Anayasa Mahkemesi · Birinci Bölüm

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/11254, 26.10.2016

Mahkeme
Anayasa Mahkemesi
Daire
Birinci Bölüm
Esas No
2014/11254
Karar Tarihi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

ANAYASA MAHKEMESİ

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

SAMİ KUTSAL BAŞVURUSU

(Başvuru

Numarası: 2014/11254)

Karar

Tarihi: 26/10/2016

BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkûmiyetten sonra ortaya yeni deliller çıktığı

belirtilerek yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddedilmesi ve dosya

üzerinden karar verilmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 10/7/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/2/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 26/6/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/7/2015

tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda

sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. 25/8/2006 ve 1/9/2006 tarihlerinde H.D.,

F.B., L.A., E.Y. ve V.C. isimli müştekiler kolluğa müracaat ederek Sami Kutsal

ve ve onunla birlikte hareket eden diğer bazı

kişilerin baskı, sindirme ve korkutma yoluyla İstanbul Adapark

içinde bulunan işletmeleri ele geçirmeye çalıştıkları iddiasıylabu

kişilerden şikâyetçi olmuşlardır. İsimsiz ihbar dilekçelerinde de benzer

iddialar ileri sürülmüştür.

8. Soruşturma kapsamında müşteki ve tanık beyanlarına

başvurulmuştur. Müştekiler, başvurucu ve diğer sanıkları suçlayıcı beyanlarda

bulunmuşlardır.

9. Başvurucu ve diğer sanıklar hakkında, İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucunun haksız çıkar elde etmek amacıyla örgüt kurma, iş

ve çalışma hürriyetini engelleme, var olan suç örgütlerinin korkutucu gücünden

yararlanmak suretiyle nitelikli yağma ve ruhsatsız silah taşıma suçlarından

kamu davası açılmıştır.

10. Müştekiler kovuşturma evresinde, olayların iddianamede

anlatıldığı şekilde olmadığını ve sanıklarla bir sorun yaşamadıklarını beyan

ederek önceki ifadelerini kabul etmemişlerdir.

11. Yapılan

yargılama sonunda İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin(CMK250.

madde ile görevli) 19/3/2010 tarihli ve E.2009/33,

K.2010/106 sayılı kararıyla ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve cebir ve

tehdit kullanarak iş ve çalışma hürriyetini ihlal etme suçlarından başvurucunun

26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun220/1, 117/1 ve 119/l-c-dmaddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve beş kez 2 yıl 1 ay

hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

12. Başvurucu

hakkındaki mahkûmiyetler, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 13/7/2011

tarihli ve E.2010/23825, K.2011/35453 sayılı ilamı ile onanarakkesinleşmiştir.

13. Başvurucu

müdafii; söz konusu dosyanın müştekisi Ö.T.nin karar aşamasından sonra vermiş olduğu 24/4/2010

tarihli dilekçesinde, verilen kararda sanıklar Sami Kutsal, U.A., M.U., M.E.K., Z.D., B.A., R.S., Z.P. ve T.T.nin iş yerinde kendisine cebir ve şiddet kullandığının

belirtildiği oysa ki böyle bir durumun olmadığını, bu şahıslardan kimseyi

görmediğini, tanımadığını, Mahkemece karar verilirse tekrar duruşmada bu durumu

anlatacağını belirttiğini ve müştekinin bu vazgeçmesinin Yargıtay ilamının2

No.lu fıkrasında müşteki Ö.T.ye karşı, sanıklarM.U.,

R.S. ve U.A.nın mahkûmiyet kararlarının bozulduğu;

müştekileri kışkırtan kişinin A.Y.T. simli mafyavari

yaşayan biri olduğunu, bu kişinin yanında çalışan M.K. tarafından

öldürüldüğünü, bu öldürme olayı nedeniyle M.K.nın

yargılandığı Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/39 sayılı dosyasında

vermiş olduğu ifadesinde A.Y.T.nin tahsilat işleriyle

uğraştığını, kendisini bu nedenle yanında gezdirdiğini, A... işletmecisi olan

Sami Kutsal ile B.A.yı kendisine hasım seçtiğini, bu

parkı bunların elinden alacağını söyleyip "Sen de bunları vuracaksın." dediğini öğrendiklerini

belirterek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

14.

Yargılamanın yenilenmesi talebi, Mahkemenin 28/3/2012

tarihli ve 2012/155 Değişik İş sayılı kararıyla kabule değer görülmüştür.

Dosyanın yeni esasa (2012/56) kaydedilmesini müteakip yargılamanın yenilenmesi

talebi, Mahkemenin 10/5/2012 tarihli ve E.2012/56,

K.2012/75 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

15. Ret

gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Mahkememizin 2009/33 esas sayılı

dosyasının temyiz incelemesi sırasında müştekiÖ. T. nin aldığı beyanının temyiz incelemesinde dikkate alınarak

bir kısım sanıklar hakkındaki hükmün bozulduğu, diğer sanıklar yönünden bu

hususa değinilmediği kaldı ki müştekinin değiştirdiği beyanının CMK'nun 311/b maddesi kapsamında yargılamanın yenilenmesini

gerektirecek nedenler arasında bulunmadığı,

Mahkememizin 2009/33 esas sayılı dosyasında

kararda; "Her ne kadar müştekiler duruşmada olayların böyle olmadığını,

sanıklarla aralarında bir sorun yaşamadıklarını beyan etmişlerse de

duruşmalarda gözlendikleri üzere konuşmada güçlük çektikleri ve mahkememizce

kendilerini baskı altında hissettikleri kanaatine varılmakla hazırlık

aşamasında birbirini teyit eden şikayet dilekçeleri,

emniyet ve teşhis tutanaklarına itibar edilmesi sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Klasör 10 Dizi 467

deki bu konuyla ilgili olarak TANIK İ. T. 12.01.2009 tarihli ifadesinde; söz

konusu işletmeyi V. C. ve E. Y. ile birlikte işlettiğini, işlettikleri sırada

kendisinin sadece akşamları işletmeye uğradığını, ortaklarından Sami KUTSAL

tarafından müziğin kapatılması ve masaların kaldırılması ile ilgili uyarılar

geldiğini duyduğunu, projede görülmeyen işletmelerin açılması nedeniyle

gelirlerinin düştüğünü, gelirlerinin düşmesini müteakip işletme sahiplerinin

yönetimden kira ve aidat indiriminde bulunmaları istediklerini ancak T. T.nin

“işletecekseniz işletin, işletmeyecekseniz bırakın gidin” şeklinde sözler

söylediğini belirttiği görülmüştür.

Yukarıda bahsedilen tüm deliller

değerlendirildiğinde müştekiler V. C. ve E. Y.ye yönelik olarak Sanıklar SAMİ

KUTSAL, B. A., T. T. VE Z. D. tarafından ortak hareket

edilmek suretiyle Bayrampaşada’ki A...isimli [y]önetimde yer almalarının ardından işletmecilerinaidatlarını

fahiş oranda artırarak müştekilerin maddi yönden bir nevi pes etmelerini

sağlayarak iş yerlerini teslime mecbur bırakıldıkları, müştekilere yönelik

baskı yaparak veişletmecilere mal varlığı itibarıyla

büyük bir zarara uğratılacakları korkusunun verilmesi, işletmecilerin, her gün,

Sami KUTSAL ve adamları tarafından bu şekilde küçük düşürücü, baskıcı ve tehdit

içerikli davranışlara maruz kaldıkları, normal ticari ilişkilerde hiç kimsenin

gelir getiren bir işletmesini ortada hiçbir neden yokken bırakmasının veya terketmesinin mümkün olmadığı ve sanıklarınmüştekileriniş

ve çalışma hürriyetini engelledikleri ve atılı suçu birden fazla kişi

tarafından, var olan veya var sayılan suç örgütlerinin korkutucu gücünden

yararlanmak suretiyle iş ve çalışma hürriyetini tahdit eylemi

gerçekleştirdiklerinden eylemlerine uyan 5237 sayılı yasanın 117/1, 119/1.

fıkrasının c, d bentleri uyarınca cezalandırılmalarının gerektiği... "

gerekçesine yer verildiği,

Hükümlü müdafileri Bakırköy 11. Ağır Ceza

Mahkemesi ile İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesinin dosyalarında ortaya çıkan

yeni deliller ile A. Y. T.nin kurgusu sonucu müştekilerin aleyhe ifade

verdiğini belirtmişler ise de; M. Y., Ş. T., E. Y., O.

P. ve gizli tanık beyanlarının sonradan ortaya çıkmadığı,

Hususları dikkate alındığında yargılamanın

yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddiaların yeterli derecede doğrulanmaması

nedeniyle hükümlüler müdafilerinin taleplerinin CMK'nun

321/1 maddesi uyarınca esassız olduğu sonucuna varılarak duruşma yapılmaksızın

taleplerinin reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."

16. Başvurucunun

anılan karara karşı yaptığı itiraz, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 31/12/2012 tarihli ve 2012/1281 Değişik İş sayılı kararıylareddedilmiştir.

17. Bakanlık

18/7/2013 tarihli ve 2013/11631/46681 sayı ile M.K.nın karardan sonra ortaya çıkan ifadesinin A.Y.T.

ile Sami Kutsal arasında husumet bulunduğunu ve müştekilerin sonradan

verdikleri ifadeleri doğrular nitelikte olduğu, bu durumun 4/12/2004 tarihli ve

5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun311. maddesi

anlamında "yeni delil" olarak değerlendirilmesi gerektiği ve sanık

lehine bir durum meydana getirebileceği gözetilmeden itirazın kabulü yerine

reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un

309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması talebinde bulunmuştur.

18. Kanun

yararına bozma talebi, anılan kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 26/5/2014 tarihli ve

E.2014/6799, K.2014/10443 sayılı ilâmı ile reddedilmiştir.

19. Anılan

karar başvurucu tarafından 17/6/2014 tarihinde

öğrenilmiştir.

20. Başvurucu

10/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

21. 5271

sayılı Kanun’un “Hükümlü lehine yargılamanın

yenilenmesi nedenleri” kenar başlıklı 311. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (e) bendi şöyledir:

“(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir

dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi

yoluyla tekrar görülür:

…

e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya

konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz

önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha

hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini

gerektirecek nitelikte olursa.”

22. 5271

sayılı Kanun’un “Yenileme isteminin kabule

değer olup olmadığı kararı ve mercii” kenar başlıklı 318. maddesinin

(1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, hükmü

veren mahkemeye sunulur. Bu mahkeme, istemin kabule değer olup olmadığına karar

verir.

…

(3) Yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule

değer olup olmadığına dair olan karar, duruşma yapılmaksızın verilir.”

23. 5271

sayılı Kanun’un “Yenileme isteminin kabule

değer görülmemesi nedenleri ve kabulü hâlinde yapılacak işlem” kenar

başlıklı 319. maddesi şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi istemi, kanunda

belirlenen şekilde yapılmamış veya yargılamanın yenilenmesini gerektirecek

yasal hiçbir neden gösterilmemiş veya bunu doğrulayacak deliller açıklanmamış

ise, bu istem kabule değer görülmeyerek reddedilir.

(2) Aksi hâlde yargılamanın yenilenmesi istemi,

bir diyeceği varsa yedi gün içinde bildirmek üzere Cumhuriyet savcısı ve ilgili

tarafa tebliğ olunur.

(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara

itiraz edilebilir.”

24. 5271

sayılı Kanun’un “Yenileme isteminin esassız

olmasından dolayı reddi, aksi takdirde kabulü” kenar başlıklı 321.

maddesi şöyledir:

“(1) Yargılamanın yenilenmesi isteminde ileri sürülen iddialar, yeterli

derecede doğrulanmaz veya 311 inci Maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b)

bentleri ile 314 üncü Maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı

hâllerde işin durumuna göre bunların önce verilmiş olan hükme hiçbir etkisi

olmadığı anlaşılırsa, yargılamanın yenilenmesi istemi esassız olması nedeniyle

duruşma yapılmaksızın reddedilir.

(2) Aksi hâlde mahkeme, yargılamanın yenilenmesine

ve duruşmanın açılmasına karar verir.

(3) Bu Madde gereğince verilen kararlara karşı

itiraz yoluna gidilebilir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 26/10/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu;

müşteki Ö.T.nin karar aşamasından sonra vermiş olduğudilekçesinde, sanıkların iş yerinde kendisine cebir

ve şiddet kullanmadığını, sanıklardan kimseyi görmediğini, tanımadığını ve

Mahkemece karar verilirseduruşmada bu durumu anlatacağını

belirttiğini ve Yargıtayın ilamında da müştekinin bu

vazgeçmesinin 2 No.lu fıkrada diğer sanıklar yönünden bozma sebebi yapıldığını,

yine söz konusu yargılama dosyasında müştekileri aleyhine kışkırtan kişinin

A.Y.T isimli biri olduğunu, bu kişinin yanında çalışan M.K. tarafından

öldürüldüğünü, bu olay nedeniyle M.K.nın

yargılandığı Bakırköy 11. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/39 sayılı dosyasında

vermiş olduğu ifadesinde A.Y.T.nin tahsilat işleriyle

uğraştığını, kendisini bu nedenle yanında gezdirdiğini, Adapark

işletmecisi olan başvurucu ile B.A.yı kendisine hasım

seçtiğini, bu parkı bunların elinde alacağını, "Sen

de bunları vuracaksın." dediğini, M.K.nın

14/3/2008 tarihinde vermiş olduğu bu ifadesinin A.Y.T.nin

kendisine husumet beslediğini ve müştekilerin sonradan verdikleri ifadeleri

doğrular nitelikte olduğunu, bu beyanların yeni delil olarak değerlendirilmesi

gerektiğini, anılan sebeplerle yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğunu

ancak talebin duruşmasız ve haksız olarak reddedildiğini belirterek kişi

hürriyeti ve güvenliği, yaşam, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

27. Ceza

yargılamasında tüketilmesi gereken son başvuru yolu temyizdir. 5271 sayılı

Kanun’un 309. maddesine göre hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf

veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtayca bozulmasını isteme hakkı yalnızca Bakanlığa

tanınmıştır (Menduh Ataç, B. No: 2013/1751, 13/6/2013, § 16). Kanun yararına bozma, kişiler için

doğrudan ulaşılabilir bir yol olmayıp olağanüstü bir kanun yolu niteliği

taşımakla tüketilmesi gereken bir yol değildir (Estaş Kum ve Ticaret Mad. Nak. San. A.Ş, B. No:

2012/644, 5/3/2013, § 22).

28. Somut

olayda ise Bakanlığın kanun yararına bozma talebi, ilgili Yargıtay Ceza

Dairesince incelenerek reddedilmiştir. Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun

yararına bozma talebinin -somut olayın özel koşullarında- geldiği aşama dikkate

alındığında etkili bir yol olarak görülmesi gerekir. Dolayısıyla yargılamanın

yenilenmesi talebinin reddine ilişkin karara karşı yapılan bireysel başvuruda

süre aşımının bulunmadığının kabul edilmesi gerekir.

29. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının adil

yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Duruşmalı Yargılama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu,

yeniden yargılama talebinin değerlendirilmesinin dosya üzerinden yapılmasından

şikâyet etmiştir.

31. Anayasa

Mahkemesi, benzer iddiaların ileri sürüldüğü bir başvuruya ilişkin kararında bu

konudaki ilkeleri belirlemiştir. Buna göre başvurucuların suç işleyip

işlemediğiyle ilişkili olmayan değerlendirmelerin duruşma açılmadan

yapılmasının adil yargılanma hakkıyla çelişmediği sonucuna ulaşılmıştır (Lokman Sapan, B. No: 2013/723, 21/11/2013, §§ 47-51).

32. Yargılamanın

yenilenmesi olağanüstü bir kanun yolu olup bu yolun hangi hâllerde açılacağı

5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinde açıkça düzenlenmiş ve aynı Kanun'un 321.

maddesinde yeniden yargılanma talebinin esassız olması hâlinde talebin duruşmasız

olarak reddedileceği hükme bağlanmıştır. Uyuşmazlığın esasıyla ilgili olmayan

incelemenin duruşma açılmadan yapılması, adil yargılanma hakkını ihlal

etmemektedir. Dolayısıyla ileri sürülen iddialar kapsamında bir ihlalin

olmadığı açıktır.

33. Açıklanan

nedenlerle duruşmalı yargılanma hakkına yönelik bir ihlalin olmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Diğer İhlal İddiaları

34. Başvurucu,

sonradan ortaya çıkan deliller nazara alınmadan yargılamanın yenilenmesi

talebinin reddine karar verilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini

ileri sürmüştür.

35. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça

dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

37. Anayasa’nın

148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda incelenemeyeceği

belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvurukonusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik içeren

tespit ve sonuçlar bu kapsamda değildir (Ahmet

Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

38. Yargılamanın

yenilenmesi taleplerinde bahsedilen hususun yeni delil kapsamında

değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin takdiri, esasen derece mahkemelerine

aittir. Diğer bir anlatımla başvurucunun belirttiği delillerin tek başına ya da

önceden sunulan delillerle birlikte değerlendirilmesinde başvurucunun beraatini veya daha hafif bir ceza uygulanmasını

gerektirecek nitelikte “yeni” ve “önemli” olup olmadığının takdiri derece

mahkemelerince yapılacaktır (Murat Ayna, B.

No: 2014/15986, 25/6/2015, § 28).

39. Bunun

istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz takdir hatası

veya açık keyfîlik içermesi, bu durumun kendiliğinden

bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu

çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi

kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Murat Ayna, § 29).

40. Başvurucu,

İlk Derece Mahkemesince yargılamanın yenilenmesi isteminin reddedilmesinin

hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte olup iddiaların özü Mahkemenin dellilleri değerlendirmede isabet edemediğine ve varılan

sonucun adil olmadığına ilişkindir. Dolayısıyla başvuru bu hâliyle kanun yolu

incelemesi talebi niteliğinde olup yargılamanın yenilenmesi talebiyle ilgili

anılan Mahkeme kararlarının açıkça hukuka aykırı olarak kabul edilmesini

gerektiren bir olgu ile bu kararlarda bariz takdir hatası veya açık keyfîlik oluşturan bir durum da tespit edilememiştir.

41. Açıklanan

nedenlerle kanun yolu incelemesi talebi niteliğinde olan başvurunun bu kısmının

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. 1. Duruşmalı yargılama hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkına ilişkin diğer ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 26/10/2016

tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Yusuf Şevki HAKYEMEZ

Raportör

:

Akif YILDIRIM

Başvurucu

:

Sami KUTSAL

Vekili

:

Av. Rıdvan AYAZ

Atıf: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, B. No: 2014/11254, T. 26.10.2016, www.arakarar.com/karar/anayasa-mahkemesi-birinci-bolum-2014-11254-basvuru-26-10-2016-98bc3c76f810