Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2024/2354 E. 2026/722 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2024/2354
Karar No
2026/722
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/2354 KARAR NO : 2026/722

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/376 KARAR NO : 2024/744 DAVA TARİHİ : 10/12/2018 KARAR TARİHİ : 19/09/2024 DAVANIN KONUSU : Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAİRE KARAR TARİHİ : 10/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2026

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2024 Tarih ve 2024/376 Esas 2024/744 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı avukatı tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Torbalı'daki tekstil fabrikasının "arıtılmış" atık suları bölgedeki bir çok firmanın katılımı ile yapılan belediyeye teslim edilen özel bir kanala boşaltıldığını, müvekkili şirketin kullandığı atık suları "arıtma" amaçlı kendi bünyesinde de kurduğu sisteminin bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı idareye ait kanalizasyon sisteminin hiçbir şekilde kullanılmadığını, müvekkili şirketin "arıtılmış" atık sularını Torbalı bölgesindeki atık su toplama kollektör hattına bıraktığını, bu noktada sürekli denetim altında olan toplama kanalına bırakılan atık su olmadığını, artezyen kaynağından çıktığı halden bile daha temiz olduğunu, müvekkili şirketin yıllardır mevzuat nedeniyle atık su bedeli ödemek zorunda bırakıldığını, davalı idarenin 10/11/2008 tarihli ve 039523 sayılı yazısı ile müvekkili şirketin artezyen kullandığının tespit edilmesi ve atık su aboneliğinin bulunmaması nedeniyle abonelik yapılmak üzere davalı kurum tarafından sözleşme yapılmaya davet edildiğini, müvekkilinin ise itiraz da bulunduğunu, müvekkilinin davalının baskısı sonucunda atık su sözleşmesi imzalamak zorunda kaldığını, müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, davanın kabulü ile, müvekkili şirketin davalı kuruma atık su bedeli konu faturalar bakımından borçlu olmadığının tespitine, 14/05/2009 tarihli sözleşmenin akdedilen akdinden bu yana davalı kurumca tanzim ve tahsil edilen haksız tahakkuk ve iadeye tabi faturalara konu atık su bedeli ödemelerinin bilirkişi marifetiyle tespitine ve şimdilik 20.000,00 TL 'nin ödedikleri tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt/avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. YANIT : Davalı avukatı tarafından verilen yanıt dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına itiraz ettiklerini, atık suyun dayanağını mevzuat hükümlerinin oluşturduğunu, müvekkili aleyhine açılan davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DAİREMİZ KALDIRMA KARARINDA ÖZETLE Somut olayda, davalı ....mahkemeye sunduğu dilekçesiyle dava dışı ....ve ...ne ihbarının talep etmiştir. Davalının bu talebini 6100 sayılı HMK’nun 61. maddesinde öngörülen sürede, tahkikat sonuçlanmadan mahkemeye ilettiğinin anlaşılması karşısında; mahkemece, davanın ihbarı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya devamla hüküm kurulması hatalıdır. Bununla birlikte ihbarın yapılmamış olması, davalı yan açısından hukuki dinlenilme hakkının da ihlali niteliğindedir. Mahkemece, yukarıda belirtilen hususlara ilişkin deliller toplanmadan karar verilmesi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a.6. maddesi kapsamında eksiklik olarak değerlendirilmiş olup, kaldırma kararı içeriği nazara alınarak davalı ve davacının diğer istinaf sebepleri ve işin esası bu aşamada incelenmeksizin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak belirtilen hususlara ilişkin olarak yeniden yargılama yapılması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 1.717.295,43 TL 'nin 20.000,00 TL lik bölümüne dava tarihi olan 10/12/2018 geriye kalan 1.697.295,43 TL lik bölümüne ıslah tarihi olan 15/06/2021 tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine dair karar verilmiştir. İSTİNAF TALEBİNDE BULUNAN: Davalı vekili istinaf talebinde bulunmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı avukatı tarafından verilen istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; -davacının alacağının belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının tacir olduğunu, davacı vekili tarafından artırım dilekçesinde ayrıca faiz talebinde bulunulmadığını, davacı şirket iski yasası ve idare yönetmelikleri gereği atıksu bedelinden sorumlu olduğunu, davacı şirketin adına kayıtlı aboneliğin sözleşme aboneliği olduğunu, davaya konu atıksu bedelinin yasal düzenlemeler gereği hizmet bedeli olarak alınan bir ücret olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE Dava, artezyen suyu kullanan davacının atıksu abonelik sözleşmesi kapsamında davalı idareye yapmış olduğu ödemenin istirdadı istemine ilişkindir. Davacı dava dilekçesiyle; İzmir ili Torbalı ilçesinde tekstil fabrikası bulunduğu, bu fabrikaya ait arıtılmış atık sularının aynı bölgede faaliyet yürüten diğer birçok firmanın katılımı ile yapılan ve belediyeye teslim edilen özel bir kanala boşaltıldığı, söz konusu kollektör hattının davacı ile birlikte dava dışı diğer 12 şirketin katılımı ile 20/06/2000 tarihli .... Encümen kararı sonrası inşa edildiği ve ...sine teslim edilerek kullanıldığı, atık suların tahliye edilmeden önce arıtma sistemi ile arıtıldığı, 5216 sayılı yasanın geçici 2.maddesi kapsamında daha önce ... tarafından yürütülen su ve kanalizasyon hizmetlerinin 2008 yılında ....bağlı kuruluşu olan ....ne devredildiği, davalı idarenin kendilerini atık su abonesi olmaya davet ettiği, kendilerinin bu davete itirazda bulunduğu ancak itirazlarının olumlu karşılanmaması üzerine abonelik sözleşmesi imzalamak zorunda kaldığı, davalı idarece yasal hiçbir dayanağı bulunmadığı halde abone yaptırılan kendilerinden yıllardır atık su bedeli tahsil edildiği, davalı şirkete ait kanalizasyon sisteminin hiçbir şekilde kullanılmadığı, yapılan ödemelerin yersiz olduğu ve iadesi gerektiği iddiası ile iş bu davayı açtığı görülmüştür. Davalı ise, davacının içerisinde bulunduğu şirketlerce kollektör hattının inşa edilerek ....na devredildiği sonrasında söz konusu hat ve bu hattan kaynaklanan hizmetlerin kurumlarına devredildiği, davacıdan tahsil edilen atıksu bedellerinin sözleşme ve mevzuata uygun olduğunu savunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında atıksu abonelik sözleşmesi bulunduğu ve kollektör hattının davacının da içerisinde bulunduğu şirketlerce inşa edilip önce ....ne devredildiği daha sonra davalı kuruma geçtiği ihtilafsızdır. Atıksu abonelik sözleşmesinden kaynaklanan ve her iki tarafı tacir olan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta ticaret mahkemesi görevli olduğundan davalının bu yöndeki itirazları yerinde değildir. Mahkemece öncelikle, dosyanın makine mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi .... 'ın 01/10/2020 tarihli raporunda davalı idarenin tahakkuk yaptığı dönemlerde, davacı tarafa ait ve atık su kolektör yapımına katılan 13 firmaya ait işletmenin bulunduğu bölgede davalı idarenin kanalizasyon hattının bulunmadığı, atık suların tahliyesi yönünde herhangi bir kanal bulunmadığından atık suların 12 km uzunluğundaki kolektör ile Fetrek Çayı'na deşarj edildiği, dosya içerisinde atık su kolektörünün davalı idareye devredildiği yönünde herhangi bir belgeye rastlanmadığı, davacı ve diğer şirketlerde arıtılan atık suların Fetrek Çayı'na verildiği, Fetrek Çayı'nın Küçük Menderes Çayı ile birleştiği ve İzmir Körfezi'ne bu şekilde atık suların döküldüğü, davalı idarece davacı şirkete verilen herhangi bir hizmet bulunmadığına göre davacının yapmış olduğu ödemenin iadesini talep edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, tarafların bu rapora itirazda bulunduğu, mahkememizce dava konusu uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödemelerin hesaplanması ve davacı ve dava dışı şirketler tarafından yapılan kollektör hattının atık su bedeline ilişkin mevzuat yönünden etkilerinin belirlenmesi amacı ile mahkemece dosyanın yeniden içinde smmm, çevre mühendisi ve inşaat mühendisi olan bir başka bilirkişi heyetine tevdi edildiği, ayrıca bilirkişi heyetine mahallinde yerinde inceleme yetkisi verildiği, bu kapsamda düzenlenen 31/03/2021 tarihli raporda Fetrek Çayı Islahı ve Yer altı Su Kaynaklarının Korunmasına yönelik olarak DSİ Kurumunun önerisi üzerine, Torbalı ilçesinin kuzeyindeki Karakuyu mevkiinden başlamak üzere Torbalı ilçesinin güney çıkışına kadar yapılacak bir kanalizasyon kollektör hattı ile bu güzergahta faaliyet gösteren irili ufaklı endüstri tesislerinin atıksularını bu kollektöre bağlamaları, bu kollektörün yapımının da ilgili endüstri kuruluşlarınca finanse edilmesini teminen, dönemin Torbalı Kaymakamının önderliğinde davacı...A.Ş.'nin de içerisinde yer aldığı 13 adet işletmenin atıksu miktarları ve bu miktara tekabül eden Katılım Paylarını gösteren bir çizelge düzenlendiği ve bu çizelgeye göre davacı şirketin toplamda 116.720.000.000 TL'lik (dönemin para birimi ile) yatırım bedelinin 3.000 m?'/gün atıksu miktarına karşılık olarak 24.000.000.000 TL'lik kısmını karşılayacağının kararlaştırıldığı, bu karara istinaden kollektör hattının inşa edildiği, ....ne teslim edildiği, 5216 sayılı yasanın geçici 2.maddesi kapsamında 2008 yılından itibaren söz konusu hattın davalı ....ne devredildiği, davalı idarece davacının artezyen suyu kullandığı tespit edilerek atık su abonesi olması gerektiğinin 18/11/2008 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacı şirketin bu çağrı üzerine 14/05/2009 tarihinde 11490805 abonelik numarası ile davalı idare ile atık su abonelik sözleşmesi imzaladığı, davalı idarenin bu sözleşmeye istinaden 10/07/2009 - 31/10/2018 tarihleri arasında davacı adına toplam 1.988.858,17 TL tahakkuk yaptığı, büyük şehirlerde su ve kanalizasyon hizmetlerinin su ve kanalizasyon idarelerince yürütüldüğü, İzmir ilinde bu hizmetin .... tarafından yerine getirildiği, atık su bedelinin abonelere sunulan kanalizasyon hizmetinin gerek ilk yatırım ( inşaat maliyeti ) ve gerekse de işletme giderleri ( bakım, onarım, temizlik vs. ) karşılığı olarak hizmet edilen abonelerden tahsil edilen bir alacak olduğu, ister idarenin su şebekesinden faydalansın ister kendi imkanları ile suyunu temin ediyor olsun kanalizasyon hizmetinden şebekeye direkt deşarj etmek suretiyle veya dolaylı olarak deşarj etmek suretiyle faydalanılması hallerinde atık su aboneliği ve dolayısıyla atık su bedeli ödenmesinin söz konusu olduğu, davalı idarece iddia edildiği gibi, dava konusu 13 km'lik kollektör hattının ....nden devralındığı ve böylece bakım ve işletmesinin davalı idarece üstlenilmiş olduğu süreçte, yapımcı ve bu durumla ilintili olarak da kullanıcı pozisyonundaki özel sektör temsilcilerince yapım bedeli karşılanmış olan bir altyapı sisteminin, öncelikle davalı idarece katılım payları ilgili işletmelere güncel fiyatlarla geri ödenmek suretiyle bir bakıma satın alınması gerektiği, zira alışılmış olan durumun, kamuda bu türden el değiştiren yatırımların devlet imkanları ile yapıldığından kurumlar arasında el değiştirmiş olmasının herhangi bir ihtilaf doğurmadığı, burada ise, istisnai bir durumun söz konusu olduğu, kollektörün yapımını üstlenen işletmelerin, bu kollektörün kullanım ayrıcalığını da hak ettiği, yani bu hattı sonradan kullanmaya başlayan diğer birçok işletmeden (dosya içeriğinden dönemin ....nce ve/veya... tarafından yöredeki işletmelerden bir çoğuna da bu kollektöre bağlantı yaptırıldığı anlaşılmaktadır) bir ayrıcalığı olması gerektiği, çünkü davacı işletmenin bir nevi hissedarı olduğu bir mülkü kullandığı için kiracı (işbu davada atıksu abonesi) muamelesine tabi tutulup kira bedeli (işbu davada atıksu bedeli) talebiyle karşı karşıya kaldığı, halbuki, hattın yapımına katılımcı işletmelerin bu hattın yapımında hiçbir şekilde ortaklığı olmayan ve sonradan faydalanmaya başlayan işletmelerden hattın yatırım bedeline ortak olmayı talep etme hakkı bile doğduğu, bu noktada en makul ve hakkaniyetli çözüm yolunun, davalı idarece katılım payları ilgili işletmelere güncel fiyatlarla geri ödenmek suretiyle bir bakıma kollektör hattının satın alınması ve müteakiben atıksu abonesi yapılarak atıksu bedeli alınmaya başlanılması, o tarihe kadar tahsil edilmiş olan atıksu bedellerinin güncel fiyatlarla iade edilmesi ya da bu hattın idarece inşa edilmiş başka bir kanalizasyon hattına veya Atıksu Arıtma Tesisine bağlantısı yapılıncaya kadar atıksu bedeli talep edilmemesi, bağlantı sonrasında özellikli atıksu abonesi yapılması ve indirimli atıksu bedeli tarifesi uygulanması ya da gerçekleştirilmesi zor bir seçenek olmakla birlikte, söz konusu kollektör hattını, yapımına katılımcı işletmelerin dışındaki işletmelerin kullanımından kurtarıp, geçmiş dönemde yapılan ve bundan sonra da yapılacak olan bakım, onarım, temizlik v.b. işletme giderlerini belgelerini ibraz etmek suretiyle katılımcı işletmelerden talep edilmesi olabileceği, dosya içerisinde bulunan Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü ve .... yazılarına göre 13 Km uzunluğundaki hatta deşarj yapan ve esas atıksu kaynağını oluşturan, atıksu arıtma tesisleri bulunan ve Fetrek Çayına dökülen kanala bağlı sanayi tesislerinin alıcı ortama (işbu davada Fetrek Çayına) doğrudan boşaltım yaptığı, nitekim dava dosyasında bu durumun aksini belirten bir belgeye de rastlanmadığı, davacı işletmenin artezyen suyu kullandığının davalı idarece tespiti sonrasında atıksu aboneliği için davalı idarenin yazılı davetine davacı işletmenin bir süre itiraz etmesi ve icabet etmemesine rağmen, nihayetinde .... Tarifeler Yönetmeliği'nin “Kullanılmış suların uzaklaştırılması/Atıksu tarifesi” başlıklı 12. Maddesinin (d) bendi uyarınca şebeke dışı kaynaklardan su kullandığı tespit edilen gerçek ve tüzel kişilerin yapılan çağrıya rağmen, idare ile abonelik sözleşmesini imzalamaması ve sayaç taktırmaması durumunda, şebeke dışı kaynaklardan su kullanımının tespit edildiği tarihten itibaren resen atıksu aboneliği tesis edileceği, bu abonelere emsallerine göre örnekleme tahakkuku çıkarılacağı, davacı şirketin sözleşmeyi imzalamama gibi bir seçeneğinin bulunmadığı, dava dosyasında söz konusu kollektör hattının yapımına katılan kullanımcı firmalar tarafından ne ....ne ne de davalı idareye hiçbir hak, alacak veya ayrıcalık talep ederek veya edilmeksizin hattın devir edildiğine dair bir belge bulunmadığı, yine söz konusu bu hattın bakım ve işletmesine dair .... tarafından yapılmış harcamaları gösterir herhangi bir belge ibraz edilmediği, davalı idarece atıksu bedeli talebinin haklı ve yerinde bir talep olmadığı, davacı tarafın ticari defter kayıtlarında davalı faturaları ile davalı tarafından düzenlenmiş olan tüketim tahakkuk bilgileri dökümlerinin mukayese edildiği, bu karşılaştırmada toplam 2.306.801 89 TL tutarında faturalar kayıtlı olduğu halde, davalı tarafından düzenlenmiş olan tüketim tahakkuk dökümleri toplamının ise 1.988.858.17 TL olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinde 317.943,72 TL tutarında fazla kayıt bulunduğu, davalı tarafından düzenlenmiş olan tüketim tahakkuk bilgileri dökümleri uyarınca davacının toplam 1.963.773,19 TL (10/07/2009-31/10/2018 tarihleri arasındaki tüketim tahakkuk dökümleri toplamı olan 1.988.858,17 TL ile davacı tarafından ödenmeyerek iade edilen 2018 yılı Eylül ayına ait tüketim tahakkuk dökümü olan 25.084,98 TL arasındaki fark) ödeme yaptığı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür. Taraflar arasında atıksu abonelik sözleşmesi bulunduğu ve kollektör hattının davacının da içerisinde bulunduğu şirketlerce inşa edilip önce ....ine devredildiği daha sonra davalı kuruma geçtiği ihtilafsız olmakla birlikte davacının davalıdan bu sözleşme kapsamında hizmet alıp almadığı ve davalıya yapmış olduğu ödemenin yersiz olup olmadığı hususlarında uyuşmazlık bulunduğu, mahkememizce bu kapsamda yapılan incelemede artezyen suyunun kullanıldığı davacıya ait işyerinin bulunduğu yerde atık su bedeli tahakkuk tarihleri itibariyle (10/07/2009-31/10/2018) kanalizasyon şebekesi bulunup bulunmadığı, varsa işyerinin kanalizasyon şebekesine bağlı olup olmadığı, kullanılan suların işyerinden ne şekilde uzaklaştırıldığı araştırılmış olup, atıksu bağlantısı yapıldığı öne sürülen kanal (kolektör) hattının borç tahakkuk tarihlerindeki hukuki mahiyetinin açıklığa kavuşturulduğu ve davalı kurumla olan ilgisinin belirlendiği, bu kapsamda artezyen suyunun kullanıldığı davacı işyerinin bulunduğu yerde atıksu bedeli tahakkuk tarihi itibariyle (10/07/2009-31/10/2018) kanalizasyon şebekesinin bulunmadığı, atık suların deşarjı için herhangi bir kanal bulunmadığından atık suların davacının da içinde bulunduğu şirketlerce finanse edilen 12 km uzunluğundaki kolektör ile Fetrek çayına deşarj edildiği, kolektör hattının davalı idareye devredildiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı, davalı idare tarafından bu kolektörün bakımının yapıldığı yönünde herhangi bir delil de ibraz edilmediği ve davacının atık suların uzaklaştırılması konusunda davalı kurum hizmetlerinden yararlanmadığı saptanmıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olayda; yerel mahkemece alınan 31/03/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacı şirketin atık suların deşarjı bakımından davalı ... dan herhangi bir hizmet almadığı, bu sebeple davacı şirketten atık su bedeli alınmasının söz konusu olmayacağı, davacı şirket tarafından abonelik sözleşmesi imzalanmış ve ihtirazi kayıt konulmaksızın davalı idareye ödemeler yapılmış ise de, yapılan ödemelerin yersiz olduğu, davacının hizmet almaması nedeniyle yapmış olduğu ödemenin iadesini talep edebileceği, nitekim aşağıda atıf yapılan yüksek mahkeme kararlarında da aynı kollektör hattının yapımına katılan diğer katılımcılara ilişkin benzer uyuşmazlıkta sayın yüksek mahkemece de yapılan ödemelerin yersiz olduğu ve iadesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, davalı idarenin yasal süresi içerisinde sunmuş olduğu 24/12/2018 tarihli cevap süresinin uzatılması talepli dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduğu, yine davacı vekilinin 15/06/2021 tarihli talep arttırım dilekçesine karşı davalı vekilinin 23/06/2021 tarihli dilekçesi ile ıslah zamanaşımı definde bulunduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlık atıksu abonelik sözleşmesinden kaynaklandığından somut uyuşmazlıkta zamanaşımının TBK'nun 146. Maddesi uyarınca 10 yıl olduğu, uyuşmazlığın 10/07/2009-31/10/2018 tarihleri arasındaki ödemelere ilişkin olduğu, davacının 10/12/2018 tarihli dava dilekçesinde 20.000,00 TL üzerinden davasını ikame ettiği bu halde dava konusu edilmeyen bakiye alacak yönünden zamanaşımının işlemeye devam ettiği, ıslahın yapıldığı 15/06/2021 tarihinden geriye dönük olarak hesaplama yapıldığında 10/07/2009 ile 15/06/2011 tarihleri arasındaki döneme ilişkin davacı alacağından dava dilekçesinde yer alan 20.000,00 TL'yi aşan kısmın zamanaşımına uğradığı, söz konusu dönemde (10/07/2009 ile 15/06/2011) davacı tarafından yapılan ödeme tutarının 266.477,76 TL olduğu, 20.000,00 TL'yi aşan bakiye 246.477,76 TL'nin zamanaşımına uğradığı, buna göre bilirkişi tarafından 10/07/2009-31/10/2018 tarihleri arasındaki dönem için belirlenen davacı alacağı olan 1.963.773,19 TL den zamanaşımına uğrayan 246.477,76 TL'nin indirilmesi gerektiği, böylece davacının talep edebileceği alacağın 1.717.295,43 TL olduğu, tarafların tacir olmasına ve dava konusu uyuşmazlığın ticari faaliyetten kaynaklanmasına göre talep edilebilecek faizin ticari avans faizi olduğu, kural olarak sebepsiz zenginleşmede zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmekte ise de sebepsiz zenginleşmenin iyiniyetli olduğu hallerde temerrüt için bildirimin şart olduğu, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve bu sözleşmeye istinaden davalıya ödeme yapıldığı dikkate alındığında davacının sebepsiz zenginleşme teşkil eden isteme konu alacağı yönünden iyiniyetli olan davalıdan dava öncesinde istemde bulunmadığı ve temerrüdün dava öncesinde gerçekleşmediği, davalının dava ile temerrüde düştüğü, kısmi dava olan işbu davada dava dilekçesinde yer alan kısım yönünden temerrüdün dava tarihinde, ıslahla talep edilen bakiye kısım yönünden ise temerrüdün ıslah tarihinde gerçekleştiği, her ne kadar davalı tarafından davacının ıslah dilekçesinde faiz talep etmediği, taleple bağlı kalınması ve ıslahla arttırılan kısım yönünden faize hükmedilmemesi gerektiği savunulmuş ise de Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24/05/2019 tarih ve 2017/8 Esas ve 2019/3 Kararı ilamı uyarınca bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmi davada dava konusu miktarın kısmi ıslah ile faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine dair verilen karar usul ve yasaya uygun olmakla Benzer yöndeki kararlar için bkz. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 24/02/2021 tarih ve 2020/3636 esas, 2021/1862 karar; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 30/03/2017 tarih ve 2015/16186 esas, 2017/4311 karar; dairemizin 23/12/2019 tarih 2018/3066 esas, 2019/2691 karar sayılı ilamları.) Bununla birlikte Yarg. 9hd. E: 2017/27156 -K: 2019/13957 sayılı Kararında aynen ;'...Davacı vekili kısmi dava açmış, dava dilekçesinde faiz talep etmiştir. 31/12/2013 harç tarihli ıslah dilekçesi ile talebini artırmış, ancak ıslah ettiği miktara faiz yürütülmesini talep etmemiştir. Mahkemece dava dilekçesinde faiz talep edilmekle birlikte ıslah ile istenilen miktarlara faiz talep edilmediği gerekçesi ile faiz yürütülmemiştir. Mahkemenin bu uygulaması Dairemizin "ıslah edilen miktarlar açısından faiz talep edilmemesi halinde ıslah ile artırılan miktarlara faiz yürütülemeyeceği" şeklindeki kökleşmiş içtihadına uygun ise de, karardan sonra bu konu ile ilgili olarak yapılan içtihadı birleştirme talebi üzerine Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunca 24.05.2019 günü yapılan toplantıda: “Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği" yönünde karar verilmiştir. Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi “İçtihadı birleştirme kararlarının benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, Dairelerine ve Adliye Mahkemelerini bağlayacağı” hükmünü içermektedir. Yargıtay Kanunu' nun 45/5. maddesi karşısında, "...ıslahta faiz istenilmese dahi dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedilmesi..." zorunlu hale geldiğinden, YİBK. doğrultusunda ıslah edilen miktarlara da faiz yürütülmesi için hükmün düzeltilmesine,,,' şeklindeki kararı karşıısnda ıslahla talep edilen miktara faiz uygulamasında isebetsizlik görülmediğinden davalı tarafça bildirilen tüm istinaf taleplerinin esastan reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19/09/2024 Tarih ve 2024/376 Esas 2024/744 Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun olmakla davalı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf talebinde bulunan davalı tarafından alınması gereken 117.308,44 TL istinaf karar harcından davalı tarafından yatırılan 29.327,11 TL'nin mahsubu ile kalan 87.981,33 TL'nin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 4-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, İlişkin, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere 10.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2024/2354, K. 2026/722, T. 19.09.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2024-2354-e-2026-722-k-9575f2c5f2b4