İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/205 E. 2026/216 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/205
Karar No
2026/216
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/205 Esas KARAR NO : 2026/216

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2021 KARAR TARİHİ : 26/02/2026 YAZIM TARİHİ : 24/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı şirketin 79.175,19-TL borcunun bulunduğunu, bu borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine Bakırköy ..... İcra Dairesinin ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu beyanla borcun şimdilik 59.175,00-TL 'lik kısmı için icra takibine yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu davacıdan alınan ürünlerin bedelinin icra takibi başlatılmadan önce para yerine halı gönderilmek suretiyle ödendiğini, müvekkili şirket tarafça düzenlenen faturaların davacı şirkete tebliğ edildiğini, süresi içerisinde de itiraz edilmediğini, davacı şirketin takip miktarının tamamı üzerinden dava açmamış olması da bunun kanıtı olduğunu beyanla davanın reddini, davacının %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini savunmuştur. Mahkememizce verilen ..... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile davanın reddine dair verilen karar istinaf denetimine tabi tutulmuş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ..... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile; " Davalının savunmalarının ispatı bakımından öncelikle her iki tarafın da delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılmaksızın ve tüm deliller toplanıp tahkikat aşamasına geçilmeksizin davalı yana cevap dilekçesinde davacı şirket yetkililerinden birine yemin teklif edildiği ve davacı vekilinin ön inceleme celsesinde bu yemin teklifini kabul ettiği gerekçesi ile yemin metnini sunmak için kesin süre verilmesi, aksi halde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edilmesi yerinde olmamış, davacı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur." Gerekçesi ile Mahkememiz kararı kaldırılmakla İstinaf incelemesi sonrası yargılamaya devam olunmuştur. ARAŞTIRMA; 26/02/2026 Tarihli Duruşmada isticvap edilen Davacı Şirket Yetkilisi ...... beyanlarında;: "Ben davacı şirketin ortağı ve temsile yetkilisiyim, diğer ortağım ..... Bey'dir, müşterek temsil yetkimiz vardır, davalı .....'yı firma olarak biliyorum, ticari ilişkimiz olmuştu, benim davalı firmanın bakiye borcunun halı teslimi ile kapatılacağı hususunda bir bilgim ve iznim yoktur, bunu diğer ortak ...... Bey yapmış, ancak benim icazetimi almadı, benim bilgim ve rızam dahilinde değildir, benim rızam alınmadığı için ben kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. 14/07/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; I. TİCARİ DEFTER TASDİKLERİ VE KAYIT DÜZENİ: a. DAVACI ..... ELEKTRİKLİ CİHAZLAR A.Ş.’nin, incelenen 2018 ve 2019 yılları ticari defterlerinin e.defter olup, TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI e.defter sisitemi üzerinden e.defter beratları ile yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. b. DAVALI işletme 2019 yılı ticari defterlerini inclemeye sunmuş olup, bu defterlerinin noter tasdikine tabii defterler olduğu, TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yaptırıldığı, bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, incelenen ticari Defter kayıtlarının karşılıklı birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu görülmüştür. II.DAVA DOSYASI KAPSAMI VE TARAFLARIN BA-BS BEYANLARI VE İNCELEMEYE SUNULAN TİCARİ DEFTER KAYITLARINDA KARŞILAŞTIRMALI İNCELEME VE TESPİTLER: 1. DAVACI ŞİRKETİN, bağlı bulunduğu T.C. MALİYE BAKANLIĞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, İstanbul Defterdarlığı, Tuzla Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 06/12/2021 tarih ve ..... sayılı yazı ekinde dava dosyasına gönderilen BA-BS Beyanları içeriğinde yapılan incelemede; Dava konusu 03/12/2019 tarihli .... numaralı KDV dahil 41.777,21-TL ve 03/12/2019 tarihli ...... numaralı 32.512,10-TL faturaların BA beyanları içeriğinde yer alamadığı, inceleme konusu faturalarda teslim eden, teslim eden ve teslim alan isim ve imzalarının olmadığı ve bu itibarla, faturaların DAVACI tarafından teslim alınmış olmasından bahsedilemeyeceği, 2. DAVALI İŞLETMENİN, bağlı bulunduğu T.C. MALİYE BAKANLIĞI GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI, İstanbul Defterdarlığı, Zeytinburnu Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 10/12/2021 tarih ve ..... sayılı yazı ekinde dava dosyasına gönderilen BA-BS Beyanları içeriğinde yapılan incelemede; a. Dava konusu 03/12/2019 tarihli ..... numaralı KDV dahil 41.777,21-TL ve 03/12/2019 tarihli ..... numaralı 32.512,10-TL faturaların BS(satış faturaları) beyanları içeriğinde DAVACI tarafa saış faturası olarak düzenlendiğine bildirim olarak yer aldığı, b. ANCAK fatura içeriğinde yapılan incelemede, dava konusu her iki irsaliyeli fatura içeriğinde, teslim eden ve teslim alan isim ve imzalarının olmadığı ve DAVALI tarafından faturaların muhatabı DAVACI ŞİRKETE teslim/tebliğ edildiğine ilişkin ispatlayıcı nitelikte bilgi ve belge görülmediği, bu itibarla, faturaların DAVACI tarafa dava konusu faturaların teslim edilmiş olmasından söz edilemeyeceği ve bu nedenle DAVALI tarafından faturalarda yazılı tutarlarda borçlandırma yapılamayacağı, kanaati oluşmuştur. 3. Davacı şirket ile Davalı ..... arasında ticari ilişki olduğu, DAVACI ŞİRKET ticari defter kayıtlarında 120-Alıcılar Hesabının, 120.00.0043-ARMAĞAN TİCARET ..... hesap kodunda/adında kayıt altına alındığı, a. 2018 yılında; Davacı şirketin, 2018 yılında toplam 764.901,39-TL tutarlı satışları nedeni ile Davalı işletme aleyhine yaptığı borçlandırmaya karşılık, Davalı lehine toplam 737.431,42-TL alacaklandırma yapıldığı, BORÇ/ALACAK mahsubu sonrası DAVALI işletmenin 31/12/2018 itibariyle 27.469,97-TL borçlu olduğunun kayıt altına alındığı ve Davalının bu borcunun 2019 yılına devrettiği, tespit edilmiştir. b. Davacı şirketin, 2019 yılında Davalı işletme aleyhine yapmış olduğu toplam 251.619,97-TL tutarında borçlandırmaya karşılık DAVALIDAN yapmış olduğu tahsilatlar ve almış kabul ettiği iade faturaları nedeni ile Davalı işletme lehine yapmış olduğu toplam 172.444,78-TL tutarında alacaklandırma nedeni ile borç/alacak mahsubu sonrası 16/10/2019 itibariyle DAVALI işletmenin bakiye 79.175,19-TL borçlu olduğunun kayıt altına alındığı, c. DAVACI şirket kayıtlarında, Davalı işletmenin bakiye borcu olarak kayıt altına alınan 79.175,19-TL’nin, icra takibine konu edilen 79.175,19-TL’yi doğruladığı, ANCAK iş bu itirazın iptali davasına konu edilen 59.175,00-TL’nin, DAVALI işletme tarafından, borca karşılık DAVACI ŞİRKETE teslim edilen halılara ilişkin, DAVACI ŞİRKET yönetim kurulu üyesi ve ortağı yönetim kurulu üyesi olan ......’nün yeminli ifadesinde yer alan “halıların satışından elde edilen tutarın 20.000,00-TL olduğu ve bu tutarın DAVALI İŞLETME borcundan mahsup edildiği..” şeklinde yemini dikkate alınarak, 20.000,00-TL’nin, DAVALI işletmenin borç bakiyesi 79.175,19-TL’den mahsup edilerek 59.175,19-TL’nin dava konusu yapılmış olduğu tespit edilmiştir. d. Yukarıda, tarafların BA-BS Beyanları ile ilgili karşılaştırmalı analiz bölümünde de ayrıntıları ile açıklandığı üzere, DAVALI işletme tarafından borcuna mahsuben, DAVACIYA teslim edilen halılar için düzenlemiş olduğu iki(2) adet fatura toplamının 74.289,31-TL olduğu, ancak inceleme konusu faturaları ile ilgili DAVALI tarafından BS(satış faturaları)bildirimi yapıldığı halde, DAVACI tarafından bu faturalara ilişkin BA(alış faturaları) Bildiriminin yapılmamış olduğu, bununla birlikte, söz konusu faturalarda teslim eden-teslim alan isim ve imzaları bulunmadığı gibi, davalı tarafından, davacıya olan borcundan mahsup ettiği toplam 74.289,31-TL tutarındaki faturaların, DAVACI ŞİRKETE teslim edildiğine ilişkin ispatlayıcı nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı dikkate alınarak, bu faturalar tutarında DAVALI BORCUNDAN mahsup yapılamayacağı, e. Yukarıda açıklanan tespitler nedeni ile; icra takip tutarı 79.175,19-TL’den, 20.000,00-TL’nin mahsubu ile DAVACININ, DAVALIDAN bakiye 59.175,19-TL alacaklı olduğu kanaati oluşmuştur. 4.Davalı işletme ile Davacı şirket arasında ticari ilişki olduğu, DAVALI İŞLETME ticari defter kayıtlarında 320-Alıcılar Hesabının, 320.01.001- ...... ELEKTRİKLİ CİHAZLAR A.Ş. hesap kodunda/adında kayıt altına alındığı, a. Davalı işletme tarafından, incelemeye 2019 yılı defterleri sunulmuş, 2018 yılı ticari defterleri, uyuşmazlık konusunun 2019 yılından kaynaklandığı gerekçesi ile bilirkişiliğime sunulmamıştır. b. Davalının 2019 yılı kayıtlarında yapılan incelemede, açılış kayıtlarında davacıya olan borcun 76.633,89-TL olduğu, oysa Davacı şirketin 2018 yılından 2019 yılına devreden 2019 açılış kayıtlarında Davalı işletme borcunun 27.469,97-TL olduğu tespit edilmiş olup, kayıtların büyük ölçüde tutarsızlık içerdiği, 2018 yılında DAVALI tarafından kayıtların eksik ve/veya hatalı yapılmış olduğu kanaatinin oluştuğu, c. Davalı işletmenin 2019 yılında da çok sayıda borç ve alacak kaydının eksik ve/veya hatalı yapılmış olduğu, Davacı şirketin kayıtlarında yapılan karşılaştırmalı incelemeden anlaşılmıştır. d. Davalı işletme tarafından, yukarıda BA-BS analizinde ayrıntılı açıklaması yapılan inceleme konusu 03/12/2019 tarihli, 142215 no’lu 41.777,21-TL ve 03/12/2019 tarihli, 142216 no’lu 32.512,10-TL tutarında iki(2) adet toplam 74.289,31-TL tutarlı faturaların, DAVALI işletme tarafından borcuna mahsuben, DAVACIYA teslim edilen halılar için düzenlemiş olduğu iki(2) adet fatura toplamının 74.289,31-TL olduğu, ancak inceleme konusu faturaları ile ilgili DAVALI tarafından BS(satış faturaları)bildirimi yapıldığı halde, DAVACI tarafından teslim alınmamış olmaları nedeni ile bu faturalara ilişkin BA(alış faturaları) Bildiriminin yapılmamış olduğu, bununla birlikte, söz konusu faturalarda teslim eden-teslim alan isim ve imzaları bulunmadığı gibi, davalı tarafından, davacıya olan borcundan mahsup ettiği toplam 74.289,31-TL tutarındaki faturaların, DAVACI ŞİRKETE teslim edildiğine ilişkin ispatlayıcı nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı dikkate alınarak, bu faturalar tutarında DAVALI BORCUNDAN mahsup yapılamayacağı, e. Yukarıda açıklanan tespitler neden ile; icra takip tutarı 79.175,19-TL’den, 20.000,00-TL’nin mahsubu ile DAVACININ, DAVALIDAN bakiye 59.175,19-TL alacaklı olduğu kanaati oluşmuştur. Takdiri, değerlendirilmesi ve hukuki yönden nitelendirilmesi tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile davacının icra inkar, davalının kötü niyet tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkememizin 17/03/2022 tarih, .... esas, ...... karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin .... Esas ..... Karar sayılı ilamı ile; "...Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye açık hesap alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı yan, taraflar arasında açık hesaba dayalı ticari ilişki bulunduğunu, davalının, davacıya olan bakiye açık hesap borcunun tahsili amacıyla başlatılan takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürmüş, delil olarak ticari defter ve kayıtlara, bilirkişi incelemesine, tanık ve yemin deliline dayanmış; davalı yan, davacıya olan bakiye açık hesap borcunun takip tarihinden önce iki adet fatura karşılığı davalıya teslim edilen halılar ile ödendiğini, davalıya herhangi bir borçları bulunmadığını savunmuş, delil olarak davacıya borç karşılığı teslim edilen halılar için kesilen iki adet faturaya, ticari defter ve kayıtlara, bu faturaların tebliğine ilişkin kargo ve ptt kayıtlarına, borcun halı teslimi ile karşılanması amacıyla görüşülen davacı şirket yetkilisi .....'ye yöneltilecek yemin deliline ve tanık beyanına dayanılmıştır. Dava konusu takip dosyası kapsamından, davacının davalı aleyhine 79.175,19-TL bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlattığı, takibe yasal sürede vaki itiraz sonucu takibin durduğu, davacının 59.175,19-TL alacak üzerinden eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davacı şirketin sicil kayıtları incelendiğinde, şirket yönetim kurulu üyelerinin ..... ve ..... olduğu, şirketin tüm işlemleri bakımından her iki yönetim kurulu üyesinin şirketi müşterek imzaları ile temsil ve ilzam etmeye yetkili bulundukları anlaşılmıştır. Davalı vekilinin mazeret nedeniyle hazır olmadığı ön inceleme celsesinde davacı vekilinin "Dava dilekçemizi tekrar ederiz, cevap dilekçesini kabul etmiyoruz, defter incelemesi yapılsın, ayrıca yemini eda etmeye de hazırız," beyanında bulunduğu, mahkemece uyuşmazlığın; "Tarafların üzerinde anlaşamadıkları konuların cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemi noktasında toplandığı anlaşıldı." şeklinde zapta geçirildiği ve ön inceleme celsesinin üç nolu ara kararı ile "Davacı vekili tarafından vekaletnamesindeki özel yetkiye dayanılarak davalı vekilince yapılan yemin teklifi kabul edilmekle, davalı vekiline yemin metnini sunmak üzere bir sonraki celseye kadar süre verilmesine," karar verildiği, davalı vekilinin kendisine tebliğ edilen ara karara istinaden 02/12/2021 tarihli dilekçesi ile "Yemin teklifimizi Davacı ..... ELEKTRİKLİ CİHAZLAR A.Ş.'nin yetkilisi .......'ye teklif etmiştik,yeminin onun tarafından eda edilmesini talep ediyoruz." beyanında bulunduğu ve "Yetkilisi ve ortağı bulunduğum davacı ..... ELEKTRİKLİ CİHAZLAR A.Ş.'nin,davalı ..... TİCARET-FİKRET ÇIRPANLI'dan, cari hesap alacağına karşılık olarak halı almadığına,halıların davacı ...... ELEKTRİKLİ CİHAZLAR A.Ş.'ne teslim edilmediğine,namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum.” şeklindeki yemin metnini sunduğu, mahkemece bu yemin metninin davalı şirket adresine "Davalı taraf, 6100 sayılı HMK'nın 227. maddesi gereğince yemin teklif ettiğinden geçerli bir özrünüz olmaksızın yemin için tayin edilen gün ve saatte mahkemeye bizzat gelmediğiniz veya gelip de yemini iade etmediğiniz yahut gelip de yemini eda etmekten kaçındığınız takdirde yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağınız HMK'nin 228/2 ve 232/2 maddeleri gereğince ihtar olunur. " meşruhatı ile tebliğ edildiği, davacı şirketin müşterek yetkililerinden .......'nün yeminin eda edileceği celsede hazır bulunduğu, davalı vekilinin bu celsede söz alarak "Tüzel kişiye teklif edilen yemin, tüzel kişinin yetkili organı tarafından eda edilebilir, biz davacı şirket yetkilisi olarak .....'yü biliyorduk, onunla ticaret yaptığımız için ona yemin teklif etmiştik, geçen celse davacı şirketin vekalete ekli imza sirküsünde müşterek temsil gördüğümüzden usul gereğince diğer yetkilinin de yemin etmesi gerekmektedir, huzurda olan şirket yetkilisine yemin teklifimizi yineliyoruz, diğer şirket yetkilisi hazır olmadığından yemin etmemiş sayılmasına karar verilsin," beyanında bulunduğu, mahkemece hazır olan ......'nün huzura alındığı, yetkilinin kendisine teklif edilen yemini eda ederek "Ben davalı taraftan halı aldığımı kabul ediyorum, ancak verilen halı benim borcumu kapatmadı, tarafıma 70.000,00-TL lik halı verildiği söylendi, ben bu şekilde kabul ettim, yalnız satıcılarımız halının piyasasının 20.000,00-TL olduğunu söylemişlerdi, davalı taraf fatura kesip tarafımıza gönderdi ama göndermiş olduğu halıların bedeli bizim borcumuzu kapatmaya yetmedi" beyanında bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, davacının takibe dayanak bakiye açık hesap dökümünün ve bu hesaba konu faturaların celbedilmediği, tarafların 2018 ve 2019 yılı BA-BS formlarının celbedildiği, taraf defterleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yapılmadığı; son celse şirketin müşterek yetkililerinden birinin yemini eda etmesi üzerine tahkikatın bitirildiği anlaşılmıştır. Mahkemce; duruşmada hazır olan yetkilinin yemini eda ederek, davalının savunmasında bildirdiği halıları teslim aldığını belirtmesi, diğer yetkilinin ise özür bildirmeden yemini edaya gelmemesi nedeniyle yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılması karşısında, davalının davacıya bakiye açık hesap boruna karşılık halı teslim etmek suretiyle borcunu ödediğini ispat ettiği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece davacı şirkete çıkartılan yemin metninde yeminin şirket yetkilisi .....'ye teklif edildiği açıkça belirtilmesine rağmen, diğer yetkilinin duruşmada hazır olmadığı gerekçesi ile yemini eda etmekten kaçındığının ve yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayıldığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, kaldı ki duruşmada hazır olan yetkilinin de davalının kendisine teslim ettiği halıların 70.000,00-TL değerinde olduğunu söylemesine rağmen teslim alınan halıların 20.000,00-TL değerinde olduğunun anlaşıldığını beyan ettiği, nitekim davanın takip tutarından bu 20.000,00-TL mahsup edilerek açıldığı, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmeksizin ve yemin eda eden yetkilinin beyanları yanlış yorumlanarak verilen kararın hukuka aykırı olduğu yönündedir. Davalı vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu 03/12/2019 tarihli, teslim alan kısmı imzasız, konusu muhtelif cins halılar olan iki adet faturanın KDV dahil toplam tutarının 73.889,31-TL olduğu, bu iki faturanın davalı tarafından satış olarak vergi dairesine beyan edildikleri, ancak davacı tarafından alım olarak vergi dairesine beyan edilmedikleri anlaşılmıştır. Davalı yan, bakiye açık hesap borcunu kabul edip, bu borcun davalıya fatura karşılığı halı teslimi ile ödendiğini savunduğuna göre artık ödeme iddiasını, diğer ifade ile faturaların davacı şirkete tebliğ edildiğini ve muhtevalarının da davacı şirkete teslim edildiğini ispat yükü davalı üzerindedir. Davalı yan bu iddiasını ispat için yalnızca yemin deliline dayanmamış, aynı zamanda ticari defter ve kayıtlara da dayanmıştır. HMK'nun 222/1 fıkrası uyarınca ticari davalarda hakim tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden de karar verebilir. Yemin delili, kendisine yemin teklif edilecek tarafın inançları üzerine kurulu olması nedeniyle başvurulacak son çaredir ve kural olarak taraf iddialarını diğer delillerle ispat edemezse, son aşamada yemin deliline de başvurur. Öte yandan davalı yan cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmakla kalmamış, yemini davada taraf olan davacı şirkete değil, davacı şirketin müşterek yetkililerinden sadece birine teklif ettiklerini açıklamıştır. HMK'nun 227/2 fıkrası uyarınca, yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf tekliften vazgeçerek başka bir delile dayanamayacak ve yeni bir delil gösteremeyeck ise de, somut olayda davacı şirkete usulüne uygun şekilde yemin teklif edilmediğinden, davacı vekilinin teklif edilen yemini edaya hazır olunduğunu beyan etmesi anılan hükümdeki usuli sonucu doğurmayacaktır. Bu çerçevede davalının savunmalarının ispatı bakımından öncelikle her iki tarafın da delil olarak dayandığı ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yapılmaksızın ve tüm deliller toplanıp tahkikat aşamasına geçilmeksizin davalı yana cevap dilekçesinde davacı şirket yetkililerinden birine yemin teklif edildiği ve davacı vekilinin ön inceleme celsesinde bu yemin teklifini kabul ettiği gerekçesi ile yemin metnini sunmak için kesin süre verilmesi, aksi halde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edilmesi yerinde olmamıştır. Az yukarıda belirtildiği üzere davacı şirket, gerek davalının cevap dilekçesinde sunduğu faturaların tanzim tarihinde, gerek dava tarihinde, gerekse yemin metninin tebliği tarihinde, her ikisi de yönetim kurulu üyesi olan ..... ve ..... tarafından müştereken temsil edilmektedir. HMK'un 232/2 fıkrası uyarınca kendisine yemin teklif edilen tarafın tüzel kişi olması halinde, yemin tüzel kişiyi temsile yetkili kişi veya organ tarafından eda edilir. Davacı anonim şirketin temsile yetkili organı yönetim kurulu olup, yönetim kurulu üyelerinin şirketi münferiden temsil yetkilerinin bulunmaması karşısında, davacı şirketin müşterek yetkililerinden birinin şirket adına tek başına yemin eda etmesi mümkün değildir. Mahkemece davalı şirkete çıkartılan tebligata rağmen diğer şirket yetkilisinin duruşmada hazır bulunmaması nedeniyle yemini eda etmekten kaçındığına yönelik kabul de hatalıdır. Zira mahkemece davalı şirkete gönderilen yemin metninde davalı yanın yemini yalnızca şirket yetkililerinden ......'ye teklif ettiği ve yeminin bu kişi tarafından eda edilmesini talep ettiği görülmektedir. Yemin teklifi bu haliyle usule uygun olmadığı gibi, kendisine yemin teklif edilmeyen diğer yetkilinin duruşmaya katılmadığından ve yemini eda etmediğinden bahisle yemine konu vakıaları ikrar etmiş sayılması da mümkün değildir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde mahkemece yapılması gereken iş, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması, davalının cevap dilekçesi ekinde sunduğu faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadıklarının, takip ve dava tarihleri itibariyle taraf defterlerindeki alacak borç durumunun tespit edilmesi, savunma dilekçesi ekindeki iki adet faturanın davacı şirket defterlerinde kayıtlı olması halinde sonucuna göre bir değerlendirme yapılması, faturaların davacı şirket defterlerinde kayıtlı olmaması halinde, davalının, davacı şirket yetkilisi ......'nün ile davacı şirkete halı teslimi ile bakiye açık hesap borcunun kapatılacağı hususunda anlaşmaya varıldığını savunulması karşısında, gerekli görülmesi halinde davacı şirketin diğer yetkilisi de isticvap edilerek, şirketi tek başına temsile yetkili olmayan .....'nün yapmış olduğu bu anlaşmaya diğer yetkilinin de icazet verip vermediğinin, böylece temsil eksikliğinin giderilip giderilmediğinin, buna göre yine .....'nün faturalara konu halıların teslim alındığına yönelik beyanına bağlanacak hukuki sonucun değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesidir. Sonuç itibariyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının yukarıda açıklanan sebeplerle 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya mahkememizin yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu aleyhine 79.175,19-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. Eldeki itirazın iptali davasının 59.175,00-TL üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı taraf, davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, açık cari hesaba göre davalının borçlu olduğu iddiası ile takibe konu edilen alacağın 59.175.00-TL'lik kısmı yönünden itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ise takibe ve davaya konu borcun, davacıya yapılan hali teslimi ile ödenmiş olduğunu, bu kapsamda faturalar düzenlendiğini ve davacı şirketin faturalara itiraz etmediğini savunmuştur. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Yapılan açıklamalar çerçevesinde ve İstinaf ilamı doğrultusunda mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları incelenerek uyuşmazlık hususunda SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş olup, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen 14/07/2025 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporu incelendiğinde, davacının 2018 ve 2019 yılı ticari defterlerini incelemeye sunduğu, davalının 2019 yılı ticari defterlerini incelemeye sunduğu, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu, davacının ticari defter kayıtlarına göre, 16/10/2019 itibariyle davalıdan 79.175,19-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre ise, 2019 yılı kayıtlarında yapılan incelemede, açılış kayıtlarında davalının davacıya olan borcunun 76.633,89-TL olduğu, oysa davacı şirketin 2018 yılından 2019 yılına devreden 2019 açılış kayıtlarında davalı işletme borcunun 27.469,97-TL olduğu, davalı kayıtlarının büyük ölçüde tutarsızlık içerdiği, 2018 yılında davalı tarafından kayıtların eksik ve/veya hatalı yapılmış olduğu, davalının 2019 yılında da çok sayıda borç ve alacak kaydının eksik ve/veya hatalı yapılmış olduğunun, davacı şirketin kayıtlarında yapılan karşılaştırmalı incelemeden anlaşıldığı, ayrıca, davalının, takibe ve davaya konu borcun halı teslimi ile ödendiği savunmasına ilişkin olarak, davalı tarafından, 03/12/2019 tarihli, .... no’lu 41.777,21-TL ve 03/12/2019 tarihli, ...... no’lu 32.512,10-TL tutarında iki (2) adet toplam 74.289,31-TL tutarlı faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, söz konusu faturaların davalının BS bidiriminde kayıtlı olmasına rağmen, davacının BA bildiriminde kayıtlı olmadıkları, bununla birlikte, söz konusu faturalarda teslim eden-teslim alan isim ve imzaları bulunmadığı gibi, davalı tarafından, davacıya olan borcundan mahsup ettiği toplam 74.289,31-TL tutarındaki faturaların, davacı şirkete teslim edildiğine ilişkin ispatlayıcı nitelikte bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmıştır. Mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Bilirkişi raporu ile de sabit olduğu üzere, davalının, davacıya halı teslimi ile borcun ödendiği savunmasına ilişkin, davalı tarafından davacıya düzenlenen faturaların, davacının ticari defterlerinde ve BA bildirimlerinde kayıtlı olmadığı anlaşıldığından, İstinaf İlamı doğrultusunda mahkememizce davacı şirketin ortağı ve müşterek temsil yetkisi olan .....'ın "davalının, davacı şirket yetkilisi ..... ile yaptığı davacı şirkete halı teslimi ile bakiye açık hesap borcunun kapatılacağı hususundaki anlaşmaya icazetinin olup olmadığı" konusunda isticvabına karar verilmiş, davacı şirket yetkilisine usulüne uygun olarak isticvap davetiyesi tebliğ edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi ..... mahkememizin 26/02/2026 tarihli duruşmasında alınan isticvap beyanında; "Ben davacı şirketin ortağı ve temsile yetkilisiyim, diğer ortağım .....'dir, müşterek temsil yetkimiz vardır, davalı ..... 'yı firma olarak biliyorum, ticari ilişkimiz olmuştu, benim davalı firmanın bakiye borcunun halı teslimi ile kapatılacağı hususunda bir bilgim ve iznim yoktur, bunu diğer ortak ..... yapmış, ancak benim icazetimi almadı, benim bilgim ve rızam dahilinde değildir, benim rızam alınmadığı için ben kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, ticari defter kayıtları, bilirkişi raporu değerlendirildiğinde, Mahkememizce istinaf ilamı doğrultusunda gerekli inceleme ve araştırma yapılmış olup, davanın açık cari hesap alacağına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğu, davanın 59.175.00-TL alacağa yönelik olarak açıldığı, davalı her ne kadar icra takibine konu borcun davacıya yapılan halı teslimi ile kapandığını, bu hususta davacı şirket yetkilisi ...... ile anlaştıklarını, bu kapsamda düzenlenen faturaların davacıya tebliğ edildiğini ileri sürmüş ise de, davalının bu kapsamda düzenlediğini iddia ettiği 3/12/2019 tarihli, ..... no’lu 41.777,21-TL ve 03/12/2019 tarihli, ..... no’lu 32.512,10-TL tutarında iki (2) adet toplam 74.289,31-TL tutarlı faturaların, davacının ticari defter kayıtlarında ve BA bildirimlerinde kayıtlı olmadığı, davalının teslime dair yazılı bir belge de ibraz etmediği, davacı şirketin müşterek temsile yetkili olan iki yetkilisinin bulunduğu, bu nedenle, davalının anlaşma yaptığını ileri sürdüğü davacı şirket yetkilisi ......'nün tek başına davacı şirketi temsil yetkisi bulunmadığından, sadece şirket yetkilisi ..... ile yapılan anlaşmaların davacı şirketi bağlamayacağı, diğer müşterek temsile yetkili şirket ortağı ......'ın mahkememizce isticvap edildiği ve beyanlarında davalının halı teslimi ile borcun ödeneceğine dair diğer şirket yetkilisi ...... ile yapıldığı iddia olunan anlaşmadan bilgisi olmadığını, kendisinin izninin bulunmadığını beyan ettiği, tüm bu hususlar dikkate alındığında, davalının ödeme savunmasını ispat edemediği, belirtildiği üzere, davacı şirketin müşterek temsile yetkili olan iki yetkilisinin bulunması nedeniyle sadece şirket yetkilisi ....... ile yapıldığı iddia olunan anlaşmaların davacı şirketi bağlamayacağı, diğer şirket yetkilisi Zühtü Soydaş'ın söz konusu anlaşmaya icazetinin olmadığı, sonuç olarak, davalının ödeme savunması kabul edilemeyeceğinden, davacının dava konusu edilen tutar kapsamında davalıdan alacaklı olduğu anlaşılmakla, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Somut olayda, davalının halı teslimi ile ödeme yapıldığı savunmasında bulunduğu, bu hususta mahkememizce inceleme ve araştırma yapıldığı, davalının ödeme yaptığını ispat edememesi nedeniyle davanın kabulüne karar verildiği, buna göre, alacağın likit kabul edilemeyeceği, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davalının Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyasına yaptığı itirazının kısmen iptali ile, takibin 59.175,00-TL asıl alacak ve bu asıl alacağı takip talebinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle DEVAMINA, Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 2-Alınması gereken 4.042,24-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 614,69-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan 3.427,55-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 614,69-TL peşin harç ve 59,30-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 673,99-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.480,10-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2026

Katip ...... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/205, K. 2026/216, T. 26.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-205-e-2026-216-k-e9d18fd889c7