Yargıtay · Hukuk Genel Kurulu
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2024/153 E. 2025/762 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Hukuk Genel Kurulu
- Esas No
- 2024/153
- Karar No
- 2025/762
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/431 E., 2022/902 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 19.04.2022 tarihli ve 2021/7774 Esas, 2022/6964 Karar sayılı BOZMA kararı
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun'un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davalı idare vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verilerek, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Köyü 157 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile 29 44... ve 2 parsel numarası aldığını, 43.1 25... yüzölçümündeki 157 parselin 14.8 43... ’lik kısmının davalı idare tarafından kamulaştırıldığını, ancak müvekkillerine herhangi bir tebligat yapılmadığı gibi ödeme de yapılmadığını, ... Belediye Başkanlığınca yapılan imar uygulamasında 29 44... ve 2 parsel sayılı taşınmazların davalı BOTAŞ’ın boru hattının geçtiği parseller olarak düzenlendiğini, kamulaştırma işlemleri tamamlanmadan taşınmazlara bu şekilde el atıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil tutarı olarak şimdilik 10.000,00 TL’nin el atma tarihinden itibaren, bu talebin kabul edilmemesi hâlinde dava tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiş, 25.10.2016 tarihli ve 13.10.2020 tarihli dilekçeleri ile talebini, kamulaştırmasız el atma bedeli için 485.499.03 TL, ecrimisil bedeli için de 11.648,37 TL olmak üzere toplam 497.147,40 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde; Rusya Ankara Doğalgaz Boru Hattı güzergâhında kalan dava konusu taşınmazların Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 26.02.1987 tarihli ve 352/2 sayılı kararı ile kamulaştırılmasına karar verildiğini, o dönem yürürlükte olan 6830 sayılı İstimlak Kanunu çerçevesinde kıymet takdir komisyonu oluşturulduğunu ve belirlenen kamulaştırma bedelinin 11.05.1987 tarihinde Ziraat Bankası Büyükçekmece Şubesine yatırıldığını, kamulaştırma evrakının Çatalca Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davacı ...'a, davacı ...'e ve davacıların murisi ...'e 16.12.1987 tarihinde, davacı ...'a 11.12.1987 tarihinde tebliğ edildiğini, davacıların kamulaştırma işlemini öğrendiklerini, tebliğden itibaren başlayan otuz günlük hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2017 tarihli ve 2015/525 Esas, 2017/168 Karar sayılı kararıyla; davalı idare tarafından istimlak kararı alınarak geçirilen doğalgaz boru hattının, 157 parselin imar uygulaması sonucu oluşan 29 44... ve 2 parsel sayılı taşınmazlara isabet ettiği, ilgili Noterlikçe kamulaştırma işlemine yönelik tebligat parçalarına rastlanmadığının bildirildiği, tebligatın usulüne uygun yapılmaması nedeniyle davanın süresinde olduğu, dava konusu 29 44... ve 2 parsel sayılı taşınmazların tamamına davalı idare tarafından fiilen el atıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile, toplam 485.499,03 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsili ile payları oranında davacılara ödenmesine, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 28.11.2018 tarihli ve 2017/2440 Esas, 2018/1895 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazların usulüne uygun olarak kamulaştırıldığına dair bilgi ve belge bulunamadığından işin esasının incelenmesinin yerinde olduğu, arsa niteliğindeki taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin de yöntem olarak doğru olduğu ancak davacı tarafından ecrimisil isteminde bulunulmuş olup mahkemece davacı tarafa benzer nitelikteki çevre taşınmazların ne şekilde kiraya verildiği açıklattırıldıktan sonra, emsal kira sözleşmelerini ibraz etmesi için süre verilip, ecrimisil hesabı yapılması gerekirken talep konusunda olumlu ya da olumsuz karar verilmediği, davacı ... yargılama sırasında öldüğü ve mirasçıları da davaya dahil edildiği hâlde, karar başlığına mirasçı isimlerinin yazılmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. V. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.11.2020 tarihli ve 2019/25 Esas, 2020/489 Karar sayılı kararıyla; istinaf kararı doğrultusunda kamulaştırmasız el atma tazminatı ve ecrimisil hesaplanması için alınan 23.12.2019 tarihli ek raporda belirlenen miktarların yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, 157 parselin ifrazından oluşan 29 44... ve 2 parsele ilişkin 485.499,03 TL kamulaştırmasız el atma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davalı idare adına tesciline, 11.648,37 TL ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmiştir. VI. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 21.04.2021 tarihli ve 2021/291 Esas, 2021/653 Karar sayılı kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. VII. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''... Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1-a maddesi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 78.630,00-TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu itibarla ..., ... ve ... haricindeki davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz taleplerinin reddine karar verildikten sonra, adı geçen davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Aşağıda açıklanan gerekçelerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan ret kararı kaldırıldıktan sonra Büyükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/25 Esas -2020/489 Karar sayılı kararının incelenmesinde; Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçeye göre, arsa niteliğindeki İstanbul İli, ... Mahallesi, 29 44... ve 2 parsel sayılı taşınmazlara 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11/1-g maddesi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak dava tarihindeki değerinin biçilmesinde ve alınan rapor uyarınca davacılar ... ve ...’nün pay bedellerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak; Dosyadaki belgelerin incelenmesinden; 16/12/1987 tarihinde kamulaştırma evrakının Çatalca Noterliği'nin ... yevmiye no ve 24/11/1987 tarihli ihtarnamesi ile 16.12.1987 tarihinde davacı ...’a tebliğ edildiği noter mührü taşıyan davalı kurum evraklarından anlaşılmıştır. Bu nedenle; 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 14. maddesindeki 30 günlük hak düşürücü süre dolduktan sonra açılan davanın adı geçen davacı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kabulüne karar verilmesi, Doğru görülmemiştir...'' gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kamulaştırma evrakı davacılar ve murislerine usulüne uygun tebliğ edilmediğinden davanın süresinde olduğu, Çatalca Noterliğinin 24.11.1987 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinde davacı ... yönünden kamulaştırma tebligatının yapıldığı yönünde şerh bulunsa da söz konusu ihtarname incelendiğinde bazı isimlerin hem tebliğ edilenler hem de tebliğ edilemeyenler kısmında yer aldığı, bu nedenle anılan belgenin kendi içinde çelişkili olduğu ve hükme esas alınmayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VIII. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen direnme kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı ... yönünden bakıldığında Çatalca Noterliğinin 24.11.1987 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesine konu tebligat şerhinde mahkemece belirtilen çelişkinin söz konusu olmadığını, başka isimler üzerinden söz konusu olan hatanın adı geçen davacıyı da kapsadığı yönündeki mahkeme gerekçesinin kabul edilemeyeceğini, kamulaştırma evrakının Çatalca Noterliğinin ... yevmiye No.lu ihtarnamesi ile davacı ...'a 11.12.1987 tarihinde, ...'a 16.12.1987 tarihinde, ...'e 16.12.1987 tarihinde, davacıların murisi ...'e 16.12.1987 tarihinde tebliğ edildiğini, davanın reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek direnme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı tazminat ve ecrimisil istemine ilişkin eldeki davada, davaya konu kamulaştırma işleminin davacı ... yönünden kesinleşip kesinleşmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 4650 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi 13, 14... . maddeleri, 2. Değerlendirme 1. Uyuşmazlığın çözümüne geçilmeden önce, 6830 sayılı İstimlâk Kanunu’nu yürürlükten kaldıran ve 08.11.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerinin açıklanmasında yarar bulunmaktadır. 2. Kamulaştırma Kanunu’nun 05.05.2001 tarihinde 4650 sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi 25/1. maddesinde "Hakların kullanılması ve borçların yerine getirilmesi bakımından kamulaştırma işlemi mal sahibi için 13 üncü madde uyarınca yapılan tebligatla, idare için tebligata çıkarmakla başlar. Mülkiyetin idareye geçmesi, bu Kanundaki özel hükümler dışında kamulaştırma işleminin idari yargı yönünden kesinleşmesi ile olur." hükmü öngörülmüş; 14. maddesinde ise, taşınmaz mal sahibi, zilyet ve diğer ilgililer yönünden otuz günlük dava açma süresinin, noter vasıtasıyla tebligat yapılmış olanlar hakkında tebliğ tarihinden, tebligat yapılamayanlar hakkında noter tebligatı yerine geçmek üzere gazete ile yapılan ilân tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı hüküm altına alınmıştır. 3. Kanun koyucunun kamulaştırmada özel bir önem gösterdiği tebligatın ne şekilde yapılacağı kamulaştırma tarihinde yürürlükte bulunan mülga 13. maddede açıklanmış, prensip itibariyle doğrudan doğruya ve mal sahibinin tespit olunan adresine noter vasıtasıyla tebligat yapılması esası kabul edilmiştir. İdare tarafından noter vasıtası ile yapılacak olan tebligata; kamulaştırması kararlaştırılan taşınmazın kamulaştırılmasına esas uygun ölçekli bir plan ya da krokisi, kamulaştırma kararı, idarece takdir olunan kıymeti, kamulaştırma karşılığının veya ilk taksidinin milli bankalardan birine hak sahibi adına yatırıldığına dair belge, kamulaştırmanın hangi idare yararına yapıldığı ve açılacak davalarda husumetin kime yöneltileceği hususlarına ilişkin belgeler eklenmelidir. 4. Burada noter kanalı ile çıkarılan tebligatın, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre mal sahibine tebliğ edilmesi gerektiği; aksi hâlde tebligatın geçersiz olacağı ve dava açma için zorunlu olan otuz günlük hak düşürücü sürenin mal sahibi yönünden başlamayacağı her türlü duraksamadan uzaktır. 5. Bu hâliyle mal sahibi yönünden açılacak davalarda, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin başlangıcında ilke olarak tebliğ tarihinin esas alınması gerektiği açıktır. Anılan ilkeye tek istisna Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 24.06.1994 tarihli ve 1993/3 Esas, 1994/2 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile getirilmiştir. Anılan kararda, mal sahibine daha önce kamulaştırma işlemi ile ilgili yasaya uygun bir bildirim yapılmamış olması hâlinde, Kamulaştırma Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen otuz günlük hak düşürücü sürenin tapuda ferağ işleminin yapıldığı tarihte başlayacağı benimsenmiştir. 6. Açıklanan yasal durum çerçevesinde; mal sahibi takdir edilen bedele ve maddi hatalara karşı kamulaştırma işlemi tebliğ edilmiş ise tebliğ tarihinden, yasaya uygun bir tebligat yapılmamış ise tapuda ferağ işleminin yapıldığı tarihten itibaren ancak otuz günlük hak düşürücü süre içerisinde dava açabilecektir. 7. Somut olayda, İstanbul İli, ... İlçesi, ... Köyünde bulunan 43.1 25... yüzölçümündeki 157 parsel sayılı taşınmazın Rusya - Ankara doğalgaz boru hattı güzergâhında kalan 14.8 43... ’lik kısmı için davalı idare tarafından 26.02.1987 tarihinde kamu yararı kararı alındığı, bu kararın Bakanlık tarafından 17.03.1987 tarihinde onaylandığı, kıymet takdiri ile belirlenen kamulaştırma bedelinin 11.05.1987 tarihinde Ziraat Bankası Büyükçekmece Şubesine yatırıldığı, kamulaştırma tarihindeki maliklere Çatalca Noterliği aracılığı ile tebligat gönderildiği anlaşılmaktadır. 8. Dosya kapsamına göre dava konusu 29 44... ve 2 parsel sayılı taşınmazların kadastral geldisi olan 157 parsel sayılı taşınmazdan davalı idare lehine doğalgaz boru hattının geçtiği tespit edilmiş, 12.07.2016 tarihli fen bilirkişi raporu ve krokisinde ... Belediye Başkanlığınca yapılan imar uygulaması sonucu kadastral 157 parselin kamulaştırılan kısmının 29 44... parsel ve 29 44... parsel numaralarını aldığı, doğalgaz boru hattı geçirilmek sureti ile fiilen el atılan kısmın 157 parselin imar uygulaması ile oluşan 29 44... ve 2 parsel sayılı taşınmazlara isabet ettiği belirtilmiştir. 9. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, kamulaştırma evrakı ve eklerinin Çatalca Noterliğinin 24.11.1987 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kamulaştırma tarihindeki maliklerden davacı ...’a 16.12.1987 tarihinde bizzat tebliğ edildiği ve dolayısıyla kamulaştırma işlemini tebligatın yapıldığı 16.12.1987 tarihinde öğrendiği, buna göre adı geçen davacının hak düşürücü süre içinde dava açmadığı, 2942 sayılı Kanun'un 4650 sayılı Kanun’la yapılan değişiklik öncesi 25. maddesi gereğince davaya konu kamulaştırma işleminin davacı ... yönünden kesinleştiği açıktır. 10. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, noterlikten gelen tebligat evrakında bazı isimlerin hem tebliğ edilenler hem de tebliğ edilemeyenler kısmında yer aldığı, bu nedenle anılan belgenin kendi içinde çelişkili olduğu, davacı ...’a kamulaştırma evrakının tebliğ edildiğine dair başka belge bulunmadığı, tebligatın usulüne uygun olduğu hususu şüpheli olduğundan bu durumun davacı lehine değerlendirilmesi ve dolayısıyla İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 11. Hâl böyle olunca Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 12. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IX. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın HMK'nın 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
''K A R Ş I O Y''
Dava, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasıdır. Sayın Çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık; davacılardan ... bakımından yapılan kamulaştırmanın usulünce tebliğ edilip edilmediğine ilişkindir. Zira kamulaştırma işlemi usulünce tebliğ edilmişse, kamulaştırma kararı kesinleşmekle artık kamulaştırmasız el atmadan bahsedilemeyecek, dolayısıyla davacı bu davayı açamayacaktır. Kamulaştırma işlemi 1986 yılında yapılmıştır. Bu tarih itibariyle tebligat araştırılmış, noterden gelen belgede, tebligat yapılanların ve yapılmayanların listesi bildirilmiş, davacı ...’in isminin hem tebligat yapılanlar arasında, hem de yapılmayanlar arasında olduğu anlaşılmıştır. Mahkemenin elinde tebligata ilişkin bu belgeden başka belge bulunmamaktadır. Zira aradan geçen süre nedeniyle evrakların saklanma süreleri dolmuştur. Çözümlenmesi gereken husus, davacı ...’e kamulaştırma evraklarının usulünce tebliğ edilip edilmediği hususudur. Kamulaştırma tarihi itibariyle tebligatın nasıl yapılacağı Kamulaştırma Kanunu 13. madde ile belirlenmiş, sonradan 4650 sayılı yasanın 21. maddesi ile bu hüküm kanun metninden çıkarılmıştır. Yine 4650 sayılı Yasanın 21. maddesi ile Kamulaştırma Kanununun 17. maddesi de kanun metninden çıkarılmıştır. Bu madde ile “Tebliğ edilen kamulaştırma işlemine karşı idari ve adli yargıya başvurulmadığı veya bu konuda açılan davaların kesin olarak sonuçlandığı ancak taşınmaz mal sahibinin ferağ vermediği hâllerde, takdir edilen ve artırılan bedelin tamamı millî bankalardan birine yatırılarak makbuzu ilgili belge örnekleriyle birlikte mahkemeye verilir. Mahkeme iki tarafı derhal davet ederek, gelmemeleri hâlinde gıyaplarında, belgeleri inceleyerek; kamulaştırma usulüne uygun şekilde tamamlanmış ise, taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tesciline karar verir ve tapu dairesine bildirir. Kamulaştırması yapılan taşınmaz mal tahsis edildiği kamu hizmeti itibariyle sicile kaydı gerekmeyen bir niteliğe dönüşmüş ise, istek hâlinde sicil kaydının terkinine karar verilir…” denmek suretiyle taşınmazın idare adına tescili düzenlenmiştir. Kamulaştırma işlemine ilişkin belgelerin taşınmaz maliki ...’e tebliğ edildiğine dair elimizde Noterlikçe gönderilen ve kendi içinde çelişkili olan listeden başka belge bulunmamaktadır. Kamulaştırma işleminin tamamlandığını, dolayısıyla mülkiyetin davalı idareye geçtiğini ispat yükü davalıdadır. Davalı bu hususu tereddüde yer vermeyecek şekilde ispat edememiştir. Davacı adına yatırılan kamulaştırma bedelinin alınıp alınmadığı belli değildir. Diğer yandan davalı idare Kamulaştırma Kanunu’nun o tarihte yürürlükte bulunan 17. maddesinin kendisine verdiği hak ve yetkiyi kullanarak mahkemeye de müracaat etmemiştir. Bu müracaatın yapılabilmesi için usulüne uygun tebligat yapılması gerekmektedir. Sonuç itibariyle, mülkiyet hakkının kutsallığı ilkesi de nazara alındığında şüpheli bir tebligat işlemi nedeniyle şüphenin, idareye göre daha zayıf konumda bulunan mülkiyet hakkı sahibi lehine değerlendirilmesi gerekirken aksi yönde bir yol izlenerek davacının davasının reddi yönünde oluşan Sayın Çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.