Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/18188, 08.03.2017

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/18188
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

CENGİZ KOÇ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/18188)

Karar Tarihi: 8/3/2017

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir..

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 20/11/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Maliye Bakanlığı tarafından 22/5/1967 tarihinde Mardin Asliye

Hukuk Mahkemesinde hasımsız olarak açılan tapu tescili davası görevsizlik

nedeniyle Mardin Kadastro Mahkemesine gönderilmiş, anılan Mahkemede 1974/4

esasını alan davaya başvurucular Cengiz Koç, Yusuf Koç, Şehnaz Koç, Aysel

Gezer, İlhan Koç, Bayram Koç, Nurettin Koç, Şükrü Koç, Ayhan Yıldırım, Mehmet

Koç, Nursel Dağdelen, Kadriye Karaca, İbrahim Koç, Kasım Koç, Sevinç Adıyaman

ve Serdar Koç'un babaları ve başvurucu Hadice Koç'un mirasçısı olduğu eşinin

babası olan murisleri Ahmet Koç ile başvurucu İbrahim Adıyaman 1974 yılında

davacı sıfatıyla müdahil olmuşlardır. Yerel Mahkemece verilen kararların

müteaddit defalar Yargıtayca bozulduğu söz konusu

dava, yerel Mahkeme aşamasında derdest durumdadır.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

9. Mahkemenin 8/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

10. Başvurucular, makul sürede yargılanma ve mülkiyet haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

A. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

1. Başvurucu Sekine Koç

Yönünden

11. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihli

ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında

Kanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca Anayasa'da güvence altına

alınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi

(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki

herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkese

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıyla

medeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden dava

ehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,

25/12/2012, § 24).

12. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.

maddesinde yer alan "mağdur" kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da

ihmalden doğrudan etkilenen kişinin kast edildiğini belirtmiş (bkz. Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,

28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önce

ölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle, hukuken bir

başkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir

(Davut Kaya, Zöhre

Polat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).

13. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla

doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer."

.

14. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 43.

maddesi şöyledir:

"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarca

kararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanın

veya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesi

veya iflas etmesi durumlarında sona erer.

Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.

Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."

15. 6098 sayılı Kanun'un 513. maddesinin birinci fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,

vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ile

kendiliğinden sona ermiş olur."

16. 4721 sayılı Kanun'un

28. maddesine göre gerçek kişiler hakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle

sona ermekte olup ölüm ile kişiliği sona erenler için artık hak ve fiil

ehliyetine sahip olduklarından söz etmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı

Kanun'un anılan hükümlerinden anlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğan

vekâlet veren ile vekil arasında temsil yetkisine dair sözleşme, aksi

kararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça taraflarının

birinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerek

kalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman Uray, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).

17. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye

kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine, yargılama giderlerinin dışında,

ayrıca ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere

disiplin para cezasına hükmedilebilir."

18. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün

(İçtüzük) 83. maddesi şöyledir:

“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki

davranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit

edilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para

cezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”

19. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde bir

kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkça

öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasının

hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,

bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda

bireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve mahkemenin başvuruyu

gereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüye

kullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;

S.Ö., B. No: 2013/7087,

18/9/2014, § 28).

20. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan

maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,

başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi

verilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu

değerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında

mahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,

§ 29).

21. Başvuru konusu olayda başvurucu Sekine Koç 19/7/2012

tarihinde Avukat Mehmet Selim Temur'a vekâlet vermiştir. Başvurucu nüfus

kayıtlarına göre 18/11/2014 tarihinde vefat etmiştir. Başvurucu vekili

tarafından 20/11/2014 tarihinde başvurucunun adil yargılanma ve mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuru yapılmıştır. Başvuru

tarihinden itibaren geçen yaklaşık 2 yıllık sürede de Mahkemeye bir bildirimde

bulunulmamıştır.

22. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireysel

başvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafından

bireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman Uray, § 30).

23. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmiş

kişi adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılan bireysel

başvurunun, Sekine Koç yönünden başvuru

hakkının kötüye kullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.

24. Bu durumda Avukat Mehmet Selim Temur aleyhine, Anayasa

Mahkemesini yanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un

51. maddesi ve İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 500 TL disiplin para cezasına hükmedilmesi

gerekir.

2. Diğer Başvurucular

Yönünden

25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin de bulunmadığı anlaşılan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Esas Yönünden

26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra aşamasını

da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devam eden davalar

yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 50, 52).

27. Başvuruya konu dava, bir kısım başvurucuların murislerinden

intikalle takip etmekte oldukları bir uyuşmazlık olup bu yönüyle makul süre

değerlendirmesi bakımından dikkate alınacak sürenin başlangıç anı, mirasçının

yargılamaya katıldığı an değil somut olayda muris açısından değerlendirmeye

esas alınan sürenin başlangıç anıdır (Gülseren

Gürdal ve diğerleri, B. No: 2013/1115, 5/12/2013, § 51).

28. Başvuru konusu davanın açılış tarihi farklı olmakla beraber

başvurucu İbrahim Adıyaman ile diğer başvurucular murisi Ahmet Koç'un 1974

yılında verdikleri müdahale talepli dilekçe sonrasında, dâhili davacı sıfatıyla

yargılamada yer almaya başladıkları anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucular

açısından makul süre değerlendirmesinde dikkate alınacak sürenin başlangıç anı,

davanın açıldığı tarih değil usulüne uygun olarak müdahale talebinde bulunulan

1974 yılıdır (İsmail Özkan, B. No: 2012/367, 17/9/2013, § 25).

29. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

30. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda yaklaşık 43 yıllık yargılama

süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

31. Açıklanan gerekçelerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

32. Başvurucular, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazlarını

kullanamadıklarını belirterek Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

haklarının da ihlal edildiğini iddia etmişlerse de başvurucuların makul sürede

yargılanma haklarının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet haklarının ihlal edildiği yönündeki iddialarının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

33. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

34. Başvurucu İbrahim Adıyaman yalnızca ihlalin tespiti

talebinde bulunurken, diğer başvurucular şikâyet konusu yargılama sürecinin uzun

sürmesi nedeniyle taşınmazlarını kullanamadıklarını ve gelirlerinden

faydalanamadıklarını ileri sürerek maddi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

35. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

36. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucular her ne kadar taşınmazlarını

kullanamadıklarını belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuşlarsa da anılan

soyut ifadeler dışında uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarara ilişkin

herhangi bir bilgi ya da belge sunmamış olmaları nedeniyle maddi tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

37. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin

başvurucular Cengiz Koç, Yusuf Koç, Şehnaz Koç, Aysel Gezer, İlhan Koç, Bayram

Koç, Nurettin Koç, Şükrü Koç, Ayhan Yıldırım, Mehmet Koç, Nursel Dağdelen,

Kadriye Karaca, İbrahim Koç, Kasım Koç, Sevinç Adıyaman, Serdar Koç, Hadice Koç

ve İbrahim Adıyaman'a müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Başvurucu Sekine Koç adına vekâleten Av. Mehmet Selim

Temur tarafından yapılan başvurunun başvuru

hakkının kötüye kullanımı nedeniyle REDDİNE,

2. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesi uyarınca Avukat Mehmet Selim

Temur'un 500 TL disiplin para cezası ile CEZALANDIRILMASINA,

3. Kararın bir örneğinin Ankara Barosuna GÖNDERİLMESİNE,

B. Diğer başvurucular yönünden makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvurucuların maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucular Cengiz Koç, Yusuf Koç, Şehnaz Koç,

Aysel Gezer, İlhan Koç, Bayram Koç, Nurettin Koç, Şükrü Koç, Ayhan Yıldırım,

Mehmet Koç, Nursel Dağdelen, Kadriye Karaca, İbrahim Koç, Kasım Koç, Sevinç

Adıyaman, Serdar Koç, Hadice Koç ve İbrahim Adıyaman'a MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Mardin Kadastro Mahkemesine (E.2000/3)

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

8/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör Yrd.

:

Ceren Sedef

EREN

Başvurucular

:

1. Cengiz

KOÇ

2. Yusuf KOÇ

3. Şehnaz

KOÇ

4. Aysel

GEZER

5. İlhan KOÇ

6. Bayram

KOÇ

7. Hadice

KOÇ

8. Nurettin

KOÇ

9. Şükrü KOÇ

10. Sekine

KOÇ

11. Ayhan

YILDIRIM

12. Mehmet

KOÇ

13. Nursel

DAĞDELEN

14. Kadriye

KARACA

15. İbrahim

ADIYAMAN

16. İbrahim

KOÇ

17. Kasım

KOÇ

18. Sevinç

ADIYAMAN

19. Serdar

KOÇ

Vekili

:

Av. Mehmet

Selim TEMUR

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/18188, T. 08.03.2017, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-18188-basvuru-08-03-2017-ab5c9647299a