İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/1006 E. 2026/151 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/1006
- Karar No
- 2026/151
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1006 Esas KARAR NO : 2026/151
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/12/2024 KARAR TARİHİ : 12/02/2026 YAZIM TARİHİ : 27/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı dava dilekçesinde; Davacı sözleşme kapsamında çalışmasına istinaden yapmış olduğu hizmetlere istinaden Eylül 2024 tarihli çalışmalarına istinaden kesmiş olduğu; 31-10-2024 tarihli ..... fatura numaralı 275.000-TL bedelli faturayı tanzim ettiğini, söz konusu faturaya ilişkin fatura davalı şirkete ulaşmış olmasına rağmen süresi içerisinde itiraz edilmediğini, hatta söz konusu faturaya ilişkin olarak da 05.11.2024 tarihinde kısmi ödeme yapılmak sureti ile davacıya ödeme yapıldığını, davacı dava konusu faturada bakiye alacağına istinaden Büyükçekmece İcra Dairesi ..... E. Sayılı dosyası ile 20.11.2024 tarihinde icra takibi başlattığını, ödeme emri davalı borçluya, 26.11.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olup, davalı borçlu yasal itiraz süresi içerisinde dosya alacağına itiraz ettiğini, davalı şirketin, daha önce kendisine iletilmiş olan faturaya süresi içerisinde itiraz etmemiş ve icra takibi ile öğrenmiş gibi söz konusu icra takibine itirazda fatura itirazı da yapmışsa da söz konusu durum hukuka aykırı olup, fatura itirazının geçerliliğinin olmadığının kabulü gerektiğini, açıklanan sebepler ile Mahkemenin re'sen gözeteceği sebeplere binaen, itirazın iptaline karar verilerek dosyanın kaldığı yerden devam etmesine, haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz eden borçlu aleyhine dosya miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı şirket yetkilisi Dr. ......., 02.09.2024-07.09.2024 tarihleri arasında Madde 4.5. uyarınca hizmetine geçici olarak ara vermiş ve bu süre bakımından kendisine herhangi bir hakediş ödemesi yapılmadığını, ancak davacı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak, hizmetine ara verdiği bu süre için de hakediş hesaplamış ve müvekkili şirkete olması gerekenden 60.000,00 TL fazla miktarda fatura gönderdiğini, davacı, taraflar arasında ihtilaf çıkınca hizmetine ara verdiği bu sürenin ücretli yıllık izin olduğu iddiasını gündeme getirdiğini, ücretli yıllık izin hakkı, 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca işçi-işveren ilişkisinde işçi kabul edilen gerçek kişilere tanınan bir hak olup davacı şirketin ya da davacı şirket yetkilisi Dr. .....'ın böyle bir hakkı olmadığını, diğer yandan, davacı taraf faturaya itiraz edilmediğini ve bu nedenle müvekkili şirketin borçlu olduğunu iddia ettiğini ancak bu iddiası hukuka ve taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, öncelikle, Madde 6.2. uyarınca taraflar arasında mutabakat yapıldıktan sonra davacının fatura kesmesi gerekirken davacı böyle bir mutabakat yapılmadan fatura kestiğini, bunun dışında, faturanın içeriğine 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı takdirde sadece faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesi doğar; yoksa faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin de yapılmış olduğunun kabulü anlamını taşımadığını, uyuşmazlık halinde, işin yapılmış olduğunun kanıtlanması gerektiğini, dava konusu olayda, davacı taraf 02.09.2024-07.09.2024 tarihleri arasında hizmet vermediğini zaten kabul ettiğini, davacı taraf, Madde 6.2. uyarınca taraflar arasında mutabakat sağlandıktan sonra fatura düzenlemesi gerekirken böyle bir mutabakat sağlanmadan fatura düzenlendiğini, davacı tarafından herhangi bir hizmet verilmeden ve sözleşmeye göre taraflar arasında mutabakat sağlanmadan düzenlendiği açık olan dava konusu fatura nedeniyle müvekkili şirketin borçlu olduğunun düşünülemeyeceğini, dolayısıyla, başkaca bir inceleme yapılmadan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle davanın reddine, icra takibi başlatmakta kötü niyetli olan davacının dava değerinin %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1- Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyası UYAP aracılığıyla dosya arasına alınmıştır. 2- Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 25/12/2024 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davacı şirkete ait BA-BS formları getirtilmiştir. 3- Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 30/12/2024 Tarih, ...... Sayılı yazısı ile; davalı şirkete ait BA-BS formları getirtilmiştir. 4- Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 31/12/2024 Tarih, .... Sayılı yazısı ile; davalı şirkete ait BA-BS formları getirtilmiştir. 21/07/2025 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda; 1- Ticari Defter Tasdikleri ve Kayıt Düzeni Bakımından: a- Davacı Şirketin, incelemeye sunulan 2024 yılına ait ticari defterleri noter tasdikine tabii defteler olup, ilgili defterlerin TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, görülmüş olmakla defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu b- Davalı Şirketin, incelenen 2024yılı ticari defterleri e.defter olup, ilgili defterlerin Gelir İdaresi Başkanlığı e.defter beratlarının alındığı, bu şekli ile TTK, HMK ve VUK hükümleri gereği zorunlu yasal tasdiklerinin yapıldığı, defterlerin bilgisayarlı kayıt ortamında işlenmiş olup, muhasebe standartları ve Tekdüzen Hesap Planı ilkelerine uygun tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, 6102 sayılı TTK 64/3 ve HMK 222 madde hükümleri gereği sahibi lehine delil niteliğine haiz olduğu 2- Ticari Defter Kayıtları Bakımından: a- BA-BS İncelemesinde; Davalı Şirketin, bağlı bulunduğu T.C. Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı, Marmara Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 30/12/2024 tarih ve ...... sayılı yazı ekinde dava dosyasına gönderilen BA-BS Beyanları içeriğinde yapılan incelemede; Dava konusu faturanın KDV hariç bedel olan 250.000,00-TL üzerinden (beyanlarda KDV hariç tutarlar üzerinden bildirim yapılır) BA beyanının yapıldığı, Aşağıda ayrıntısı açıklanacağı üzere, davalı şirketin ticari defterleri içeriğinde, davacı tarafından davalı şirkete hitaben düzenlenmiş olan 31/10/2024 tarihli ..... no’lu 275.000,00-TL tutarlı fatura, davalı tarafından ticari defter kayıtlarına geçirilmemiş olmasına karşın, Gelir İdaresi Başkanlığı’na BA (alış faturaları) Beyanı ile bildirildiği görülmüş olup, dava konusu faturanın kabul edildiği anlaşıldığı, b- Davacı şirket ticari defter/muhasebe kayıtlarında, davalı şirket ile olan ticari ilişkinin 120-Alıcılar Hesabının 120.01- .... Sağlık Ve Eğitim Hizmetleri A.Ş. alt hesabında kayıt altına alındığı, Davacı şirketin, davalı şirkete hitaben dava konusu faturaya ilişkin borçlandırmayı yaptığı ve davalıdan bu faturaya mahsuben 2015.000,00-TL tahsilat kaydı girildiği, bu tahsilat kaydı sonrası davalı şirketin bakiye 60.000,00-TL borçlu kaldığının kayıt altına alındığı tespit edildiği, c- Davalı şirket ticari defter/muhasebe kayıtlarında, Davacı Şirket ile olan ticari ilişkinin 320-Satıcılar Hesabının, ..... Ortopedik Cerrahi Sağlık Hizmetleri Ltd.Şti. Alt Hesabında Kayıt Altına Alındığı, d- Davalı şirket tarafından, davacı şirkete 05/11/2024 tarihinde banka kanalı ile 215.000,00-TL ödeme yapıldığı, e- Yukarıda, BA-BS Beyanları analizi bölümünde de açıklandığı üzere; davacı tarafından, davalı şirkete hitaben düzenlenmiş olan 31/10/2024 tarihli ..... no’lu 275.000,00-TL tutarlı fatura, davalı tarafından davalı şirketin ticari defter kayıtlarına geçirilmediği, Ancak dava konusu faturaya ilişkin ba(alış faturaları) beyanı içeriğinden, dava konusu faturanın esasen davacı şirket tarafından davalı şirkete tebliğ edildiği ve davalı şirket tarafından teslim alınmış/kabul edilmiş olduğu, f- Davalı Şirket tarafından, kabul edildiği ve süresi içerisinde itiraz edilmediği anlaşılan dava konusu 275.000,00-TL tutarlı faturaya mukabil davalı tarafından 215.000,00-TL ödeme yapılmış olması sonrası davalının 60.000,00-TL bakiye borcu olduğu, g- Davacı tarafından, davalının bakiye 60.000,00-TL borcu nedeni ile icra takibine geçildiği, davalı tarafından, 275.000,00-TL’lik kabul edilen ve Gelir İdaresi Başkanlığı’na, BA(alış faturaları) Beyanı ile alınan fatura olarak bildirimi yapılan fatura nedeni ile davalının 60.000,00-TL fatura bakiyesinden kaynaklı borcunun olduğu tespit edildiği, 2- Sözleşme Bakımından: Taraflar arasındaki 4B Statüsünde Doktorluk sözleşmesi nin 2.2. ve 6.4. maddelerinde sözleşmenin taraflar arasında hizmet akdi doğurmadığı belirtilmişse de bu sözleşmenin 4.1. ve 4.5. maddelerindeki izin ve doktorun hastanedeki davranış kurallarına ilişkin hükümlerle, rekat yasağına ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdindeki bağlılık unsurunu içerdiği, Yine taraflar arasındaki aynı tarihli “sözleşme” başlıklı ilk sözleşmenin 8. Maddesinde sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde İş Kanunu Hükümlerini tatbik edileceğinin düzenlendiğinden, İş mevzuatımıza göre çalışanların ücretli izin haklarının bulunduğu, bu bakımdan davacının yasal sınırlar içinde kalmak kaydıyla yıllık izin kullansa dahi, sözleşmede kararlaştırılan aylık ücretini davalıdan talep edebileceği, Dosya içerisinde son sözleşme yılında aylık ücretin ne kadar olduğuna dair bir veri olmamakla beraber, davalının davacının 31.10.2024 tarihinde kesmiş olduğu 275.000,00 TL’ lik fatura ile ilgili BA bildiriminde bulunduğu, bu fatura bedeline itiraz edildiğine dair dosya içerisinde bir evrak bulunmadığından davacının davalının ilgili bedel kadar alacaklı olacağı, Yine davacının haftalık izin ya da yıllık ücretli izni üzerinde izin kullandığına dair dosya içerisinde bir veri olmadığından ilgili bedelden bir mahsup yapılamamış, sadece ticari defterlerde kayıtlı ödeme tutarları alacak hakkından mahsup edilmiş ve davacının davalıdan 60.000,00 TL alacaklı olduğu tespit edildiği, Mahkemenin aksi kanaatte olup, sözleşmenin eser sözleşmesi olup; davacının ancak ifa ettiği edimi davalıdan talep edebileceği ve yıllık ücretli izin bedelini talep edemeyeceğinin kabulü halinde ise, çalışma süresine göre hesaplama yapılabilecek olmakla birlikte, dosya içerisinde, davacının ne kadar süre izin kullandığına dair bir veri olmadığından herhangi bir hesaplama yapılamadığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, taraflar arasında sözleşmeye dayalı ticari ilişki nedeniyle davacı tarafından bakiye fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalıdan takibe konu fatura nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacağın miktarı, icra inkar ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu aleyhine 60.000,00-TL asıl alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "...... nolu 275.000,00-TL tutarlı faturadan bakiye kalan 60.000,00-TL" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda davacı tarafın iddiası, davalı ile aralarında 6645 saylılı Kanunun ek 10. Maddesi kapsamında 4/B statüsünde doktor sözleşmesi yapıldığı, sözleşmeye göre davacının davalıya hizmet verdiği, buna dayalı olarak, takibe konu 31/10/2024 tarihli 275.000,00-TL bedelli faturayı düzenlediği, ancak, 02/09/2024-07/09/2024 tarihleri arasında 5 gün yılık izin kullandığı, davalının yıllık izin kullandığı gerekçesi ile haksız olarak ücretinde kesinti yaptığı ve faturanın 60.000,00-TL'lik kısmını ödemediğini iddia etmekte, davalı ise aradaki sözleşme ilişkisini, davacının belirtilen tarihler arasında izin kullandığını kabul etmekle birlikte, aralarındaki sözleşme kapsamında davacının sadece çalıştığı günler kaşılığı hakedişine göre ücret talep edebileceğini, izin kullandığı günler için ücret talep talep etme hakkı olmadığını, bu nedenle faturanın 60.000,00-TL'lik kısmının ödenmediğini savunmaktadır. Buna göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasına bakıldığında, davacının 4/B statüsünde doktor sözleşmesi kapsamında, yıllık izin kullandığı takdirde izinde olduğu günler için ücret talep edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Davacı tarafından sözleşmenin bir örneği sunulmuş olup, mahkememizin 27/11/2025 tarihli duruşmasında taraflara takibe konu faturanın hangi aya ilişkin olduğu, aylık ücretin söz konusu fatura döneminde ne kadar olduğu, aylık ücretten yapılan kesintinin nasıl hesaplandığı hususlarında beyanda bulunmaları için süre verilmiş, taraf beyanlarından, fatura tarihinde davacının aylık ücretinin 300.000,00-TL olduğu, söz konusu ücretin 2024 yılı Eylül ayına ilişkin olduğu, aralarında söz konusu 300.000,00-TL'den davalının 25.000,00-TL alacağının mahsubu konusunda anlaştıkları, bu nedenle davacının bu ay için 275.000,00-TL üzerinden fatura düzenlediği, ancak yukarıda da belirtildiği üzere, davalının davacının 5 gün izin kullandığı gerekçesi ile fatura bedelinin 60.000,00-TL'lik kısmını ödemediği, Bakırköy ...... Noterliğinin 26/11/2024 tarih, ...... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile fatura itiraz ettiği, davacının iş bu ödenemeyen bakiye fatura alacağına dayalı olarak icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi ve uyuşmalık hususunda bilirkişi raporu düzenlenmesi amacıyla SMMM bilirkişi ve nitelikli hesaplamalar uzmanı bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişiler yukarıda özetine yer verilen raporlarını dosyaya sunmuşlardır. Tüm dosya kapsamı tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, dava, davacı tarafından davalı aleyhine bakiye fatura alacağına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olup, taraflar arasında 4/B statüsünde doktor sözleşmesi bulunduğu ve buna dayalı olarak davacının aylık ücreti tutarında davalıya faturalar düzenlediği, takibe dayanak faturanın 2024 yılı ekim ayına ilişkin olduğu, taraflar arasında sözleşmenin ve ticari ilişkinin varlığı ve faturanın düzenlendiği dönemdeki aylık ücret konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davacının ilgili dönemde 5 gün izin kullanması nedeniyle ücretinden kesinti yapılıp yapılamayacağı noktasında toplandığı, her ne kadar alacak fatura dayalı olup, her iki tarafın da tacir olduğu ve davacının sigortalı çalışan olmayıp 4/b statüsünde olduğu anlaşılmış ve aralarındaki sözleşmenin 2.2. Maddesinde taraflar arasında işçi işveren ilişkisi olmadığı belirtilmiş ise de, sözleşmede, doktorun başhekim ve hastanenin kurallarına uyacağı, izin günlerinin başhekimlik tarafından belirleneceği, hastanenin onayı olmadan başka yerde çalışamayacağı vb. hükümler içerdiği, buna göre davranış kurallarına ilişkin hükümler ve rekabet yasağı birlikte değerlendirildiğinde, aralarındaki sözleşmenin hizmet sözleşmesinin bağlılık unsurunu içerdiği, bu nedenle, iş mevzuatının kıyasen uygulanması gerektiği, davacının iş mevzuatı çerçevesinde ve yasal sınırlar içinde olmak kaydıyla, yıllık izin kullansa dahi sözleşmede kararlaştırılan aylık ücretini davalıdan talep edebileceği kanaatine varılmakla, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Büyükçekmece İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 60.000,00-TL asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, Davacının icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
2-Alınması gereken 4.098,60-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 1.024,65-TL peşin harcın indirilmesi ile eksik kalan 3.073,95-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 1.024,65-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.452,25-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 16.065,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı şirket yetkilisinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/02/2026
Katip ...... e-imzalıdır Hakim ........ e-imzalıdır