizlik, yetkisizlik ve gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise; talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderini ödemeye mahkum edileceğinden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. Davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince usulden REDDİNE, 2. Görevli mahkemenin Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, 3. Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde, mahkememiz ile Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesi arasında oluşan olumsuz görev uyuşmazlığının halli için dosyanın resen mercii olan Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık hak düşürücü süre içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili Antalya ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 5. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 331/2 maddesi gereğince; görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini (yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti) ödemeye mahkum edeceğine, 6. Davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ve istek halinde görevli mahkemede tevzi edilecek dosyaya aktarılmasına, dava dosyasının görevli mahkemeye süresi içinde gönderilmesinin talep edilmemesi halinde, bakiye gider avansının istek halinde yatıran davacıya iadesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.02/07/2020

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/242, K. 2020/306, T. 02.07.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-242-e-2020-306-k-ab2bf9a38e5f