Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/27745, 14.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2018/27745
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

BAHRİ ÖZARSLAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2018/27745)

Karar Tarihi: 14/10/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru; imar planında taşınmazın önce kamu hizmeti

alanına ayrılması, sonra da imar durumunun özel sağlık alanı olarak

belirlenmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, yargılamanın uzun sürmesi

nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 13/9/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 71.

maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun içtihadın oluştuğu alana

ilişkin olduğu değerlendirilerek Bakanlık cevabı beklenmeden incelenmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucular Çankaya ilçesi, Çukurca Mahallesi'ndeki

taşınmazda hissedardır. İmar planında taşınmaz sağlık alanı vasfıyla

kamu hizmeti alanına ayrılmıştır. Taşınmazın kamulaştırılması istemiyle Ankara

Büyükşehir Belediyesine (Belediye) başvurulmuş fakat bu yoldan bir sonuç elde

edilememiştir.

9. İmar planında kamu hizmeti alanına ayrılan taşınmazın

rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle Belediye aleyhine 2/5/2011 tarihinde

kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davası açılmıştır.

10. Belediye tarafından 9/1/2013 tarihinde onaylanan imar

planı değişikliğiyle taşınmazın vasfı özel sağlık alanı olarak

değiştirilmiştir.

11. Ankara 22. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından

25/12/2013 tarihinde yargı yolu nedeni ile görev yönünden dava dilekçeleri

reddedilmiştir. Kararda fiilî el atmanın bulunmadığı hâllerde tazminat istemini

içerir davalara bakma görevinin idari yargıda olduğu ifade edilmiştir.

12. Başvurucular 3/3/2014 tarihinde kararı temyiz

etmiştir.

13. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 23/10/2014 tarihinde temyiz

talebini reddetmiştir.

14. Başvurucular, görev yönünden reddedilen davalarını

23/12/2014 tarihinde idare mahkemesinde açmıştır.

15. Ankara 7. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 22/12/2016

tarihinde davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde karar

vermiştir. Kararda 7/9/2016 tarihinde yürürlüğe giren 20/8/2016 tarihli ve 6745

sayılı Kanun'la 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na

birtakım hükümler eklendiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar

planlarında umumi hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan taşınmazların

kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen

geçici 11. madde gereğince bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren

başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılan ancak henüz

karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı

belirtilmiştir.

16. Başvurucular karara karşı 28/3/2017 tarihinde istinaf

yoluna başvurmuştur.

17. Ankara Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi)

5. İdari Dava Dairesi 31/10/2017 tarihinde mahkeme kararını kaldırarak davayı

reddetmiştir. Kararda, imar planında 9/1/2013 tarihinde yapılan değişiklikle

taşınmazın sağlık alanı statüsünden çıkarılarak özel sağlık tesis alanı olarak

belirlendiği belirtilmiştir. Yapılan değişiklikle taşınmazın özel kullanım

vasfında olması nedeniyle kamulaştırma işlemine konu olamayacağı ifade

edilmiştir.

18. Başvurucular 24/1/2018 tarihinde kararı temyiz

etmiştir.

19. Danıştay Altıncı Dairesinin 11/6/2018 tarihli

kararıyla Bölge İdare Mahkemesinin kararı esas yönünden onanmış, yargılama

gideri ve vekâlet ücreti yönünden bozulmuştur.

20. Başvurucular 13/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

21. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların

İddiaları

22. Başvurucular; imar planında taşınmazın kamu hizmeti

alanına ayrılmasının mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğini, bu müdahale

sebebiyle taşınmazı dilediği gibi kullanamadıklarını belirterek mülkiyet hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

23. Anayasa Mahkemesi, aynı konu ile ilgili şikâyetleri

daha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Orhan Sütlü,

B. No: 2017/31564, 25/12/2018, §§ 15-43).

24. Orhan Sütlü kararında imar uygulamasına konu

edilen taşınmazın başvurucu adına tapuda kayıtlı olması dolayısıyla Anayasa'nın

35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği belirtilmiştir (Orhan Sütlü, §

21). Uygulama imar planında kamu hizmeti alanı olarak ayrılan taşınmazın daha

sonradan yapılan imar planı değişikliğiyle imar durumunun özel sağlık alanı

olarak belirlenmesinin de başvurucu mülk sahibinin taşınmazı ancak bu imar

durumuyla sınırlı olarak kullanabilmesine yol açtığından mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği kabul edilmiştir. İmar uygulaması yoluyla

gerçekleştirilen müdahalenin, mülkiyetin kamu yararına kullanılmasının kontrolü

veya düzenlenmesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Orhan

Sütlü, §§ 22-25).

25. Anayasa Mahkemesince 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı

İmar Kanunu hükümlerine dayalı olan müdahalenin kanunilik ölçütünü taşıdığı

değerlendirilmiş, ayrıca arazi ve arsaların düzenlemesi sırasında taşınmazın

imar durumunun belirlenmesi yönündeki müdahalenin kamu yararına dayalı meşru

bir amacının bulunduğu açıklanmıştır (Orhan Sütlü, §§ 28-31). Ölçülülük

yönünden yapılan değerlendirmede ise uyuşmazlığa konu taşınmazın sağlık

alanı olarak belirlenen imar durumu sonradan özel sağlık alanına

dönüştürülerek taşınmazın kamu hizmeti alanına ayrılmasından vazgeçilmiş olduğu

ve söz konusu müdahalenin, taşınmazın özel amaçlarla kullanımını engellemediği

vurgulanmıştır. Diğer taraftan başvurucunun imar planı değişikliğine karşı dava

açma imkânının olduğu ve ayrıca imar durumu değiştirilinceye kadar olan dönem

için başvuruya konu davada bir tazminat talebinin de bulunmadığı dikkate

alınarak müdahalenin başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği

kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile

başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin

bozulmadığı ve müdahalenin ölçülü olduğu kabul edilmiştir (Orhan Sütlü, §§

32-43).

26. Somut başvuruda da bu ilkelerden ayrılmayı gerektirir

bir durumun söz konusu olmadığı sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla

başvurucuların imar planı değişikliğine karşı dava açma imkânının olduğu ve

ayrıca imar durumu değiştirilinceye kadar olan dönem için başvuruya konu davada

bir tazminat taleplerinin de bulunmadığı dikkate alındığında müdahalenin

başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklemediği anlaşılmaktadır. Bu

durumda müdahalenin içerdiği kamu yararı amacı ile başvurucuların mülkiyet

hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin bozulmadığı ve

müdahalenin ölçülü olduğu değerlendirilmiştir.

27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

28. Başvurucular, uzun süren yargılama nedeniyle makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas

Yönünden

30. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi

olarak davanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu

zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği,

yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği

tarih esas alınır (Selahattin Akyıl, B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 45,

47).

31. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin idari yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili

makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Selahattin

Akyıl, § 41).

32. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer

başvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında yaklaşık 7 yıl 1 aylık

yargılamaya ilişkin sürenin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

33. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

35. Başvurucular, ihlalin tespitiyle maddi tazminata

ayrıca başvurucu Nadim Altunbulak 20.000 TL, Bahri Özarslan 60.000 TL, İ.T.

mirasçıları diğer başvurucular da 80.000 TL manevi tazminata karar verilmesi

talebinde bulunmuşlardır.

36. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

37. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucu Nadim Altunbulak'a ve Bahri Özarslan'a net 6.000 TL

manevi tazminatın ayrı ayrı, İ.T. mirasçıları diğer başvuruculara net 6.000 TL

manevi tazminatın müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

38. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyet

bağı bulunmadığından maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

39. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve

3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Nadim Altunbulak'a ve Bahri Özarslan'a net

6.000 TL manevi tazminatın AYRI AYRI ÖDENMESİNE, diğer başvuruculara net 6.000

TL manevi tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin

REDDİNE,

D. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 7. İdare Mahkemesine

(E.2016/4251, K.2016/5465) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucular

:

1. Bahri ÖZARSLAN

2. Bülent Celal Cem DEMİRAĞ

3. Cihangir DEMİRAĞ

4. Dilek TİREL

5. Gamze ÇINAR

6. Nadim ALTUNBULAK

Başvurucular Vekili

:

Av. Hülya SARSICIOĞLU

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2018/27745, T. 14.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2018-27745-basvuru-14-10-2020-32f78651de63