İlk Derece Mahkemesi · Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/144 E. 2020/442 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2019/144
Karar No
2020/442
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2019/144 Esas KARAR NO : 2020/442 DAVA TARİHİ : 12/04/2019 KARAR TARİHİ : 25/09/2020 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememize sunduğu . tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalı ... Şirketin lehine diğer davalı borçluların müteselsil kefaleti ile krediler açıldığını ve kullandırıldığını, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmemesi üzerine, kredi hesaplarının ... tarihi itibariyle kat edilerek, borçlulara Beyoğlu ....Noterliği’nin ... tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, verilen sürede borcun ödenmediğini, alacağını tahsili amacıyla Fethiye ... .Asliye Hukuk Mahkemesi’nin .../... D.İş ve .../... D.İş Karar sayılı dosyasından davalı borçlular hakkında ihtiyati haciz kararı alınarak uygulandığını, ... tarihinde de ... İcra Müdürlüğü’nün .../... Esas sayılı dosyasından davalı borçlular hakkında genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, borçlular tarafından haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak icra takibine, borca ve ferilerine itiraz edilmiş olmakla, 6325 Sayılı Kanunun ilgili hükümleri uyarınca arabuluculuğa başvurulduğunu, görüşmeler sonucunda uzlaşma sağlanamadığını beyanla davanın kabulü ile davalı borçluların ... İcra Müdürlüğü’nün ... /... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazlarının iptali ile icra takibinin takip talebindeki kayıt ve şartlarla devamına, davalı borçluların icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ... . Şti, ... . Şti, ... . A.Ş., ... . Şti vekilinin mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; İtirazın iptali davasına konu takibin ... İcra Dairesinde açıldığını, itirazın iptali davasının koşullarından birininde geçerli bir icra takibinin yapılmış olması olduğunu, davacı tarafça ... İcra Dairesinde açılmış bir takip bulunmadığını, görevli ve yetkili mahkemenin 6102 sayılı yasanın 5. maddesi gereği ... Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesini talep ettiklerini, borcu kabul anlamına gelmemek üzere, talep olunan asıl alacak, temerrüt faizi oranı ve istenen faiz miktarının fahiş olduğunu, Kredi borçlarında Borçlar Kanununun 88. ve 120. maddelerinin gözetilmesi gerektiğini, bu durumda akdi faizin % 13.5 oranından, temerrüt faizinin ise % 18 oranından fazla olmasının mümkün olmadığını beyanla davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, bu talepleri yerinde görülmediği takdirde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili mahkememize sunduğu cevap dilekçesinde özetle; Davanın ön şartı olan arabuluculuk müesesinin usulüne uygun olarak işletilmemiş olduğundan davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, davalı ve diğer davalılar aleyhine açılan ... İcra Müdürlüğünün .../..E nolu icra takibine vaki itirazın iptali bakımından ... Ticaret Mahkemesinin yetkili olmadığını, itirazın iptali davalarında yetkili mahkemenin takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yerdeki mahkeme olduğunu, somut olayda, mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinde yapılmış bir icra takibi bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, itirazın iptali davası bakımından da yetkili mahkemenin ... mahkemeleri olduğunu, ... İcra Müdürlüğünün .../...E sayılı takibe konu borcun taraflar arasında bağıtlanan Genel Kredi Sözleşmesinden doğduğunu, genel kredi sözleşmesinin cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesi olduğunu, kefaletin belirli veya en azından verildiği anda belirlenebilir olması halinde geçerli olduğunu, davalıya sınırları belirsiz olarak imzalatılan kefillik sözleşmesinin geçerli olmadığını beyanla davanın arabuluculuk dava şartı sebebi ile dava şartı yokluğundan reddine, aksi görüşte yetki itirazlarının kabulü ile dosyanın yetkili mahkeme olan ... Asliye Hukuk Mahkemesine (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) gönderilmesine, bu da kabul edilmediği takdirde davanın davalı yönünden esastan reddine, alacaklı tarafın borcun %20sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalılara usulüne uygun meşruhatlı davetiyelerin tebliğ edildiği, cevap dilekçesi sunmadıkları anlaşılmıştır. ... İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı uyap sistem üzerinden dosyamız arasına alınmıştır. İcra takip dosyası içeresinde bulunan borçlular tarafından verilmiş itiraz dilekçelerinin incelenmesinde; borçlu ... vekili tarafından verilen ... tarihli itiraz dilekçesinde; ...'ın dosya borcunun bulunmadığı beyanıyla borca, ferilerine ve faize itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep edildiği, borçlular ... Şti, ... A.Ş, ... A.Ş, ... Şti,... . A.Ş.,... . Şti, ..., ... vekilleri tarafından verilen ... tarihli itiraz dilekçesinde de; borca, faize ve ferilerine itiraz edildiği, borçlu ... vasisi tarafından verilen ... tarihli dilekçe ile de yine borca ve ferilerine itiraz edildiği, borçlular tarafından icra dairesinin yetkisine dair herhangi bir itirazın sunulmadığı görülmüştür. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE; Dava, davalılar aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Uyuşmazlık itirazın iptali davasında yetkili mahkemenin tespiti noktasında toplanmakta olup, itirazın iptali davalarında uygulanan usul hükümlerinin incelenmesi gerekmektedir. Hukukumuzda borçtan kurtulma davası (İİK. m. 69/II, ) menfi tespit ve istirdat davaları (İİK. m. 72/VIII ve İİK. m. 89/III) için özel yetki hükümleri kabul edilmiş, bu davaların icra takibinin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği düzenlenmiş olmasına karşın, itirazın iptali davası için özel bir yetki kuralı düzenlenmemiştir. Bu nedenle itirazın iptâli davalarında HMK'nun yetkiye ilişkin düzenlemelerinin uygulanması gerekmektedir. Usul yasasında da bu davalar bakımından kesin bir yetki kuralı düzenlenmemiştir. İtirazın iptali davalarında kesin olmayan yetki kuralları uygulanacağından, yetki itirazının 6100 sayılı HMK'nun 116/1-a maddesi gereğince taraflarca ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir. İlk itirazların bir ön sorun gibi incelenerek karara bağlanacağı hususu ise, aynı yasanın 117/3. maddesinde düzenlenmiş olup, mahkemenin takip edeceği süreç anılan yasanın 164. maddelerinde açıklanmıştır. Bu nokta da; itirazın iptali davasının ancak usulüne uygun bir takip bulunması koşuluna bağlı olması nedeniyle, icra dairesinin yetkisinin itirazın iptali davası bakımından da değerlendirilmesi gerekmektedir. Öğreti ve uygulamada icra dairelerinin yetkisinin kesin olmadığı kabul edilmektedir. İcra dairelerinin yetkisi bakımından da özel bir düzenleme öngörülmemiş olup, yetki hususunda İİK’nun 50. maddesinde HUMK’a atıf yapılmaktadır. 6100 sayılı HMK'nin 447/2. maddesi uyarınca “Mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na yapılan yollamalar, Hukuk Muhakemeleri Kanununun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır. (KURU, B.: İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2.b., İstanbul 2013, s.179 ve HGK., 24.04.2013 gün ve 2012/9-1435 E., 2013/569 K.). Bu nedenle itirazın iptali davasında olduğu gibi yetki itirazının taraflarca itiraz olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. Bu aşamada yetki itirazında bulunulmasının takip hukuku bakımından değerlendirilmesi gerekirse; sadece icra dairesinin yetkisine itiraz edilmesi halinde bu yöndeki itirazı incelemek İİK'nun 50. maddesi hükmü uyarınca İcra Hukuk Mahkemesi’nin görevine girmektedir. Hem icra dairesinin yetkisine hem de borca itiraz edilmesi halinde ise, itirazın iptali davasında görevli olan genel mahkeme İİK'nun 50. maddesi uyarınca itirazın iptali davasının koşullarından biri olduğundan icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemek ve sonucuna göre bir karar vermek durumundadır. HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Ayrıca 818 sayılı mülga BK'nın 73.(6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. (Bkz. HGK. 5.11.2003, 2003/13-640-627 sayılı kararı) 6100 Sayılı HMK 17.maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlemesi mevcuttur. Taraflar arasında akdedilen ve dosyamızda aslı bulunan kredi sözleşmesinin incelenmesinde yetkili mahkeme ve icra daireleri olarak Antalya mahkeme ve icra dairelerinin yetkisinin kabul edildiği görülmüştür. İcra takip dosyasında borçluların icra dairesinin yetkisine itiraz etmedikleri, cevap dilekçesinde Mahkememizin yetkisine itiraz ettikleri görülmüştür. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 11/12/2017 tarih 2016/14598 Esas - 2017/7866 Karar sayılı emsal içtihatında; "...Müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan davalı tacir olmasa bile, tacirler arasındaki yetki sözleşmesi 6102 sayılı TTK’nun 7.maddesinde öngörülen teselsül karinesi gereğince kefil yönünden de bağlayıcı olacağı Dairemizin istikrar kazanmış uygulaması gereğidir ..." Kredi sözleşmesinde borçlu davalıların bir kısmının tüzel kişi tacir olduğu, bir kısmının ise gerçek kişi olduğu görülmüştür. Bu durumda yetki sözleşmesinin müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzalayan davalı gerçek kişiler yönünden de tacir olmasa bile teselsül karinesi gereğince geçerli olduğunun kabulü gerekir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi'nin 10/01/2020 tarih 2019/1943 Esas -2020/26 Karar sayılı kararında; "...Taraflar arasında, icra dairesinin yetkili olup olmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Yetkili icra dairesinde takip yapılması, itirazın iptali davasının koşullarından biridir. Borçlu icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğine göre, mahkemece, borçlunun icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelenmelidir. (HGK 20.03.2002 tarih, 13/241-208 sayılı kararı) Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. Borçlu, icra dairesinin yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirmek zorundadır. İİK nın 50/2.maddesi gereğince yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılmalıdır. Davalı (borçlu), süresi içerisinde ödeme emrine itiraz ederken, icra dairesinin yetkisine itirazını bildirmemiş ise; İcra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Davacı (alacaklı)nın açtığı itirazın iptali davasında; davalının icra dairesinin yetkisiz olduğuna ilişkin itirazları kabul edilmez. Ancak, davalı borçlu daha sonra açılan itirazın iptali davasında mahkemenin yetkisine itiraz etme hakkı yine bulunmaktadır. İtirazın iptali davası yönünden özel bir yetki kuralı getirilmediğinden genel hükümlere göre yetkili mahkeme belirlenecektir. Ancak, yetki itirazınında cevap süresi içinde yapılması gerekir. Davalı cevap süresinden sonra yetki itirazında bulunursa, davacı süre aşımına karşı koymasa bile, bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkeme, yetki itirazını kendiliğinden süre aşımından dolayı reddetmekle yükümlüdür. Davacı, davalının süresinden sonra yetki itirazında bulunmasına açıkça muvafakat etse bile, mahkeme yetki itirazını süre aşımından dolayı reddetmekle yükümlüdür. (Baki Kuru HUMK Cilt 1, 2001 Sayfa 585-586). Borçlu, icra dairesinin yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirmiş ve itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasında da mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş ise, mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz hakkında karar verilmelidir. İcra dairesi yetkili olmadığı anlaşılır ise yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip bulunmadığından itirazın iptali davasının reddine karar verilmelidir. Zira; itirazın iptali davasının görülebilmesi için yetkili icra dairesinde geçerli bir takibin yapılmış olması şartına bağlıdır. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Aynı yasanın" sözleşmelerden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesinde , sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir..." şeklinde belirtilmiştir. Yargıtay 13.Hukuk Dairesi'nin 15/10/2019 tarih 2016/26923 Esas -2019/9928 Karar sayılı emsal içtihatında; "...Dava, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. Davacı tarafça ... .... İcra Müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası ile davalı kurum hakkında icra takibi başlatılmış olup davalı-borçlu taraf borca, faize ve ferilerine itiraz etmiştir. Davanın açıldığı ve yetki itirazının yapıldığı tarihte 6100 sayılı HMK yürürlüktedir. HMK'nın 17. maddesine göre "tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde düzenleme yer almaktadır. Mahkemelerin yetkileri ancak kanunla düzenlenebilir ve itirazın iptali davası için de kanunla bir özel hüküm getirilmemiştir. Dolayısıyla icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi HMK hükümlerine göre yetkili mahkeme değilse, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde itirazın iptali davası açılması kanunen mümkün değildir. Üstelik alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması, o yerdeki mahkemeyi de yetkili hale getirmez. Somut uyuşmazlıkta, dosya arasında bulunan belgelerden, taraflar arasında ... tarihinde sözleşme yapıldığı, sözleşmenin 37.1.1 maddesinde bu sözleşmenin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklarda ... mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olacağının düzenlendiği anlaşılmaktadır. Taraflarca imzalanan ... yılları mamül yemek, dağıtım ve servis hizmeti satın alma sözleşmesinde ... icra daireleri ve mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmasına rağmen davacı ... ... . İcra Müdürlüğünde takip başlatmış ise de; taraflar arasında geçerli bir yetki sözleşmesinin bulunması ve HMK'nın 17. maddesi gereği yetki sözleşmesinin kesin nitelik taşıdığının anlaşılmasına göre, mahkemece sözleşmedeki ... Mahkemelerinin yetkili olduğu gözetilerek yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken, mahkemenin yetkili olduğu düşünülerek yetkisizlik iddiasının reddi ile işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..." şeklinde belirtilmiştir. Dava konusu somut olayda yukarıda belirtilen emsal içtihatlar doğrultusunda yapılan değerlendirmede; itirazın iptali davası için kanunla yetkiye dair bir özel hüküm getirilmemiştir. Dolayısıyla icra takibinin yapıldığı yer mahkemesi HMK hükümlerine göre yetkili mahkeme değilse icra takibinin yapıldığı yer mahkemesinde itirazın iptali davası açılması kanunen mümkün değildir. Alacaklı tarafından başlatılan kesin yetki bulunması halinde icra takibinde borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edilmemiş olması o yerdeki mahkemeyi de yetkili hale getirmez. Zira itirazın iptali davasının ancak usulüne uygun bir takip bulunması koşuluna bağlı olması nedeniyle icra dairesinin yetkisinin itirazın iptali davası bakımından değerlendirilmesi gerektiği, somut uyuşmazlıkta tacir olan taraflar arasında düzenlenen yetki sözleşmesi gereği takibe konu kredi sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda ... Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olacağının kabul edildiği, taraflar arasında yetki sözleşmesi bulunması nedeniyle bu hususun kesin yetki olarak değerlendirilmesi gerektiği, buna rağmen davacı tarafça yetkisiz olan ... İcra Dairelerinde icra takibinin başlatıldığı, usulüne uygun bir takip bulunmaması, takipte taraflar arasındaki yetki sözleşmesi uyarınca Fethiye İcra Dairelerinin yetkisinin olmaması sebebi ile eldeki itirazın iptali davası yönünden kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı vermek gerekmiş, açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kesin yetki dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli ... TL harçtan peşin olarak alınan ... TL harcın mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE, 5-Davalılar ... . ... Şti, kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap edilen ... TL maktu tek vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalılara VERİLMESİNE, Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.25/09/2020 Başkan ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Üye ... ¸E- İmzalı Katip ... ¸E- İmzalı

Atıf: Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2019/144, K. 2020/442, T. 25.09.2020, www.arakarar.com/karar/antalya-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2019-144-e-2020-442-k-7bd818921e18