Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/23209, 16.09.2020

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2017/23209
Karar Tarihi

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

ALEYNA ÖZTÜRK BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2017/23209)

Karar Tarihi: 16/9/2020

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, atama işleminin iptali istemiyle üçüncü kişi

tarafından idareye karşı açılan davanın dava konusu işlemin lehine tesis

edildiği kişiye ihbar edilmemesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 15/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucunun 2016 yılında Kamu Personeli Seçme ve

Yerleştirme Sınavı (KPSS) puanı ile Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi

Hastanesi (Hastane) Pediatri Enfeksiyon Kliniğine hemşire olarak ataması

yapılmıştır.

9. Aynı Hastanede görev yapan başka bir hemşire (davacı)

tarafından başvurucunun atama ilanında yer alan pediatri enfeksiyon servisinde

bir yıl süre ile çalışma şartını taşımadığı gerekçesiyle atamanın iptali

istemiyle Karadeniz Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne (İdare) karşı Trabzon

İdare Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır.

10. Mahkeme 24/3/2016 tarihli ara kararı ile davanın

başvurucuya ihbar edilmesine karar vermiştir. İhbar kararı başvurucunun görev

yaptığı Hastaneye tebliğe çıkarılmış fakat başvurucunun ameliyatta olması

sebebiyle sorumlu hemşiresi O.A.ya 4/4/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvurucu, müdahale talebinde bulunamamıştır.

11. Mahkeme 25/10/2016 tarihli kararı ile davanın reddine

karar vermiştir.

12. Davacının istinaf yoluna başvurması üzerine Samsun

Bölge İdare Mahkemesi Üçüncü İdari Dava Dairesi tarafından mahkeme kararının

kaldırılarak dava konusu işlemin iptal edilmesine 22/2/2017 tarihinde kesin

olmak üzere karar verilmiştir.

13. Başvurucunun görevine İdarenin 17/4/2017 tarihli

yazısı ile mahkeme kararı gereğince son verilmiştir.

14. Başvurucu 15/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

15. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 31. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunda hüküm bulunmayan

hususlarda; ... üçüncü şahısların davaya katılması, davanın ihbarı, ...

hallerinde ...Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır. Ancak,

davanın ihbarı Danıştay, mahkeme veya hakim tarafından re'sen yapılır."

16. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun "Yargılamaya Hâkim Olan İlkeler" ana başlıklı

İkinci Bölüm'ünde yer alan 27. maddesinde "Hukuki dinlenilme hakkı"

düzenlenmiştir. Anılan madde şöyledir:

"(1) Davanın tarafları, müdahiller

ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki

dinlenilme hakkına sahiptirler.

(2) Bu hak;

a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi

sahibi olunmasını,

b) Açıklama ve ispat hakkını,

c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate

alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak

gerekçelendirilmesini,

içerir."

17. 6100 sayılı Kanun'un "İhbar ve şartları"

kenar başlıklı 61. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Taraflardan biri davayı kaybettiği

takdirde, üçüncü kişiye veya üçüncü kişinin kendisine rücu edeceğini düşünüyorsa,

tahkikat sonuçlanıncaya kadar davayı üçüncü kişiye ihbar edebilir."

18. 6100 sayılı Kanun'un "İhbarda bulunulan

kişinin durumu" kenar başlıklı 63. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Dava kendisine ihbar edilen kişi,

davayı kazanmasında hukuki yararı olan taraf yanında davaya katılabilir."

19. 6100 sayılı Kanun'un "Fer'î müdahale"

kenar başlıklı 66. maddesi şöyledir:

"(1) Üçüncü kişi, davayı

kazanmasında hukuki yararı bulunan taraf yanında ve ona yardımcı olmak

amacıyla, tahkikat sona erinceye kadar, fer'î müdahil olarak davada yer

alabilir."

20. 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Otel,

hastane, fabrika ve mektep gibi yerlerde tebligat" kenar başlıklı 18.

maddesi şu şekildedir:

"Tebliğ yapılacak şahıs otel,

hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine

serbestçe girilemiyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmıyan bir yerde

bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu

kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal buldurulması veya

tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

"Herkes davasının, medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ... konusunda karar verecek olan,... bir

mahkeme tarafından ... görülmesini isteme hakkına sahiptir..."

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi İçtihadı

22. İlgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı için

bkz. Yusuf Bilin, B. No: 2014/14498, 26/12/2017, §§ 28-33.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 16/9/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu; atamaya ilişkin şartları taşıdığını, görev

yaptığı sürede zor şartlar altında ve fedakârlıkla görevini ifa ettiğini,

bireysel başvuruya dayanak davada verilen iptal hükmü gereği görev yaptığı

Hastane ile ilişiğinin kesilmesi sonucunda davadan haberdar olduğunu belirterek

dava süreci ile ilgili kendisinin davaya katılımının sağlanmamış olması

nedeniyle hukuki menfaatlerini korumaya yönelik iddialarını dile

getiremediğinden şikâyet etmiştir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti"

kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, sonucundan doğrudan etkilendiği bir idari

davada yargılamaya katılımının sağlanmamış olmasıdır. Bu nedenle başvurucunun

belirtilen şikâyetleri bağlamındaki ihlal iddiaları mahkemeye erişim hakkı

kapsamında incelenmiştir.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

a. Genel

İlkeler

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,

herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve

savunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişim

hakkı, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğünün

bir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası

sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metnine

dâhil edildiği vurgulanmıştır (Özbakım Özel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve

Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156, 20/4/2017, § 34).

29. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak

arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak ve

özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme

tarafından görülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren

güvencelerden faydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma

imkânının tanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma

hakkının sağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah,

B. No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).

30. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığı

değerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önüne

taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını

isteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Bireylere menfaatlerini etkileyen işlemlere karşı

dava açabilmelerinin yanı sıra üçüncü şahıslarca açılmış ve doğrudan taraf

olmadıkları ancak sonucu itibarıyla menfaatlerini etkileyen bir davada iddia ve

savunmalarını dile getirebilmeleri amacıyla davaya katılma olanağının

sağlanması da mahkemeye erişim hakkı kapsamında değerlendirilmesi gereken

güvencelerden biridir. Bu itibarla bir davanın sonucundan menfaati etkilenecek

olan kişilerin bu yargılama hakkında bilgi sahibi olabilmelerine, uyuşmazlığın

çözümü için gerekli ve sonuca etkili olduğunu düşündükleri hususlarda

açıklamada bulunabilmelerine, iddialarını ispata yönelik delil sunabilmelerine

imkân sağlanması gerekir. Bu husus aynı zamanda yargı mercilerinin tüm verileri

dikkate alıp değerlendirme yaptıktan sonra gerekçeli karar vermesini

sağlayacağından silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi ile de

ilgilidir. Nitekim 6100 sayılı Kanun'un 27. maddesinde, mahkemeye erişim

hakkının güvenceleriyle örtüşür nitelikte bir düzenleme getirilerek davanın

taraflarının yanı sıra müdahiller ve yargılamanın diğer ilgililerinin de kendi

hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları

belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkeme; davanın taraflarına, müdahillere,

yargılamanın diğer ilgililerine savunma hakkını kullanma imkânı vermeden

davanın esasıyla ilgili değerlendirme yapamayacaktır (Yusuf Bilin, § 44;

benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Ali Bedir ve Tevfik Günay,

B. No: 2013/4073, 21/1/2016, § 35).

32. Bireyin sonucu itibarıyla menfaatini etkileyen bir

davadan haberdar edilmeyerek davaya katılımının sağlanmaması ve mahkeme önünde

argümanlarını öne sürme imkânından yoksun bırakılması mahkemeye erişim hakkına

müdahale teşkil eder (Sema Calgav ve Oya Yamak, B. No: 2015/13950,

24/5/2018, § 46).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

33. Bireysel başvuruya dayanak davanın konusu ve

uyuşmazlığın niteliği dikkate alındığında başvurucunun belirtilen davanın

sonucundan doğrudan etkileneceği, bu itibarla davaya katılımında hukuki

yararının bulunduğu ilk bakışta ve çok açık bir şekilde görülmektedir.

Başvurucunun davalı İdare ile kesişen ve örtüşen birtakım menfaatlerinin

bulunduğu açıktır. Davalı İdare tarafından atama işleminin iptal edilmemesine

ilişkin olarak gerekli savunmayı yapmış olduğu değerlendirilse bile

başvurucunun davanın aleyhe neticelenmesi ihtimalinde en fazla etkilenecek

taraf olması sebebiyle savunma yapma ve delillerini sunması durumunda

yargılamanın seyrinin değişebileceği ihtimali gözönünde bulundurulmalıdır. Bu

bağlamda dava konusu edilen atama işleminin iptalini gerektirecek herhangi bir

hukuka aykırılık unsuru bulunmadığına dair başvurucunun da ileri sürülebileceği

ilave birtakım iddiaların olabileceği öngörülebilir bir durumdur.

34. Nitekim Mahkeme tarafından davanın sonucundan

doğrudan etkilenecek başvurucuya davanın ihbar edilmesi için tebligat

çıkarılmıştır. Fakat söz konusu tebligat başvurucunun ameliyatta olması

sebebiyle sorumlu hemşiresi O.A.ya tebliğ edilmiştir. Başvurucu; davanın

ihbarına ilişkin bu olayları davanın kesinleşmesi üzerine iptal kararının

icrası aşamasında öğrendiğini iddia etmekte, başvuruya konu yargılamaya

katılamadığından şikâyet etmektedir.

35. Tebligata ilişkin mevzuatın yorumlanmasının öncelikle

derece mahkemelerine ait bir yetki olduğu vurgulanmalıdır. Ancak derece

mahkemelerinin yorumunun muhatabın mahkemeye erişim hakkını sınırlaması halinde

bu yorumun etkilerini incelemek Anayasa Mahkemesinin görevindedir.

36. 7201 sayılı Kanun'un 18. maddesinde içine serbestçe

girilemeyen veya arananın kolayca bulunmasının mümkün olmadığı yerlerde, o

yerin idarecisi veya muhatabın bulunduğu kısmın amirinin tebligatın yapılmasını

temin edeceği, muhataba tebliğinin temininin mümkün olmaması durumunda tebliğin

amire yapılacağı düzenlenmiştir. Kanun'un başvurucunun da görev yaptığı hastane

gibi yerlerde yapılacak tebliğlerde söz konusu yere serbestçe girilememesi ve

muhataba ulaşmanın zorluğu sebebiyle tebliğin muhatabın amiri olan kişi

tarafından sağlanması veya muhatabın amirine yapılmasını öngörmesi karşısında

sorumluluğun büyük oranda muhatabın amirine yüklendiği görülmektedir. Kanun'un

tebliğin amire yapılması durumunda muhatabın tebligattan haberdar edilmesinin

amir tarafından sağlanacağını öngördüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda amirin kim

olduğu, tebligatın muhatabın gerçek amirine yapılıp yapılmadığının belirlenmesi

dolayısıyla tebligatın usulüne göre yapılmış olması açısından önemli olduğu

görülmektedir.

37. Başvuruya konu olayda Mahkeme davanın ihbarına

ilişkin yazıyı davanın sonucundan doğrudan etkilenecek olan başvurucuya tebliğe

çıkarmış fakat tebligatın başvurucunun gerçekten amiri olan kişiye yapılıp

yapılmadığını tartışmamıştır.

38. Bu durumda derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un

31. maddesindeki davanın ihbarına ilişkin usul hükümlerini gerektiği şekilde

yerine getirmemesi nedeniyle mahkeme huzurunda argümanlarını öne sürme

imkânından yoksun bırakılmasının başvurucuya aşırı ve orantısız bir

külfet yüklediği, bu sebeple başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yapılan

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 36.

maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

40. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

41. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

42. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B.No: 2016/12506, 7/11/2019).

43. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

44. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya

mahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı

Kanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili

mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki

benzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla

yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim

yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına

bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki

yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden

yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi

bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal

yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı

nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını

gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§

58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

45. İncelenen başvuruda mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

46. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini

ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere

uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Trabzon İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmesi gerekmektedir.

47. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

48. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL

bireysel başvuru harcından oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Trabzon İdare Mahkemesine (E.2016/403, K.2016/1354) GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

E. 257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 16/9/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Muammer TOPAL

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Tuğba TUNA IŞIK

Başvurucu

:

Aleyna ÖZTÜRK

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2017/23209, T. 16.09.2020, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2017-23209-basvuru-16-09-2020-4401e7d15b65