Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026/258 E. 2026/322 K. – Kurum Kararının
Konu: Kurum Kararının İptali Ve Hükümsüzlük
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/258
- Karar No
- 2026/322
- Karar Tarihi
- Konu
- Kurum Kararının İptali Ve Hükümsüzlük
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1399 E., 2025/1696 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.04.2025 tarihli ve 2024/4203 Esas, 2025/2742 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki Kurum kararının iptali ve hükümsüzlük davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince Kurum kararının iptali talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, hükümsüzlük talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararın davacı ... davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın Kurum kararının iptali talebinin reddine, hükümsüzlük talebi bakımından ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. Ön Sorun Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında işin esasının incelenmesinden önce; davacı vekilinin temyiz talebinin süresinde olup olmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. II. Gerekçe Değerlendirme 1. Öncelikle konuyla ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. Tebliğ, kelime anlamıyla kısaca bildirim, yazılı bildirme anlamına gelir. Tebliğ kelimesinin çoğulu (tebliğler) olan ancak artık bugün için dilimizde (tekil) tebliğ kelimesi ile özdeş olarak kullanılan tebligat terimi, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, yasanın öngördüğü esas ve usule uygun bir biçimde (elektronik ortam dâhil) yazı ile veya ilan yoluyla yaptığı belgeleme işlemi demektir (Ejder Yılmaz, Tecer Çağlar, Tebligat Hukuku, Ankara 2013, s. 39). 3. Hukuki anlamda tebligat, hukuki işlemlerin kanunda belirtilen usule uygun olarak muhatabına ya da muhatap adına kanunen kabule yetkili kişilere yazılı olarak bildirimi ve bu bildirimin belgelendirilmesi işlemidir. Tebligatın, yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır. Tarafların, mahkemenin, icra ve iflas dairelerinin yaptıkları işlemlerin tamamlanıp hüküm ifade edebilmesi için tebliğ edilmiş olması gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştime Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararı). 4. Davaya vekâlet 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 71 ilâ 83. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Buna göre dava ehliyeti bulunan herkes, davasını kendisi veya tayin ettiği vekil aracılığıyla açabilir ve takip edebilir (HMK md. 71). Davaya vekâlet (temsil yetkisi) verilmesi, tek taraflı bir hukuki işlem niteliğinde olup vekâlet verenin (müvekkilin) tek taraflı bir irade beyanıyla gerçekleşir. Davaya vekâlet ehliyetine sahip olan kişiler kural olarak avukatlardır. 5. Davaya vekâlet, kanunda özel yetki verilmesini gerektiren hususlar saklı kalmak üzere, hüküm kesinleşinceye kadar, vekilin davanın takibi için gereken bütün işlemleri yapmasına, hükmün yerine getirilmesine, yargılama giderlerinin tahsili ile buna ilişkin makbuz vermesine ve bu işlemlerin tamamının kendisine karşı da yapılabilmesine ilişkin yetkiyi kapsar (HMK md. 73/1). Bu kapsamda vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın nasıl yapılacağı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (TK) 11. maddesinde açıklanmış olup "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlıklı maddenin 1. fıkrası; "Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır..." şeklinde düzenlenmiştir. 6. Bir kişinin birden fazla vekili varsa, tebligatın bunlardan sadece birine yapılması yeterlidir. Tebligatın birden fazla vekile yapılması hâlinde, ilkine yapılan tebliğ asıl tebliğ sayılır. Dolayısıyla kanuni sürelerin başlayacağı tarih, ilk tebliğ tarihidir (Hakan Albayrak, Tebligat Hukuku, Ankara 2022, s. 92). 7. Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin (Yönetmelik) 18. maddesinde de vekile tebligat başlığı altında benzer düzenlemeye yer verilmiştir. İlgili hükümler dikkate alındığında bir kimsenin birden fazla vekili varsa tebliğin vekillerden herhangi birine yapılmış olması yasal sürelerin başlaması için yeterlidir. 8. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 41/1. maddesi; "Belli bir işi takipten veya savunmadan isteği ile çekilen avukatın o işe ait vekâlet görevi, durumu müvekkiline tebliğinden itibaren onbeş gün süre ile devam eder" hükmüne haizdir. 9. Somut olayda, davacı vekili Av. ...’nun 22.07.2025 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesi sunduğu, anılan dilekçenin davacı asıla 27.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine Mahkemece direnme kararının davacı asıla 17.11.2025 tarihinde çıkarılan tebligatla 22.11.2025 tarihinde elektronik tebligat yoluyla tebliğ edildiği, davacı asılın yeni vekile verdiği vekâletnamenin tarihinin 19.11.2025, bu vekâletnamenin Mahkemeye sunulduğu tarihin ise 10.12.2025 olduğu, davacı vekilince temyiz karar ve ilâm harcı yatırılmak suretiyle aynı tarihte temyiz dilekçesinin UYAP üzerinden gönderildiği ve bu dilekçenin oluşturulma tarihinin de 10.12.2025 olduğu anlaşılmaktadır. 10. Davacının ilk vekili olan Av. ...’nun 22.07.2025 tarihinde vekillikten çekilme dilekçesini sunduğu, bu dilekçenin Avukatlık Kanunu'nun 41/1. maddesi gereğince davacı asıla 27.07.2025 tarihinde tebliğ edildiği, bu tarihten itibaren on beş gün sonra Av. ...'nun vekillik görevinin sona erdiği, davacı asıl bu süre içinde yeni bir vekil tayin etmediğinden, 24.09.2025 tarihli direnme kararının davacı asıla TK'nın 7/a maddesine göre elektronik yolla tebliğe çıkarıldığı ve muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağından tebliğin 22.11.2025 tarihinde gerçekleştiği açıktır. 11. Davacı asıl tarafından 19.11.2025 tarihinde tayin edilen yeni vekil vekâletnamesini 10.12.2025 tarihinde Mahkemeye sunup temyiz karar ve ilâm harcı yatırmak suretiyle aynı tarihli temyiz dilekçesi UYAP üzerinden gönderilmiş ise de iki haftalık yasal temyiz süresi davacı asıla tebligatın yapıldığı 22.11.2025 tarihinden itibaren başlayacağından, temyiz süresinin 08.12.2025 tarihi itibariyle sona ereceği açıktır. Bu durumda davacının yeni vekili tarafından 10.12.2025 tarihinde sunulan temyiz dilekçesi süresinde değildir. 12. Bu itibarla davacı vekilinin kanunî süresinden sonra yapılan temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.