Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/697 E. 2026/367 K. – Tespit
Konu: Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/697
- Karar No
- 2026/367
- Karar Tarihi
- Konu
- Tespit
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1621 E., 2024/2446 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 25.01.2024 tarihli ve 2023/14010 Esas, 2024/583 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... ve katılma yoluyla davacı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; sürekli iş göremezlik geliri alan müvekkilinin babasının 21.08.2001 tarihinde vefat ettiğini, davacının babasından dolayı sürekli iş göremezlik geliri almak için yaptığı başvurunun Kurumca reddedildiğini, sonradan 05.12.2017 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin geçici 36. maddesi gereğince gelir bağlandığını ancak 05.12.2017 tarihinden öncesine ait gelirlerin ödenmediğini, yapılan yasal değişiklik ve talep tarihi dikkate alınarak gelir bağlanması gerektiğini ileri sürerek sürekli iş göremezlik ölüm gelirinin başlangıç tarihinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... (Kurum/SGK) vekili; davacının dava açmadan önce Kuruma başvuru şartını yerine getirmediğini, dava açmakta hukuki yararının bulunmadığını ve Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 24.10.2019 tarihli ve 2019/149 Esas, 2019/355 Karar sayılı kararı ile; sürekli iş göremezlik geliri almakta iken vefat eden babasından dolayı davacıya yasal düzenlemeler uyarınca 01.10.2013 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. B. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Bölge Adliye Mahkemesinin Birinci Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli ve 2020/1549 Esas, 2021/1877 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafa hangi tarih itibariyle tespit talebinde bulunduğu açıklattırılmadan talep aşılarak değerlendirme yapılmasının yerinde görülmediği, İlk Derece Mahkemesince varsa Kurum başvuru belgesinin getirtilmesi, aksi hâlde davacıya başvuru yaptığını ve bu başvuru hakkında Kurumun iradesini gösterir işlemin olduğunu belgelemesi için kesin süre verilmesi, davacı tarafından eksikliğin tamamlanamaması hâlinde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddedilmesi, eksikliğin tamamlanması durumunda ise davanın esasına girilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiştir. D. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2022/51 Esas, 2023/182 Karar sayılı kararı ile; Kurum tarafından reddedildiği ileri sürülen ilk başvuru belgesi sunulmadığı gibi Kurum tahsis dosyasında da bulunmadığı, Kuruma yazılan müzekkere cevabına göre davacının 27.11.2019 tarihli gelir ödenmesi talep belgesi bulunduğu, bu tarihten itibaren geriye doğru 5 yıl gidildiğinde 27.11.2014 tarihini takip eden ay başı olan 01.12.2014 tarihinden itibaren gelir bağlanması gerektiği ancak hükümde sehven hata yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacıya 5510 sayılı Kanun’un 20. maddesi kapsamında 21.08.2001 tarihinde vefat eden babasından bağlanan ölüm gelirinin başlangıç tarihinin 01.04.2014 olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 27.09.2023 tarihli ve 2023/2523 Esas, 2023/1843 Karar sayılı kararı ile; davalı vekiline İlk Derece Mahkemesi gerekçeli kararının 20.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği, resmi tatile denk gelmeyen istinaf başvuru süresinin son gününün 05.06.2023 olduğu ancak davalı vekilince istinaf başvurusunun 06.06.2023 tarihinde yapıldığı, bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddi gerektiği, davacı vekilinin istinaf başvurusu yönünden ise davacının Kuruma 28.11.2019 tarihinde başvurduğu, bu tarihten geriye doğru 5 yıl gidildiğinde takip eden ay başı olan 01.12.2014 tarihinden itibaren aylık bağlaması gerekmekle birlikte İlk Derece Mahkemesince gerekçede maddi hata yapıldığının belirtildiği, bu çelişkinin kaldırma nedeni olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinin süre yönünden reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp düzeltilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum ve katılma yoluyla davacı vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “...1.Dosya kapsamı incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi hükmünün davalı Kurum vekilinin elektronik tebliğ adresine 20.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. 2.7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesi; “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. ...11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim…” düzenlemesini, aynı Kanun’un 11 inci maddesi ise “vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır…” düzenlemesini içerdiğinden, İlk Derece Mahkemesi hükmünün, vekil adı tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle Kurumun ilgili birimine tebliğ edilmelidir. 3.Belirtilen mevzuat çerçevesinde somut olay incelendiğinde, İlk Derece Mahkemesi hükmünün davalı Kuruma usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin süresinde yapıldığı kabul edilip, davanın esasına girilerek karar verilmesi gerekmektedir. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir...” gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 7201 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereğince vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, davalı Kurum vekilinin sözleşmeli olduğu, kadrolu vekil olmadığı, bozma kararında belirtilen 7201 sayılı Kanun’un 7/a-11. maddesinin Kurumun kadrolu vekilleri için geçerli olduğu, aksinin kabulü hâlinde aynı maddenin 9. bendinde yer alan baro levhasına yazılı avukatlara yapılacak tebligatın elektronik yolla yapılması gerektiğine dair hüküm ile çelişki oluşacağı, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının sözleşmeli vekilin UETS adresine tebliğinin usulüne uygun olduğu gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili; yetki ve husumet itirazında bulunduklarını, hak düşürücü sürenin geçtiğini, zamanaşımının dolduğunu, öte yandan Kuruma başvurulmadan dava açıldığından reddi gerektiğini, davacının murisi 5510 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce vefat ettiğinden davacı yararına yasal düzenleme bulunmadığını, davacının tabi olduğu kanuna göre talebinin haksız ve hukuki dayanaktan yoksun ve bu nedenle Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli gerekçeli kararının davalı Kuruma usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, buradan varılacak sonuca göre Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilerek davanın esasına girilerek karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 7201 sayılı Tebligat Kanunu (7201 sayılı Kanun) 7/a maddesi. Elektronik Tebligat Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 5/1 ve 9/5. maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Öncelikle konuyla ilgili kavramlar ve yasal düzenlemeler üzerinde kısaca durulmasında fayda bulunmaktadır. 2. Tebliğ, kelime anlamıyla kısaca bildirim, yazılı bildirme anlamına gelir. Tebliğ kelimesinin çoğulu (tebliğler) olan ancak artık bugün için dilimizde (tekil) tebliğ kelimesi ile özdeş olarak kullanılan tebligat terimi, hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, yasanın öngördüğü esas ve usule uygun bir biçimde (elektronik ortam dâhil) yazı ile veya ilân yoluyla yaptığı belgeleme işlemi demektir (Ejder Yılmaz ,Tecer Çağlar, Tebligat Hukuku, 6. Bası, Ankara 2013, s. 39). 3. Hukuki anlamda tebligat, hukuki işlemlerin kanunda belirtilen usule uygun olarak muhatabına ya da muhatap adına kanunen kabule yetkili şahıslara yazılı olarak bildirimi ve bu bildirimin belgelendirilmesi işlemidir. Tebligatın, yazılı bildirim ve belgelendirme olmak üzere iki ana unsuru vardır. Tarafların, mahkemenin, icra ve iflas dairelerinin yaptıkları işlemlerin tamamlanıp hüküm ifade edebilmesi için genellikle tebliğ edilmiş olması gerekmektedir (Yargıtay İçtihadı Birleştime Büyük Genel Kurulunun 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararı). 4. Bir hukuki işlemin tebligat olarak nitelendirilmesi için aranan iki unsurun (yazılı bildirim ve belgelendirme) veya bu unsurlardan birinin mevcut olmaması hâlinde tebligatın yokluğu söz konusu olurken bu iki unsur mevcut olmakla birlikte 7201 sayılı Kanun'a uygun değilse bu durumda usulsüz (kanuna aykırı) tebliğ var demektir. 7201 sayılı Kanun hükümleri şekle ilişkin olduğundan en ufak ayrıntısına kadar uyulmalıdır. Aksi hâlde tebliğ kanunda öngörülen şekilde yapılmamış (usulsüz) olur. Bu şekilde yapılan tebliğ yok veya usulüne uygun değil ise kanunun tebliğe bağladığı hukuki sonuçlar doğmaz (Timuçin Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara, Gözden Geçirilmiş ve Genişletilmiş Yedinci Baskı, 2018, s. 85-86). 5. Bu aşamada 11.01.2011 tarihli ve 6099 sayılı Tebligat Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile bir tebligat yöntemi olarak ilk kez 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinde düzenleme altına alınan elektronik tebligat kavramına değinmek gerekmektedir. İlgili madde daha sonrasında teknolojik gelişmeler ile birlikte 15.03.2018 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7101 sayılı İcra ve İflâs Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile değişikliğe uğramıştır. 6. Elektronik tebligat, tebliğ işleminin elektronik vasıtalarla veya elektronik ortamda yapılmasını, Tebligat Kanunu anlamında elektronik tebligat, PTT tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sisteminden (UETS) alınan elektronik tebligat adresine, tebligat yapabilecek mercilerin, tebligat mevzuatına uygun bir şekilde yapabildiği tebligatı ifade eder (Hakan Albayrak, Tebligat Hukuku, Güncellenmiş 2. Baskı, Ankara 2022, s. 49). 7. Tebligat Kanunu'nda 7101 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önce elektronik tebligat yapma zorunluluğu sadece anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler bakımından mevcut iken 7101 sayılı Kanun değişikliği ile elektronik tebligata tâbi olacakların kapsamı genişletilerek bazı gerçek ve tüzel kişiler yönünden elektronik tebligat yapılması zorunlu hâle getirilmiştir. Bu değişiklik sonrası 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesi; "Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. .... 11. İdareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim. Birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verilir. Bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur. Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu Kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılır. Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Bu Kanun uyarınca yapılan elektronik tebligat işlemleri, Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi üzerinden yürütülür. Posta ve Telgraf Teşkilatı Anonim Şirketi, sistemin güvenliğini ve bu sistemde kayıtlı verilerin muhafazasını sağlayacak her türlü tedbiri alır. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir." şeklinde düzenlenmiştir. 8. Anılan maddeye dayanılarak hazırlanan ve 06.12.2018 tarihli ve 30617 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan, 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren elektronik ortamda yapılacak tebligata iliskin usul ve esasları düzenleyen Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin 5/1 maddesinde tebligatın elektronik yolla yapılması zorunlu olanlar arasında "idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birim" gösterilmiştir. 9. Yine Yönetmeliğin 9. maddesinin 5. fıkrasında "Elektronik yolla tebligat, idareleri, kamu iktisadi teşebbüslerini veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait diğer ortaklıkları; adli ve idari yargı mercileri, icra müdürlükleri veya hakemler nezdinde vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılır. Temsile yetkili olan kişilerin ayrı bir elektronik tebligat adresinin bulunması bu kuralın uygulanmasına engel olmaz" hükmü uyarınca elektronik tebligatın vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu düzenlemeyle Kurum avukatlarının tayin, terfi gibi sebeplerle görev yerlerinin değişmesi ya da azil, istifa nedeniyle vekâlet ilişkisinin sona ermesi durumunda Kurumun bilgilendirilmesinin sağlanması ve hak kaybının önlenmesi amaçlanmıştır (Nesibe Kurt Konca, Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Açısından Elektronik Tebligat, Ankara, Genişletilmiş ve Güncellenmiş İkinci Baskı, 2024, s.161). 10. O hâlde 7201 sayılı Kanun'un 7/a maddesinin 1. fıkrası ile Yönetmeliğin 5/1 ve 9/5. maddelerine göre tebligatın, elektronik yolla ve idareyi vekil sıfatıyla temsile yetkili olan kişilerin bağlı bulunduğu birime yapılması gerektiği açıktır. 11. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 24.09.2025 tarihli ve 2024/5-570 Esas, 2025/569 Karar sayılı kararında da aynı ilkeler benimsenmiştir. 12. Somut olayda sürekli iş göremezlik ölüm gelirinin başlangıç tarihinin tespiti talebiyle açılan eldeki davada İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince eksikliklerin tamamlanarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek kaldırılıp davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi sonrasında İlk Derece Mahkemesince 04.05.2023 tarihinde davanın kabulüne dair verilen ikinci kararına karşı davacı vekilinin yanı sıra elektronik tebligat adresine gerekçeli karar 20.05.2023 tarihinde tebliğ edilen davalı Kurum vekilinin 06.06.2023 tarihinde istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun süre yönünden reddine, davacı vekilinin ise istinaf başvurusu yerinde görülmemekle birlikte kamu düzenine aykırılık nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği, kararın Özel Dairece yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince önceki hükümde direnildiği anlaşılmaktadır. 13. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ikinci kararının 7201 sayılı Kanun’un 7/a-11 ve Yönetmeliğin 5/1 ile 9/5. maddelerinin açık hükümleri gereğince temsile yetkili avukatın bağlı bulunduğu birim olan davalı Kurumun elektronik tebligat adresine tebliğ edilmesi gerektiği gözetildiğinde sözleşmeli veya kadrolu olup olmadığı önem arz etmeksizin davalı ... temsile yetkili olan avukatın hesap sahibi olduğu kişisel elektronik tebligat adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesince davalı tarafın 04.05.2023 tarihli karara yönelik istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilip davanın esasına girilerek sonucuna göre karar verilmelidir. 14. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında, İlk Derece Mahkemesinin ikinci kararının vekil adı tebliğ mazbatasında belirtilmek suretiyle Kurumun ilgili birimine tebliğ edilmesi, bozma kararında belirtildiği şekilde direnme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul Çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 15. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.