İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/1028 E. 2026/187 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/1028
Karar No
2026/187
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/1028 Esas KARAR NO : 2026/187

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/12/2024 KARAR TARİHİ : 19/02/2026 YAZIM TARİHİ : 16/03/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı borçlu ..... Gayrimenkul A.Ş. ile davacı müvekkili arasında ticari alım- satım ilişkisi bulunmakta, Davalı borçlu, müvekkilinden malzeme ve işçilik hizmeti almış buna istinaden müvekkili tarafından 04.01.2024 tarihli fatura kesilmiş, Davalı aradan geçen zamana rağmen müvekkiline herhangi bir ödeme gerçekleştirmemiş olduğunu, bunun üzerine davacı müvekkili tarafından Büyükçekmece İcra Dairesi ..... Esas (eski esas Büyükçekmece ..... İcra dairesi ...... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış, Davalı borçlu işbu takibe haksız itirazda bulunmuş ve takibin durdurulmuş olduğunu, her ne kadar davalı takibe itiraz etmiş ve takibi durdurmuş ise de tarafların ticari defterleri incelendiğinde söz konusu ticari ilişkinin gerçekleştiği ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığı ve takibe haksız yere, kötü niyetli itirazda bulunduğu anlaşılacağını belirterek davacı vekili davasının kabulünü, borçlunun Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı dosyasındaki haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın vaki iddiaları haksız ve gerçekten uzak olup, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmamakta olduğu, davacı tarafça haksız ve kötü niyetli şekilde takip başlatılmış olduğu, davacı ile Müvekkili Arasında Geçmişten Gelen Cari Hesaba Dayalı Bir Ticari İlişki Bulunmakta Olup, Davacının Faturaya Dayalı Takip Başlatmasının Hukuka Aykırı olduğu, tarafların, 2022 yılından ve hatta daha önceden süregelen bir ticari bir geçmişleri bulunmakta olup, bu ilişki çerçevesinde ticari alışverişe konu fatura ve ödemeler taraflarca cari hesap ilişkisi çerçevesinde takip edilmiştir. Bu çerçevede bugüne kadar yapılan tüm ödemeler tek tek fatura bazlı olarak değil, cari hesap dip bakiyesi üzerinden nakden, banka havalesi ile ya da kambiyo evrakları (müşteri çek ve senetleri) ile gerçekleştirilmiş olduğu, davacı Taraf İcra Takibine Dayanak Faturanın Tebliğini, Bu Faturaya Konu Mal ve Hizmet Teslimini İspatlaması gerektiğini, belirtilen hususların henüz ispata muhtaç olduğunu, davacı taraf icra takibine konu edilen 04/01/2024 tarihli ....... numaralı 289.403,21 TL bedelli faturanın tebliğ evrakı ile birlikte bu faturaya konu mal ve hizmetlerin teslimine dair belgeleri dosyaya sunmamış olduğunu, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmamakta olup; aksine müvekkili şirkete borçlu olduğunu, ekte sundukları cari hesap ekstresi ve yargılama sürecinde ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılacak incelemeden anlaşılacağı üzere; davacı tarafın müvekkilinden herhangi bir alacağı bulunmamakta olduğu, hatta davacı aksine müvekkilinin şirkete borçlu olduğunu, Müvekkili şirket davacı ile yaptığı tüm ticarete konu tüm bedelleri ödemiş, hatta bu ödemeler avans olarak peşinen yapılmış, ancak davacı bir kısım mal ve hizmetleri temin ve teslim etmediğinden müvekkili şirket cari hesaba göre davacıdan alacaklı hale gelmiş olduğunu, taraflar arasındaki alacak borç ilişkisini gösteren cari hesap ve fatura tarihinden sonrasına ilişkin ödeme belgeleri ekte sunulmuş olup, Sayın Mahkemece gerek duyulduğu taktirde cari hesaptaki diğer kayıtlara ilişkin evraklar da ibraz olunabileceğini, davacının likit ve muaccel bir alacağı bulunmadığından, ticari defter ve kayıtlara göre müvekkili şirketin davacıya borçlu değil davacıdan alacaklı olduğundan, huzurdaki davaya konu talepler yargılama gerektirdiğinden icra inkar tazminatı talebi de haksız ve yersiz olup, reddi gerekmekte olduğunu, tüm beyan ve itirazlarına karşın Sayın Mahkemece müvekkili şirket aleyhine bir hükme varılması halinde müvekkili şirketin kesinleşen alacaklarının hükmedilecek miktardan takas ve mahsup edilmesi talepleri olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir. ARAŞTIRMA; 1-Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP aracılığıyla çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ..... Mühendislik Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, davalı ..... Gayrimenkul Anonim Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 289.403,21-TL alacak olduğu, davalı (borçlunun) 17/05/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır.2-Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 03.01.2025 Tarih ve ...... Sayılı yazısı ile; davacı tarafın 01/2024 dönemine ilişkin karşılaştırmalı Ba-Bs formları getirtilmiştir. 3-Esenyurt Vergi Dairesi Müdürülğü'nün 15.01.2025 Tarih ve ...... Sayılı yazısı ile; davalı tarafın 01/2024 dönemine ilişkin karşılaştırmalı Ba-Bs formları getirtilmiştir. Mahkememizce SMMM bilirkişisinden rapor aldırılmıştır. 12/12/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda;

1-)Davacı 2023 ve 2024 yılları Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2-)Davalı yan 2023 yılı envanter defterinin dökülmüş sayfalarının incelemeye sunulmamış olması nedeniyle davalı yan 2023 yılı ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olup olmadığı tespiti yapılamadığı, 2024 yılı Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu,

3-)Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan 07/05/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 542.271,45 TL Alacaklı oldukları, 4-)Davalı yanın incelenen ticari defterlerinde icra takip tarihi olan 07/05/2024 tarihi itibariyle, davalının davacıya 289.403,21 TL Borçlu oldukları, İcra takip tarihinden sonra 30.06.2024 tarihinde davacı yana olan 289.403,21 TL borcun 320 999 no.lu Torba hesap niteliğinde Ana hesaba virman yapılarak cari hesap bakiyesinin sıfırlanmış olduğu, Davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş tüm faturaların davalı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, Davalı yan tarafından, davacı yana yapılmış ödemelerin ilgili tarihte birebir olarak ticari defter kayıtlarına yansıtılmadığı, toplu kayıt olarak hesabın kapatılmış olduğu,

5-)Davacı tarafından davalı yana 2023 ve 2024 yılında toplam tutarı KDV Dahil 4.089.306,45 TL olan 8 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu,

Davalı tarafından davacı yana 2023 ve 2024 yılında toplam olarak 3.347.035 TL Banka ödemesi ve 200.000 TL çek ödemesi olmak üzere kümülatif olarak 3.547.035 TL ödeme yapılmış olduğu,

Davacının kalan alacak tutarının (4.089.306,45 TL-3.547.035 TL) 542.271,45 TL olduğu tespit edilmiş olduğu, ancak, Davacı yan tarafından 04/01/2024 tarihli ..... numaralı 289.403,21 bedelli fatura alacağı için icra takibi yapılıp işbu davanın açılmış olduğu, davalı ticari defterlerine göre de icra takip tarihi olan 07/05/2024 tarihi itibariyle, davalının davacıya 289.403,21 TL Borçlu oldukları,

Davacının icra takip tarihi yaptığı 04/01/2024 tarihli KDV Hariç tutarı 241.169,34 TL, KDV Dahil tutarı 289.403,21 TL olan ...... numaralı E-Faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacı BS Davalı BA Bildirimlerinde olduğu, 6-)Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu,

7-)Davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 07/05/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek değişen oranlarda yıllık Reeskont Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kaanatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından faturaya dayalı olarak davalı lehine başlatılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı itirazın iptalinin ve icra inkar tazminatının istenmesi talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının icra takibine konu tutarda davalıdan alacaklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP aracılığıyla çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. İncelendiğinde, davacı ..... Mühendislik Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından, davalı ...... Gayrimenkul Anonim Şirketi aleyhine başlatılan fatura alacağı nedenine dayalı ilamsız icra takibi olduğu, takip çıkışının 289.403,21-TL alacak olduğu, takip dayanağının "04/01/2024 tarihli 289.403,21-TL bedelli fatura" olduğu, davalı (borçlunun) 17/05/2024 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Somut olayda, davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında ürün satışlarının yapıldığı, bu kapsamda düzenlenen takibe konu fatura bedellinin ödenmediği iddiasına dayanmakta iken, davalı taraf davacı ile aralarında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, takibe konu faturadaki mal ve hizmetin teslim edilmediğini, bu nedenle fatura borcunun bulunmadığını iddia etmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).

Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen 12/12/2025 tarihli raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış olduğu görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere, takip tarihi itibariyle, davacının ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan, 542.271,45-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 289.403,21-TL borçlu olduğu, davacı tarafından davalıya düzenlenmiş olan tüm faturaların, davalının ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacı tarafından davalıya 2023 ve 2024 yıllarında toplam KDV dahil tutarı 4.089.306,45-TL olan 8 adet e fatura düzenlenmiş olduğu, davalı tarafından davacıya 2023 ve 2024 yıllarında toplam olarak 3.347.035,00-TL banka ödemesi ve 200.000,00-TL çek ödemesi yapılmış olduğu, buna göre davacının kalan alacak tutarının, (4.089.306,45-TL-3.547.035,00) 542.271,45-TL olduğu, davacının davaya konu icra takibinde 04/01/2024 tarihli, 289.403.21-TL faturaya dayalı olarak alacak talebinde bulunduğu, belirtildiği gibi söz konusu faturanın davalının ticari defterinde de aynı şekilde kayıtlı olduğu ve davalının ticari defter kayıtlarında da bu miktarda davalının davacıya borçlu göründüğü, buna göre takibe konu fatura bakımında tarafların ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ayrıca takibe konu faturanın davacının bs bildirimi, davalının ba bildirimi ile bağlı oldukları vergi dairelerine bildirilmiş olduğu, söz konusu fatura davalı tarafından ba bildirimi ile vergi dairesine bildirilmiş olduğundan, faturaya konu mal ve hizmetin davalıya verilmiş olduğunun kabulünün gerektiği anlaşılmıştır. Buna göre, davacı davaya konu icra takibine dayanak olan 04/01/2024 tarihli, 289.403.21-TL tutarlı fatura kapsamında, davalıdan alacaklı olduğunu, ticari defter kayıtları ve vergi dairesi kayıtları ile ispat etmiştir. Ancak davalı, söz konusu fatura bedelini ödediğini ispat edememiştir. Bu nedenle, davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından ticari defter ve vergi dairesi kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Büyükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın iptali ile, takibin 289.403,21-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, Kabul edilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,

2-Alınması gereken 19.769,13-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 3.495,27-TL peşin harcının indirilmesi ile geriye kalan 16.273,86-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına,

3-Davacı tarafından yatırılan 3.495,27-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.922,87-TL harcın davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,

4-Davacı tarafından yapılan 8.130,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,

5-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin davalıdan alınması ile Hazine'ye gelir kaydına, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 46.304,51-TL vekalet ücretinin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 7-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/03/2026

Katip .... e-imzalıdır Hakim ..... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/1028, K. 2026/187, T. 19.02.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-1028-e-2026-187-k-240c8c084490