Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2026/247 E. 2026/467 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2026/247
- Karar No
- 2026/467
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 2. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 688-415
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 43, 62... . maddeleri uyarınca 5 yıl 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 29.01.2019 tarihli ve 534-45 sayılı hükmün, sanık tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesince 03.03.2020 tarih ve 688-415 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 2. Ceza Dairesince 12.02.2025 tarih ve 5027-2283 sayı ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararında temyiz başvurusunun gerekçeli olarak yapılmasının zorunlu olduğuna dair ihtarat bulunmaması nedeniyle sanığa bu yöndeki ihtarı içerir tebligat yapılması hususunda tevdi kararı verilmesi sonrasında yapılan tebligatın ardından sanık tarafından sunulan dilekçe üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesince 17.09.2025 tarih ve 9089-15647 sayı ile; "...Dairemizin 12.02.2025 tarihli noksan ikmali kararı uyarınca, mahallince sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunması yönündeki ihtarın 28.05.2025 tarihinde yapıldığı, ancak sanığın yeniden 29.05.2025 tarihli temyiz sebebi içermeyen ek dilekçe sunduğu belirlenmiştir. Ayrıntıları, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.10.2019 tarihli ve 2019/9.MD-355 Esas, 2019/596 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; sanığın yokluğunda verilip 11.03.2020 tarihinde tebliğ edilen karara yönelik, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesinde belirlenen kanunî süre içerisinde 12.03.2020 tarihli temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu, ancak yukarıda belirtilen 28.05.2025 tarihli ihtara rağmen aynı Kanun'un 295/1. maddesinde öngörülen 7 günlük kanunî süre içerisinde temyiz nedenlerini içeren gerekçeli temyiz dilekçesini sunmadığı," gerekçesiyle temyiz isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 28.11.2025 tarih ve 70686 sayı ile; "...Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 12.04.2023 gün ve 2023/9-145 Esas-2023/211 Karar sayılı ve 02.07.2025 gün ve 2024/10-306 Esas-2025/310 Karar sayılı karalarında da açıkça belirtildiği üzere; sanığın 12.03.2020 tarihli temyiz dilekçesinde 'lehime olan tüm haklarının tarafıma kullanılıp beraatimi talep ederim.' ifadelerine yer vererek doğrudan olayın sübutuna ilişkin delillerin usulüne uygun bir değerlendirmeye tabi tutulmadığını ileri sürmüş ve maddi hukukla ilgili normların tatbikinde de isabet bulunmadığına işaret etmiş olmasına göre, maddi hukuka aykırılık iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi ve sanığın temyiz dilekçesinde bir temyiz nedeninin bulunduğu kabul edilerek temyiz isteminin kabulü ile dosyanın esastan incelenmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 2. Ceza Dairesince 30.12.2025 tarih ve 16085-24685 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara yönelik sanık tarafından sunulan dilekçenin bir temyiz nedeni içerip içermediğinin belirlenmesine ilişkindir. IV. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03.07.2024 tarihli ve 49-219, 16.10.2024 tarihli ve 194-3 14... .11.2024 tarihli ve 464-380 sayılı ilamları ile diğer müstakar kararlarında belirtildiği üzere; Temyiz edenin, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermesi gerekmektedir. Bozulma nedenlerinin kapsamını, muhakeme hukukuna ve/veya maddi ceza hukukuna ilişkin normlara aykırılıklar oluşturacaktır. Böylece başvuruda (dilekçe, beyan ya da layihada) gösterilen nedenler/sebepler/gerekçe, bir yandan usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olmakta, diğer yandan da temyiz incelemesinin sınırlarını çizmektedir. Zira Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapacaktır (CMK'nın 301. maddesi). CMK'nın 301. maddesinin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde de vurgulandığı üzere; "Yargıtay, temyiz istemi yargılama hukukuna ilişkin kuralların uygulanmaması veya eksik veya yanlış uygulanmasından dolayı yapılmışsa bu olgular hakkında inceleme yapar.". Dolayısıyla temyiz başvurusunda bu husus açıkça ileri sürülmeli, bunu belirten olaylar ve olgular da açıkça anlatılmalıdır. Muhakeme hukukuna aykırılık iddiasına dayanan temyiz taleplerinde Yargıtay muhakeme normunun doğru uygulanıp uygulanmadığını, anlatılması istenen maddi olay üzerinden değerlendirecektir. Kararın hukuka, usule aykırı olduğunu ifade etmek, gerekli ve yeterli bir temyiz sebebi olarak kabul edilemez. Aksi hâlde soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin tarzı icrasına dair tutanaklarda da bir açıklığın bulunmadığı durumlarda iddianın denetlenme olanağı olmayacaktır. Usule ilişkin normlar maddi gerçeğe ve adalete erişme amacına hizmet eden birer vasıta olmakla, ancak bir bütün hâlinde yargılamanın adil olmadığı sonucunu doğuracak, yani hükmü etkileyecek nitelikteki ihlallerin bozma sebebi olacağı kuşkusuzdur. Kanun'un 289. maddesindeki mutlak hukuka aykırılık hâllerinin, hükmü doğrudan etkilediği kabul edildiğinden gösterilen usule aykırılık hâlleri ile çizilen inceleme sınırlarının da istisnasını oluşturdukları anlaşılmaktadır. Temyiz istemi, maddi hukuk kurallarına aykırılık sebebine dayanıyorsa, temyiz edenin yine usulüne uygun temyiz davasını açan başvurunun zorunlu unsuru olduğundan hukuka aykırılık sebeplerini de başvurusunda göstermesi gerekir. Ancak maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu nihai olarak söyleme yetkisinin, doğrudan mahkemelere ait olması nedeniyle gösterilen bu sebepler, usule ilişkin aykırılıklarda olduğu gibi temyiz incelemesinin sınırlarını çizemez. Yargıtay yalnız gösterilen hukuka aykırılıkları değil tüm maddi hukuka aykırılıkları tespit ederek temyiz edenin sıfatını da dikkate almak suretiyle hükmü bozar. Yargıtayın maddi hukuk normlarının tümünü göz önünde tutup inceleme yapması gerektiği hususu doktrinde de (Serap Keskin Kiziroğlu, Türk Ceza Muhakemesi Hukukunda Temyiz Yasa Yoluna İlişkin Değişikliklere Bakış, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Kasım-Aralık, 2017, s. 182 vd.), savunulmaktadır. Erdem ve Kavlak'a göre, "...kararın hukuka aykırı olduğu ve bozulması gerektiği yönünde bir irade ortaya konulduğu sürece incelemenin maddi hukuka ilişkin tüm hukuka aykırılıklar yönünden yapılabileceği, bu bağlamda, Yargıtayın olayda meşru savunma koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yapılan bir temyiz istemi karşısında bu istemi yerinde bulmasa bile haksız tahrikin koşullarının gerçekleştiği ve bu nedenle de cezanın indirilmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozabilir." (Mustafa Ruhan Erdem, Cihan Kavlak, Ceza Muhakemesinde Temyiz İncelemesinin Kapsamı ve Sınırları, Yargıtay Dergisi, Ekim, 2018, Sayı: 4, s. 14 34... ), Çetintürk de; "Muhakeme hukukuna ilişkin aykırılıklardan farklı olarak, maddi hukuka ilişkin denetimin, hükmün tüm yönleriyle incelenmesini gerektirdiği, maddi hukukun yanlış uygulandığına ilişkin genel bir ifade içeren temyiz dilekçesinde açıkça ileri sürülmemiş olsa dahi, dosyaya yansıyan delillere göre suçun unsurlarının oluşmaması, sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması, suçun vasfının yanlış belirlenmesi, suçun nitelikli hâllerinde yapılan hata sonucu cezanın yanlış belirlenmesi veya teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması sonucu sanığın ceza alması veya almaması ya da hak ettiğinden az veya çok ceza alması durumlarında Yargıtayın bu hukuka aykırılığı bozma nedeni yapabileceği" (Ekrem Çetintürk, Ceza Muhakemesinde Temyiz Kanun Yolunda Maddi (Fiili) Sorunun İncelenmesi, Terazi Hukuk Dergisi, Mart 2019, s. 466-489) düşüncesindedir. Şu hâle göre, istemin; sanığın suçu işlediğinin sabit olmadığı (maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmediği), suçun unsurlarının oluşmadığı, suç vasfının yanlış belirlendiği, hukuka uygunluk nedenleri, teşebbüs, iştirak, içtima, haksız tahrik ve şahsi cezasızlık sebepleri gibi maddi hukuka ilişkin hükümlerin yanlış uygulanması nedeniyle sanığın hukuka aykırı biçimde cezalandırıldığı veya cezanın yanlış belirlendiği şeklindeki maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıklara dayanması durumunda Yargıtay, maddi hukuk normlarının anlam ve kapsamının ne olduğuna dair nihai yorum ve tespitin/maddi hukukun ne olduğunu söyleme nihai yetkisinin, doğrudan kendisine ait olması nedeniyle sebeple ve gerekçedeki hukuki nitelendirme ile bağlı olmaksızın, tüm hukuka aykırılıkları saptayarak hükmü bozacaktır. B. Hukuki Değerlendirme Hukukî süreç kısmında anlatıldığı şekilde aşamalardan geçen ve sanık tarafından sunulan 12.03.2020 tarihli dilekçenin bir temyiz nedeni içermediği gerekçesiyle Özel Dairece temyiz isteminin reddine karar verildiği anlaşılan dosyada; Sanık tarafından sunulan ve "...Ancak verilen bu kararın haksız bir karar olduğuna inandığım için Anayasal hakkım olan temyiz hakkımı kullanmak istiyorum. Mağduriyetimin son bulması adına infazımın durdurulup kararın bozulup lehime olan tüm haklarımın tarafıma kullanılıp beraatimi ya da yeniden yargılanmayı arz-talep ederim." ifadelerine yer verilen 12.03.2020 tarihli dilekçenin, kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği ve bu suretle temyiz incelemesi için yeterli olmadığı, ayrıca Özel Dairenin tevdi kararı sonrasında verilen 29.05.2025 tarihli dilekçede de "Karara itiraz ediyor ve bu dosyamı temyiz etmek istiyorum." denilmesine rağmen neden belirtilmediği, açıklanan sebeple sanığın temyiz isteminin CMK'nın 298. maddesi uyarınca sebep yokluğundan reddine dair Özel Daire kararının isabetli olduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.09.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.