Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/9727, 26.09.2019

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2015/9727
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

FERUZA MUSULMANKULOVA BAŞVURUSU

(Başvuru Numarası: 2015/9727)

Karar Tarihi: 26/9/2019

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; açılan dava kesinleşmeden sınır dışı etme kararının

icra edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının, insan haysiyetiyle

bağdaşmayan koşullarda hukuka aykırı olarak idari gözetim altında tutulma

nedeniyle de kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının ihlal

edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra başvuru Komisyona sunulmuştur.

3. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve ilgili

kurumlardan temin edilen bilgilere göre ilgili olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu 1987 doğumlu olup Özbekistan Cumhuriyeti

vatandaşıdır. Başvurucu 23/12/2014 tarihinde Türkiye'ye giriş yapmıştır.

7. 11/4/2015 tarihinde fuhuş suçu isnadıyla gözaltına alınan

başvurucunun hem şüpheli hem de mağdur olarak ifadesi alınmıştır. Başvurucu

adli işlemlerin tamamlanmasından sonra 13/4/2015 tarihinde Kumkapı Geri

Gönderme Merkezine götürülmüştür. İstanbul Valiliğinin 13/4/2015 tarihli

kararıyla, 4/4/2013 tarihli ve 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma

Kanunu’nun 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ç) ve (e) bentleri uyarınca

başvurucunun sınır dışı edilmesine ve bir ay süreyle idari gözetim altına

alınmasına karar verilmiştir.

8. Başvurucu sınır dışı etme ve idari gözetim altına alma

kararlarının iptali amacıyla 14/4/2015 tarihinde İstanbul 1. İdare Mahkemesinde

(İdare Mahkemesi) dava açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle verilen

kararların hukuka aykırı olduğunu, somut delillere dayanmadığını ve yeterli

gerekçe içermediğini belirterek iptal edilmesini talep etmiştir.

9. Başvurucu ayrıca idari gözetim kararının sonlandırılması

amacıyla farklı tarihlerde İstanbul 2. ve 7. Sulh Ceza Hâkimliklerine başvuru

yapmış fakat talepleri reddedilmiştir.

10. Başvurucunun İdare Mahkemesinde açtığı dava devam

etmekteyken 22/5/2015 tarihinde İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan çıkışı

sağlanarak sınır dışı edilmiştir.

11. Başvurucu 10/6/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

12. İdare Mahkemesi 15/9/2015 tarihinde -sınır dışı etme

kararında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle- başvurucunun açmış olduğu

davanın reddine karar vermiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. İlgili hukuk için bkz. Y.T.

(GK], B. No: 2016/22418, 30/5/2019, §§ 22-25); T.T. (B. No: 2013/8810, 18/2/2016, §§

22-25) ve B.T. ([GK], B. No:

2014/15769, 30/11/2017, §§ 19-38) kararları.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 26/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu; yasal düzenlemenin aksine dava sonuçlanmadan

fiilen ülkesine sınır dışı edildiğini, gönderildiği ülkede siyasi ve dinî

sebeplerle hapse atılma ve kötü muamele görme riski altında bulunduğunu, usule

ilişkin güvencelerden faydalandırılmadan hukuka aykırı şekilde idari gözetim

altında tutulduğunu ve tutulma koşullarının insan haysiyetiyle bağdaşmayacak

ölçüde kötü olduğunu belirterek Anayasa'nın 13., 17., 19., 36., 37., 38.,

40.,138., 139., 140., 141., ve 142. maddelerinde güvence altına alınan hakların

ve ilkelerin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Adli Yardım Talebi

Yönünden

16. Anayasa Mahkemesinin Mehmet

Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler

dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini

ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun

olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

2. Esasa İlişkin İddialar

Yönünden

17. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki

nitelendirmesini kendisi takdir eder(Tahir

Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun sınır dışı

etme kararı nedeniyle kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddiasını

daha önce İdare Mahkemesinde açtığı davada ileri sürmediği ve başvuru formunda

iddiasını somut olarak açıklamadığı görüldüğünden bu yasak yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmamıştır. Başvurucunun sınır dışı etme kararına ilişkin iddiaları

adil yargılanma hakkı, idari gözetim kararına ilişkin iddiaları ise kötü

muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında

değerlendirilecektir.

a. Adil Yargılanma Hakkı

Yönünden

18. Başvurucu, hukuka aykırı şekilde alınan sınır dışı etme

kararının iptali amacıyla açtığı dava henüz kesinleşmeden fiilen sınır dışı

edilmesi nedeniyle adil yargılanma hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

19. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"Herkes, Anayasada

güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği

iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış

temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek

Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü

tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."

21. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurunun

incelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkın

Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi (Sözleşme) veya Türkiye’nin taraf olduğu Sözleşme'ye

ek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak

koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular bireysel

başvurunun kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,

B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

22. Anayasa'da yabancıların ülkeye girişleri, ülkede ikamet

edişleri ve ülkeden çıkarılmalarına ilişkin konularda herhangi bir düzenlemeye

yer verilmemiştir. Uluslararası hukukta da kabul edildiği üzere bu husus,

devletin egemenlik yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla devletin

yabancıları ülkeye kabul etmekte veya sınır dışı etmekte takdir yetkisinin

bulunduğu kuşkusuzdur. Ancak anılan işlemlerin Anayasa'da güvence altına alınan

temel hak ve özgürlüklere müdahale oluşturması hâlinde bireysel başvuruya konu

edilebilmesi mümkündür (A.A. ve A.A. [GK],

B. No: 2015/3941, 1/3/2017, § 54).

23. Öte yandan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından

yabancıların ülkeye girişine, ülkede kalışına veya ülkeden çıkarılmasına

ilişkin işlemlerin Sözleşme'nin 6. maddesi kapsamında kalmadığı kabul

edilmektedir. Bir başka ifadeyle söz konusu işlemlere ilişkin davalar medeni

hak ve yükümlülüklerle ilgili görülmemektedir (Aıgul Mavlıanova, B. No: 2016/6293,

9/11/2017, § 27). Dolayısıyla sınır dışı etme işlemini konu alan uyuşmazlıkları

içeren yargılamaların Anayasa'nın 36. ve Sözleşme'nin 6. maddesinde güvence

atına alınan adil yargılama hakkının ortak koruma alanı kapsamında kalmadığının

kabulü gerekir (Aıgul Mavlıanova, §

28).

24. Başvuru konusu olayda yukarıda da belirtildiği üzere

başvurucunun adil yargılanma hakkına ilişkin iddialarının konusunun Anayasa ve

Sözleşme'nin ortak koruma alanı dışında kaldığı anlaşılmaktadır.

25. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin konu

bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

26. Adil yargılanma hakkı yönünden konu bakımından yetkisiz

olunmasına istinaden kabul edilemezlik kararı verildiğinden anılan hakla

bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının

ihlal edildiği iddiasının incelenmesine gerek görülmemiştir.

b. Geri Gönderme

Merkezinde Tutmaya İlişkin İddialar Yönünden

27. Başvurucu; hukuka aykırı olarak idari gözetim altında

tutulması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, insan haysiyetiyle

bağdaşmayan koşullarda geri gönderme merkezinde tutulması nedeniyle de kötü

muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve bu konularda şikâyetlerini

ileri sürebileceği etkili bir başvuru mekanizması bulunmadığını ifade etmiştir.

28. Anayasa Mahkemesi, B.T. başvurusunda

idari gözetim altında tutulma yerlerinin yönetim, denetim ve işletilmesinin İçişleri

Bakanlığı tarafından yürütülen bir kamu hizmeti olduğunu, 6/1/1982 tarihli ve

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesine göre idari işlem ve

eylemlerden dolayı kişisel hakkı doğrudan etkilenenlerin idari yargıda tam

yargı davası açılabileceğini, teorik düzeyde mevcudiyeti tespit edilen bu yolun

-sırf bilgi eksikliği nedeniyle- fiiliyatta hiç işletilmemesinin etkisiz olduğu

biçiminde yorumlanamayacağını belirtmiş ve yabancının salıverilmesi hâlinde

etkili hukuk mekanizmasının tam yargı davası olduğunu ifade etmiştir (B.T., §§ 45-58).

29. Anayasa Mahkemesi aynı başvuruda, idari gözetimi sona

erdirilen başvurucuların hukuka aykırı olarak idari bir kararla

özgürlüklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle uğradıklarını öne sürdükleri

maddi ve manevi zararlarının karşılanması bakımından başarı şansı sunma,

yeterli giderim sağlama kapasitesini haiz ve ulaşılabilir olduğu görülen tam yargı davası yolu tüketilmeden yapılan

başvuruların incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı sonucuna varmıştır (B.T., § 73; A.A., B. No: 2014/18827, 20/12/2017, § 37).

30. Başvurucunun geri gönderme merkezinde tutulması nedeniyle

kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiaları bakımından yukarıda açıklanan ilkelerden ayrılmayı gerektiren bir

husus bulunmamaktadır.

31. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

32. Bununla birlikte bu aşamada oluşan durum nedeniyle mevcut

başvuru yönünden işbu kararın ardından açılması muhtemel idari davanın süresine

ilişkin olarak bir hususun açıklığa kavuşturulması zorunluluğu hasıl olmuştur.

33. Öncelikle vurgulanmalıdır ki idari yargı yerlerinde açılacak

davaların süresine ilişkin koşulları incelemek ve idari davaların süresinde

açılıp açılmadığını değerlendirmek ilgili mahkemelerin takdirindedir. Öte

yandan inceleme konusu başvuruda olduğu gibi B.T.

kararındaki içtihat değişikliğinin Resmî Gazete'de

yayımlandığı 16/2/2018 tarihinden önce tam yargı davası yolu tüketilmeden,

doğrudan Anayasa Mahkemesine yapılan müracaatların başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmasını müteakip açılacak davalarda

dava açma süresinin derece mahkemelerince bu kişilerin mahkemeye erişim

haklarının ihlaline neden olmayacak biçimde değerlendirilmesi gerektiğine de

işaret edilmelidir (B.T., § 59).

34. Kötü muamele yasağı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

yönünden başvuru yollarının tüketilmemesine istinaden kabul edilemezlik kararı

verildiğinden anılan yasak ve hakla bağlantılı olarak Anayasa'nın 40.

maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği iddiasının bu

aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile kötü muamele yasağının

ihlal edildiğine ilişkin iddiaların başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca adli yardım talebi

kabul edilen başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF

TUTULMASINA 26/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Kadir ÖZKAYA

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Sinan ARMAĞAN

Başvurucu

:

Feruza MUSULMANKULOVA

Vekili

:

Av. Arslan ERDOĞAN

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2015/9727, T. 26.09.2019, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2015-9727-basvuru-26-09-2019-a7d06ba2013e