Yargıtay · Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2024/162 E. 2026/280 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2024/162
Karar No
2026/280
Karar Tarihi

KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : Ceza Genel Kurulu MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 20-87 HÜKÜMLER : Sanığın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, teşebbüs aşamasında kalan irtikap suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 250/1, 35... /1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/3-d ve 53/1-5. maddeler uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkindir. I. HUKUKİ SÜREÇ Sanığın görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine, teşebbüs aşamasında kalan irtikap suçundan TCK'nın 250/1, 35... /1-5. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise aynı Kanun'un 109/1-3(d) ve 53/1-5. maddeler uyarınca 2 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna ilişkin İlk Derece Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince verilen 05.12.2023 tarihli ve 20-87 sayılı hükümlerin sanık, katılan ... vekili, katılanlar..., ... ..., ... ve ... vekili ile katılan ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının red ve onama istemli 01.04.2024 tarihli ve 39440 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık, suçun unsurlarının oluşmadığı, hakkında verilen cezalarda takdiri indirim yapılmamasının kanuna aykırı olduğu; katılan ... vekili; her iki suç yönünden de alt sınırdan uzaklaşılarak ceza verilmesi gerektiği, irtikap suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı kabul edilerek eksik ceza verildiği, katılan ... vekili; irtikap suçunun teşebbüste kaldığının kabul edilmesi ve alt sınırdan ceza verilmesinin kanuna aykırı olduğu, katılanlar vekili; sanığa isnat edilen görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun sabit olduğu gerekçeleriyle temyiz isteminde bulunmuşlardır. Katılan ... Bakanlığının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve görevde yetkiyi kötüye kullanma, katılan ...'in görevde yetkiyi kötüye kullanma, katılanlar ..., ..., ... ... ve ... ...'nın teşebbüs aşamasında kalan icbar suretiyle irtikap ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından doğrudan zarar görmedikleri için bu suçlar yönünden davaya katılma ve hükümleri temyize hak ve yetkileri bulunmadığından temyiz istemlerinin CMK'nın 298. maddesi uyarınca reddine, temyiz incelemesinin; katılan ... vekilinin, sanığın icbar suretiyle irtikap ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, katılan kurum vekilinin teşebbüs aşamasında kalan icbar suretiyle irtikap suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerine ve katılanlar ..., ..., ... ... ve ... ... vekilinin görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan verilen beraat hükmüne yönelik temyiz istemleri ile sınırlı olarak yapılmasına karar verilmiştir. III. GEREKÇE Olay tarihinde Cumhuriyet savcısı olan sanığa müsnet suçların niteliği itibarıyla, 2802 sayılı Kanun'da öngörülen soruşturma ve kovuşturma usul ve şartlarına da uyularak başlatılıp icra olunan hukuki süreçte, mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup, silahların eşitliği ve yüzyüzelik ilkeleri çerçevesinde usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına istinad eden kabule göre;

1. Görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu yönünden: Her ne kadar 22.09.2017 tarihinde, ... vekili tarafından yazılan ve ... Tekstil A.Ş’nin yöneticileri katılanlar ... ..., ..., ... ve anılan şirketin yetkilisi katılan ... haklarında dolandırıcılık suçuna ilişkin olan dilekçeyi alan Büyükçekmece Cumhuriyet savcısı olarak görev yapan ancak nöbetçi ya da müracaatta görevli olmayan sanığın; tevziye göndermeyip uhdesinde bulunan ve dilekçe içeriği ile konu veya kişi yönünden herhangi bir bağlantısı bulunmayan başka bir soruşturma dosyasına havale ederek eklediği, aynı gün dilekçede şikâyetçi ve şüpheli olarak yer alan kişileri UYAP sistemi üzerinden anılan soruşturma dosyasına taraf olarak kaydettiği, ardından bu kişiler yönünden tefrik kararı vererek oluşturduğu soruşturma dosyasının kendi uhdesinde kalmasını sağlamak suretiyle şikâyete konu edilen suç bakımından Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının yer yönünden yetkisi bulunmadığı hâlde soruşturmayı yürüterek görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunu işlediği iddia edilmiş ise de; ...'ın, şikâyeti gerçekleştirdiği 22.09.2017 tarihinden bir gün önce ikametgahını Çerkezköy’den Büyükçekmece ilçesine aldırması ve dosyanın başka bir savcıya tevzi edilmesi sonrasında yetkisizlik kararıyla gönderildiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheli konumunda olan katılanlar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddiasıyla kamu davası açılmış olması hususları birlikte nazara alındığında, sanığın görevinin gereklerine aykırı hareketleri neticesinde, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına neden olma ya da kişilere haksız menfaat sağlama şeklinde öngörülen objektif cezalandırma koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle görevde yetkiyi kötüye kullanma (TCK madde 257/1) suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı yönündeki Özel Daire görüşünde isabetsizlik saptanmamıştır. 2. İrtikap ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden: Bu soruşturma devam ederken 29.09.2017 tarihinde ... adına vekili tarafından yazılan, katılan ... hakkında dolandırıcılık suçuna ilişkin isnat içeren dilekçeyi alıp, anılan soruşturma dosyasına eklemek üzere havale ettikten sonra, hakkında şikâyette bulunulan katılan ...’i dolandırıcılık suçundan beyanının alınması için ifadeye çağırdığı, 04.10.2017 tarihinde ifade vermek için odasına gelen katılan ...’e "Hakkında ... tarafından yapılan şikâyet var, bu adamdan para almışsın, adamı mağdur etmişsin, sen bu adam ile helalleş." dediği, katılanın borcunun olmadığını, hukuk davalarının devam ettiğini söylemesi üzerine; "Bence sen bu adamla anlaş yoksa sana Fetöcü derler, Reis'e küfür etti derler, bu iş Ankara'ya yansıdı, bence sen bu adamla anlaş ve helalleş bu iş kapansın." dediği, katılan ...’in önceki ifadelerine benzer sözlerle cevap vermesi üzerine; "Yani sen bu adamla anlaşmıyorsun, helalleşmiyorsun ...O zaman çık dışarıda bekle." diyerek ...'i dışarı çıkardığı, katılan ... hakkında yapılan şikâyet ile ilgili tefrik kararı verdiği, dosya üzerinden kolluğa yazdığı müzekkereyle katılan ...’i dolandırıcılık suçundan usulsüz olarak gözaltına aldırdığı, anılan dosyada gizlilik kararı verilmesi için sulh ceza hâkimliğinden talepte bulunduğu, gözaltı süresinin bitiminde avukatı ile birlikte ifade vermek için odasına gelen ...’e ;"Dün sana söylemiştim, bu konuda ne diyorsun?" diyerek ifade almak istediği sırada, vekilinin itirazları üzerine "...'dan Çerkezköy'deki arsa için para almışsın, dolandırmışsın, şikâyeti var." sözleriyle suçlamayı açıkladığı, devamla, "Yani ... şimdi bu arsa alım satım işine aracılık yapmadı mı, komisyonculuk yapmadı mı?" dediği, ...’in suçlamayı kabul etmeyen tavrı sonrasında, "Zaten buraya gelenlerin hepsi suçsuz, hiç biri suçunu kabul etmez." diyerek, ifade alma işleminin tamamlanmasını müteakip katılan hakkında yurt dışı çıkış yasağı adli kontrol tedbiri kararı verilmesi talebinde bulunduğu, sonra da hakkında gözaltı kararı olmadığı hâlde katılanı serbest bıraktırmayıp Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları refakatinde bu dosyadan tefrik kararı verdiği suç yönünden örgüt kapsamında işlenen suçlara bakmakla görevli Cumhuriyet savcısına gönderdiği iddialarına gelince; Sanık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şikâyetçi sıfatıyla ifadeleri alınan ... ve şoförü ...’in, ... Tekstil A.Ş’nin yöneticisi ve yetkilisi olan bir kısım katılanlar ile ilgili şikâyete konu olayların yanı sıra anılan şirketle bağlantılı olduğunu öne sürdükleri katılan ... ile ilgili olarak FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne sempati gösterdiğine ilişkin beyanlarda bulundukları; 29.09.2017 tarihinde ise ...'ın, bu sefer katılan ... hakkında başka bir arsanın alım satımı kapsamında dolandırdığı, Cumhurbaşkanına hakaret ettiği ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü elebaşını övdüğü iddialarını içeren, yine avukatı tarafından hazırlanmış dilekçeyi sunduğu, sanığın bu dilekçeyi de tevziye göndermeyip yürütmekte olduğu soruşturma evrakına eklenmek üzere "Dosyasına" yazısıyla havale ettiği, akabinde katılan ...’i nitelikli dolandırıcılık suçundan şüpheli sıfatıyla UYAP sistemine taraf olarak kaydettiği, gönderilen mesaj üzerine 04.10.2017 tarihinde ifade vermek üzere gelen katılan ... ile odasında baş başa yaptığı görüşmede, ...'ın şikâyetine konu olaylar kapsamında iddia edilen borcu kabul edip bu şahısla anlaşması için "Bak sen bu adamlarla anlaş, yoksa sana Fetöcü derler, Reis'e küfretti derler, bu iş zaten Ankara'ya yansıdı." şeklindeki sözlerle sıkıştırarak görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullandığı, bu yolla daha önceden tanıdığı ...'a yarar sağlanması veya vaatte bulunması bakımından katılan ...’in iradesini baskı altına aldığı, katılan ...’e uygulanan manevi cebrin ciddi olup belli bir şiddete ulaştığı, sanığın soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı olduğu da gözetildiğinde, katılan ...’in söz konusu baskının etkisinden kolaylıkla kurtulma olanağının da bulunmadığı, böylece icbar suretiyle irtikap suçunun (TCK madde 250/1) oluştuğu ancak bu icbara rağmen katılan ...’in, ...'a yarar sağlaması veya bu yolda vaatte bulunmasını kabul etmemesi nedeniyle sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı (TCK madde 250/1, 35), Keza katılan ...'in, ...'a borcu olduğunu kabul etmeyip bu konudaki davaların hukuk mahkemelerinde devam ettiğini belirterek anlaşmayı gerektirir bir durum olmadığını ifade etmesi üzerine sanığın katılana dışarıda beklemesini söylediği, koridorda beklerken katılan ...'i şüpheli taraf olarak dosyaya eklediği, isnat edilen suçları, tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı, terör örgütü propagandası yapma, terör örgütüne üye olma ve Cumhurbaşkanına hakaret suçları olarak gösterdiği, nitelikli dolandırıcılık suçu haricindeki diğer suçlardan evrakı tefrik edip sanığın dolandırıcılık suçundan katılanın gözaltına alınması talimatı verdiği, aynı gün sulh ceza hâkimliğinden silahlı terör örgütü üye olma suçuyla ilgili deliller bulunduğundan bahisle dosyanın incelenmesinin kısıtlanması talebinde bulunduğu, Sanık savunmasında suçlamaları kabul etmediğini, katılan ... hakkında Cumhurbaşkanına hakaret ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi olduğu yönünde kuvvetli iddialar ve toplanması gereken deliller bulunduğu, bir banka müdürünün bu iddialara tanık olup henüz dinlenmediğinden baskı altına alınmaması için gözaltına alma kararı verdiğini belirtmiş ise de, ... vekili tarafından imzalanan ve ... Tekstil A.Ş ortakları hakkında verilen 22.09.2017 tarihli şikâyet dilekçesinde, katılan ... ile ilgili bir isnatta bulunulmadığı hâlde aynı tarihte şikâyetçi sıfatıyla ifadesi alınan ...'ın, katılan ... hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü propagandası yaptığına dair beyanda bulunması üzerine sanığın, delillerin ilgili Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca değerlendirilmesi için aynı tarihte ayırma kararı vermek yerine, iş bölümü yönergesine aykırı olarak gözaltı tedbiri sonuna kadar isnad edilen bu suçtan da soruşturmayı yürütmeye devam ettiği, terör örgütü propagandası yapma ile Cumhurbaşkanına hakaret suçları açısından tanık olduğu belirtilen ... isimli banka müdürünün ifadesinin gözaltına alma kararından önce alınmasına tevessül etmediği, gözaltı süresi içerisinde sanık tarafından ifadeleri alınan tanıkların, şikâyet eden ...'ın kızı ve çalışanı olması sebebiyle toplanan delillere katılan ... tarafından etki edilebilecek mahiyette olmadığı gibi gözaltı süresinin bitiminde avukatı huzurunda katılan ...’in savunmasının alınması sırasında Cumhurbaşkanına hakaret ya da silahlı terör örgütüne üye olma iddialarına ilişkin herhangi bir sorunun yöneltilmediği, bu suçlar yönünden işlem yapılmak üzere katılan ...'i polis memurları eşliğinde Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunda görevli Cumhuriyet savcısına sevk ettiği, burada katılan ...'in herhangi bir işlem yapılmadan serbest bırakıldığı, aynı olayla ilgili ...’ın Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına ve Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçelerin birbirinden farklı olup Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği dilekçede, katılan ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve Cumhurbaşkanına hakaret suçlarına ilişkin bir isnadın yer almadığı, İfade vermek üzere kendiliğinden gelen katılan ...'i, daha önceden tanıdığı ve belli ölçüde ilişkisi olan şikâyetçi ...'a olan borcunu kabul etmemesi ve bu konuda anlaşmak istemediğini beyan etmesi üzerine, CMK’nın 91/2. maddesine muhalefet ederek dolandırıcılık suçundan gözaltına alınması talimatı verip gözaltına aldırdığı, hakkında gözaltı kararı olmadığı hâlde katılanı serbest bıraktırmayıp Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde görevli polis memurları refakatinde bu dosyadan tefrik kararı verilen silahlı terör örgütüne üye olma ve Cumhurbaşkanına hakaret suçları yönünden örgüt kapsamında işlenen suçlara bakmakla görevli Cumhuriyet savcısına gönderdiği mülahazalarıyla, daha önceden tanıdığı ve belli ölçüde ilişkisi bulunan ...'ın varlığını kabul ettiği alacağını ceza soruşturması tehdidiyle icraya çalışan sanığın, Cumhuriyet savcılığı görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle katılanı hürriyetinden yoksun kılma suçunu (TCK madde 109/3-d) işlediği sonucuna ulaşan Özel Daire kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Şu hâle göre; Sanığa isnat olunan teşebbüs aşamasında kalan irtikap ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemleriyle ilgili ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerin ve bu eylemlerin sanık tarafından işlendiğinin, müsnet görevde yetkiyi kötüye kullanma suçunun ise unsurları itibarıyla oluşmadığının kanun'a uygun olarak yürütülen duruşma sonucunda saptandığı, bütün delillerin ve aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği ve özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, gösterilen gerekçenin olaya ilişkin sorunlar bakımından özgün ve yeterli olduğu, teşebbüs aşamasında kalan irtikap ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından, sanığın, katılan vekilinin ve katılan ...’in ileri sürdükleri nedenler yerinde görülmemiş olmakla temyiz davalarının esastan reddiyle beraat ve mahkûmiyete ilişkin hükümlerin onanmasına karar vermek gerekmiştir. Çoğunluk görüşüne katılmayan bir Ceza Genel Kurul Üyesi; sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 05.12.2023 tarihli ve 20-87 sayılı, sanık hakkında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan kurulan beraat, teşebbüs aşamasında kalan irtikap ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin usul ve kanuna uygun olmaları nedeniyle ONANMASINA, 2- Dosyanın, Yargıtay 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.05.2026 tarihinde yapılan müzakerede görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan oy çokluğuyla, diğer suçlar yönünden oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2024/162, K. 2026/280, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-ceza-genel-kurulu-2024-162-e-2026-280-k-8dd5fa3e6884