Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2025/477 E. 2025/889 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2025/477
Karar No
2025/889
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (İlk Derece Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2023/5 E., 2024/10 K.

1. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 12. Hukuk Dairesince davanın esastan reddine karar verilmiştir. 2. Karar davacı şirket iflas iadresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği düşünüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi 4. Davacı iflas idaresi memuru dava dilekçesinde; alacaklı ... A.Ş. tarafından usulsüz olarak yapılan ve icra dairesince usulsüz tebligatla kesinleştirilen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, açılan kayıt kabul davasının kesinleşmesi beklenmeden müflis ... İnş. Tur. ve Tic. A.Ş’ye ait taşınmazların satışının istendiğini, icra dairesince taşınmazların satışı için Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün 2016/206 Talimat ve İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün 2020/2626 Talimat sayılı dosyalarına talimatlar yazıldığını, Kocaeli 1. İcra Müdürlüğünün 2016/206 Talimat sayılı dosyasında yapılan ihale usulsüz olduğu gibi taşınmazın katma değer vergisinden (KDV) muaf olmasına rağmen satış ilanında KDV oranının %18 olarak gösterildiğini, taşınmazın satılması üzerine ihalenin feshini talep ettikleri Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2014/651 Esas sayılı dosyasında mahkemece sadece KDV konusunda bilirkişi raporu alınarak ihalenin feshine karar verildiğini ancak ihale alıcısının istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 2018/2273 Esas, 2019/223 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi dosyasına sunulan vergi dairesinin özelgesi ve uzman görüşü esas alınarak taşınmaz satışının KDV’den muaf olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak şikâyetin reddine karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince onandığını, İstanbul Anadolu 1. İcra Müdürlüğünün 2020/2626 Talimat sayılı dosyasında ihale edilen taşınmazın ihalesinin feshini talep ettiklerini, İstanbul Anadolu İstanbul Anadolu 5. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2016/771 Esas sayılı dosyasında taşınmaz satışının KDV’den muaf olduğu gerekçesiyle ihalenin feshine karar verildiğini, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesince ihalenin feshine karar verildiğini, kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince onandığını, aynı mahiyetteki ihalenin feshi taleplerinde farklı kararlar verildiği gibi yaptıkları araştırmada hükme esas alınan özelge ve uzman görüşünün kanun hükümlerine aykırı ve usulsüz olarak hazırlandığını tespit ettiklerini, Kocaeli 1. İcra (Hukuk) Mahkemesinin 2020/426 Esas sayılı dosyasında yargılamanın iadesini talep ettiklerini, icra mahkemesince gösterdikleri deliller incelenmeden ve ilgili dosya celp edilmeden talebin reddedildiğini, istinaf başvurusunun da aynı şekilde Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince deliller incelenmeden ve ilgili dosya celp edilmeden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiğini, yine aynı mahkemece müflis şirket temsilci tarafından açılan 2021/186 Esas sayılı dosyada ihalenin feshi isteminin hiçbir delil toplanmadan reddedildiğini, diğer takip borçlusu ... A.Ş. tarafından açılan 2021/203 Esas sayılı yargılamanın iadesi davasında verilen ret kararının ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince incelenmeyip dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderildiğini, taşınmazın güncel değeri 40.000.000,00 TL olmasına rağmen 3.361.000,00 TL’ye ihale edildiğini, iflas masasının zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000,00 TL maddi ve 3.000.000,00 TL manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı 5. Davalı ... Hazinesi vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı süresinin geçtiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 46. maddesindeki sorumluluk koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Görevsizlik Kararları 6. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.04.2022 tarihli ve 2022/194 Esas, 2022/350 Karar sayılı kararı ile; görevli mahkemenin Yargıtay ilgili Dairesi olduğundan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde ve süresi içinde talepte bulunulduğunda dosyanın ilgili Yargıtay Dairesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararın kanun yollarına başvurulmadan 09.09.2022 tarihinde kesinleşmesi, davacı vekilinin de 09.08.2022 tarihli dilekçesiyle dosyanın görevli daireye gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya Yargıtay 4. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. 7. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla 04.11.2022 tarihli ve 2022/78 Esas, 2022/75 Karar sayılı kararı ile; temyiz inceleme görevinin Yargıtay 12. Hukuk Dairesine ait olduğu gerekçesiyle görev bakımından davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın taraflarca temyiz edilmeksizin 07.02.2023 tarihinde kesinleşmesi, davacı vekilinin de 09.01.2023 tarihli dilekçesiyle dosyanın görevli daireye gönderilmesini talep etmesi üzerine dosya Yargıtay 12. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Özel Daire Kararı 8. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 04.06.2024 tarihli ve 2023/5 Esas, 2024/10 Karar sayılı kararı ile; “…6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46/1. maddesinde; Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği vurgulandıktan sonra, dava sebepleri; Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması, Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması, Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması, Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması, Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması, şeklinde tahdidi olarak gösterilmiştir. HMK’nun 46 ve mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 573 ve devamı maddelerine göre, hâkimin, bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptığı işlem, yürüttüğü faaliyet ve kararları nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilecek olup, kişisel kusura, haksız fiile veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa, hâkim aleyhine tazminat davası açılamayacağı her türlü kuşku ve duraksamadan uzaktır. T.C. Anayasasının 138/1-2. maddesi gereğince; “Hâkimler görevlerinde bağımsızdırlar. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.” Hâkimlerin Anayasa güvencesi altına alınan bağımsızlığı, ilke olarak yargı fonksiyonunun ifa edilmesi dolayısıyladır. Yargı yetkisinin özellikleri, hâkimlerin kişisel sorumluluğunda, özel bir sorumluluk düzeninin uygulanmasını zorunlu kılmıştır. Zira yargı görevinin bağımsızlık ve tarafsızlık içinde aksatılmadan yerine getirilmesi esastır. Gerçekten, hâkimlerin diğer devlet memurlarının tâbi bulundukları sorumluluk esaslarına bağlanmaları, yaptıkları her işlemin, aleyhlerine bir tazminat davasına yol açabileceğini düşünmelerine ve bunun sonucu olarak tereddüt içinde kalmalarına yol açabilir. Tabiidir ki; adaletin gerçekleşmesi, hâkim hakkında sorumsuzluk müessesesinin kabulünü gerektirmez. Ancak, hâkimin hukuki sorumluluk halleri benimsenirken, yargısal faaliyetten ibaret olan esas görevinin aksatılmamasına büyük özen gösterilmesi zorunludur. Gelişigüzel bir sorumluluk sisteminin benimsenmesi, hâkimin bağımsızlığını ve tarafsızlığını tehlikeye düşürebilir. Hâkimlerin verdikleri kararlarından dolayı ilke olarak sorumlu tutulamayacakları esas olmakla beraber, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, hâkimin bağımsızlığı kadar tarafsızlığını da güvence altına almak amacıyla, onun hukuki sorumluluğunu sınırlı olarak kabul etmiş ve aynı zamanda sorumluluğun tespitini özel bir usule tâbi tutmuştur. Hâkimin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası açılabilmesi için; HMK’nun 46. maddesinde tahdidi olarak yazılı bulunan sebeplerin bir ya da bir kaçının gerçekleşmesi, hâkimin görevini yaparken davacıya karşı düşmanlığı veya karşı tarafla dostluğu nedeniyle, davacı aleyhine, kasıtla veya ağır ihmalle kanuna açıkça aykırı karar vermiş olması, kasten, adalete ve yasalara aykırı karar verdiğinin, tevil ve tefsire ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olması, davacının karardan dolayı zarar görmesi ve hâkimin davranışı ile zarar arasında illiyet bağının olması ve bu hususların davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayın incelenmesinde; İncelenen tüm dosya kapsamına göre; Somut olayda, tüm deliller değerlendirilerek, soyut kanun hükümlerinin somut olaya uygulanması sonucu, hak ve nesafet kuralları gözetilerek vicdani kanaat doğrultusunda karar verildiği görülmüştür. Hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile bunların gerçekleştirilmesine yönelik teminatlar hâkimlerin keyfî davranabilecekleri, istedikleri şekilde karar verebilecekleri ve bu kararlardan da sorumlu olmayacakları anlamına gelmemekle birlikte, somut olayda, HMK’nun 46. maddesinde sayılan sebeplerin mevcut olmadığı sonuç ve vicdani kanaatına varıldığından, işbu davanın reddine ve ...nun 49. maddesi hükmü uyarınca davacının 1000-TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlere, kararın dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye, dosyadaki kanıtlara ve heyetin takdirine göre; 1-HMK'nun 46.maddesi uyarınca açılan davanın REDDİNE, 2-HMK’nun 49.maddesi uyarınca davacının takdiren 1.000-TL disiplin para cezası ile cezalandırılmasına, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince; alınması gereken 891,50 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 68.310,00TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 67.418,50TL harcın karar kesinleştiğinde, isteği halinde davacıya İADESİNE, 4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-HMK'nun 333. maddesi gereği, hükmün kesinleşmesinden sonra, davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısım kalması halinde davacıya iadesine, 6-Davalı ... vekil ile temsil edildiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 32.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı ... Hazinesine verilmesine,…” karar verilmiştir. Kararın Temyizi 9. Özel Daire kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı 10. Hukuk Genel Kurulunun 04.12.2024 tarihli ve 2024/12-697 Esas, 2024/631 Karar sayılı kararı ile; "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 74 üncü maddesinde açıkça yetki verilmemiş ise vekilin hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenleme karşısında eldeki davanın vekil aracılığı ile açılıp açılmayacağı Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında tartışılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46 ve devamı maddelerinde hâkimin hukuki sorumluluğu düzenlenmiş, söz konusu davaların ancak Devlet aleyhine açılabileceği, anılan Kanun’un 74 üncü maddesinde ise açıkça yetki verilmemesi hâlinde vekilin hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamayacağı kabul edilmiştir. Dava şartlarından birisinin eksik olması hâlinde nasıl hareket edileceği de HMK’nın 115 inci maddesinde düzenlenmiştir. Uyuşmazlık konusu olan dava şartı eksikliği tamamlanabilir bir eksiklik olduğuna göre HMK’nın 115/2 nci maddesi uyarınca davacı müflis ... İnşaat Tur. ve Tic. A.Ş. İflas İdaresi'ne HMK’nın 74 üncü maddesine uygun vekâletname ibraz etmesi için kesin süre verilmesi, verilen kesin süre beklenildikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmek üzere dosyanın mahalline geri çevrilmesi gerekmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Yukarıda belirtilen usul işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın Özel Dairesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,..." karar verilmiştir. 11. Özel Dairece kesin süreyi içeren muhtıra davacı şirket iflas idaresi vekili Avukat ...'e 07.01.2025 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen usulüne uygun vekâletname sunulmamıştır. Özel Dairece dosya tekrar Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu Kararı 12. Hukuk Genel Kurulunun 26.03.2025 tarihli ve 2025/12-168 Esas, 2025/175 Karar sayılı kararı ile; "...II. ÖN SORUN 10. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında öncelikle geri çevirme kararı üzerine özel yetki içeren vekâletnameyi içeren vekâletnamenin sunulması için davacı şirket iflas idaresi vekiline gönderilen ve bir haftalık kesin süre verildiği ihtaratını içeren muhtıraya rağmen vekâletname ibraz edilmemesi nedeniyle 6100 sayılı Kanun'un 77. maddesine göre işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesinin gerekip gerekmediği ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. 11. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 46 ve devamı maddelerinde hâkimin hukuki sorumluluğu düzenlenmiş, söz konusu davaların ancak Devlet aleyhine açılabileceği, anılan Kanun’un 74. maddesinde ise açıkça yetki verilmemesi hâlinde vekilin hâkimlerin fiilleri sebebiyle Devlet aleyhine tazminat davası açamayacağı kabul edilmiştir. 12. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77. maddesinde ise vekâletsiz dava açılması ve işlem yapılması düzenlenmiş olup maddeye göre; " (1) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır. (2) Vekâletnamesiz işlem yapmasına izin verilen ancak haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir. Bunu kötüniyetle yapan avukat aleyhine, ceza ve disiplin soruşturması açılmasını sağlamak üzere, Cumhuriyet başsavcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir. (3) Bir tarafın avukat tutmak istemesi sebebiyle, yargılama hiçbir şekilde başka bir güne bırakılamaz. (4) Avukatın istifa etmesi, azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması sebebiyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak, dosyanın incelenmemiş olması geçerli bir özre dayanıyorsa, hâkim bir defaya mahsus olmak üzere, kısa bir süre verebilir. Verilen süre sonunda, dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur." hükmüne yer verilmiştir. 13. Somut olayda Hukuk Genel Kurulunun 04.12.2024 tarihli ve 2024/12-697 Esas, 2024/631 Karar sayılı kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 46 vd. maddelerinde düzenlenen hâkimin hukuki sorumluluğu nedeniyle açılacak tazminat davalarında vekilin ancak aynı Kanun'un 74. maddesi gereğince açıkça yetki verilmesi hâlinde dava açabileceğinin düzenlendiği, 115. madde uyarınca vekâletname eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı olduğu, bu nedenle 115. maddenin 2. fıkrasına göre davacı müflis ... İnşaat Tur. ve Tic. A.Ş. iflas idaresine 74. maddeye uygun vekâletname ibraz etmesi için kesin süre verilmesi, verilen kesin süre beklenildikten sonra Hukuk Genel Kuruluna gönderilmek üzere dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesine karar verilmiş olup Özel Dairece davacı vekiline hitaben düzenlenen 31.12.2024 tarihli muhtıra ile 6100 sayılı Kanun'un 74. maddesine uygun vekâletnamenin bir haftalık kesin süre içinde ibrazının, aksi hâlde aynı Kanun'un 74... /2. maddeleri uyarınca işlem yapılacağının bildirildiği, muhtıranın Hukuk Genel Kurulu kararı ile birlikte davacı müflis şirket iflas idaresi vekiline 07.01.2025 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği, davacı vekilinin 10.01.2025 tarihli dilekçesinde davanın vekil tarafından değil, iflas idaresi memuru ... tarafından açıldığı, bu nedenle kararın tekrar değerlendirilerek özel yetki içeren vekâletname ibrazının gerekli olduğu sonucuna varılırsa işlemlerin alacağı süre gözetilerek iki haftalık ek süre talep ettiği, ancak dosya içinde ve UYAP ile oluşturulan elektronik ortamda sunulan vekâletname bulunmadığı görülmüştür. 14. Şu hâlde vekil tarafından 6100 sayılı Kanun'un 74. maddesine uygun özel yetki içeren vekâletname sunulmadığına göre aynı Kanun'un 77. maddesine göre işlem yapılmalıdır. Bu itibarla; a. Vekil tarafından verilen temyiz dilekçesinin, 6100 sayılı Kanun’un 77. maddesinin 1. fıkrasının son cümlesi gereğince yetkisiz vekil tarafından yapılmış temyize muvafakat verdiğini açıkça belirtmediği takdirde kararı temyiz etmemiş sayılacağı şerhini içeren davetiye ile davacı şirketin güncel iflas idaresinin tespiti ile tebliğ edilmesi, b. Vekil tarafından verilen temyiz dilekçesine iflas idaresi tarafından açıkça muvafakat edilmemesi hâlinde iflas idaresine gerekçeli kararın daha önceden usulüne uygun şekilde tebliğ edilmemiş olması nedeniyle kararın iflas idaresine tebliğ edilerek temyiz süresinin beklenmesi, c. Vekil tarafından verilen temyiz dilekçesine iflas idaresi tarafından muvafakat edilmesi veya süresi içinde karar temyiz edilirse gerekli usulî işlemler tamamlanarak temyiz incelemesi yapılmak üzere Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesi için dosyanın Özel Daireye geri çevrilmesi gerekmiştir. III.KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 77. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye GERİ ÇEVRİLMESİNE,..." karar verilmiştir. 13. Özel Dairece düzenlenen muhtıra üzerine İflas idare memuru ... tarafından verilen 05.06.2025 tarihli dilekçesinde vekil tarafından verilen temyiz dilekçesine muvafakat ettiklerini beyan etmiş, Özel Dairece eksiklik tamamlanarak dosya tekrar Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir. II. GEREKÇE 14. Dava, HMK'nın 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. 15. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesinde sorumluluk nedenleri sınırlı olarak sayılmıştır. Anılan maddede “(1) Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir: a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı bir hüküm veya karar verilmiş olması. c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmiş olması. ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmiş olması. d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmiş yahut tahrif edilmiş veya söylenmeyen bir sözün hüküm ya da karara etkili olacak şekilde söylenmiş gibi gösterilmiş ve buna dayanılarak hüküm verilmiş olması. e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılmış olması” düzenlemesi bulunmaktadır. 16. Somut olayda HMK'nın 46. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen sorumluluk sebeplerinden hiçbiri bulunmadığından ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartları oluşmadığından Özel Dairece davanın reddine karar verilmesi yerindedir. 17. Hâl böyle olunca, yapılan açıklamalara, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, Daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı şirket iflas idaresi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın ONANMASINA, Harç peşin alındığından harç alınmasına yer olmadığına, 25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2025/477, K. 2025/889, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-hukuk-genel-kurulu-2025-477-e-2025-889-k-848248f7cff7