Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/423 E. 2026/149 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/423
Karar No
2026/149
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 38 - 98

I. HUKUKİ SÜREÇ Kasten öldürme suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29, 62, 53, 54... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.11.2022 tarihli ve 509-464 sayılı, resen istinafa tabi hükmün, sanık müdafii tarafından da istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 20.01.2023 tarih ve 38-98 sayı ile istinaf başvurusunun esastan reddine; bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 17.01.2024 tarih, 4533-407 sayı ve oy çokluğu ile temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. Daire Başkan Vekili ...; "Sanığın olay öncesi, olay esnası ve olay sonrasındaki davranışları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın kasten öldürme kastı ile değil yaralama kastı ile hareket ettiğinin kabulü gerektiği, sanığın yaralama eylemi ile maktulün ölümü arasında illiyet bağı bulunduğu, bu nedenle eylemin TCK'nın 87/4-2. cümlesinde belirtilen kasten yaralama sonucunda ölüme sebep olma suçunu oluşturduğu" düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.04.2024 tarih ve 51879 sayı ile; "...Olay günü maktul ile sanığın tartışmaları ve maktulün sanığın darp etmesi üzerine başlayan arbede sırasında, sanığın elinde bulunan bıçağı rastgele sallaması sonucunda maktulün boyun bölgesinden isabet aldığı, sanığın maktulün yaralanması üzerine herhangi bir engel durum bulunmamasına rağmen eylemine kendiliğinden son verdiği, çıkan arbede sırasında sanığın özellikle maktulün hayati önem taşıyan boyun bölgesini hedef alarak hareket ettiğinin saptanamadığı gibi oluşan iki yaralanmadan bir tanesinin öldürücü nitelikte olduğu, diğer yaranın bıçağın ucu ile oluşmuş basit nitelikte olduğu, hareketle kavga ortamında rastgele savrulan bıçak darbelerinin sadece birinin öldürücü olmasının tek başına sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğini kabule yeterli olmadığı, tanıklar ... ve ...’ın beyanlarına göre, sanığın olaydan sonra bağırarak komşularından yardım istediği, olay sonrası maktule yardımcı olduğu, boynuna tampon yaptığı ve ambulansa götürdüğü tespitleri karşısında; sanığın olay öncesi, olay esnası ve sonrasındaki davranışları bir bütün olarak nazara alındığında, öldürme kastının şüpheli kaldığı, öldürme kastını açığa çıkaran herhangi bir delil bulunmadığı, ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu ancak yaralama olarak vasıflandırılan eylem sonucu maktulün öldüğü anlaşıldığından, eylemin kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu oluşturduğu ve eylemine uyan TCK'nın 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği," görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 03.07.2024 tarih, 2914-5001 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIĞIN KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin TCK'nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu mu yoksa aynı Kanun'un 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.

IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 31.08.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin otopsi raporuna göre; maktulün vücudunda iki adet delici alet yarası tespit edilmiş olup dış muayenede 1 no ile tarif edilen (sol klavikulanın hemen üzerinde klavikula orta hizasında, ön açısı geniş, arka açısı dar, 3,1 cm’lik kesici delici alet yarası) yaralanmanın öldürücü nitelikte olduğu, dış muayenede 2 no ile tarif edilen (1 no ile tarif edilen yaranın 5 cm solunda bıçak ucu ile husulü mümkün 0,6 cm’lik iç açısı dar, dış açısı geniş kesici delici alet yarası) yaralanmanın ise öldürücü nitelik taşımadığı, kişinin ölümünün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiği, 01.07.2021 tarihli Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesinin raporuna göre; sanığın sol göğsü üzerinde yaygın abrazyon, kızarıklık ve sıyrık olduğu, 25.05.2022 tarihli İstanbul Kriminal Polis Labaratuvarı Müdürlüğünce düzenlenen uzmanlık raporuna göre; suçta kullanılan bıçağın 10,2 cm uzunluğunda, tek ağızlı, sivri uçlu, oluksuz, sırtı küt, zorlamadan mütevellit kısmen eğilmiş ve plastik kabzalı olduğu, Anlaşılmaktadır. Tanık ...; sanığın karşı komşusu olduğunu, saat 15.00 sıralarında kapıya şiddetli bir şekilde vurulduğunu, panikle kapıyı açtığını, sanığın daire kapısının açık olduğunu ve içeriden çıkan maktulün elini göğsünün üstüne bastırdığını, sanığın maktule sarılıp ağladığını, maktulün kanamasını fark etmesi üzerine ambulansı aradığını, sanık ve maktulün apartman giriş kapısına giderek ambulansı beklediklerini, sanığın maktule yardım etmeye çalıştığını, Tanık ...; sanığın alt kat komşusu olduğunu, olay günü bağırma seslerini duyması üzerine daire kapısını açıp alt kata doğru baktığında sanığın maktulü dairenin dışına doğru çıkardığını gördüğünü, dillerini bilmediği için ne konuştuklarını anlamadığını, sonrasında camdan baktığında maktulün apartmanın önünde yığılmış bir şekilde beklediğini, sanığın ise maktulün yarasına havlu ile bastırdığını, İfade etmişlerdir. Sanık; maktulün eski eşi olduğunu, kendisinden ayrıldıktan sonra başka biri ile evlendiğini, farklı evlerde kalsalar da zaman zaman evine uğradığını, olay günü de evine gelerek başka erkeklerle para karşılığında görüşmesi için kendisine baskı yaptığını, tartıştıklarını ve maktulün kendisini darbettiğini, o sırada meyve doğramak için elinde bulunan bıçağı maktule doğru salladığını, amacının öldürmek değil yalnızca maktulü uzaklaştırmak olduğunu savunmuştur. V. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar ve İlgili Mevzuat Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun, 01.10.2025 tarihli ve 539-370 sayılı, 19.03.2025 tarihli ve 154-130 sayılı, 21.02.2024 tarihli ve 116-84 sayılı, 08.12.2022 tarihli ve 130-780 sayılı kararlarında ayrıntılarına yer verildiği üzere; TCK’nın "Kasten öldürme" başlığı altında 81. maddesinde düzenlenen suçun manevi unsuru öldürme kastı iken, 87. maddesinin dördüncü fıkrasına düzenlenen yaralama sonucunda ölüme neden olma suçunun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. TCK’nın 21. maddesinin birinci fıkrasına göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun müstakar kararlarına (15.10.2025 t., 363-407 sy, 30.10.2025 t., 499-443 sy.,) göre, bahse konu suçlara ilişkin kastın belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda yara meydana gelmiş ise bu yaraların yerleri ile nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Öldürme ya da yaralama kastının belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır. TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen aynı Kanun'un 87. maddenin 4. fıkrasına göre; gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi, TCK’nın 86. maddesinin 1. fıkrası veya 1. fıkrası ile birlikte 3. fıkrası kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için: a. Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b. Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci maddesi kapsamında yaralanmış olması veya 86. maddenin birinci fıkrası kapsamındaki yaralama fiilinin üçüncü fıkra da ihlal edilmek suretiyle gerçekleştirilmesi, c. Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d. Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, Şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Şu hale göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de ölmesini istemiş ve ölüm meydana gelmiş ise bu durumda kasten öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Madde metnine göre faile verilecek ceza belirlenirken kasten yaralama suçunun düzenlendiği TCK'nın 86. maddesinin birinci ve üçüncü fıkralarına yollama yapılmıştır. O hâlde, mağdurun basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek dereceden daha ağır şekilde yaralanması gerekmektedir. Anılan maddenin 2. fıkrasında karşılığını bulan basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde meydana gelen yaralamalarda 87. maddenin 4. fıkrası uygulanamayacaktır. Üçüncü şart olarak mağdurun ölmesi ve failin eylemi ile mağdurun ölümü arasında uygun nedensellik bağının bulunması; son olarak, failin meydana gelen bu ölüm sonucundan, en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması gerekir. B. Hukuki Nitelendirme Olay tarihinde maktulün, imam nikâhlı eski eşi olan sanığın yaşadığı eve geldiği, sanıktan kendisiyle ve kendisinin istediği başka erkeklerle para karşılığı birlikte olmasını istediği, bu nedenle sanık ve maktul arasında tartışma yaşandığı, maktulün sanığı darbetmesi üzerine sanığın da maktule bıçakla iki kez vurduğu, bu nedenle meydana gelen yaralanmalardan ilkinin maktulün sol klavikula bölgesine isabet ettiği ve öldürücü nitelik taşıdığı, diğerinin ise belirtilen bölgeye yakın olmakla birlikte basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek mahiyette olduğu, nihayetinde maktulün iç organ ve büyük damar yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu öldüğü hususunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında uyuşmazlık ve bu kabulde dosya kapsamı itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Necmi Kadıoğlu Devlet Hastanesince düzenlenen 01.07.2021 tarihli adli rapora göre sanığın sol göğüs üzerinde yaygın abrazyon, kızarıklık ve sıyrık olduğu belirlendiğinden, olay sırasında sanık ve maktul arasında bir arbede yaşandığı anlaşılmaktadır. Bu husus sanık savunması ile bağırma sesleri duyduğunu ifade eden tanık Melek'in anlatımlarıyla da doğrulanmıştır. Tanık beyanlarıyla da desteklendiği üzere sanığın olaydan sonra komşularından yardım istemesi, maktulün boynuna tampon yapması ve ambulansa götürmesi tespitleri de nazara alındığında, kavga ortamında rastgele savrulan bıçak darbelerinden birinin öldürücü nitelik taşıması, tek başına sanığın öldürme kastı ile hareket ettiğinin ortaya konulması bakımından yeterli görülmemiştir. Dolayısıyla sanığın olay öncesi, olay esnası ve sonrasındaki davranışları bir bütün olarak nazara alındığında, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın maktulü öldürme kastı ile hareket ettiği yönünde vicdani kanaat oluşturması bakımından yeterli olmadığı anlaşılmakla in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın eyleminin neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğu ve TCK'nın 87/4. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin TCK’nın 81/1. maddesinde düzenlenen kasten öldürme suçunu oluşturduğu ve bu nedenle itirazın reddi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE, 2- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 17.01.2024 tarihli ve 4533-407 sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, 3- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 20.01.2023 tarihli ve 38-98 sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının, sanığın eyleminin TCK'nın 87/4. maddesinde düzenlenen neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 4- Dosyanın, CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/423, K. 2026/149, T. 11.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-423-e-2026-149-k-151ce8ef8d93