İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/548 E. 2024/526 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2023/548
- Karar No
- 2024/526
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Dosya No: 2023/548 Esas - 2024/526 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2023/548 KARAR NO : 2024/526 HÂKİM : ..... KATİP : ..... DAVACI : ..... ..... VEKİLİ : Av. ..... ..... DAVALI : ..... ..... VEKİLİ : Av. ..... ..... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesi - Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerine Dayalı) DAVA TARİHİ : 04/08/2023 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 G.K. YAZIM TARİHİ : 26/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satım Sözleşmesi - Ayıba Karşı Tekeffül Hükümlerine Dayalı) davasının yapılan açık yargılaması neticesinde, aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. I) İDDİA : Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 25/02/2021 tarihinde imzalanan sözleşme doğrultusunda ... - ... unvanlı firma tarafından ..... imal edildiği; makinenin 27/07/2021 tarihinde müvekkil şirkete teslim edildiği; sözleşme konusu makinenin arızalanması ve bu arızanın firma tarafından giderilmediğinden müvekkili şirket tarafından .... Noterliğinin 04/10/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin keşide edildiği; ihtarnameye karşılık davalı tarafından .... Noterliğinin 07/10/2021 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi kapsamında, arızanın giderilemeyeceği yönünde cevap verildiği; arızanın giderilemeyeceği yönündeki cevap sonrası makinede arızanın tespiti için ..... D.İş. sayılı dosyası ile tespit davası açıldığı; bilirkişi raporu ile söz konusu makinenin arızasına ilişkin malzeme ve işçilik bedeli olmak üzere KDV hariç 315.800,00 TL olduğunun tespit edildiği; bu bedelin tahsili amacıyla ..... Esas sayılı dosyası kapsamında ilamsız icra takibi başlatıldığı; davalıya ödeme emrinin 25/10/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve davalı tarafından icra takibine yapılan itiraz sonucunda icra takibinin durdurulduğu; yapılan itirazın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu beyan edilmiş olup; davalı tarafından ..... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline; aynı zamanda davalının, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. II) SAVUNMA : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından üretilen makinenin garanti sözleşmesinin 25/02/2021 tarihinde akdedildiği; makinenin tanımının, kullanım alanlarının, teknik özelliklerinin, kullanım talimatlarının ve yedek parça temin sürelerinin açıkça belirtildiği; makinenin çalışır vaziyette teslim edildiği; makinenin tesliminin gecikmesinin tüm sorumluluğunun davacıda olduğu; makinenin gönderileceği yerin gösterilmemesi nedeniyle tesliminin geciktiği; makinede belirtilen ayıp ihbarının, yasal süresi içinde ve belirtilen şekillere uygun yapılmadığı; davacı tarafından kullanılan makinenin bakım sürelerinin aşıldığı ve gerekli zamanda gerekli parçalarının değiştirilmediği; makineye ait arabanın kırıma uğramasının sebebinin aşınan / biten fren balatalarının zamanında değiştirilmemesi olduğu beyan edilmiş olup; davanın reddine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. III) DELİLLER : ..... Esas Sayılı Dosyası Sureti. ..... Arabuluculuk Sayılı Arabuluculuk Dosyası. .... Noterliğinin 07/10/2021 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı İhtarname Örneği. .... Noterliğinin 077/10/2021 Tarih ve ... Yevmiye Numaralı İhtarname Örneği. ..... D.İş Sayılı Dosya Sureti. ..... Sayılı Yazısı. IV) DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : a) Dava Konusu Uyuşmazlığın Tespiti : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı ... A.Ş. ("davacı şirket" olarak anılacaktır), tarafından, davalı ...'ya ("davalı" olarak anılacaktır) yönelik açılan; ticari satım sözleşmesinde, ayıptan doğan tekeffül hükümlerine dayalı tazminat talebinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde, davalı tarafından sunulan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın; taraflar arasında, ... satımı ile ilgili olarak imzalanan "Ticari Satım Sözleşmesi" akabinde, yasal süreleri dahilinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı; dava konusu üründe açık/gizli ayıp bulunup bulunmadığı; söz konusu ayıp ile ilgili olarak, davalı şirketin mes'uliyeti bulunup bulunmadığı ve bulunmakta ise zararın miktarı ile bu doğrultuda davacı şirket tarafından ..... Esas sayılı dosyasında (ilgili İcra Dairesinin kapatılması akabinde dosya, ..... devredilerek, ..... Esas numarasını almıştır) başlatılmış olan icra takibinde davacı şirketin (icra takip tarihi itibariyle) 366.315,02 TL. (asıl alacak ve işlemiş faiz) alacağının mevcut bulunup bulunmadığı; icra takip tarihi öncesinde uygulanmış faizin doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, türü ve oranı ile icra takip tarihi sonrasında uygulanması gereken faizin türü ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarından ibaret olduğu anlaşılmıştır. b) Dava Şartları ve İlk İtirazların Değerlendirilmesi : Mahkememizce yürütülen yargılama kapsamında; öncelikle 6100 Sayılı HMK.'nın 114. maddesi uyarınca "dava şartlarının" mevcut bulunup bulunmadığı hususunda yapılan incelemede; dava şartlarında eksiklik bulunmadığı tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra "ilk itirazlar" hususunda yapılan incelemede; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında "yetki" veya "tahkim" ilk itirazlarında bulunulmadığı anlaşılmakla, bu hususta Mahkememizce herhangi bir inceleme yapılmamıştır. c) Ticari Satım Sözleşmelerinde, Ayıba Karşı Tekeffül Sorumluluğunun Hukuki Nitelendirmesi : Ayıba karşı tekeffül hükümlerinin uygulandığı uyuşmazlıklarda; tarafların "tacir sıfatını haiz" olması ve uyuşmazlığın "ticari nitelikteki satım sözleşmesinden" kaynaklandığının anlaşılması durumlarında; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerinin yanı sıra 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (özel hükümler içeren) 23/1. maddesinin (c) bendinin birlikte uygulanması gerekmektedir. Bu doğrultuda; "ayıba karşı tekeffül" müessesesi ile ilgili olarak öncelikle, mevzuat kapsamında yapılan düzenlemelere genel olarak değinilmesi önem arz etmektedir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Ayıptan Sorumluluk - Konusu - Genel Olarak" başlıklı 219. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. (2) Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sorumsuzluk Anlaşması" başlıklı 221. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "Satıcı satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise, ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Gözden Geçirme ve Satıcıya Bildirme" başlıklı 223. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. (2) Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Satıcının Ağır Kusurunun Sonuçları" başlıklı 225. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamaz. (2) Satıcılığı meslek edinmiş kişilerin bilmesi gereken ayıplar bakımından da aynı hüküm geçerlidir." 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Alıcının Seçimlik Hakları" başlıklı 227. maddesi, aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. (2) Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. (3) Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. (4) Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. (5) Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir." 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun "Ticari Satış ve Mal Değişimi" başlıklı 23. maddesi aşağıda belirtildiği şekildedir: "(1) Bu maddedeki özel hükümler saklı kalmak şartıyla, tacirler arasındaki satış ve mal değişimlerinde de Türk Borçlar Kanununun satış sözleşmesi ile mal değişim sözleşmesine ilişkin hükümleri uygulanır. a) Sözleşmenin niteliğine, tarafların amacına ve malın cinsine göre, satış sözleşmesinin kısım kısım yerine getirilmesi mümkün ise veya bu şartların bulunmamasına rağmen alıcı, çekince ileri sürmeksizin kısmi teslimi kabul etmişse; sözleşmenin bir kısmının yerine getirilmemesi durumunda alıcı haklarını sadece teslim edilmemiş olan kısım hakkında kullanabilir. Ancak, o kısmın teslim edilmemesi dolayısıyla sözleşmeden beklenen yararın elde edilmesi veya izlenen amaca ulaşılması imkânı ortadan kalkıyor veya zayıflıyorsa ya da durumdan ve şartlardan, sözleşmenin kalan kısmının tam veya gereği gibi yerine getirilemeyeceği anlaşılıyorsa alıcı sözleşmeyi feshedebilir. b) Alıcı mütemerrit olduğu takdirde satıcı, malın satışına izin verilmesini mahkemeden isteyebilir. Mahkeme, satışın açık artırma yoluyla veya bu işle yetkilendirilen bir kişi aracılığıyla yapılmasına karar verir. Satıcı isterse satış için yetkilendirilen kişi, satışa çıkarılacak malın niteliklerini bir uzmana tespit ettirir. Satış giderleri satış bedelinden çıkarıldıktan sonra artan para, satıcının takas hakkı saklı kalmak şartıyla, satıcı tarafından alıcı adına bir bankaya ve banka bulunmadığı takdirde notere bırakılır ve durum hemen alıcıya ihbar edilir. c) Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." Öğretide "ayıp" kavramı; "satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen niteliklerin, bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliği bulunmaması veya bulunmaması gereken bir kusurun/eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince üründen/hizmetten beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali" olarak tanımlanmakta olup; kendi içinde farklı sınıflandırmalara tâbi tutulmaktadır. Bu sınıflandırmaların ilkinde "ayıp" kavramı; maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde üçlü bir ayrıma tâbi tutulmaktadır. "Maddi ayıp", bir mal veya hizmette, fiziken hata bulunması hali; "ekonomik ayıp", mal veya hizmetin iktisadi vasıflarında eksiklik bulunması hali; "hukuki ayıp" ise mal veya hizmette fiziken ya da ekonomik ayıp bulunmamasına rağmen, hukuki nedenlerle mal veya hizmetten yararlanılamaması veya kullanılamaması halidir. İkinci sınıflandırma kapsamında ise "ayıp" kavramı; açık ayıp ve gizli ayıp olarak ikili bir sınıflandırmaya tâbi tutulmaktadır. Bu kapsamda; ayıbın "ilk bakışta" ya da "yüzeysel bir muayene ile" tespit edilebilmesi halinde "açık ayıp" kavramından bahsedilmektedir. Bununla birlikte; "durumun gerekli kıldığı muayene ile anlaşılamayan" ayıplar ise, "gizli ayıp" olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı TTK.'nın (tarafların, tacir sıfatını haiz olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı durumlarda uygulanması gerekli özel hükümlerin düzenlendiği) 23. maddesi kapsamında; "malın muayene ve ihbar yükümlülüğü" düzenlenmiştir. Alıcının iğfal edildiği durumlara münhasır olmak üzere ise, TTK.'nın 225. maddesi kapsamında; satıcı bakımından ağırlaştırılmış sorumluluğu içerir hüküm düzenlenmekte; alıcıyı iğfal etmiş olan satıcının, "ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacağı" belirtilmektedir. "Ayıba karşı tekeffül" müessesesinin şartlarının gerçekleştiği durumlarda; alıcının Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik haklarını kullanabilmesi, yine Kanun tarafından kendisine yükletilmiş külfetleri yerine getirmesine bağlıdır. Bu külfetler, "malın muayenesi" ve "tespit edilen ayıbın, satıcıya ihbarı" olarak düzenlenmiş olup; "Külfet" kavramının hukuki tanımının da dikkate alınması suretiyle alıcının, üzerine yüklenen külfetleri yerine getirmemesi halinde, Kanun tarafından kendisine tanınan seçimlik hakları kullanması imkanı bulunmamakta, alıcı tarafından "alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağı" hususu, yasal bir karine olarak karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda belirtilen açıklamalar kapsamında da belirtildiği üzere; "ayıba karşı tekeffül" müessesesinin, tacir sıfatını haiz taraflar arasında ve ticari nitelikteki satım sözleşmelerinden kaynaklandığı durumlarda, TBK.'nın genel hükümlerinin yanı sıra TTK.'nın 23/1 (c) maddesinde hükme bağlanan "özel hükümlerin de" birlikte uygulanması gerekmektedir. TTK.'nın 23/1 (c) maddesi kapsamında da belirtildiği üzere; uyuşmazlık konusu malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcının, "iki gün" içinde durumu satıcıya ihbar etme külfeti bulunmaktadır. Açıkça belli olmayan ayıplarda ise alıcı, emtiayı teslim aldıktan sonra "sekiz gün" içinde "muayene etmek veya ettirmek" ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğunun anlaşılması halinde, haklarını korumak için durumu, "işbu sekiz günlük süreç içerisinde satıcıya ihbar etmek" külfetleri altındadır. Bununla birlikte; emtiada mevcut bir "gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması" halinde ise; (TTK.'nın 23/1.c maddesi atfıyla) TBK.'nın 223. maddesi uygulama alanı bulacaktır. TBK.'nın 223/2. maddesinde; ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin "derhal" yapılması aksi halde alıcının, malı "ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacağı" belirtilmiştir. Son olarak; "ihbar külfetinin" yasal süre içerisinde yerine getirilip getirilmediğinin kanıtlanması hususunda ise, "ispat yükü" ile ilgili genel hükümlerin dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat Yükü" başlıklı 190. maddesi kapsamında belirtilen "(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." hükmü uyarınca ispat yükü; öncelikle davacı üzerindedir. d) Dava Konusu Uyuşmazlık İle İlgili Değerlendirme : Mahkememiz nezdinde ikame olunan davanın; davacı şirket tarafından, gerçek kişi tacir sıfatını haiz davalıya yönelik açılan, taraflar arasında akdedilen "Ticari Satım Sözleşmesi" konusu ürün ile ilgili olarak, ayıptan doğan tekeffül hükümleri uyarınca sözleşme konusu üründe bulunduğu iddia olunan maddi ayıbın tazmini talepli olarak başlatılan icra takibinde davalı tarafından sunulan İtirazın İptali Davası olduğu anlaşılmıştır. Tensip zaptını ve davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesini içeren "ön inceleme duruşma davetiyesi"; (6100 Sayılı HMK.'nın 317, 318, 140/5, 141, 147 ve 320. maddeleri uyarınca ihtarat içerir şekilde) davalıya 16/08/2023 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesi kapsamında; uyuşmazlık konusu makinenin tanımının, kullanım alanlarının, teknik özelliklerinin, kullanım talimatlarının ve yedek parça temin sürelerinin açıkça belirtildiğinin; makinenin çalışır vaziyette davacıya teslim edilmiş olduğunun; makinenin tesliminin gecikmesinin tüm sorumluluğunun davacıda olduğunun; makinenin gönderileceği yerin gösterilmemesi nedeniyle tesliminin geciktiğinin; makinede belirtilen ayıp ihbarının, yasal süresi içinde ve belirtilen şekillere uygun yapılmadığının; davacı tarafından kullanılan makinenin bakım sürelerinin aşıldığının ve gerekli zamanda gerekli parçalarının değiştirilmediğinin; makineye ait arabanın kırıma uğramasının sebebinin aşınan / biten fren balatalarının zamanında değiştirilmemesi olduğunun beyan edildiği ve anılan gerekçeler doğrultusunda davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Uyuşmazlık; tacir olan taraflar arasında akdedilen "ticari satım sözleşmesi" konusu "4 Türbünlü Mermer Kumlama Makinesinde" bulunduğu belirtilen maddi ayıp ile ilgili olarak, davacı şirket tarafından yasal süresinde ayıp ihbarında bulunulup bulunulmadığı; söz konusu üründe maddi ayıp bulunup bulunmadığı ve ayıp bulunduğunun tespit halinde tazmin miktarları noktasında toplanmaktadır. ... tarafından Mahkememize sunulan 18/01/2024 tarih ve ..... sayılı cevabi yazı kapsamında; davalı gerçek kişinin, bilanço usulüne göre defter tuttuğunun (dolayısıyla 1. Sınıf tüccar sıfatını haiz bulunduğunun) bildirildiği anlaşılmış olup; bu doğrultuda tarafların tacir olduğu ve uyuşmazlığın ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce, dava konusu uyuşmazlık hususunda yapılan değerlendirmede; Taraflar arasında, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan ve ayıptan doğan tekeffül hükümlerine dayalı uyuşmazlık bulunduğu; ... 18/01/2024 tarih ve ..... sayılı (davalı ... ile ilgili olarak düzenlenen) cevabi yazısının da dikkate alınması suretiyle, uyuşmazlığın her iki tarafının "tacir" sıfatını haiz olduğu; taraflar arasında akdedildiği anlaşılan ticari satım sözleşmesi uyarınca sözleşme konusu ürünün 27/07/2021 tarihinde davacı şirkete teslim edildiği; davacı şirket tarafından keşide edilen ..... Noterliğinin 04/10/2021 tarih ve ... yevmiye numaralı ayıp ihbarnamesi kapsamında, bizzat davacı şirket tarafından belirtilen "dava konusu makinenin, kurulduğu günden itibaren tam randımanlı olarak çalışmadığı ve taşların kumlanmasının tam olarak yapılamadığı" ifadesi dikkate alındığında, dava konusu üründe ayıp mevcudiyeti ile ilgili olarak (ayıbın açık veya gizli olduğunu tetkike mahal olmaksızın) davacı şirketin 27/07/2021 tarihi (ürünün kurulum tarihi) itibariyle bilgi sahibi olduğu; bununla birlikte davacı şirket tarafından yapılan ayıp ihbarının 04/10/2021 tarihinde (ayıbın tespitinden itibaren 3 aylık bir süreyi aşkın bir süre sonra) gerçekleştirildiği ve bu doğrultuda, davacı şirket tarafından TTK 23/1 (c) maddesinde belirtilen süreler dahilinde ayıp ihbarında bulunulmadığı anlaşılmakla; davanın reddine dair aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. V) HÜKÜM : (Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle) 1) Davanın REDDİNE, 2) Karar ve İlâm Harcı : Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 427,60 TL. harçtan, davacı tarafından yatırılmış bulunan 269,85 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye kalan 157,75 TL harcın; davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 3) Yargılama Gideri ve Gider Avansı : a) Davacı tarafından yatırılmış bulunan yargılama giderlerinin, davacı üzerinde BIRAKILMASINA, b) Arabuluculuk faaliyeti neticesinde, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığı anlaşıldığından; Arabuluculuk Yönetmeliği'nin 26/2. maddesi uyarınca .....bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, davacı taraftan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, c) Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye kalan kısmın; kararın kesinleşmesini müteakiben talep edilmesi halinde, HMK.'nın 333. maddesi uyarınca taraflara İADESİNE, 4) Vekâlet Ücreti : Davalı tarafın, kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3, 13. maddeleri uyarınca (Mahkememizce reddine karar verilen 366.315,02 TL üzerinden) takdir edilen 56.947,25 TL. vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ÖDENMESİNE, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı; davalı yönünden KESİN; davacı şirket yönünden, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren (2) hafta içerisinde; (Mahkememiz'e veya istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine dilekçe sunmak ya da tutanağa geçirilmek koşuluyla Zabıt Katibine sözlü beyanda bulunmak suretiyle) HMK'nın 345. maddesi uyarınca .....Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere, yapılan açık yargılamada karar verildi. 24/09/2024 Katip ..... Hâkim ..... ¸ ¸ Gerekçeli Karar