Yargıtay · Ceza Genel Kurulu
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/12 E. 2026/43 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2025/12
- Karar No
- 2026/43
- Karar Tarihi
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Asliye Ceza SAYISI : 199-247
I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın sarkıntılık suretiyle basit cinsel saldırı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/1-2.cümle, 102/3-b, 63... . maddeleri uyarınca 6 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluğuna ilişkin Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 06.09.2022 tarihli ve 414-380 sayılı hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesince 05.10.2022 tarih ve 1797-1681 sayı ile; "Kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanma gerekçesiyle artırımı yapılan hükmün 2. paragrafının Ceza Muhakemesi Kanununun 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kaldırılmasına," karar verilmesi suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, bu kararın sanık, müdafii ve katılan mağdure vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 23.03.2023 tarih ve 16320-1649 sayı ile; "...sanığın muayene için üstsüz olan katılanın göğsünü sıkmak şeklindeki eyleminin cinsel bölgelere çıplak olarak dokunma niteliğinde olup cinsel saldırı vasfında sayılması gerektiği ve 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi kapsamında kaldığı gözetilmeksizin suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı biçimde hüküm kurulmak suretiyle eksik ceza tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesince 07.09.2023 tarih ve 422-407 sayı ile; basit cinsel saldırı suçundan TCK'nın 102/1-1. cümle, 102/3-b, 53... . maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mahsuba ve hak yoksunluğuna ilişkin verilen hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.01.2024 tarih ve 13488-259 sayı ile; "...katılan üzerinde nüfuzu bulunmayan sanık hakkında tayin olunan cezanın 5237 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca artırılması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ise 25.04.2024 tarih ve 199-247 sayı ile bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.06.2024 tarihli ve 54539 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 05.11.2024 tarih ve 5435-9510 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 102. maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; suç tarihinde tıbbi sekreter olarak görev yapan sanık hakkında hükümden önce 27.05.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 14. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'na eklenen 18. madde hükmü uyarınca soruşturma izni alınmasının gerekip gerekmediği değerlendirilmiştir. III. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Ceza Genel Kurulun 16.10.2024 tarihli ve 395-303; 23.10.2024 tarihli ve 231-325 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; 3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesi ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Meslekî Sorumluluk Kurulu oluşturulmuş ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar bakımından izin usulü öngörülmüştür. 3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesiyle özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan sağlık personeli yönünden de izin prosedürü getirilmiş, ayrıca 4483 sayılı Kanun’a göre izin usulüne tabi olan bu kişiler bakımından soruşturma izninin Kurul tarafından verileceği hüküm altına alınmıştır. Kurulun yapılan soruşturmalar hakkında izin verme yetkisi, sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapılan muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalarla sınırlı tutulmuştur. Bununla birlikte konuyla ilgili kuralın yer aldığı ek 18. maddede 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde düzenlenen soruşturma usulüne tabi olanlar kapsam dışı bırakılmıştır. Anılan Kanun’un 53. maddesi "Disiplin ve Ceza İşleri" başlıklı Dokuzuncu Bölüm'de yer almaktadır. Maddenin (c) fıkrasında yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 14.07.1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na tabi memurlarının görevleri dolayısıyla ya da görevlerini yaptıkları sırada işledikleri ileri sürülen suçlar hakkında yetkili makamlarca inceleme başlatılabileceği, inceleme sonucunda soruşturma açılmasına karar verilmesi ya da doğrudan soruşturma başlatılması hâlinde maddede yer alan müteakip hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu itibarla vakıf üniversiteleri de dâhil olmak üzere yükseköğretim üst kuruluşları başkan ve üyeleri ile yükseköğretim kurumları yöneticilerinin, kadrolu ve sözleşmeli öğretim elemanlarının ve bu kuruluş ve kurumların 657 sayılı Kanun’a tabi memurlarının 3359 sayılı Kanun’un ek 18. maddesinde düzenlenen izin usulüne bağlı kılınmadığı anlaşılmaktadır. Bu kişilerin görevleri dolayısıyla ya da görevlerini icra ederken işledikleri ileri sürülen suçlar için 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesi uygulama alanı bulacaktır. 7406 sayılı Kanun’un geçiş hükümlerinin düzenlendiği 15. maddesinin gerekçesinde açıklandığı üzere; özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından ek 18. maddenin birinci fıkrasıyla muhakeme şartı niteliğini haiz izin müessesesi getirildiğinden bu kişiler hakkında sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbî işlem ve uygulamalar nedeniyle hâlen yürütülen soruşturma veya kovuşturmalarda Meslekî Sorumluluk Kurulundan izin alınması gerekmektedir. B. Hukuki Nitelendirme Arnavutköy Devlet Hastanesinde tıbbi sekreter olarak görev yapan sanığın, sol göğsünde kist olması nedeniyle mamografi çektirmek isteyen katılan mağdurenin sol göğsünü eliyle kavrayarak sıkmak suretiyle isnat edilen cinsel saldırı suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; Suç tarihinden önce yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen ek 18. maddenin birinci fıkrası uyarınca, 2547 sayılı Kanun’un 53. maddesinde yer alan soruşturma usulüne tabi olanlar hariç olmak üzere, kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ve vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılan soruşturmalar bakımından soruşturma izni usulünün getirilmesi, 7406 sayılı Kanun’un geçiş hükümlerinin düzenlendiği 15. maddesinin gerekçesinde açıkça, ek 18. maddenin birinci fıkrası kapsamında olup da haklarında 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kesinleşmiş bir karar bulunmayanlar, başka bir ifadeyle soruşturma iznine ilişkin süreci henüz tamamlanmayanlar bakımından soruşturma veya kovuşturmaya devam edilebilmesi için Meslekî Sorumluluk Kurulundan izin istenmesi gerektiği ve özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensupları bakımından yapılan bu düzenlemenin muhakeme şartı niteliğinde olduğunun ifade edilmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde; sağlık kuruluşunda tıbbi sekreter olarak görev yapan ve 7406 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla hakkında kamu davası açılmış olan sanık hakkındaki kovuşturmaya devam edilebilmesi için Meslekî Sorumluluk Kurulundan izin alınmak üzere durma kararı verilmesinde ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün bozulmasına karar verilmelidir. Ulaşılan sonuç karşısında asıl uyuşmazlık konusu değerlendirilmemiştir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Gaziosmanpaşa 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2024 tarihli ve 199-247 sayılı direnme kararına konu hükmünün, sanık hakkında hükümden önce 27.05.2022 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile 3359 sayılı Kanun'a eklenen 18. madde hükmü gereğince soruşturma izni istenmesi ve sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiği hususunun nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Sanığın tahliye talebinin REDDİNE, 3- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.01.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.