Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/131 E. 2026/45 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/131
- Karar No
- 2026/45
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 6. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 873-306
I. HUKUKİ SÜREÇ Nitelikli hırsızlık suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-h, 143, 35, 62, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.04.2016 tarihli ve 957-273 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 6. Ceza Dairesince 19.04.2021 tarih ve 3870-7235 sayı ile sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak zorunlu müdafi atanması gerektiğinden bahisle bozulmasına karar verilmiştir. Bozma ilamına uyan Yerel Mahkemece 26.04.2022 tarih ve 873-306 sayı ile önceki gibi sanığın cezalandırılmasına dair hüküm kurulmuş, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyizi üzerine inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 05.12.2022 tarih ve 6760-16847 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 23.01.2025 tarih ve 127701 sayı ile; "...Somut olayda, sanık müdafiin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâli söz konusu olmayıp karar oturumuna hiç katılmadığı, bu hâliyle CMK’nın 216. maddesi uyarınca kanunen duruşmada mutlaka hazır bulunması gereken müdafiin yokluğunda hükmün açıklanamayacağı, Yerel Mahkemece yeni bir müdafi görevlendirilmeden ya da müdafi temini için oturum ertelenmeden yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde bulunduğu ve bu durumun aynı Kanun'un 289/1-e maddesi uyarınca hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturduğu," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 6. Ceza Dairesince 25.02.2025 tarih ve 445-2225 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI ve KONUSU İnceleme dışı sanık ... hakkında kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup itirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında kurulan hükümle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan mahkûmiyetine karar verilen sanığın müdafii duruşmada hazır bulunmaksızın hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya içeriğinden; Sanık hakkında gece vakti nitelikli hırsızlık suçundan kurulan hükmün Özel Dairece bozulmasından sonra bozma gereğini yerine getiren Yerel Mahkeme tarafından sanığa müdafi tayin edildiği, 30.09.2021 tarihli ilk oturumda bozma ilamı okunarak zorunlu müdafiin huzurunda sanığın savunmasının alındığı, devam eden oturumlara tutuklu/hükümlü kaydı bulunmayan sanığın katılmadığı, 12.04.2022 tarihli celsede Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını açıkladığı, sanık müdafiinin esas hakkındaki savunmalarını yapmak üzere süre isteminde bulunduğu, talebin kabulüne karar verilerek oturumun 26.04.2022 tarihine talik edildiği, belirtilen günde oturum açılıp yargılamaya devam olunduğu, ancak sanık müdafiinin duruşmanın saatinde alınmaması ve başka mahkemelerde de duruşmalarının bulunması gerekçeleri ile mesleki mazeret sunarak yokluğunda karar verilmesine rızasının bulunduğunu yazılı olarak bildirdiği, ekinde esas hakkındaki savunmalarını içerir dilekçesini de sunduğu, Yerel Mahkemece müdafiin mazeret dilekçesinin kabulüne karar verilip yokluğunda yargılamanın bitirildiği anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.10.2024 tarihli ve 332-297; 04.12.2024 tarihli ve 445-386 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; CMK'nın 216. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zorunlu müdafiin hazır bulunmadığı oturumda hükmün açıklanabilmesi için 694 sayılı KHK'nın madde gerekçesinden anlaşılacağı üzere sanığın esas hakkındaki sorgusunun ve savunmasının zorunlu müdafiin hukuki yardımından yararlandırılarak alınmış ve yargılamanın sonucuna etkili olabilecek esaslı her türlü işlem tamamlanmasına rağmen müdafiin davayı uzatmak amacıyla mazeretsiz şekilde duruşmaya gelmemiş veya duruşmayı terk etmiş olması gerekmektedir. (Anayasa Mahkemesi, 24.07.2019 tarihli ve 73-65 sayılı) Öte yandan, CMK’nın hukuka kesin aykırılık hâllerini düzenleyen 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca, Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılmış olmasının hukuka kesin aykırılık hâllerinden birini oluşturduğu ve aynı Kanun'un 150. maddesi mucibince tayin edilen zorunlu müdafiin 188/1. maddesi gereğince duruşmada hazır bulunmasının zorunlu olduğu gözden uzak tutulmamalıdır. B. Hukuki Nitelendirme Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün, Özel Dairece yüklenen suçun alt sınırı itibarıyla sanığa müdafi tayin edilmesinde zorunluluk bulunması gerekçesiyle bozulmasının ardından, bozma gereğini yerine getiren Yerel Mahkemece sanığa müdafi atanarak yargılamaya devam olunduğu, 26.04.2022 tarihli karar oturumuna sanık müdafinin mesleki mazeretini sunarak iştirak etmediği, Yerel Mahkemece mazeretin kabul edilip yokluğunda karar verilmesine muvafakat ettiğini bildirmesi gerekçe kılınarak sanık ve müdafii hazır olmaksızın hüküm verildiği anlaşılan uyuşmazlıkta; CMK'nın 150. maddesine göre görevlendirilen zorunlu müdafiin kanunen mutlaka duruşmada hazır bulunması gereken yargılama süjelerinden olup Anayasa'nın 36 ve CMK'nın 216/1. maddeleri hükümleri de dikkate alındığında, usulüne uygun şekilde ortaya konulan delillerle ilgili olarak kamu davasının taraflarına sırasıyla karşılıklı söz hakkı verilmesi ve tartışma imkânı da sağlanıp tez (iddia) ve antitezin (savunmanın) çatışmasıyla bir sonuca ulaşılmasının sağlıklı bir muhakeme sürecinin gerekli ve zorunlu şartı olduğu, Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunmak üzere süre talebinde bulunan sanık müdafinin yazılı dilekçe sunmakla birlikte hüküm anına kadar savunmasını değiştirme ya da genişletme hakkına sahip bulunduğu hususu da gözetildiğinde, esas ve usule dair bütün işlemlerin tamamlandığından da söz edilemeyeceği cihetle, sanık müdafinin yokluğunda karar verilmesine muvafakat ettiği yönündeki beyanının, müdafiin karar oturumunda hazır bulunması gerektiğine ilişkin amir hükmü bertaraf etmeyeceği gibi mesleki mazeret bildirmesi nedeniyle yargılamanın uzaması amacıyla mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinin de söz konusu olmadığı, bu vaziyete göre, müdafiin hazır olmamasının hükmün açıklanmasına engel teşkil etmeyeceğine dair istisnai nitelikteki normun somut uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı anlaşılmakla, Yerel Mahkemece oturum talik edilmeden ya da sanığa yeni bir müdafi atanmaksızın, yargılamaya devam edilerek duruşmada hazır bulunması zorunlu olan müdafiin gıyabında muhakemenin bitirilip hüküm kurulmasının savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu ve CMK'nın 289/1-e maddesi kapsamda hukuka kesin aykırılık hâli meydana getirildiği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan dört Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın müdafii hazır bulunmaksızın hüküm kurulmasının savunma hakkını kısıtlamadığı, bu nedenle itirazın reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 05.12.2022 tarihli ve 6760-16847 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- Ankara 39. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 873-306 sayılı kararının, CMK'nın 188/1 ve 289/1-e maddeleri uyarınca sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı kabul edilerek Özel Dairenin onama kararı kaldırılıp Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmesi nedeniyle cezanın infazına başlanılmış ise İNFAZIN DURDURULMASINA, sanığın bu suçtan cezaevine alınmış olması hâlinde başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse DERHAL SERBEST BIRAKILMASI için MÜZEKKERE YAZILMASINA oy birliğiyle, 5- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.