Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/37820, 14.10.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2019/37820
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ABDULMUTALİP BARÇİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2019/37820)

Karar Tarihi: 14/10/2020

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ilave tediye alacağının tahsili amacıyla

açılan davanın Yargıtay daireleri arasında süregelen görüş ayrılığı dolayısıyla

reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvurular 14/11/2019 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Konularının aynı olması nedeniyle 2019/37881,

2019/37886, 2019/37900, 2019/37911, 2019/37916, 2019/37918, 2019/37922,

2019/37930, 2019/37966 ve 2019/37967 numaralı başvuru dosyalarının 2019/37820

numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya

üzerinden yapılmasına karar verilmiştir.

6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, İpekyolu Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma

Vakfında (Vakıf) hizmet akdine dayalı olarak çalışmaktadır.

10. Başvurucular, kamu personeli olduklarını ileri

sürerek 4/7/1956 tarihli ve 6772 sayılı Devlet ve Ona Bağlı Müesseselerde

Çalışan İşçilere İlave Tediye Yapılması Hakkında Kanun uyarınca her bir yıllık

çalışma süresi içinde ödenmesi gereken iki aylık tutarındaki ilave tediye

alacağının ödenmesi amacıyla Vakıf aleyhine ayrı ayrı dava açmıştır.

11. Van 1. İş Mahkemesi (Mahkeme), yapmış olduğu

yargılama sonunda 16/3/2017 tarihinde vermiş olduğu kararlar ile başvurucuların

davalarının kabulüne karar vermiştir. Kararların gerekçesinde; davacıların

davalı Vakfa bağlı olarak muhtelif tarihlerden itibaren çalışmaya başladıkları,

davalı Vakfın kamu kurumu niteliğinde olduğu, 6772 sayılı Kanun kapsamında

bulunan kurumlarda çalışanlara her yıl için ilave tediye ödemesi yapılacağı

açıklanmıştır.

12. Davalı Vakıf, mahkeme kararlarına karşı istinaf

yoluna başvurmuştur. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 6. Hukuk Dairesi

20/6/2017 tarihinde vermiş olduğu kararlar ile istinaf başvurularını

reddetmiştir.

13. Davalı Vakıf, Erzurum BAM kararlarına karşı temyiz

yoluna başvurmuştur. Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin (Daire) 17/5/2018 tarihli

kararlarıyla Erzurum BAM kararları bozulmuştur. Daire kararlarında, Yargıtay

İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun (Yargıtay İBK) 9/6/2017 tarihli

kararına göre Vakfın 6772 sayılı Kanun gereğince kamu kurumu niteliğinde

olmadığını belirtmiştir.

14. Mahkeme 3/5/2019 tarihli kararlarla bozma kararına

uyarak davaları reddetmiştir.

15. Başvurucular temyiz yoluna başvurmuştur. Daire

12/9/2019 tarihli kararlarıyla başvurucuların temyiz taleplerini reddetmiştir.

16. Başvurucular 14/11/2019 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

17. İlgili hukuk için bkz. Yasemin Bodur, B. No:

2017/29896, 25/12/2018, §§ 14-32.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

19. Başvurucular, Vakfın kamu kurumu niteliğinde olması

nedeniyle ilave tediye alacağının ödenmesi gerektiğini belirtmiştir. Benzer

uyuşmazlıkların Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından kabul edilmesine rağmen

davalarının Yargıtay 22. Hukuk Dairesi tarafından haksız bir şekilde

reddedildiğinden yakınmışlardır. Erzurum BAM kararının kesin olması gerekirken temyiz

yolu açık olarak verildiğini ifade etmişlerdir. Başvurucular, aynı statüdeki

işçiler için açılan davalarda ilave tediye alacaklarının ödenmesi yönünde karar

verilirken daha sonra Vakfın kamu kurumu olmadığı gerekçesiyle taleplerinin

reddine karar verildiğini belirterek adil yargılanma haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucuların iddialarının özünün adil yargılanma hakkının

güvencelerinden biri olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin olduğu

ve bu kapsamda bir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce Yasemin

Bodur (aynı kararda bkz. §§ 35-45) kararında ortaya konulmuştur.

Başvurucular 29/5/1986 tarihli ve 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı

Teşvik Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca muhtaç olan vatandaşlar ile herhangi bir

nedenle ülkede bulunan aynı durumdaki kişilere yardım etmek, sosyal adaleti

sağlayan tedbirler almak, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı temin etmek amacı

taşıyan vakıfta hizmet sözleşmesine bağlı olarak çalışmaktadır. Başvurucular;

anılan vakfın niteliği, kuruluş amacı ve yönetim şekli itibarıyla kendilerinin

kamu işçisi olduğunu ileri sürerek kamu personeline belirli şartlar altında

yapılan ilave tediyeden yararlanmak amacıyla dava açmıştır.

23. Aynı kararda Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin ve sonradan

bu görev verilen (kapatılan) Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin, Vakıf çalışanlarının

kamu işçisi olduğunu kabul ettiği ve şartları uygunsa idare tarafından

ödenmesine karar verilen ilave tediye alacağından yararlanacaklarına dair

kararlar verdiği belirtilmiştir. Buna karşılık olarak Yargıtay 22. Hukuk

Dairesinin anılan vakıfların özel hukuk tüzel kişisi statüsüne sahip olduğunu

ve dolayısıyla kamu personeli sıfatı bulunmayan çalışanlarının ilave tediyeden

yararlanmayacağını istikrarlı olarak hüküm altına aldığı ifade edilmiştir.

Yargıtay daireleri arasındaki derin ve süregelen içtihat farkının faaliyete

giren istinaf mahkemesi niteliğindeki BAM daireleri arasında da sürdürüldüğü

saptanmıştır (Yasemin Bodur, §§ 48, 50).

24. Anılan kararda sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı

çalışanlarının ilave tediye alacağına hak kazanıp kazanmayacağı hususunda

süregelen içtihat farklılığının derinleşmiş ve sürekli bir nitelik kazanmış

olduğu, bu durumun davaların somut özelliğinden kaynaklanmadığı ve bu durumun

ortadan kaldırılmasını sağlayacak içtihadı birleştirme kararı gibi elverişli

bir mekanizma işletilmemesi nedenleriyle varılan sonucun başvurucu için

öngörülemez olduğu ve yargılamanın hakkaniyetini zedelediği sonucuna

ulaşılmıştır (Yasemin Bodur, § 52).

25. Diğer taraftan, başvurucunun hizmet akdi ile

çalıştığı Vakfın niteliğini de ele alan Yargıtay İBK'ya rağmen Yargıtay

daireleri, söz konusu kararın vakıfların niteliğini belirlemekle birlikte

çalışanların statüsüne ilişkin bir tespit içermediği görüşünden hareketle

önceki görüşleri doğrultusunda kararlar vermeye devam etmiştir (Yasemin

Bodur, §§ 20, 23).

26. Somut başvurunun da aynı hususa ilişkin olması ve Yasemin

Bodur kararından ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmaması nedeniyle

başvurucuların Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

C. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

28. Başvurucular, ihlalin tespiti ile yargılamanın

yenilenmesine ve hesaplanan tediye alacağı kadar maddi tazminatla birlikte

25.000 TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

29. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

30. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

31. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin

(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde karar

verilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğine

hükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerek

işlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasıl

giderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgili

mercilere gönderir (Şahin Alpay (2) [GK], B. No: 2018/3007, 15/3/2018, §

57).

32. Anayasa Mahkemesince Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma

hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Somut olaylarda ihlalin aynı

hukuki nedene dayalı olarak benzer konumdaki kişiler tarafından açılan

davalarda aradan geçen uzun zamana rağmen Yargıtay daireleri arasındaki görüş

farkının ortadan kaldırılıp uygulama birliğinin sağlanmamasından kaynaklandığı

anlaşılmaktadır. Diğer bir ifadeyle ihlal, başvurucuların aynı anda iki farklı

yorumu yürürlükte bulunan ve bu nedenle belirlilik kriterini taşımayan bir

hukuk kuralına tabi tutulmasından kaynaklanmaktadır.

33. Anayasa Mahkemesince yapılan ihlal tespitinin derece

mahkemesi kararının sonucuna yönelik olmadığının ve derece mahkemesince varılan

sonuçtan bağımsız olduğunun altı çizilmelidir. Hâl böyle olunca ihlalin

giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

Aksi durum, yani ihlalin giderim şekli olarak yargılamanın yenilenmesine

hükmedilmesi, bu yorumlardan birine üstünlük tanınarak taraflardan bir lehine

tercihte bulunulması anlamına gelebilecektir. Bu da var olan ihlali

gidermeyeceği gibi derece mahkemesinde görülen uyuşmazlığın diğer tarafı

aleyhine yeni ihlallerin doğmasına yol açabilecektir. Dolayısıyla somut olayda,

yargılamanın yenilenmesi ihlalin sonuçlarını ortadan kaldıracak nitelikte bir

yol olarak kabul edilemeyeceğinden başvurucular lehine uygun bir tazminata

hükmedilmesi yeterli bir giderim sağlayacaktır.

34. Bu itibarla adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın ayrı ayrı ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

35. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi

için başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuruya konu olayda böyle bir illiyet

bağı bulunmadığından tediye alacağının ödenmesine yönelik talebin reddine karar

verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 364,60 TL harç

tutarının başvuruculara ayrı ayrı, 3.000 TL vekâlet ücretinin müştereken

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara net 10.000 TL manevi tazminatın AYRI

AYRI ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 364,60 TL harç tutarının başvuruculara AYRI AYRI,

3.000 TL vekâlet ücretinin MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Van 1. İş Mahkemesine

(E.2018/442; E.2018/444; E.2018/446; E.2018/448; E.2018/450; E.2018/452;

E.2018/454; E.2018/456; E.2018/458; E.2018/460; E.2018/462) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Eren Can BENAKAY

Başvurucular

:

1. Abdulmutalip BARÇİN

2. Esat ÇELİK

3. Fehmi FIRAT

4. Hacı Uğur GÖKHAN

5. Hüsna KADAŞ

6. Kübra YÜKSEL

7. Lütfi DENİZ

8. Mehmet YILDIRIMÇAKAR

9. Murat ÖZTEKİN

10. Nihat AYDOĞAN

11. Tacir TOTOŞ

Başvurucular Vekili

:

Av. Ümit MÜNAS

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2019/37820, T. 14.10.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2019-37820-basvuru-14-10-2020-08a2b1f450d1