Anayasa Mahkemesi · Genel Kurul

Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, B. No: 2013/1013, 02.07.2015

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Genel Kurul
Esas No
2013/1013
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

GENEL KURUL

KARAR

MEHMET GÜVEN ULUSOY BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2013/1013)

Karar Tarihi: 2/7/2015

R.G. Tarih- Sayı: 11/8/2015-29442

GENEL KURUL

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, alacak davasına

ilişkin yargılama sürecinde Yargıtayın, tarafların

talebi olmadan kendiliğinden karar düzeltme incelemesi yaptığı ve bu incelemede

“feragat”e ilişkin kanun hükümlerini

yanlış yorumladığı ayrıca yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı nedenleriyle

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla ilgilidir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 24/1/2013

tarihinde Kadıköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari

yönden yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir durumunun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü

Komisyonunca 21/2/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Adalet Bakanlığına, başvuru

konusu olay ve olgular bildirilmiş, başvuru belgelerinin birer örneği görüş

için gönderilmiştir. Başvurucu, Adalet

Bakanlığının 15/9/2014 tarihli görüşüne karşı

beyanlarını 9/10/2014 tarihinde sunmuştur.

6. İkinci Bölümün 10/6/2015 tarihinde yaptığı toplantıda başvurunun niteliği

itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28. maddesinin (3)

numaralı fıkrası uyarınca başvurunun görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu aleyhine, Kadıköy

2. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2001/537 sayılı dosyasında açılan davada;

davacı C.U., başvurucu tarafından haksız alınıp

doldurulmuş iki adet çekten dolayı başvurucuya borçlu olmadığının tespitine

karar verilmesini talep ettikten sonra yargılama devam ederken delillerin

toplanması aşamasında davadan feragat etmiş, bunun üzerine Kadıköy 2. Asliye

Ticaret Mahkemesi, 27/9/2002 tarihli kararında feragat nedeniyle davanın

reddine hükmetmiştir.

9. Başvurucu, 3/11/2004

tarihinde Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açtığı alacak davasında, C.U.’dan borcu karşılığında aldığı

çekin karşılıksız çıkması üzerine icra takibi başlattığını ancak çekin

zamanaşımına uğradığının tespiti üzerine takibin iptal edildiğini belirterek

borç olarak verdiği paranın ticari faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

10. Kadıköy 4. Asliye Ticaret

Mahkemesi, 30/6/2005 tarihli ve E.2004/1535,

K.2005/486 sayılı kararla, aynı çekten dolayı davalı C.U.’nun,

borçlu olmadığının tespitine ilişkin, Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin

E.2001/537 sayılı dosyasında açtığı davadan feragat ettiğini, bu nedenle söz

konusu davanın reddine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini, bu durumda

davalının çekten dolayı borçlu olduğunun kabulünün gerektiğini belirterek

başvurucunun açtığı davanın kabulüne hükmetmiştir.

11. Temyiz incelemesi sonucunda

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 9/2/2007 tarihli ve

E.2006/16291, K.2007/1615 sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararını

onamıştır.

12. Aynı Daireye yapılan karar

düzeltme istemi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, 29/4/2010

tarihli ve E.2010/3039, K.2010/5858 sayılı ilam ile “… Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin E.2001/537 sayılı dosyasında

C.U. tarafından açılan, iki adet çekten dolayı borçlu olmadığının tespiti

talepli davada, davacı C.U. vekili 22/10/2002 tarihli

duruşmada ve 21/10/2002 tarihli dilekçesinde, davadan feragat ettiğini

bildirmiştir. Bu çeklerden bir tanesi bu davanın konusu olan çektir. Ancak

davacı C.U. vekili davadan feragat beyanında, İstanbul 6. İcra Tetkik Merciinin

E.2002/703 sayılı, davamızın konusu olan çeke ilişkin icra takibinin (2001/1233

sayılı) iptali kararının Yargıtay tarafından onandığını, bu nedenle davanın

konusu kalmadığı için davadan feragat ettiğini belirtmiştir. Davalı C.U.’nun anılan dosyadaki feragat beyanı, hakkın özünden feragat

niteliğinde değildir. Gerçekten de esas haktan feragatın

açık bir şekilde yapılması gerekli olduğundan, davalı tarafından hakkın özünden

asıl haktan da feragat anlamında değildir. Mahkemenin aksi yöndeki kabulünde

isabet bulunmamaktadır. Bu durumda zamanaşımına uğrayan çekin, HUMK’un 292. maddesi gereğince yazılı delil başlangıcı

olarak kabulü ile tanık da dâhil, tarafların tüm delilleri toplanarak ve

değerlendirilerek, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekir. Kararın bu

nedenle bozulması gerekirken, zuhulen onandığı bu kez

yapılan inceleme ile anlaşıldığından…” şeklindeki gerekçeyle onama

kararının kaldırılıp hükmün bozulmasına karar vermiştir.

13. Kadıköy 4. Asliye Ticaret

Mahkemesi bozma kararına uyarak yaptığı yargılama sonucunda, 13/10/2011

tarihli ve E.2010/749, K.2011/865 sayılı kararı ile dinlenen davacı

tanıklarının temel ilişkiden doğan alacağın varlığı yönünde inandırıcı beyanda

bulunmadıklarını ve davacı tarafça yemin deliline de dayanılmadığını belirtmiş

ve davanın reddine karar vermiştir.

14. Temyiz incelemesi sonunda

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 29/2/2012 tarihli ve

E.2011/20523, K.2012/4830 sayılı ilamı ile ilk derece mahkemesinin kararını

onamış, karar düzeltme istemini de 13/11/2012 tarihli ve E.2012/24305,

K.2012/25424 sayılı ilamı ile reddetmiştir.

15. Bu karar, başvurucuya 27/12/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu, 24/1/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

18. 6100 sayılı Kanun’un “Davanın geri alınması” kenar başlıklı

123. maddesi şöyledir:

“Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık

rızası ile davasını geri alabilir.”

19. 6100 sayılı Kanun’un “Davadan feragat” kenar başlıklı 307.

maddesi şöyledir:

“Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen

veya tamamen vazgeçmesidir.”

20. 6100 sayılı Kanun’un “Feragat ve kabulün sonuçları” kenar

başlıklı 311. maddesi şöyledir:

“Feragat ve kabul,

kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. İrade bozukluğu

hâllerinde, feragat ve kabulün iptali istenebilir.”

21. 6100 sayılı Kanun’un geçici

3. maddesi şöyledir:

“(1) Bölge adliye

mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli

Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve

Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi

uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama

tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin

uygulanmasına devam olunur.

(2)Bölge adliye

mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna

başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten

önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.”

22. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı

mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun, 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile

değiştirilmeden önceki 440. maddesi şöyledir:

“Yargıtay kararlarına

karşı tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün içinde aşağıdaki sebeplerden dolayı

karar düzeltilmesi istenebilir;…”

23. 1086 sayılı mülga Kanun’un

5236 sayılı Kanun ile değişiklikten önceki 442. maddesi şöyledir:

“…Şu kadar

ki iki taraftan biri tashihi karar ettiği halde arzuhal suretinin tebliği

tarihinden itibaren on beş gün içinde diğer taraf gerek mahsusen ita edeceği

arzuhalde ve gerek asıl arzuhale cevaben vereceği layihada itirazatını

beyan ile tashihi karar talep edilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

24. Mahkemenin 2/7/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

24/1/2013 tarihli ve 2013/1013 sayılı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu, 3/11/2004 tarihinde Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde

açtığı alacak davasına ilişkin yargılamada Yargıtayın,

tarafların talebi olmadan kendiliğinden karar düzeltme incelemesi yaptığını ve

incelemesinde “feragat”e ilişkin kanun hükümlerini

yanlış yorumladığını, ilk derece mahkemesi tarafından da bu yoruma uyulduğu

için hakkaniyete aykırı olarak talebinin reddedildiğini ve yargılamanın makul

sürede sonuçlanmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

26. Başvurucu, Kadıköy 4. Asliye

Ticaret Mahkemesinde açtığı alacak davasında verilen karar sonucu yapılan

temyiz incelemesinin ardından Yargıtayın, tarafların

talebi olmadan karar düzeltme incelemesi yaptığını ve bu inceleme sonucunda ilk

derece mahkemesince verilen hüküm ile lehine sonuçlanıp Yargıtay onamasından

geçen kararın ortadan kaldırıldığını, ardından bu ilama uyularak verilen ve

kesinleşen hüküm ile de davasının hakkaniyete aykırı olarak reddedildiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

27. Adalet Bakanlığı; görüşünde,

karar düzeltme yoluna taraflardan birinin talebi olmadan gidilemeyeceğini

belirtmiş, başvurucunun iddiasının aksine davalı tarafın karar düzeltme

talebinde bulunduğunun, başvurucunun da davalının karar düzeltme dilekçesine

karşı cevap hakkını kullandığının tespit edildiğini bildirmiştir.

28. Başvurucu, şikâyetinin bu

kısmına ilişkin Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

29. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Başvuru hakkının kötüye kullanılması"

kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

"Bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,

yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin Türk

Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."

30. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün “Başvuru

hakkının kötüye kullanılması” kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:

“Başvurucunun

istismar edici, yanıltıcı ve benzeri nitelikteki davranışlarıyla bireysel

başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespit edilmesi hâlinde başvuru

reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin

Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasıyla cezalandırılmasına

karar verilir.”

31. İlgili düzenlemeler

vasıtasıyla, genel hukuk teorisinde bir kamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve

genel olarak bir hakkın açıkça öngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara

sokacak şekilde kullanılmasının hukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade

eden hakkın kötüye kullanılmasının, bireysel başvuru alanında özel olarak ele

alındığı görülmektedir. Bu bağlamda bireysel başvuru usulünün amacına açıkça

aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyu gereği gibi değerlendirmesini engelleyen

davranışların, başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirilmesi

mümkündür (S.Ö.,

B. No: 2013/7087, 18/9/2014, § 28).

32. Bu kapsamda

özellikle, Mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçek olmayan maddi vakıalara

dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması, başvurunun

değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgi verilmemesi,

başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusu değerlendirmeyi

etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkında Mahkemenin

bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaat

oluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmak

kaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veya

tahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamında

ihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçla

bağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda, başvuru

hakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (S.Ö., § 29).

33. Somut

başvuru açısından başvurucunun, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 9/2/2007

tarihli onama ilamının ardından talep olmadan karar düzeltme incelemesi

yapıldığı yönündeki iddiasının gerçeği yansıtmadığı zira Kadıköy 4. Asliye

Ticaret Mahkemesinin 30/6/2005 tarihli kararının, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin

9/2/2007 tarihli ilamı ile onanmasının ardından davalı tarafça 1/7/2007 tarihli

dilekçe ile karar düzeltme talebinde bulunulduğu, bu dilekçenin başvurucuya

6/7/2007 tarihinde tebliğ edildiği ve başvurucunun davalının karar düzeltme

talebine cevap verdiği anlaşılmıştır.

34. Açıklanan nedenle, başvurucu

tarafından ileri sürülen iddianın yanıltıcı beyan niteliğinde olduğu, başvuruya

konu yargılama dosyası incelendiğinde aslında karar düzeltme başvurusunun

gerçekleştiği anlaşıldığından başvurunun“başvuru hakkının kötüye kullanımı” nedeniyle reddine karar

verilmesi gerekir.

35. Başvurucu

aleyhine, başvuru hakkının kötüye kullanılması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un

51. maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 83.

maddesi uyarınca takdiren 500,00 TL disiplin para

cezasına hükmedilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurunun, “başvuru hakkının

kötüye kullanılması” nedeniyle REDDİNE,

B. 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca

500,00 TL disiplin para cezasının başvurucudan TAHSİLİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA,

2/7/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Zühtü ARSLAN

Başkanvekili

:

Alparslan ALTAN

Başkanvekili

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Serruh KALELİ

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

Engin YILDIRIM

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Celal Mümtaz AKINCI

Erdal TERCAN

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Hasan Tahsin GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

İsmail Emrah PERDECİOĞLU

Başvurucu

:

Mehmet Güven ULUSOY

Vekil

:

Av. Ali Rıza KALAYCIOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Genel Kurul, B. No: 2013/1013, T. 02.07.2015, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-genel-kurul-2013-1013-basvuru-02-07-2015-f23347bf1f53