İlk Derece Mahkemesi · Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/381 E. 2024/100 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/381
- Karar No
- 2024/100
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/381 Esas - 2024/100 TÜRK MİLLETİ Adına Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA GEREKÇELİ KARAR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/381 KARAR NO : 2024/100 BAŞKAN : ... ÜYE : .. ÜYE :. ... KATİP :... DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVA : Tazminat / Kasko Sigorta Poliçesine Dayalı DAVA TARİHİ : 13/06/2022 KARAR TARİHİ : 15/02/2024 KARAR Y.TARİHİ : 16/02/2024 Mahkememizde görülmekte olan "Tazminat" davasının yapılan açık yargılamasının sonunda aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. I-İDDİALAR 1. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait olan ve davalı sigorta şirketine kasko sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün, 20.01.2022 tarihinde, direksiyon hakimiyetini kaybettiğini ve sürücü ... idaresinde olan ... plakalı araç ile çarpıştığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirket yetkilisi ve araç sürücüsü olan ...'in kusurlu olduğunu, araç üzerinde yapılan inceleme neticesinde yedek parça ve işçilik bedeli toplamının 814.739,25-TL +KDV tutarında olduğunun tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından kasko sigorta şirketine başvuru yapıldığını ve pert total işlemlerinin yapılmasının talep edildiğini ancak, davalı sigorta şirketinin kasko genel şartları doğrultusunda yükümlülüğünü yerine getirmeyeceğini müvekkili şirkete bildirdiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik; müvekkilinin maddi zararının ticari avans faizi ve faizi aşan soyut aşkın zarar ile birlikte davalı sigorta şirketinden tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile; davalarının 1.000,00-TL tutarında belirsiz alacak davası olduğunu, bu tutarın 800,00-TL'lik kısmının maddi zarara; 200,00-TL'lik kısmının ise müvekkilinin maddi zararının ticari avans faizi ile karşılanamayan ve faizi aşan, soyut aşkın zararının tazminine ilişkin olduğunu, müvekkilinin uğramış olduğu maddi zarara ilişkin talep ettikleri 800,00-TL'lik tutarı, 1.099.200,00-TL arttırarak 1.100.000,00-TL'ye çıkarttıklarını beyan etmiştir. II-SAVUNMALAR 3. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin .... Mahkemeleri olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacıya ait ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından ... numaralı Birleşik Kasko Sigorta Poliçesi ile 03/07/2021 - 03/07/2022 tarihleri arasında güvence altına alındığını, davacı tarafından müvekkili şirkete başvuru yapılması akabinde müvekkil şirket tarafından davacıya; hasarın belirtilen şekilde meydana gelmediğinin tespit edildiğinin belirtilerek talebinin reddedildiğinin bildirildiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı yanın, aracın ikinci el rayiç bedelinin dava tarihi itibari ile hesaplanması gerektiğine ilişkin talebinin kabulünün mümkün olmadığını, aracın hasar tarihindeki rayiç değerine kadar teminat altına alındığını, avans faizi talebinin reddi gerektiğini, davacı yanın, faizin yanında faizi aşan soyut aşkın zarar talebinde bulunduğunu, bu talebinin hiç bir hukuki dayanağı bulunmadığını, aşkın zarar talebinde bulunulabilmesi için öncelikle; temerrüte düşmüş muaccel bir para alacağın bulunması gerektiğini beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar 4. 20.01.2022 tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde kasko sigorta poliçesi sigortalı, davacı şirkete ait ... plakalı araç ile ... plakalı aracın karıştığı trafik kazasında davacı şirkete ait aracın hasarlandığı hususu çekişmesizdir. B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları 5. Uyuşmazlık, 20.01.2022 tarihli trafik kazasında davacıya ait araçta meydana gelen rizikonun/zararın kasko sigorta poliçesi teminat kapsamında kalıp kalmadığı ile buradan varılacak sonuca göre uğranılan zararın miktarı, yine davacının temerrüt faizi ile karşılanamayan munzam zararının bulunup bulunmadığı ile varsa sözkonusu zararın ispat edilip edilmediği ile varsa zararının tutarının ne kadar olduğu noktalarında toplanmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER 6. Kazaya karışan ... plakalı aracın ... numaralı Genişletilmiş Kasko poliçesi ile davalı ... AŞ. tarafından 03.07.2021-2022 tarihleri arasında geçerli araç başına maddi zararlar için rayiç bedeli kadar limit dahilinde sigortalandığı, sigortalının davacı ... Şirketi olduğu, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. 7. Kusur oranlarının tespitine yönelik olarak; a) 20.01.2022 Tarihli Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağının incelenmesinde; davacı şirkete ait ... plakalı araç sürücüsünün, .... . Caddede ilerlerken ana caddeye geçtiğinde yolun buzlu olması nedeniyle araç hakimiyetini kaybedip karşı araca çarpıp durduğunu beyan ettiği; dava dışı ... plakalı araç sürücüsü ...'in, ... caddesi istikametinden ... caddesi istikametine ilerlerken .... caddeden .... sokak istikametine giden aracın ön taraftan çarparak hasara neden olduğunu beyan ettiği görülmüştür. b) Mahkememizce Makine Mühendisi bilirkişiden alınan bilirkişi raporunda; 20.01.2022 tarihinde meydana gelen trafik kazasında; davacı şirkete ait ... plakalı araç sürücüsünün, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun, 52/b, maddelerini ihlal ettiği için trafik kazasının oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'in, kazayı önlemek adına, alabilecek tedbiri bulunmadığından dolayı, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre atfa kabil kusurunun bulunmadığı bildirilmiştir. 8. Tazminatın belirlenmesine yönelik; Mahkememizce alınan Sigorta Uzmanı bilirkişi rapor ve ek raporunun sonuç kısmında özetle; davaya konu aracın ....model, .... kilometrede olduğu, 20.01.2022 tarihli trafik kazası sonucunda aracın ön kısmından aldığı darbe neticesinde hasarlandığı, ... plakalı aracın hasarlı haliyle KDV dahil 500.000,00 TL'ye 31.03.2022 tarihinde satıldığı, dava konusu olayda ... plakalı aracın dava konusu kazadan önce, 23.04.2021 tarihinde kazaya karıştığı, yapılan araştırmalar neticesinde, kaza tarihinde 140.627 kilometrede olan ... plakalı dava konusu araçla eşdeğer özellikte olan hasarsız araçların fiyat tespitlerinde, satış ilanı bulunan araçların bedelleri göz önüne alındığında dava konusu aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, daha önce geçirmiş olduğu kazalar dikkate alınarak kaza tarihi olan 20.01.2022'de ikinci el piyasa rayiç bedelinin 1.600.000,00TL olacağı, ... plakalı aracın ön kısmından aldığı darbe ile ağır hasarlanmış olduğu, ekspertiz raporundaki onarım bedellerinin; araçtaki hasar ile uyum sağladığı, hesaplanan hasar bedelinin 2022 yılı rayiçlerine uygun ve kazalı aracın aldığı darbe ile uyumlu olduğu, zararın miktarına ilişkin belirlenen zarar kalemlerinin olayın oluşumuna uygun ve aracın hasarıyla uyumlu olduğu, araçtaki sovtaj bedelinin kaza tarihinde 500.000,00 TL mertebesinde olacağı, aracın hasarına bağlı olarak yedek parça teminine gidilmesi halinde yedek parça ve işçilik bedeli dahil onarımının KDV Dahil 714.246,38 TL olacağı, aracın onarımının ekonomik olmaması nedeniyle aracın tam hasar / pert-total işlemine tabi tutulmasının uygun olacağı, aracın kaza anındaki hasarsız ikinci el piyasa rayiç değerinin 1.600.000,00 TL, sovtaj bedelinin 500.000,00 TL olmasıyla, meydana gelen 1.100.000,00 TL olacağı bildirilmiştir. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE 9. Dava, kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 10. Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup davacıya ait aracın davalı şirket nezdinde kasko sigortası ile güvence altında olduğu ve 20.01.2022 tarihli rizikonun 03.07.2021/2022 tarihlerini kapsayan poliçe yürürlük süresi içerisinde meydana geldiği uyuşmazlık konusu değildir. 11. Davalı vekili cevap dilekçesinde yetkili mahkemenin .... Mahkemeleri olduğunu belirtmiş ise de; dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup HMK m. 15 hükmü uyarınca zarar sigortalarında rizikonun gerçekleştiği yerde davanın açılabileceği gibi davalı yerleşim yerinde davanın açılması olanağı bulunmakta olup yerleşik yargı kararları uyarınca davalı şirketin bölge müdürlüğünün .... 'da bulunduğu dikkate alındığında davalının yetki itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. 12. Sigorta şirketi vekili tarafından, miktar bakımından yapılan ıslah ile zamanaşımı def’inde bulunulmuş ise de, uyuşmazlıkta uygulanması gereken sigorta sözleşmesinden kaynaklanan davalarda TTK'nın 1420. ve 1427 maddeleri uyarınca alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl olarak düzenlenmiştir. Dava konusu riziko 20.01.2022 tarihinde gerçekleşmiş olup, davanın açıldığı tarih olan 13.06.2022 ve ıslah tarihi olan 07.11.2023 tarihi itibariyle 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır. 13. Davalı sigorta şirketi meydana gelen rizikonun, iddia edilen kazının meydana geliş şeklinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı ve böylece doğru ihbar yükümlülüğüne aykırı davranıldığı iddiası ile teminat kapsamı dışında olduğunu iddia etmektedir. 14. Mal sigortaları türünden olan kasko sigortası poliçesinin teminat kapsamını belirleyen .... maddesi uyarınca, aracın karayolunda veya demiryolunda kullanılabilen motorlu, motorsuz araçlarla çarpışması, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketli bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler ile fiil ehliyetine sahip olmayan kişilerin yol açacağı zararlar, aracın yanması, aracın veya araç parçalarının çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu oluşan maddi zararların bütününün sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. 15. Diğer taraftan, olay tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 1409/1. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı maddenin 2. fıkrası hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A. 5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir. 16. 6102 sayılı TTK’nın 1430 ila 1449. maddelerinde sigorta ettirenin borç ve yükümlülükleri düzenlenmiştir. Sigorta ettirenin beyan yükümlülüğü ise 1435 ila 1446. maddelerde hüküm altına alınmıştır. Sigorta ettiren, TTK’nın 1446. maddesi uyarınca riziko gerçekleştiğinde durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirme yükümlüğünde olup maddenin 2. fıkrasında ise yükümlülüğün yerine getirilmemesi veya geç yerine getirilmesinin ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olması halinde, kusurun ağırlığına göre, tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidileceği düzenlenmiştir. Kasko Sigortası Genel Şartları’nın B.1. maddesinde de rizikonun gerçekleşmesi halinde sigortalı veya sigorta ettirenin yerine getirmesi gereken yükümlülükler sayılmıştır. 17. Riziko gerçekleştiğinde sigorta ettirenin bildirim yükümlülüğünü düzenleyen 1446. maddenin 2. fıkrasında esasen kasıtlı şekilde ihbar yükümlülüğüne aykırı olarak teminat kapsamında olmayan rizikonun teminat kapsamında kalmasını sağlama amacıyla ihbar yükümlülüğüne aykırı davranılmasının yaptırımı düzenlenmemiştir. Sözkonusu düzenlemede ihlalin kusurlu olması ve sigortacının ödeme borcunun artmasına yol açılmış bulunması halinde kusurun ağırlığına göre tazminattan veya bedelden indirim yapılması öngörülmüştür (....). 18. Esasen taraflar arasında güven ve iyiniyet esasına dayanan sigorta sözleşmelerinde, gerek sigortalının gerekse sigortacının haklarını kullanırken ve yükümlülüklerini yerine getirirken iyiniyetli hareket etmesi, rizikonun gerçekleşmesinden sonra doğru ihbar yükümlülüğü altında bulunan sigortalının, bu yükümlülüğüne uyup uymadığının saptanmasında da bu ilkenin gözönünde tutulması gerekir. 19. ...’ın 6762 sayılı TTK’nın 1292. maddesinin uygulamasında, madde metnindeki yaptırım dışında ispat külfeti yönünden de bir sonuç doğuracağı sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre sigorta ettiren rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde imiş gibi ihbar ederse ispat yükü yer değiştirip oluşan rizikonun teminat içinde kaldığını ispat külfeti sigortalıya geçecektir (....). 6102 sayılı TTK’nın 1446. maddesindeki düzenlemenin büyük ölçüde 6762 sayılı TTK’nın 1292. maddesindeki düzenleme ile aynı yönde olduğu anlaşılmaktadır. 20. TTK m. 1409/2 hükmü uyarınca kural olarak, rizikonun teminat dışı kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Ancak öngörülen kural, rizikonun iyi niyet kurallarına uygun olarak ihbar edildiği haller için öngörülmüş olup sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve 6762 sayılı TTK’nın 1446. maddesinin uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyi niyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer. Ayrıca olayın davacı sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi hâlinde bile, iddia edilen bu oluş şekli Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5. maddesinde sayılan teminat dışında kalan hâllerden olmalıdır. 21. Bu durum karşısında, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde gerçekleştiğini ispat külfeti sigortacıda bulunmakta olup, sigortacının, rizikonun ihbar edilenden farklı şekilde meydana geldiğinin soyut iddialarla değil, somut delillerle kanıtlanması gerekmektedir. 22. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı, davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olan aracının çift taraflı trafik kazasında hasarlandığını ileri sürmüş; davalı ise, olayın sigortalının beyan ettiği şekilde meydana gelmediğini ve talebin poliçe teminatı kapsamı dışında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 23. Kazaya karışan araç sürülerinin olay yerini terk etmediği, kazanın kolluğa bildirildiği, kolluk görevlilerince kazaya karışan taraflarca trafik kazası tespit tutanağının tanzim edilmesi nedeni ile tutanak tanzim edilmediği, kazanın davalı sigortacıya kazanın ertesi günü ihbar edildiği, kaza anından sonra kaza yerine ilişkin fotoğrafların dosya kapsamında yer aldığı anlaşılmaktadır. 24. Mahkememizce tarafların delil olarak dayanmış olduğu bilirkişi incelemesi kapsamında bilirkişi heyetince düzenlenen raporda ihbar edilen kaza ile davacı sigortalıya ait araçta meydana gelen hasarın uyumlu olduğunun değerlendirilmiştir. 25. Davalı sigortacı, kazanın davacı sigortalının ihbar ettiği şekilde gerçekleşmemiş olduğunu ve ihbar edilen şeklin hayatın olağan akışına aykırı olduğu iddia etmiş ise de, somut her hangi bir vakıa ileri sürmediği, hayatın olağan akışına aykırılığı iddiasını destekler somut bir delil ortaya koymadığı gibi mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde meydana gelen hasarın kazanın ihbar edilen şekli ile uyumlu olduğu değerlendirilmiş, yine az yukarıda taraflarca tutulan kaza tespit tutanağı, olay yeri görüntüleri, olayın kolluğa bildirildiğine ilişkin kayıt ve kazadan hemen sonra ihbarın yapılmış olması nazara alındığında, somut olayda ispat yükünü yer değiştirecek bir durum bulunmamakla birlikte, davalı sigortacı tarafından zararın teminat dışında kaldığı somut delillerle ispatlanamamıştır. 26. Bu bakımdan Mahkememizce meydana gelen rizikonun teminat kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. 27. Öte yandan Kasko Sigortası Genel Şartları içeriğinde rayiç değerin hangi kriterlere göre belirleneceği 3.3. Sigorta Bedeli, Tazminatın Hesabı ve Ödenmesi başlığı altında “3.3.1. Sigorta Bedeli, 3.3.1.1.Sigorta şirketi aracı hasar tarihi itibariyle Rayiç değerine kadar teminat altına almıştır. Sigorta tazminatının hesabında sigortalı menfaatlerin rizikonun gerçekleşmesi anındaki rayiç değerleri esas tutulur. Rayiç değer için esas alınacak referansa veya Rayiç değeri belirleme yöntemine poliçede yer verilir. Bu yönde bir referans belirlenmemişse veya bu belirleme somut değilse .... belirlenerek ilan edilen riziko tarihi itibariyle geçerli rayiç değere ilişkin liste esas alınır” şeklinde düzenlenmiştir. 28. Kasko Sigortası Genel Şartları B.3.3.2.2.maddesi ise; “Onarım masraflarının zarar gören aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşması ve aynı zamanda eksper raporu ile aracın onarım kabul etmez bir hale geldiğinin tespit edilmesi durumunda, araç tam hasara uğramış sayılır. Bu durumda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda hurdaya ayrıldığına dair hurda tescil belgesi sigortacıya ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Onarım masrafları sigortalı aracın rizikonun gerçekleştiği tarihteki değerini aşsın veya aşmasın, ağır hasarlı aracın onarımının mümkün olduğunun eksper raporu doğrultusunda tespit edilmiş olması durumunda, aracın ilgili mevzuat doğrultusunda trafikten çekildiğine dair “trafikten çekilmiştir” kaşeli tescil belgesi sigorta şirketine ibraz edilmeden araç sahibine sigorta tazminatı ödenmez. Hak sahibinin aracın hasarlı haliyle sahibine terk edilmesine onay vermesi halinde aracın riziko tarihindeki rayiç değeri ile hasarlı hali arasındaki tutar kendisine tazminat olarak ödenebilir. Bu durumda ilgisine göre yukarıdaki paragraflarda düzenlenen usul çerçevesinde işlem yapılır. Hak sahibinin onayı ile aracı hasarlı haliyle sigortalıya terk ederek tazminatı ödemek isteyen sigortacı, tespit edip sigortalıya bildirdiği sovtaj bedelini bildirimden itibaren 1 aylık süreyle sınırlı olarak garanti etmiş sayılır. Kısmi onarımlarda parçaların sigorta şirketi tarafından tedarik veya tazmin edilmesi halinde hasarlı parçalar talep ettiği takdirde sigortacının malı olur.” düzenlemesini içermektedir. 29. Bu kapsamda aracın gördüğü hasar nedeniyle pert-total işlemi görmesi sonucu ödenecek tazminat kural olarak kaza tarihindeki aracın rayiç değeri olacak, ancak TTK ve Kasko Sigortası Genel Şartlarına aykırı olmamak kaydıyla taraflarca düzenlenmiş bulunan kasko poliçesi özel hükümleri de dikkate alınacaktır. 30. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde, 20.01.2022 kaza tarihinde ikinci el piyasa rayiç bedelinin 1.600.000,00.-TL, araçtaki sovtaj bedelinin kaza tarihinde 500.000,00.-TL mertebesinde olduğu, aracın hasarına bağlı olarak yedek parça teminine gidilmesi halinde yedek parça ve işçilik bedeli dahil onarımının KDV Dahil 714.246,38.-TL olacağı, aracın onarımının ekonomik olmaması nedeniyle aracın tam hasar / pert-total işlemine tabi tutulmasının uygun olacağının bildirildiği, aracın kaza anındaki hasarsız ikinci el piyasa rayiç değerinin 1.600.000,00.-TL, sovtaj bedelinin 500.000,00.-TL olması nedeniyle meydana gelen maddi hasar bedeli 1.100.000,00.-TL olarak belirlenmiştir. Mahkememizce bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli olduğu değerlendirilmiştir. 31. Davacı sigortalı yanca aracın hurda olarak satışının yapılmış olduğu dosya kapsamında yer alan belgelerden anlaşılmakla aracın sovtaj değerinin rayiç değerinden mahsubu sonucu belirlenen 1.100.000,00.-TL hasar tutarı davacının tazminat olarak talep edebileceği değerlendirilmiştir. 32. Munzam zarar talebi yönünden yapılan incelemede; 33. ... sayılı emsal/güncel ilamında da açıklandığı üzere; Uyuşmazlık konusunun temelini oluşturan munzam zarara ilişkin olarak, TBK’nın 122. maddesi “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” hükmünü haizdir. Bu hükümle uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmış olup mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (BK) 105. maddesi de bu hususta aynı yönde düzenleme içermektedir. 34. Munzam zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda munzam zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (...). Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. 35. Munzam zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, munzam zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; munzam zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun munzam zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur. 36. Munzam zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle munzam zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, munzam zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır. 37. Munzam zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira munzam zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak munzam zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan munzam zarardan sorumludur. 38. Munzam zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının munzam zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü munzam zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür. 39. Munzam zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür. 40. Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, munzam zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda munzam zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. 41. Munzam zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça munzam zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen munzam zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında munzam zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz (....). 42. Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını .... ’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez. 43. Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak munzam zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır. 44. Tüm dosya kapsamı, davacının dosyaya sunduğu delillerle, emsal ... Mahkemesi kararında munzam zararın giderilmesi gerektiği özetle belirtilse de davacının munzam zarar iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla; ispatlanamayan talebin reddine karar vermek gerekmiştir. 45. Sonuç olarak yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak davacının davasının kısmen kabulüne, dava dilekçesinde temerrüt tarihi ve faizin hangi tarihten itibaren işletileceğini sonuç talebinde belirtmemiş olduğu anlaşılmakla, dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, a-Kasko sigorta poliçesine dayalı tazminat isteminin kabulü ile 1.100.000,00.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, b-Munzam zarar tazmini isteminin REDDİNE, Karar ve İlam Harcı 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 75.141,00.-TL harçtan peşin ve ıslah harcı ile alınan 18.852,29.-TL harcın düşümü ile bakiye 56.288,71.-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, Yargılama Giderleri ve Gider Avansı 3-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri olarak 115,50.-TL, bilirkişi ücreti olarak 6.000,00.-TL yapılan toplam 6.115,50.-TL yargılama giderinin red/kabul oranına göre 6.114,50.-TL’nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan başvurma harcı, peşin harç, ıslah harcı ve vekalet harcı toplam 18.944,49.-TL yargılama harcının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Arabuluculuk Kanunu 18A/13 maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asagari Ücret Tarifesi uyarınca 1.560,00.-TL arabuluculuk ücreti giderinin red/kabul oranına göre 0,28 TL'sinin davacıdan, 1.559,72.-TL’sinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Taraflarca depo edilen varsa gider avansı ile delil avansından bakiye tutarların karar kesinleştiğinde HMK m. 333 ve Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmelik m. 207 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, Vekalet Ücreti 7-Davacı taraf kendini vekille temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 3, 13 maddeleri gereğince hesaplanan takdiren 151.000,00.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine, 8-Reddedilen kısım üzerinden hesaplanan 200,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren ... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile .... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 15/02/2024 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/02/2024 Başkan ... E-İmza Üye ... E-İmza Üye ... E-İmza Katip ... E-İmza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15 uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur"