Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2025/113 E. 2026/182 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2025/113
Karar No
2026/182
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 224-324

I. HUKUKÎ SÜREÇ Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/2, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 12 yıl hapis; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1, 109/3-f, 109/5, 43/1, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 6 ay hapis cezalarıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Ünye Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.12.2013 tarihli ve 224-324 sayılı hükümlerin, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 18.06.2014 tarih ve 3204-8309 sayı ile onanmasına karar verilmiştir. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 22.03.2024 tarih ve 28973 sayı ile; "… suç tarihinde mağdurenin onbeş yaşını tamamladığı kabul edilerek, olayın intikal şekli ve zamanı ile mahkemenin kabulüne göre, sanığın eylemlerini cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen bir nedenle gerçekleştirdiğine dair mağdurenin soyut beyanı dışında, yeterli delil bulunmadığı gözetilip, çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu ve şikâyet süresi de nazara alınarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8 ve 5237 sayılı TCK'nın 73. maddeleri gereğince ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise açıklanan nedenlerle ve değişen suç vasfına göre, velayet hakkına sahip anne ve babasının fail ve fiili öğrendikten sonraki şikâyeti de gözetilerek bu suçtan da sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 11.12.2024 tarih ve 3556-11043 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KONUSU Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; uygulanacak kanun maddelerinin saptanması noktasında, suç tarihlerinin tespitine ilişkin olarak Yerel Mahkeme kararının yasal ve yeterli gerekçe içerip içermediği, bu hususta eksik araştırma bulunup bulunmadığı, buna bağlı olarak sanığın eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını mı yoksa reşit olmayanla cinsel ilişki ve çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarını mı oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Katılan mağdurenin 16.03.1996 tarihinde dünyaya geldiği, 08.05.2012 tarihinde saat 13.00'te kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağa göre; aynı gün saat 10.35 sıralarında emniyet amirliğinde öz kızının kayıp olduğunu beyan eden katılan ...nin katılan mağdureyle saat 13.00 sıralarında emniyete geldiği, Ünye Devlet Hastanesinde görevli kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından 09.05.2012 tarihinde düzenlenen raporlara göre; katılan mağdurenin bakire olmadığı, zorla cinsel ilişkiyle ilgili olabilecek laserasyon veya yırtık izlenmediği, yaklaşık 3 yıl önce başka bir tecavüz olayı yaşadığını belirttiği, ... İlköğretim Okulunun 05.12.2013 tarihli yazısına göre; katılan mağdurenin 2003-2004 eğitim yılında birinci sınıfa başladığı ve 2010-2011 eğitim yılında mezun olduğu, ekindeki kağıtta ise; "2003-2004-birinci sınıf -yedi yaş-, 2004-2005'te ikinci sınıf, 2005-2006'da üçüncü sınıf, 2006-2007'de dördüncü sınıf, 2007-2008'de beşinci sınıf, 2008-2009'da altıncı sınıf, 2009-2010'da yedinci sınıf, 2010-2011'de sekizinci sınıf -14 yaş" şeklindeki el yazısının bulunduğu, Ünye Açık Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 01.12.2010 tarihli yazısına göre; sanığın 14.04.2008 tarihinde cezaevine girdiği, 10.11.2010 tarihinde tahliye edildiği, 27.11.2013 tarihli yazısına göre; 15.09.2009-22.10.2010 tarihleri arasında kapalı ceza infaz kurumunda, 11.11.2010 tarihine kadar açık ceza infaz kurumunda hükümlü olarak kaldığı, Açık kaynaklardan yapılan araştırmaya göre; 2011 yılı ikinci sömestır tatilinin 28 Ocak-14 Şubat tarihleri arasında olduğu, İddianamenin başlık kısmında suç tarihinin "2010 yılı içerisinde gayri muayyen zamanda" şeklinde belirtildiği, gerekçeli karar başlığında ise 2010 yılı olarak gösterildiği, hukuki nitelendirme kısmında "Sanık ...'ün 2011 yılı Şubat ayı içerisinde tanıştığı 15 yaşından küçük olan mağdur ... ...'ı oto yıkama yaptığı iş yerinin üstünde bulunan evine götürdüğü, sanığın burada mağdura porno film izlettirerek rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği ve bu cinsel birlikteliğin sonraki günlerde de devam ettiği" şeklinde değerlendirmede bulunulduğu, hüküm fıkrasında ise; "2010-2011 Eğitim yılının ikinci kanaat döneminin başladığı 14.02.2011 tarihinden mağdurenin 15 yaşını tamamladığı 17.03.2011 tarihine kadar" şeklinde tespite yer verildiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdure 08.05.2012 tarihinde kollukta; bir gece önce kendisiyle rızası dışında cinsel ilişkiye girildiğini, kızlığını ise bir yıl önce oto yıkama işi yapan sanığın bozduğunu, ilköğretim okulunda okuduğunu, sanıkla okulun önüne gelip gitmesi nedeniyle tanıştığını, sanığın kendisini sürekli arabasına alıp gezdirdiğini, sanıkla bir gönül ilişkisinin bulunmadığını, mezun olana kadar sanığın kendisiyle rızası dışında ilişkiye girdiğini, 09.05.2012 tarihinde savcılıkta; sekizinci sınıfı okurken ilk dönem okulun önünde sanıkla tanıştığını, sanığın kendisini sürekli arabayla takip ettiğini, daha sonra kendisini arabaya aldığını, tam tarihini hatırlamadığını ancak 15 yaşını henüz doldurmadığı bir zamanda kendisini yine arabasına alarak iş yerinin üst katındaki evine götürdüğünü, orada kendisiyle zorla ilişkiye girdiğini, 18.06.2013 tarihinde savcılıkta; ilköğretim okulu sekizinci sınıftayken ilk kez kendisiyle ilişkiye giren kişinin sanık olduğunu, mahkemede; ilköğretim okulunun sekizinci sınıfının ikinci döneminde arkadaşı tanık ... vasıtasıyla sanıkla tanıştığını, sanıkla ilköğretim okulunun son sınıfının ikinci döneminde şubat ayında tanıştıklarını, okullar kapanıncaya kadar hemen hemen her gün görüştüklerini, Tanık ... mahkemede; sanığı, katılan mağdureyle arkadaş olmaları dolayısıyla tanıdığını, sınıf arkadaşı olan katılan mağdurenin sekizinci sınıfta, yani 2011 yılının ikinci sömestir tatilinden önce sanıkla tanıştığını öğrendiğini, katılan mağdurenin sanığın evine gittiğini ve bu dönemde cinsel ilişkiye girdiklerini bildiğini, tanıştıktan kısa bir süre sonra ikinci dönemde yanlış hatırlamıyorsa bir ay içerisinde katılan mağdurenin sanıkla cinsel ilişkiye girdiklerini anlattığını, Beyan etmişlerdir. Sanık aşamalarda; kesinlikle katılan mağdureyi tanımadığını, onunla zorla ilişkiye girmediğini, hakkında bu kadar ayrıntılı bilgiye sahip olmasının sebebini bilmediğini, 2010 yılının 11 Aralık tarihine kadar cezaevinde kalıp daha sonra tahliye edildiğini savunmuştur. V. GEREKÇE 1- Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar Ayrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 18.06.2025 tarihli ve 540-264 sayılı kararında açıklandığı üzere; Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile, taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup, muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Ceza mahkemesinin öncelikle sanığa isnat olunan fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini saptaması, yani maddi sorunu çözmesi gerekir. Kural olarak bu sorun çözüldükten sonra olayın hukuk karşısındaki durumu tespit edilecektir. Hukuki sorun; sanık tarafından gerçekleştirilmiş fiilin suç oluşturup oluşturmadığı, suç oluşturmakta ise hangi suçu oluşturduğu, bu suçun kamu adına takip edilebilir ve cezalandırılabilir bir suç olup olmadığı, hangi ölçüde bir cezanın belirlenmesi gerektiği gibi maddi ve yargılama hukukuna ilişkin normlar ile hukukun temel ilkeleri çerçevesinde çözülmesi gereken bir problemdir. Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Maddi sorunun, delil serbestîsi ilkesi doğrultusunda yargılama hâkimi tarafından, hukuka uygun yöntemle elde edilmiş ve usulünce tartışılmış her türlü delille çözülmesi gerektiğinde kuşku yoktur. Maddi gerçeğin açıkça ortaya konulmaya çalışılması, olayın sübutuna, suç teşkil edip etmediğine, suç oluşturuyorsa vasfının tayinine temas eden, sonuca etkili tüm delillerin toplanması ve tartışılması ile mümkündür. Doktrin (Yener Ünver, "Ceza Muhakemesinde İspat", Ceza Hukuku Dergisi, 2006/2, s. 125, Erdal Yerdelen, Ceza Muhakemesinde Hükmün Gerekçesi, Adalet Yayınevi, Mart 2015, s. 356) ve uygulamada (YCGK'nın 01.05.2007 tarihli ve 2007/1-43 Esas - 2007/101 Karar sayılı kararı vb.) istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere; eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez. Öte yandan Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-4 49... .03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; TCK'nın 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nın 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. TCK'nın 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu düzenleyen TCK'nın 109. maddesinde mağdurun rıza açıklama ehliyetini belirleme noktasında bir yaş sınırı getirilmemiştir. Bu hâlde yaşı küçük mağdurun rızasının failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı, failin amacının toplumda kabul gören bir davranış ya da genel ahlak kurallarına uygun olup olmadığı nazara alınarak belirlenmelidir. Bu anlamda küçük yaştaki çocuğun gideceği yere bırakılması ya da çocuğun ailesini evde bulamadığı için komşularına gitmesi örneklerinde olduğu gibi kişinin meşru amaçla hareket ettiği durumlarda yaşı küçük çocuğun rızası geçerli olacak, kişinin haksızlık bilinciyle hareket ettiği ve küçüğün rızasının kanuna, adaba veya genel ahlak kurallarına aykırı olduğu hâllerde ise yaşı küçük çocuğun rızası geçerli olmayacaktır. Bu sebeple yaşı küçük mağdurun rızasının failin ceza sorumluluğunu ortadan kaldırıp kaldırmayacağı her olayın özelliğine göre değerlendirilip belirlenmelidir. Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış çok sayıda kararında da 15 yaşından küçük mağdurun hukuken geçerli sayılan rızası bulunmadan gerçekleşen alıkoyma eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu sonucuna varılmıştır. TCK'nın "Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması" başlıklı 234. maddesinin üçüncü fıkrasında; "...Kanunî temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü yer almaktadır. 06.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun'la eklenen 3. fıkranın gerekçesinde; "5237 sayılı Kanunun 234 üncü maddesine üçüncü fıkra olarak yeni bir fıkra eklenmiştir. 22.11.2001 tarih ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 339 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına göre, 'Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.' Bu hükümle, yaşı ne olursa olsun, çocuğa ana ve babasının bilgisi veya rızası dışında evi terk etmeme hususunda bir yükümlülük yüklenmiştir. Bu hükmü, ana ve babasının bilgisi ve rızası dışında evi terk eden çocuğu yanında bulunduran kişiye çocuğun ana ve babasını veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yüklemek suretiyle tamamlamak gerekir. Çocuğun evi terk etmesinin ana ve babada büyük bir tedirginlik oluşturduğu herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Belirtilen gerekçelerle, Türk Ceza Kanununun, 'Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması' başlıklı 234 üncü maddesine, kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu rızasıyla da olsa yanında tutan kişiye çocuğun ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmek yönünde bir yükümlülük yükleyen ve bu yükümlülüğe aykırı davranışı suç olarak tanımlayan bir fıkra eklendiği" ifade edilmiştir. Madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere bu suçla korunan hukuki değer, veli ya da vasinin çocuk üzerinde sahip olduğu velayet veya vesayet hakkıdır. Kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evini terk eden çocuğu, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeden, rızasıyla da olsa yanında tutan kişi şikâyet üzerine cezalandırılacaktır. Çocuğun, kanuni temsilcisinin bilgisi ve rızası olmadan fakat kendi istek ve arzusuyla evi terk edip rızasıyla failin yanına gitmesi veya onun yanında rızasıyla kalması bu suçun oluşması bakımından ön şart niteliğindedir. Kanuni temsilcinin rızasının bulunması suçun oluşmasına engel olacaktır. Fail, çocuğun ailesine veya yetkililere bildirme yükümlülüğünü somut olaya göre belirlenebilecek makul bir süre içerisinde yerine getirdiği takdirde, çocuğu yanında tutsa bile eylem suç teşkil etmeyecektir. 2. Hukuki Nitelendirme Yerel Mahkemece sanığın katılan mağdureye yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını gerçekleştirdiğinin kabul edildiği anlaşılan olayda; Katılan mağdure olay tarihinde on beş yaşından küçük olarak kabul edildiği takdirde sanığın eylemleri çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını, 15 yaşından büyük olarak kabul edildiği hâlde ise sanığın eylemleri reşit olmayanla cinsel ilişki ile çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçlarını oluşturacaktır. Bu nedenle suç tarihinin tereddüte mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi; tatbik edilecek kanun maddeleri, suçun şikâyete tabi olup olmadığı, korunan hukuki yarar, ceza miktarı gibi hususları etkileyecektir. Sanığın başka bir suçtan hükümlü bulunduğu cezaevinden 10.11.2010 tarihinde tahliye edildiği anlaşılmaktadır. Katılan mağdurenin 2010-2011 yıllarında sekizinci sınıf öğrencisi olduğu ve 16.03.2011 tarihinde on beş yaşını tamamladığı dosya kapsamıyla sabittir. Başka bir olay nedeniyle beyanda bulunduğu sırada katılan mağdure 15 yaşından küçük olduğu bir dönemde sanıkla ilişkiye girdiğini ifade etmiş, tanık ... ise sınıf arkadaşı olan katılan mağdurenin sanıkla sekizinci sınıfta, yani 2011 yılının ikinci sömestir tatilinden önce tanıştığını öğrendiğini, tanıştıktan kısa bir süre sonra ikinci dönem içerisinde hatırladığı kadarıyla bir ay içerisinde cinsel ilişkiye girdiklerini katılan mağdurenin anlattığını ifade etmiştir. Açık kaynaklardan yapılan araştırmaya göre, 20 11... Ocak-14 Şubat tarihleri arasında ikinci sömestir tatili gerçekleşmiştir. Katılan mağdurenin tanık ... tarafından belirtildiği üzere ikinci sömestir tatilinin başlamasından önce tanıştığı sanıkla bir ay içerisinde ilişkiye girmesi durumunda veyahut sömestir tatilinin bitmesinden sonra bir ay içerisinde sanıkla ilişkiye girmesi hâlinde dahi on beş yaşından küçük olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Nitekim katılan mağdure aşamalarda sanığın eylemlerinin başladığı tarihte 15 yaşından küçük olduğunu istikrarlı bir şekilde dile getirmiş ve bu husus da esasında tanık ... tarafından da doğrulanmıştır. Her ne kadar gerekçeli karar başlığında suç tarihi 2010 yılı olarak gösterilmiş ise de Yerel Mahkeme kararının hukuki nitelendirme başlıklı kısmında "Sanık ...'ün 2011 yılı Şubat ayı içerisinde tanıştığı 15 yaşından küçük olan mağdur ... ...'ı oto yıkama yaptığı iş yerinin üstünde bulunan evine götürdüğü, sanığın burada mağdura porno film izlettirerek rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği ve bu cinsel birlikteliğin sonraki günlerde de devam ettiği" şeklinde değerlendirmede bulunulması, hüküm fıkrasında ise; "2010-2011 Eğitim yılının ikinci kanaat döneminin başladığı 14.02.2011 tarihinden mağdurenin 15 yaşını tamamladığı 17.03.2011 tarihine kadar" şeklinde tespite yer verilmesi karşısında suç tarihinin tespitine yönelik eksik araştırma bulunmadığının ve sanığın 16.03.1996 tarihinde doğan katılan mağdureye yönelik eylemlerinin 16.03.2011 tarihinden önce gerçekleştiğine yönelik Yerel Mahkeme gerekçesinin yasal ve yeterli olduğunun kabulünde zorunluluk bulunmaktadır. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2025/113, K. 2026/182, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2025-113-e-2026-182-k-4ce59e25ace8