İlk Derece Mahkemesi · Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/203 E. 2023/300 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2020/203
Karar No
2023/300
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN T.C. ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2020/203 Esas KARAR NO : 2023/300 HAKİM : ... ... KATİP : ... ... DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... -... DAVALI : ... - ... ... VEKİLLERİ : Av. ... -... Av. ... -... Av. ... -... DAVA : Alacak (Ticari Satıma Konu Malın İadesi) DAVA TARİHİ : 03/04/2020 KARAR TARİHİ : 27/04/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2023 Mahkememizde görülmekte olan alacak (ticari satıma konu malın iadesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili, davalıdan alınan 03/04/2018 tarih,... nolu ve 19.664,91-TL bedelli fatura kapsamı akrilik levhaların, müşteriye kurulumu esnasında üzerinde lekeler ve renk farklılıkların tespit edilerek karşı tarafa bildirildiğini, davacının sorumluluğu kabul etmemesi üzerine... firmasına tamir edilmesi için ücreti mukabilinde gönderildiğini, fakat tamir edilemediğini, sonrasında üretici “....” firması yetkilileri ile yapılan görüşmelerde davalının, müvekkilinin bilgisi haricinde A kalite ürünler yerine, ucuz ve hatalı olarak B kalite ürünleri sattığını ve bu sebeple meydana gelen hataların garanti kapsamında olmadığı bilgisine ulaşıldığını, davalı firmanın kusurlu davranışı nedeniyle ürünler kullanılamaz halde olduğundan müvekkilinin zarara uğradığını, toplam 19.664,91-TL bedelli ürünlerin davalı tarafından iade alınmadığını ileri sürerek, fatura bedelinin ve ayrıca ürünlerin tamiri için Almini firmasına ödenen 2.950-TL bedelin faizi ile birlikte ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili, ürünlerin satın alındığı 03.04.2018 tarihinde kontrol edilerek alınması ve ayıp olduğu fark edildiğinde satıcıya bildirilmesi gerektiğini, yaklaşık 8 ay geçtikten sonra 04.12.2018 tarihli ihtarname ile ayıp bildirimi yapıldığını ve iade talep edildiğini, bu ürünlerin kurulumdan önce işlemlerden geçtiğini, bu işlemlerin müşteri kurulumunda fark edilmesinin kabul edilemez olduğunu, müvekkilinin paketler halinde ... firmasından satın aldığı akrilik levhaları yine aynı davacı firmaya sattığını, dava konusu ürünlerin satıldığı şekilde ve ambalajında teslim edildiği sürece iade alınabileceğinin bildirildiğini, ürünlerin satın alınmasından itibaren aradan 8 ay gibi uzun bir süre geçmesi sonucu ve ürünlerin işlenerek müşteri kurulumunda fark edilmesi, orijinalliğinden uzaklaşmış olması neticesinde ürünlerin geri alınmasının mümkün bulunmadığını, davacı ile yapılan görüşmelerden anlaşıldığı üzere, davacı firmanın akrilik plaka imalatını ilk defa yapması nedeniyle yeterli bilgi, deneyim ve tecrübe bulunmadığından imalatları gerçekleştiremediğini, davacının kendi hatası ve tecrübesizliğinden kaynaklı yaşanan sorunlarda malzemeyi satın aldığı firmayı sorumlu tutmasının doğru olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. KANITLAR: 21/02/2020 tarihli Hukuk Uyuşmazlıklarında Ticari Dava Şartı Arabuluculuk Son tutanağı sureti sunulmuştur. 03/04/2018 tarihli e-fatura, 10/04/2018 tarih ve 010891 sına nolu irsaliyeli fatura suretleri ibraz edilmiştir. .... Noterliği'nin 04/12/2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname sureti sunulmuştur. Taraflar arasında e-mail yazışmaları ibraz edilmiştir. Talimat aracılığı ile dinlenen tanık ... beyanında, ....firmasında ... Bölge Müdürü olarak çalıştığını, kendilerinin üretici firma olduğunu, malları distiribütörler aracılığıyla satışa sunduklarını, davacının ürün satın almak istediğini, davacı firmayı davalı firmaya yönlendirdiklerini, ancak davalı firmada olan ürünlerin A kalite mi yoksa B kalite mi olduğunu bilmediğini, daha sonra 2018 Mart gibi işten ayrıldığını, 2019 Ekim'e kadar işe hiç dönmediğini bu tarihte de işten ayıldığını, davacı firma tarafından ürünlerde hata olduğuna ilişkin gönderilen resimleri hayal meyal hatırladığını, hatta gönderilen ürünler onlara mı aitti onları bile hatırlamadığını, ürünlerin üretimden kaynaklı mı yoksa stoklamadan kaynaklı veya başka bir nedenden mi kaynaklı hata olduğu veya hata olup olmadığı hususları değerlendirildiğini, bir sorun varsa bu sorundan kimin sorumlu olduğuna bakılıp ve bu şekilde sonuca varıldığını, distiribütör firmalara tek bir çeşit ürün satmadıklarını, kalite kalite ürün sattıklarını, davacı firmanın da hangi kalite ürün aldığını veya davalı firmanın hangi kalite adı altında davacı firmaya ürün sattığını bilmediğini beyan etmiştir. Mahkememizce dinlenen tanık ... beyanında, 2014-2019 yılları arasında davalı şirketle iş yapan ... firmasında satış yöneticisi olduğunu, anılan şirketin çalıştığı şirketin bayisi olduğunu, davacı şirketi de dolaylı olarak bildiğini, olayı hatırladığını, davacı şirketin satın aldığı akrilik levhalar kapsamında başvuruda bulunduğunu, kendileride şirket olarak inceleme yaptıklarını, o tarihte satın alınan levhalar üzerinde mi yoksa gönderilen fotoğraflar üzerinde mi tespit yapıldığını tam hatırlamadığını, ancak arkadaşlarının belirlemesine göre davacıya satılan ürün temin ettikleri, bayilere gönderdikleri garanti kapsamında olmayan A kalite ürünlerden olmadığı için ve B kalite ürün niteliğinde bulunduğundan bu tür yüzey problemlerinin olacağını, garantinin bulunmadığını, muhatabının da akidi satıcı davalı firma olduğunu davacıya bildirdiklerini, bildiği kadarıyla sonradan başka bir iletişimlerinin olmadığını, A kalite ürünlerde böyle bir sorun olsa zaten garanti kapsamında değişme olduğunu, akrilik plakalarda yüzey problemlerinin kolay kolay halletmek mümkün bulunmadığını, genelde böyle bir durum ortaya çıktığında o kısımlar kesilip geri kalan farklı şekilde değerlendirildiğini, aracı firmalara ürünleri gerek nitelikleri gerekse garantisi dahil olmak üzere teslim ettikleri emtianın bütün özelliklerini liste halinde bildirdiklerini, davacı garanti kapsamında bize başvurduğunda biz sorunu tespit ettikten sonra tekrar davalıya da dönerek önceki anlaşmaları kapsamında B kalite malların satışı ile ilgili sorunlarda garantinin olmadığını, son tüketici ile muhatabın kendileri olduğunu tekrar hatırlattıklarını, aracı firmaları illaki tüketiciyi aydınlatma yaptırımlarının olmadığını, garanti kapsamı ve nitelikleri konusunda aracı firmalarla anlaşmaları olduğunu, belli başlı aracı firmaların talebi üzerine fabrikadan B kalite olarak çıkan malzemeleri teslim edip satışa sunulması olayı mevcut olduğunu, bu ürünler genelde A kalite düzeyinde olmayan ürünler olduğunu, bunların satışında B kalite olduğu olabilecek sonuçları bilinerek bunlar satışa sunulduğunu, taraflar arasındaki satışın hangi ürünü kapsadığı konusunda bilgi sahibi olmadığını, A kalite ürün ile B kalite ürün arasında çeşitlerine göre gözle görülebilir hemde gözle görülemeyen farklılıkların olabileceğini, kalınlık problemleri genellikle gözle ayırt edilemeyebileceğini, yüzey problemlerinin de bu şekilde ayırt edilemeyebileceğini ancak ışık muayenesiyle bu durumun ortaya çıkabileceğini, yüzey problemi baştan beri mevcut olan problemler olduğunu, zaten yüzey problemi olanları ayrıt edip B kalite ayrımı yapıldığını, ışıkla muayene nasıl yapıldığını bilmediğini, olayın 2018 yalınında gerçekleştiğini beyan etmiştir. Metalurji ve Malzeme Mühendisi bilirkişi ile Nitelikli Hesap Uzmanı bilirkişisinden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor alınmış, anılan raporda; Dosyaya sunulan deliller, tanık ifadeleri ve taraflar arasındaki satıma konu olan ürünün niteliği dikkate alınarak yapılan inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; ürünlerdeki renk farklılığı probleminin, üretim kaynaklı olduğu, bu tip ayıpların tamir ile giderilmesinin mümkün olmadığı, söz konusu ayıbın, teslimat sırasında gözle tespit edilebilecek açık ayıp olduğu, ürünlerdeki ayıbın gizli ayıp olmaması nedeniyle teslimattan 8 ay sonra davacı tarafından yapılan ihbara ilişkin hukuki değerlendirmenin Mahkemeye bırakıldığı, ürünlerin hile ile satıldığı veya ağır kusurun olduğuna dair dosyada bir tespitin yapılamadığı, bu suretle davacının davalıdan alacağının bulunmadığı hususları görüş olarak açıklanmıştır. GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta davacının, davalıdan 03/04/2018 tarihinde akrilik levha satın aldığını, müşteriye kurulum sırasında üzerinde lekelerin ve renk farklılıklarının olduğunun tespit edildiğini, davalının yönlendirmesiyle tamir ettirdiğini, giderilmediğini, bilgisi haricinde A kalite emtia yerine B kalite satış yapıldığını, hile ve ağır kusurlu satışın bulunduğunu, 04/12/2018 tarihli ihtarnameye rağmen ayıplı ürünleri iade almadığını ileri sürdüğü, davalının ise, süresinde ihbar yapılmadığını, levhaların işlenmeden satımının yapıldığını, orijinal paketler halinde sattığını, 8 ay sonra bilidirimin kabul edilmez olduğunu savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, satış sözleşmesine konu akrilik levhaların ayıplı olup olmadığı, ayıplı kabul edilmesi halinde ihbar sürelerine uyulup uyulmadığı ve davacının tazminat isteme koşullarının bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesi hükmünde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı 2 gün içerisinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme soncunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrası uygulanacağı düzenlenmiştir. TBK'nun 223. maddesinin 2. fıkrasında ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak satılanda olağan bir gözden geçirme ile ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa hemen satıcıya bildirilmelidir. Bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır düzenlemesine yer verilmiştir. TBK’nın 225. maddesi gereğince ağır kusurlu olan satıcı, satılandaki ayıbın kendisine süresinde bildirilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kısmen de olsa kurtulamayacaktır. Satıcının ağır kusurlu olmadığı durumlarda tacirler arası satış sözleşmelerinde ayıp ihbarının yapıldığının ispatı ise TTK 18. maddesinin 3. fıkrası uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır. Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı TBK’nın 227. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarından birini kullanabilecektir. Alıcının sözleşmeden dönme seçimlik hakkını kullanması halinde ise TBK’nın 229. maddesi uyarınca, alıcı satıcıdan, ödemiş olduğu satış bedelinin, faiziyle birlikte geri verilmesi, satılanın tamamen zaptında olduğu gibi, yargılama giderleri ile satılan için yapmış olduğu giderlerin ödenmesi, ayıplı maldan doğan doğrudan zararının giderilmesini isteyebileceği gibi ayrıca satıcı, kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alıcının diğer zararlarını da gidermekle yükümlüdür. Ayrıca alıcı TBK’nın 230. maddesi uyarınca birden çok mal veya birden çok parçadan oluşan bir mal, birlikte satılmış olup da bunlardan bazıları ayıplı çıkarsa, dönme hakkı bunlardan ancak ayıplı çıkanlar için kullanılabilir. Dava konusu olayda satım sözleşmesi, taraf tacirler arasında 03/04/2018 tarihindeakdedilmiştir. Davacı taraf 10/4/2018 tarihli dava dışı firma tarafından düzenlenmiş tamirat faturası ibraz etmiş, bu firmaya davalı tarafından yönlendirildiğini iddia etmiştir. Ancak, davalı taraf, bu iddiayı kabul etmediği gibi gerek e-mail yazışmalarında gerekse ihtarname içeriklerinde bu yönde talimatına rastlanılmamıştır. Gerek bilirkişi raporundan gerekse taraf beyanlarından, satıma konu akrilik levhaların özellikli emtialar olduğu anlaşılmaktadır. Cama benzer özellik arz ettikleri belirlenmiştir. Denetime elverişli bilirkişi raporunda davacının iddia ettiği türden ayıbın ancak üretim sırasında oluşabileceği, şeffaf ambalajda satılan ürünlerde bunun açıkça görüneceği ve sonradan çıkmayacağı, ancak yanlış kullanıma bağlı çatlak (cracking), damlacık (leak) ve damarlanma (crezing) gibi hataların kullanıma bağlı gelişebileceği ve bunlardan da alıcının sorumlu olacağı, dava konusu olayda renk farklılığının bildirildiği, bu durumun üretim hatasından kaynaklandığı, tamiratla giderilemeyeceği, açık ayıp niteliğinde olduğu, gizli niteliğinin bulunmadığı, hile veya ağır kusurun varlığına dair dosyada kanıt olmadığı bildirilmiştir. Teknik yönden bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun görülmüştür.. Bu durum karşısında, satımın ticari nitelik taşıdığı, satıma konu akrilik levhaların cama benzer özellikler içerdiği, üzerindeki leke ve renk farklılıkların üretim hatasından kaynaklandığı, açık ayıp niteliğinde olduğu, tamiratla giderilemeyeceği, basiretli tacirin teslim aldıktan sonra olağan muayene ile bunu tespit edebileceği, 2 ve 8 günlük süreleri geçirdikten çok sonra e-mail yazışmaları yaptığı, 8 ay sonra da noter ihtarı çektiği, davalının satışa sunduğu emtianın davacı tacirce satın alındığı, nasıl bir hile ve ağır kusurun olduğunun ileri sürülüp kanıtlanmadığı, dosyada da hile ve ağır kusura yönelik bir durum tespit edilemediği, ileri sürülen bu ayıbın niteliği dikkate alındığında olağan bir muayene ile tespit edilebileceği, davacının yasal süresinde muayene edip veya ettirip davalı şirkete bildirmediği, haklarını kullanmadığı, bu haliyle satılanı kabul etmiş sayılacağı, davanın ispatlanmadığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere 1- Davanın reddine, 2-Alınması gerekli 179,90 TL harçtan peşin alınan 386,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 206,31‬ TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş bulunduğundan AAÜT uyarınca belirlenen 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde iadesine, 6-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, bu amaçla karar kesinleştiğinde işbu karar eklenmek suretiyle ilgili vergi dairesine yazı yazılmasına, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde ... Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/04/2023 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2020/203, K. 2023/300, T. 27.04.2023, www.arakarar.com/karar/ankara-2-asliye-ticaret-mahkemesi-2020-203-e-2023-300-k-55985cb005b7