Anayasa Mahkemesi · İkinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/1064, 10.03.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
İkinci Bölüm
Esas No
2014/1064
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

YEMLİHAN YILDIZ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2014/1064)

Karar Tarihi: 10/3/2015

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 31/7/2006

tarihinde, Hani Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı ve Lice Kadastro Mahkemesinde devam

eden tapu iptali ve tescil davasında makul sürede yargılama yapılmadığını,

yargılama süresince taşınmazı kullanamadığını belirterek, adil yargılanma ve

mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebinde

bulunmuştur.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 27/1/2014 tarihinde

Lice Kadastro Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön

incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. İkinci

Bölüm Birinci Komisyonunca, 14/4/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesi

Bölüm tarafından yapılmak üzere, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

2/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 14/5/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru

formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi

ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 31/7/2006 tarihinde, Maliye Hazinesi aleyhine

Hani Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada, taşınmazın davalı adına olan tapu

kaydının iptali ile adına tescilini talep etmiştir.

8. Mahkemece, 27/9/2007 tarih ve E.2006/45, K.2007/74 sayılı

kararla davanın kısmen kabulüne, taşınmazın kısmen başvurucu adına tapuya

tesciline karar verilmiştir.

9. Temyiz istemi üzerine karar, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin

11/3/2008 tarih ve E.2008/976, K.2008/1318 sayılı ilâmıyla, eksik inceleme ile

hüküm kurulduğu gerekçesiyle bozulmuştur.

10. Mahkemece bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 17/7/2008 tarih ve E.2008/41, K.2008/25 sayılı kararla taşınmazın

bulunduğu yerde kadastro çalışmalarının başlaması nedeniyle Mahkemenin

görevsizliğine, dosyanın Hani Kadastro Mahkemesine devredilmesine karar

verilmiştir.

11. Hani Kadastro Mahkemesi, 18/5/2011 tarih ve E.2008/158,

K.2011/11 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne hükmetmiştir.

12. Temyiz istemi üzerine söz konusu karar, Yargıtay 16.

Hukuk Dairesinin, 19/4/2012 tarih ve E.2011/7240, K.2012/3642 sayılı ilâmıyla

bozulmuştur.

13. Mahkeme bozma ilâmına uyarak yargılamaya E.2012/7 sayılı

dava dosyası üzerinden devam etmekte iken Hani Kadastro Mahkemesinin

kapatılması üzerine, Lice Kadastro Mahkemesinin E.2013/230 sayılı dava

dosyasında yargılamaya devam edilmiştir.

14. Başvurucu, 27/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

15. Lice Kadastro Mahkemesi, 21/2/2014 tarih ve E.2013/230,

K.2014/10 sayılı kararıyla davanın kabulüne hükmetmiştir.

16. Temyiz üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 30/12/2014

tarih ve E.2014/8875, K.2014/16426 sayılı ilâmıyla karar düzeltilerek

onanmıştır.

17. Onama kararı taraflara tebliğ aşamasındadır.

B. İlgili

Hukuk

18. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 30. maddesi ile 21/6/1987 tarih ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun

25. maddesinin birinci fıkrası, 28. maddesinin birinci fıkrası, 29. maddesinin

birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 30. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları, 32. maddesinin birinci fıkrası ve 36. maddesinin birinci fıkrasının

son cümlesi (Bkz. B.No:

2012/12, 17/9/2013, §§ 16-22), 22/11/2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

716. maddesi.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19. Mahkemenin 10/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 27/1/2014 tarih ve 2014/1064 numaralı başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

20. Başvurucu, 31/7/2006 tarihinde, Hani Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı ve Lice Kadastro Mahkemesinde devam eden tapu iptali ve

tescil davasının makul sürede tamamlanmadığını, taşınmaza kısmen okul

yapıldığını ve taşınmazı kullanamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda,

başvurucunun yargılamanın uzunluğuna ilişkin şikâyetinin açıkça dayanaktan

yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka

bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Başvurucu, 31/7/2006 tarihinde, Hani Asliye Hukuk

Mahkemesinde açtığı ve Lice Kadastro Mahkemesinde devam eden tapu iptali ve

tescil davasının makul sürede tamamlanmadığını ve bu sürede taşınmazı

kullanamadığını belirterek, mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

23. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,

26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)

kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan

alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil

yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin

6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer

vermektedir Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı

da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

24. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45)

25. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Asliye Hukuk Mahkemesi

nezdinde açılan tapu iptali ve tescil davasının görevsizlik kararı ile Kadastro

Mahkemesine devredilmiş olduğu görülmekle, 3402

sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen

somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir

yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

26. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

31/7/2006 tarihidir.

27. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

28. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun Maliye Hazinesi adına tescil edilmiş bir taşınmaza

ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil talebi olduğu,

dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespit çalışmaları yapılması üzerinde

dosyanın görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine devredildiği, Mahkemece

verilen kararların iki kez Yargıtay incelemesinden geçerek bozulduğu, Mahkemece

verilen son kararın temyiz incelemesi sonucu Yargıtay 16. Hukuk Dairesince

30/12/2014 tarihinde düzeltilerek onandığı, onama kararının taraflara tebliği

sürecinin devam ettiği, sonuç olarak yargılamanın iki dereceli bir yargılama

sisteminde yaklaşık dokuz yıldır sürdüğü anlaşılmıştır.

29. İlgili yargılama evrakının incelenmesinden, başvuruya

konu yargılama sürecinin kısmen Asliye Hukuk kısmen Kadastro Mahkemesi önünde

sürdüğü görülmekle, 3402 sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkları konu alan yargılama

faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren

6100 sayılı Kanun’a tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve 3402

sayılı Kanun’da yer alan özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30.

maddesinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§ 17).

30. Kadastro mahkemesi ve 6100 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama

usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati temin etmeye hizmet

eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önünde bulundurularak makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 54-64; B. No: 2012/12, 17/9/2013, §§ 53-62; B. No: 2013/1115, 5/12/2013, §§ 60-67; 2012/673, 19/12/2013, §§ 37-43).

31. Başvuruya konu davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık nitelikte

olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak bakıldığında, 3402 sayılı

Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi bir yargılama sürecine ilişkin somut

başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı

ve yaklaşık dokuz yıldır devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

33. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle taşınmazı

kullanamadığını belirterek, Anayasa’nın 35. maddesinde tanımlanan mülkiyet

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş olup, başvurucunun makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde yukarıda yer verilen tespitler

ışığında, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının ayrıca

değerlendirilmesine gerek görülmemiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

34. Başvurucu, yargılamanın makul sürede tamamlanmaması

nedeniyle taşınmazını kullanamadığını ve gelirlerinden istifade edemediğini

belirterek, maruz kaldığı zarar karşılığı 75.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

35. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama

Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

36. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin yaklaşık

dokuz yıldır devam eden yargılama süresi nazara alındığında, başvurucunun

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 6.650,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

37. Başvurucu tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuş

olup, mevcut başvuruda Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği tespit edilmiş

olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında

illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucunun maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

38. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

39. Başvuruya konu yargılamanın yaklaşık dokuz yıldır devam

ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği gözetilerek,

anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama dosyasında, hukuka,

adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam etmesinin önlenmesi

amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesine

gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 6.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 206,10 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.706,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili

Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Celal Mümtaz AKINCI

Raportör

:

Murat AZAKLI

Başvurucu

:

Yemlihan YILDIZ

Vekili

:

Av. Mehmet AYATA

Atıf: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, B. No: 2014/1064, T. 10.03.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-ikinci-bolum-2014-1064-basvuru-10-03-2015-04351aecc0a5