İlk Derece Mahkemesi · Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/296 E. 2021/455 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2021/296
- Karar No
- 2021/455
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/296 Esas KARAR NO : 2021/455 DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 28/03/2018 KARAR TARİHİ : 03/06/2021 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin ... adli ticari işletmesi ile ... kapı, pencere, doğrama, imalat, satış vb. İşlerle uğraştığını, davalının da ... adli işletmesi ile ticari faaliyette bulunduğunu ve müvekkilinden çeşitli dönemlerde mal alışverişi yaptığını, son olarak müvekkilinden alüminyum plastik, profil, cam, kapı gibi malzemeler satın aldığını, ancak müvekkilinin tüm taleplerine rağmen davalının söz konuu mallarını bedelini ödemediğini, davalıya ürünlerin ve faturaların teslim edilmiş olmasına rağmen davalının bu güne kadar faturaların bedelini ödemediğini, bu nedenle davalı aleyhinde Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu belirterek haksız itirazın iptaline, takibin devamına, davalı borçlunun asıl alacak miktarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İş bu davanın yasaya ve usule aykırılık teşkil ettiğini, takibe konu faturaların kapalı fatura niteliğinde olduğunu, kapalı fatura, mal veya hizmet tesliminde müşterinin, mal veya hizmet bedelini, faturanın düzenlendiği anda ödemesi durumunda düzenlenen fatura olduğunu, tanımdan da anlaşılacağı üzere kapalı faturanın ticari örf, adet gereği ve yerleşik içtihatlara göre bedeli ödenen mal satımlarında düzenlendiğini, yine yerleşik içtihatlar ve ticari teamül gereği bir faturanın kapalı fatura şeklinde düzenlenmiş olması halinde, fatura bedelinin ödenmiş olduğuna karine teşkil ettiği, bu nedenle de ispat külfetinin davacı tarafta olduğunu, davacı tarafın, takip konusu yapmış olduğu faturaları kendisinin düzenlemiş olduğunu kabul etmekte olup firmanın kaşesinin üzerinde bulunan imza ile teslim alan ile teslim eden kısmında bulunan imzalar davalının aynı el ürünü olup davacı taraf tüm fatura içeriğini kabul ettiğini, müvekkilinin borcunu faturaların teslimi ile birlikte ödemiş olup tüm ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde iddia edildiği gibi bir borcun olmadığını, kaldı ki faturaların kesildiği tarih 2016 yılının sonu olmasına rağmen alacaklı olduğunu iddia eden davacı alacağı için 2018 yılında işlem yaptığını, gerçek bir alacağı olan kimsenin alacağını talep etmesi için bu kadar süre beklemeyeceğini, davacı yan işbu takip neticesinde tahsil etmiş olduğu fatura bedelinin tekrar tahsil etmeye çalıştığını, davacı tarafın, kapalı faturaya karşılık alacağı olduğuna ilişkin sunmuş olduğu hiçbir kesin delil bulunmadığını, davacı yanın bu faturanın kapalı fatura olduğunu bilmediği düşüncesi ile basiretli bir tacirin ileri sürebileceği bir iddia niteliğinde olmadığını belirterek sonuç olarak davanın reddine, davacı aleyhine alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava: Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasıdır. Antalya ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde: davacı alacaklı tarafça, borçlu davalı aleyhinde ...-TL asıl alacak, ...-TL asıl alacak ...-TL aylık % 8 vade farkı, ...-TL asıl alacak, ...-TL aylık % 8 vade farkı, ...-TL aylık % 8 vade farkı olmak üzere toplam ...-TL alacak üzerinden ilamsız icra takibine girişildiği, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi üzerine süresinde borçlu tarafından icra dairesine verilen itiraz dilekçesi ile borca itiraz edilerek takibin durdurulduğu anlaşılmıştır. Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi bakımından dosyamız mali müşavir bilirkişi ...'ya tevdi edilerek rapor aldırılmış bilirkişi ... havale tarihli raporunda: davacının işletme defterinin gelir kısmında 2016 ve 2017 yıllarında davalıya düzenlediği 6 adet toplam ... TL'lik faturasının kayıtlı olduğu, davacının işletme defteri tutmasından ötürü, işletme defterinden davalının yapmış olduğu ödemelerin tespitinin mümkün olmadığı, davacının inceleme günü tarafımıza sunmuş olduğu satış faturalarının yer aldığı klasörün incelenmesi neticesinde davacının düzenlediği tüm faturalarda imzaların faturaların iç kısmına atıldığı, ancak tahsilat yapılan faturalara tahsilat şekli(nakit, kredi karlı vb.) açıklamaların düşüldüğü, davacının davalıya düzenlediği yukarıda da dökümü verilen faturalardan ... tarihli ...-TL'lik fatura, ... tarihli ....-TL'lik fatura ve ... tarihli ... TL'lik faturaların tahsilat bilgilerinin üzerinde yazılı olmadığı ve ödendiğine dair bir evrakında sunulan klasör içerisinde olmadığı, bu faturaların toplamı ...-TL'nin de takibe konu edilen fatura toplanılan olduğu, davalının işletme defterinin gider kısmında 5 adet davacının düzenlediği ...-TL'lik fatura kaydı olduğu, davacının icra takibine konu ettiği 3 adet faturanın davalının işletme defterinde kayıtlı olduğu, ancak davalının işletme defteri tutmasından ötürü, işletme defterinden davacıya yapmış olduğu ödemelerin tespitinin mümkün olmadığı, davacının faturalarının tümünü kapalı fatura olarak düzenlediği ancak tahsil elliklerinde tahsilat şeklini belirtmiş olmasının davalı adına düzenlediği tahsil etmediğini belirttiği faturalarda da herhangi bir tahsil şekli yazmamasının davacının alacağını kanıtlayıp kanıtlamadığının değerlendirmesiıun sayın mahkemenize ail olduğu, bu durumun varlığının sayın mahkemenizce davacının alacağım kanıtladığı kanaatine varılacak olunursa davacının icra takibine konu ettiği kapalı fatura olarak düzenlediği ancak ödeme bilgilerinin olmadığı faturalar yönünden alacaklı olacağı tutarın ...-TL olacağı, bu durumun davacının alacağım kanıtlamayacağı kanaatine varılacak olunursa ise davacının alacağının olmayacağı, mahkemece davacının alacaklı olacağı kanaatine varılacak olunursa davacı yanın 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun 2. Maddesine göre takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz isteyebileceği hususunda görüş ve kanaat bildirmiştir. Rapora itiraz üzerine dosyamız rapor sunan bilirkişiye tevdi edilerek ek rapor aldırılmış aldırılan, ... tarihli ek rapora göre: davacı vekilinin ... tarihli rapora itiraz dilekçesi incelendiğinde yapılan itirazların tümü faturaların kapalı olarak değerlendirilmesinin yanlış olduğuna dayandığı, kök rapor hazırlanırken davacının sunduğu tüm satış faturaları incelenmiş ve davalıya ve diğer kişi ve firmalara düzenlenen tüm faturaların kapalı fatura olarak düzenlediği ancak tahsil ettiklerinde tahsilat şeklinin belirtilmiş olduğu tespit edildiği ve bu durumun davalı adına düzenlediği tahsil etmediğini belirttiği faturalarda da herhangi bir tahsil şekli yazmamasının davacının alacağını kanıtlayıp kanıtlamadığının değerlendirmesinin sayın mahkemenize ait olduğu değerlendirildiği, tarafınca kök raporda sanki faturalar kapalı fatura olarak değerlendirilmiş ve hiç alacak hesabı yapılmamış gibi itirazda bulunulduğunu, kök rapor hazırlanırken her iki tarafın kayıtlarının incelendiği ve her iki tarafın işletme defterinde davacının icra takibine konu ettiği 3 adet faturanın kayıtlı olduğu yani mal teslimi konusunda bir ihtilaf olmadığının da belirtildiğini, davacının düzenlediği faturaların fatura klasöründeki örneklerinin İkinci nüsha olmasından ve faturanın kaşe basılan kısmının davalıda olmasından Ötürü faturanın içine atılan imzanın üzerinde kaşe olup olmadığının değerlendirilmesinin yapılması mümkün olmadığı, bu nedenle davacı yanın itirazında bahsettiği faturanın iç kısmında kaşe olup olmadığına bakmadığımız itirazı yerinde olmadığı, ayrıca faturalar tekrar incelendiğinde icra takibine konu edilen üç adet fatura teslim eden teslim alan ve fatura içerisindeki imzaların benzer olduğu ancak imza bilirkişi olmamamızdan ötürü bu imzaların kime ait olduğu ile ilgili bir tespitin de tarafımızca yapılamayacağını, ayrıca faturanın iç kısmındaki imza fatura ve mallann teslimine ilişkin bir imza ise fatura düzenlendiğinde davacının faturanın üst kısmına atması gereken imzanın da olmadığı görüldüğünden ve imza incelemesi yapmak da uzmanlık alanımız dışında olduğundan kök raporda iç kısımda imza görülmesinden ve davacının düzenlediği tüm satış faturalarını bu şekilde düzenlediği görüldüğünden tespitin bu yönde yapıldığı, ancak tüm faturalarda tahsil şeklinin de yazdığı ve tahsil edilme bilgisi olmayan faturaların icra takibine konu edildiği görüldüğünden bu durumun davalı adına düzenlediği tahsil etmediğini belirttiği faturalarda da herhangi bir tahsil şekli yazmamasının davacının alacağını kanıtlayıp kanıtlamadıgınm değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu yönündeki görüş ve kanaatinin aynen devam ettiğini belirtmiştir. Mahkememizin... tarihli ... esas-... karar sayılı ilamında; Davanın konusu faturalarının kapalı fatura olarak düzenlendiği, faturalarda tahsil şeklinin de yazdığı ve tahsil edilme bilgisi olmayan faturaların icra takibine konu edildiği aldırılan raporlarda tespit edilmiş ise de, iş bu kayıtların davacı tarafça yazıldığı anlaşılmıştır. Bu sebep ile de faturaların kapalı olarak düzenlenmiş olması bedelin ödendiğine karine teşkil ettiğinden ve artık bu karinenin aksini iddia eden davacı alacaklının iddiasını yazılı şekillerle kanıtlaması gerektmektedir. Ancak davacı tarafça yazılı delillerle karinenin aksi ispat edilmediğinden davanın reddine karar vermek gerekmiş ve ayrıca girişilen icra takibinin de kötü niyetli olmadığı sonucuna varılmış, davalı vekilinin İİK'nın 67/2 maddesi uyarınca kötü niyet tazminatı talebinin reddine dair verilen hüküm ; davacı vekili tarafından istinaf edilmiş ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin ... tarihli ... esas-... karar sayılı ilamı ile" Davacı ile davalı arasında yazılı her hangi bir sözleşme düzenlenmemiştir. Davanın tarafları tacir olmadığı gibi, dava konusu ihtilaf da TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan değildir. Bu itibarla davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. 6102 Sayılı TTK'nın 6335 sayılı kanunla değişik 5. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Dava, 6335 sayılı Yasa ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi hükmünün yürürlüğe girdiği ... tarihinden sonra açılmıştır. Görev, 6100 sayılı HMK’nın 1. maddesi hükmü gereği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her safhasında kendiliğinden gözetilmelidir. Bu durumda mahkemece, davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiği gözetilerek göreve ilişkin dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir. Bu nedenle HMK'nın 355. maddesi delaletiyle HMK'nın 114/1-c bendi gereğince davanın görevsiz mahkemede görülerek sonuçlandırıldığı anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun resen nedenlerle kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin şimdilik bir inceleme yapılmadığından davacı vekilinin esasa yönelik istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. " gerekçesi ile kaldırılarak dosya mahkememize gelmiş, mahkememizin yukarıdaki esas numarasına kaydı yapılmıştır. Tüm bu açıklanan nedenlerle ve dosya kapsamına göre: Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin ... Hukuk Dairesinin ... tarihli ... esas-... karar sayılı ilamında da belirtildiği gibi Davacı ile davalı arasında yazılı her hangi bir sözleşme düzenlenmediği, davanın tarafları tacir olmadığı gibi, dava konusu ihtilaf da TTK'da yer alan mutlak ticari davalardan olmadığı, Bu itibarla davanın görülmesi gereken mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, 2-6100 sayılı HMK 20. Maddesi uyarınca iki haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde, dosyanın görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Varsa artan gider avansının dosyaya aktarılmasına, İki haftalık süre içerisinde dosyanı gönderilmesi için talepte bulunulmaması halinde mahkememizce resen davanın açılmamış sayılacağına karar verileceği hususunun ihtarına, 3-6100 sayılı HMK'nın 331. Maddesi gereğin harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemeye gönderilmesi halinde görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Davaya bir başka mahkemede devam edilmemesi halinde, davanın açılmamış sayılacağından yargılama giderlerinin mahkememiz dava dosyası üzerinden karara bağlanmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda , HMK 345. Maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 03/06/2021 Katip ... E-imzalıdır Hakim ... E-imzalıdır